Kaçımız kitap okuyoruz??

Peki kaçımız SOSYOLOG ve SOSYOLOJi terimlerinin manasını doğru olarak biliyoruz?

Kısaca değinmek istiyorum.

Sosyoloji ya da Toplum Bilim, toplum ve insanın etkileşimi üzerinde çalışan bir bilim dalına denir.

Toplumsal (sosyolojik) araştırmalar, sokakta karşılaşan farklı bireyler arasındaki ilişkilerden, küresel (global) sosyal işleyişlere kadar geniş bir alana yayılmıştır.

Sosyolog ya da toplum bilimci; bunlari araştıran, inceleyen, gözlem, deney ve ankete dayanan alan çalışmaları yapan, sebep ve sonuçlarını bulan ve asıl görevi çözüm üretmek olan bir bilim insanına denir.

Sosyolog yani Toplum Bilimci olabilmek için de, dört (4) yıllık Fen – Edebiyat Fakültesi SOSYOLOJi bölümünden mezun olmanın yanısıra; **okumayı bilmek, öğrenmeye açık olmak, sorgulamak, muhakeme etmek, düşünmek, toplumsal olay ve olgulara karşı daha hassas ve duyarlı olmak, endişelenmek, empati kurabilmeyi başarmak, görebilmek, duyabilmek, hissedebilmek ve çözüm üretebilmek gereklidir.

Kuran-ı Kerim ilk olarak “ikra” yani “oku” ile başlar. Bunun bilincinde olan her birey mutlaka okumalı.

**Okumayı bilmek, kağıt olarak yazılmış ve basılmış materyalleri , dokunarak, hissederek , görerek kitap olarak okumak değildir. Okumayı bilmek, aynı zamanda gökyüzünü, manzarayı, olgu ve olayı, mensubu olduğu dini ve vecibelerini, fotoğrafı, doğayı, resim sanatını ve alemleri, hayatı insanları …vb. okuyabilmek, sorgulayabilmek ve yorumlayabilmektir. Okuyan kişi analitik düşünür, betimler, yorumlar, çözer, anlar, öğrenir ve öğretir …

Görüldüğü üzere, hepimizin yakındığı bir konu olan “eğitim şart”!! bilincini oluşturmak ve “eğitim şart”, “spor yapmak, en azından yürüyüş şart” ve tabiki de “kitap okumak şart” bilincine doğru kayma gerçekleştirebilmek belkide biz sosyologların ilk yapması gereken “bilinçlendirme çabası olmalıdır” diye düşündük ve bu sebeple Facebookta, SOSYOLOGLAR SOKAĞI grubumuzda hasbel kader bu sınıftan olduğumuz için, bir “Kitap Okumayı Sevdirme Kampanyası” başlatalım dedik.. Ve başlattık tabiki.. Etkinliğimiz sürmektedir.

Sosyologlar Sokağı`nda; Sosyoloji, Psikoloji, Felsefe, Edebiyat, Bilim, Sanat, Aile, Toplum, Kentleşme, Medya, Çevre Bilinci, Hukuk, Ekonomi, iletişim ve Din alanlarında ve güncel konularda paylaşımlar yapmakta, sorunları tartışmakta ve çözüm aramaktayız. Bununla birlikte çeşitli Projeler üreterek Toplum Bilinci oluşturmaya çalışıyoruz. Mesela; Türkiye genelinde “Kitap okuma ve kitap okumayı sevmeyenlere sevdirme etkinligi” başlattık. Çünkü; kitap okumamak bir eksikliktir. Kitap okuyan birey bilinçlenir, kişiselleşir, haklarını ve vatandaşlık görevlerini bilir, topluma karşı duyarlılığını daha da geliştirir, sağlıklı düşünceler üretmeye ve görmeye başlar, beyin kapasitesini artırır, farklı dünyaları ve canlıları keşfeder, gözünü açtığı topraklar dışında hayatlar olduğunu da öğrenir , cesaretini bilgisiyle donatır, çevresindeki insanlari seçerek daha nitelikli olanların arasında yerini alır, zaman katillerine taviz vermez ve kesinlikle daha iyi bir birey olmaya adım atmış olur. Toplumumuzda kitap okumaya karşı oluşan önyargıyı, hiç bir zaman anlamış değilim. Oysaki kitap, apayrı gezegenlere giden serüvenlerin ulaşımı sağlayan aracıdır, yakıtıdır; keşfedilecek yeni alemlerin rehberidir.


Rize’nin menfaati adına konuşuyorum, kimse yanlış anlamasın lütfen genelleme olarak ya da hiç olmadığı için değil; gözlemlerime dayanarak, yetersiz olduğu için söylüyorum;

Rizemizde neden, çeşitli mekanlarda okumayı özendirici teşhir alanları yok veya sokaklarda kitap stantları kurulamıyor ya da kurulmuyor ?

Var olan yerler de bence yetersiz.

Neden herkes birbirine kitap hediye etmiyor?

Neden kimse, biraz daha kendini geliştirmeye çalışmıyor ve bilinçli toplum yaratma konusunda katkıda bulunmuyor?

Havalar iyi olduğunda, sahilde kitap okuma alanları olsa, özellikle çocuklar, gençler dahil olmak üzere tüm halkımızı heveslendirecek kitap okuma festivalleri yapılsa, en iyi okuyup, en doğru anlayana çeşitli hediyeler verilse, çekilişler olsa vb.. İyi olmaz mıydı??

Lafa gelince toz kondurmuyoruz Rizemize, o zaman neden okuma oranımızı yükseltmiyoruz? Tamam ara-sıra , Kamu kurum ve kuruluşlarının düzenlemiş olduğu , genellikle öğrenciler arasında , ödüllü kitap okuma yada hızlı kitap okuma yarışmaları oluyor ama özendiricilik açısından yeterli olduğunu hiç düşünmüyorum . Açıkçası Türkiye Cumhuriyetinin Başkomutanının baba ocağı ve nitelikli Devlet Erkanı çıkaran Rize’mizin kitap okuma oranında da lider olmasi gerekiyor diye düşünüyorum. Ama (sözüm meclisten dışarı) bazı kişilere, boş zamanı çok olan kadın yada erkek farketmez, örneğin; (çalışıp çalışmamasının inanın hiç bir önemi yok) sürekli olarak Laf Taşıma Kargosu (LTK) gibi, kapı kapı gezen ve /veya onun bunun hakkında kritik yapan kişilere ya da TV’koliklere kitap alın okuyun, birbirinizle kitap değişimi yapın desek , uzaylı görmüş gibi bakanlar olabilir diye iddia ediyorum.

Kitap okuyan ve okumayan yetişkin insan istatistiği alsak , erkeklere nazaran kadınların oranı kısmen daha yüksek çıkabilir .

Var mısınız yarışmaya ??? Bakalım kadınlar mı daha çok kitap okuyacak, yoksa erkekler mi??

Haydi Rize !!! Gelin birlik olalım ve kitap okumaya, okuduğumuzu irdelemeye, düşünmeye, anlamaya ve sonuçlar çıkarmaya çalışalım..

Bir Platform kuralım ve bir konu belirleyip o konu hakkında ya da okuduğumuz kitapların konusu dahilinde münazaralar yapalım.

Kitap okuma festivalleri yapalım. Hamsi festivalimiz kadar, kitap okuma festivalimizle de ön plana çıkalım.

2018’e girdiğimiz şu günlerde, geçmişi geride bırakıp, kitap okunan günlere adım atıp, geleceğe umutla baksak,

Ne dersiniz daha iyi olmaz mı ??

Sonuna kadar okuma sabrını gösteren değerli okurlarıma çok teşekkür ederim

Sevgi ve Saygılarımla

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.