Bunların Neresi Yanlış? AKSİNİ İSPATLAYABİLİR MİSİNİZ?

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde  tatildeydik. Eşimle, otelin lobisinde  oturmuş, ben Expresso Kahvemi, eşim de her zaman ki gibi, demli çayını keyifle yudumluyorduk. 

Memlekette ne var ne yok diye internette gezinirken, aynı anda, aynı makaleyi okurken bulduk kendimizi; ilgimizi çeken, okutan cümleler vardı. 

Rize'de yaşayan halk olarak, önümüzdeki yazı, 17 Şubat 2018'de Sayın Orhan YAZICILAR hocamızın kaleme aldığı makale idi; her zaman ki gibi cesurca ve kendinden emin duruşuyla "gerçekleri gün yüzüne çıkardığını" söyleyerek, yazdığı köşe yazısıydı.   

Tekrar tekrar okuyarak birbirimizle fikir alış verişi yaptık. Duyarlı insanlar olarak, konuyu irdelemeye, bilgimiz yettiğince anlamaya ve çözmeye çalıştık. 

Ama kafamızda, bir sürü, deli sorular ortaya çıktı. Merakla, birbirimize sorduk; “bunların neresi yanlış?”diye. Beyin fırtınası yaptığımız halde, doğrusu  biz bir yanlış bulamadık. Belki bu konudaki bilgi yetersizliğindendir. (!) "Haksızlık ve hadsizlik yapmayalım"  dedik ve soruları muhatabına sormaya karar verdik. 

 Yanlışsa düzeltin Sayın Rektör, delilleriyle birlikte, bizim gibi merak edenlere, tüm Rizelilere, ne olup ne bittiğini anlatın, belgeler sunarak konuşun artık.   

Siz sustukça, hepimizin kafası karışıyor. Bir de sizden dinleyelim Sayın hocam.   

Siz anlatın ki taraflıymış gibi yanlış algılanmasın.   

Sayın Rektörümüz kusura bakmayın ama...  Bunların hangisi YANLIŞ?  

Kamuoyunu aydınlatırsanız çok memnun olacağız. Ben de bu cevapları aynen köşeme taşıyacağım, söz.   

1) İlahiyat Fakültesi'den yeni mezun olan, oğlunuzu, sınavsız TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'ne(T. B.M.M.) yerleştirdiğiniz iddia ediliyor! 

Takip edebildiğimiz kadarıyla, bu iddialar ya da gerçekler günlerce, sayfalarca, gazete gazete konuşuldu, yazıldı, çizildi. 

Hiç bir cevap vermediniz ya da savunma da yapmadınız, bu dikkatimizi çekti!   

O kadar Üniversite mezunu genç, O kadar öğretmen, doktor, hemşire, işletme mezunu, Sosyolog, Psikolog, vs. mezun ama, malesef sizin oğlunuz gibi devlet kadrosuna hemen giremiyor yıllarını alıyor, KPSS engeline, barajına takılıyor, nasıl oluyor da sizlerdeki sihirli değnek bizleri es geçiyor? 

2) Ya kardeşinizin durumu?  Ona nasıl bir açıklama yapmayı ve hesabını vermeyi düşünüyorsunuz acaba? 

Jet hızıyla, memurluktan amirliğe, oradan Daire  Başkanlığına  yükseldiği ve Ankara’ya geldiği iddia ediliyor 

Bu bilgilerde mi YANLIŞ Sayın REKTÖR?  

Nasıl olabiliyor bütün bunlar?

Beynimiz almıyor, vicdanımıza sığmıyor. Dinde ya da mer'i hukukta bir  formülü mü var?  

Varsa bizlerle de paylaşır mısınız lütfen?   

Yoksa bu iddia ve ya gerçek mi yanlış?

3) Bir de şöyle bir şey okuduk ve düşündük eşimle acaba diyoruz; bunun fukara bir aileden gelmenizle bir ilgisi var mı?  Yani; neden, iki odalı lojmandan çıkıp aylığı bilmem kaç bin TL 'ye kiraya eve çıktınız?   Üstelik, paralar devletten!?

Bu mu yanlış?   

Normalde prosedür böyle mi işliyor? Yani Rektör (ya da Rektör vekili) kendi isteğine, zevkine, memnuniyetine göre belirleyip (amaaa kesesine göre değil), kafasına göre beğendiği evde, semtte, lojman dışı, kirası pahalı bir evde, parasını da milleti temsil eden devlete ödeterek oturabilir mi, bu nasıl oluyor aklımız almadı açıkçası çok şaşırdık? 

4) Bilmem  ne marka makam aracını beğenmeyip, iki sene evvel 400 küsur bin TL verip son model AUDİ QUADRO aldığınız mı yanlış?  Tabii yine, bunun parasını da devletimize ödettiğiniz iddia ediliyor ?!! 

BENİM, BAŞKA  SORULARIM DA  VAR,  DAHA  BİTMEDİİİ !!!   

Biyografinizi araştırdım, okudum. Artık internetten kolaylıkla her bilgiye ulaşılabiliyor. Allah(c.c.) ve sizin aranızda olanlar hariç.   Bir çok bilgi buldum. Bu  bilgilere istinaden soruyorum; 

*1972 yılındaTRABZON Şalpazarı'nda doğmuşsunuz.

Bunun yanlış olan tarafı var mı, varsa hangi kısmı? 

RESMİ doğum tarihiniz mi,  doğdunuz yer mi,  yoksa her ikiside mi YANLIŞ?  Yanlışsa o zaman doğrusu nedir?   

Biyografiye devam; Ortaöğrenimini Vakfıkebir İmam Hatip Lisesi’nde (1989),   üniversiteyi Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde okudu (1994).   

1995 yılında gerçekte TRABZON Karadeniz Teknik Üniversitesi (K. T. Ü. yani KATÜ diye okuyoruz) fiilien Rize İlahiyat Fakültesi İslâm Felsefesi Anabilim Dalı’nda Araştırma Görevlisi oldu. 

Bilmeyenler olabilir, 12 sene evveline kadar, Trabzon KTÜ'nün bazı fakülte ya da Meslek Yüksek Okulu gibi okulları RİZE  ve Giresun' da bulunurmuş.   

Siz, fiilen Rizemizde kampüsü bulunan gerçekte olan TRABZON KTÜ' ye bağlı İLAHİYAT FAKÜLTESİ'nde İslam Felsefesi Ana Bilim Dalında (A. B. D.) Araştırma görevlisi olarak akademik çalışmalara başlamış oldunuz.   Peki bu mu yanlış?   

Biyografiye devam yine; Aynı anabilim dalında 2002 yılında Doktor,   2008 yılında Doçent ve  2013 yılında Haziran ayında da Profesör oldu.   Sayın Rektör,  Yani diploma/belge/sertifika/doktora  tezi her ne varsa hepsinde TRABZON K. T. Ü. İlahiyat  Fakültesi islâm Felsefesi Anabilim Dalı mı yazıyor?   Bunlar mı yanlış?   

Yoksa; Anabilim Dalı Başkanlığı,   Dekan Yardımcılığı,   Yönetim Kurulu Üyeliği,   Rektör Danışmanlığı ve   Senato Üyeliği gibi idari görevlerde bulundu.   Eveeeettt gelelim, bence, işin diğer ilginç kısımlarına;  15 Ağustos 2013 tarihinden itibaren Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörlük görevini yürütmekte olan Karaman Arapça, Fransızca ve İngilizce bilmektedir.   Evli ve üç çocuk babasıdır (Maşallah subhanallah diyelim).    Bunlar mı YANLIŞ? 

 Hadi Arapçayı anlarım, ingilizceyi de anlarım ama Fransızca'yı neden öğrenmek istediniz? Çok ilginç geldi. Yoksa bu mu yanlış olan?   Anlamaya çalışıyoruz.   Tekrar irdeleyelim konu tam anlaşılsın, kafamız çok karıştı.    Bizler yaz tatilinde, tatil yaparken, siz hiç uyumamış, dinlenmemiş, yememiş, içmemiş, ihtiyaç molası vermemiş, kimseyle konuşmamış, evine ve ailesine de, HİÇ, zaman ayıramamış bir şekilde apar topar, İKİ  AYLIK çok taze Profesörken, on'ca kıdemli öğretim üyesi ortada dururken 2 AY İÇİNDE (Yani 40'lı yaşlarınızdayken) REKTÖRLÜK görevine mi getirildiniz? Bu kadar hızlı nasıl oldu?   Halen RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ sizsiniz zaten.   Bu da mı yanlış?

Bakın bu kesin doğru işte..   16.02.2018'de yandaş medya da verdiğiniz röportaj a göre;  " Rektörlüğün, belli  bir şartı var KIDEMLİ  PROFESÖR olması gerekiyor. YÖK onlardan 3 kişiyi Sayın Cumhurbaşkanımıza sunuyor. Sayın Cumhurbaşkanımız da atıyor. Cumhurbaşkanımızın ismini taşıyan üniversitede rektör olmak herkesin isteyeceği bir şey, büyük bir onurdur. 1995 yılından beri bu  üniversitedeyim! .. Cumhurbaşkanımız tensip bulunursa yeniden rektör olmak isterim. Cumhurbaşkanımızın iradesine kalmış bir durum. Seçimin kalkması hayırlı bir iş oldu.” diye konuşmuşsunuz. Bunu diyen sizsiniz.  Yoksa, bu da mı YANLIŞ?   

Yalnııız, ben buradaki "1995 yılından beri bu üniversitedeyim" derken insanların bilinç altına subniminal mesaj yollayarak en kıdemli benim "o kadarr!!" mesajı vermeye çalıştığınızı düşünüyorum.   Çünkü; burada bir ALGI OPERASYONU var!!  Rizemizde fiili binası bulunan ama gerçekte TRABZON KTÜ' ye bağlı olan İLAHİYAT FAKÜLTESİ 'nde İslam Felsefesi A. B. D.' da, 1995 yılında Araştırma görevlisi oldunuz..  *İslam Felsefesi A. B. D. Araştırma Görevlisi olarak geçmişte (1995 yani henüz 23 yaşındayken) Ahlâk Felsefesi üzerine Nurettin TOPÇU`yu kaynak göstererek ve onun yolundan gitmeye çalışarak 2000'li yıllarda Eser hazırlamış olan, "SİZ", mutlaka bu bilgilerin yanlış olmadığını teyit edersiniz diye düşünmekteyim.

Çünkü siz bir ilahiyatçısınız. İlahiyatçıların örnek olması gerekiyor ve YANLIŞ konuşmamaları gerektiği onların sorumluluğundadır. Yalanlar, yapılan yanlışlar varsa kesinlikle kabul edilebilirliği yoktur!!   Yani; bu da gösteriyor ki, siz insanları şuan aldatıcı, usta bir illüzyonist gibi gösterinizi yapıyorsunuz.   

Oysaki siz, 2006'dan sonra, eski adıyla Rize Üniversitesi'ne, geçiş yapmışsınız.  Bu demek oluyor ki 33-34'lü yaşlardan sonra hem kendiniz için,  hem de  Rizemiz için görev yapmaya başlamışsınız. Öyle değil mi?   Bu da mı YANLIŞ? Bunun neresi YANLIŞ? 

 Yanii siz Nisan ayındaki görevinizin biteceğini bildiğiniz için, sizi Rektörlüğe uygun görenler tarafından aynen planladığınız gibi, (4) dört yılı şuan tamamladığınız ve artık KIDEMLİ  PROFESÖR olduğunuzu vurgulamaya mı çalışıyorsunuz?   Sormazlar mı size; RİZEMİZ için ve şuanki adıyla RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ'ne, Eğitim ve Öğretimini iyileştirmek, ilerilere taşımak, adını duyurmak için, görevde bulunduğunuz süre boyunca, SON  DÖRT  SENE içinde (Vekaleten ya da Asaleten hiç farketmez) Rektörlüğün keyfini sürmekten başka ne yaptınız? 

Başkalarına ait olmayan, hangi Bilim Projesini hayata geçirdiniz?  20 yıl sonra kendinizi nerede hayal ediyorsunuz?.... gibi, gibi...   

Bunların nesini mahkemeye veriyorsunuz?  Unutmayın bunlar sizin yaşanmışlıklarınız, sizin gerçekleriniz.   Göz korkutmak, ön kesmek, Rektörlüğü ikinci kez, dikensiz gül bahçesinde koşarak, alabileceğinizi zannettiğiniz için mi yoksa bu mahkeme?   

Bir Gazeteciyi hele hele Orhan YAZICILAR Beyefendi gibi, Rizemizin, sevilen ve sayılan DUAYEN GAZETECİSİNİ susturabileceğinizi mi, yoksa Onun sahipsiz olacağını mı sanıyorsunuz?   

"1995'ten beri RİZE yararına çalışmalar yapıyorum" algısı yaratmamanız gerektiği ni anlayabilecek; Rize insanını tanıyabilecek kadar da yerel halkla zaman geçirmişsiniz. Bu aşikar. Rizemizin insanı, bu algıya düşmeyecek kadar ZEKİ insanlardır. Bu sürede, yetenekli, çalışkan, akıllı, yaratıcı, liderlik, iş bitirici, sorumluluk sahibi..  vs. gibi vasıflara sahip olduklarını da anlamış ve öğrenmiş olmanız gerekiyor.   

"Devletimizin, " KAMU YARARINA", kullanmanız gereken gücünü, kişisel amaçlarınız için kullanıp, işinize gelmeyen, sizin tarafınızda yazılar yazmadığı ve tamamen objektif olduğu için hiç bir Basın Mensubunu susturamazsınız?"   Korkmuyoruz sizden.   

Orhan hocamızı "ayrıca" hiç susturamazsınız!  Buna, ne gücünüz yeter, ne de yetkiniz...  Hepimiz Orhan YAZICILAR' ız!!! 

Hocamıza yaptığınız saygısızlıktan ve hadsizlikten dolayı, derhal  kendisinden özür dilemeli ve kamuoyuna mal olmuş ARAŞTIRMACI, EĞİTİMCİ bir GAZETECİYİ değil; tüm Türkiye 'yi, özellikle Rizelileri, hele de GÜNEYSULULARI karşınıza aldığınızı hatırlatmak isterim..   

Orhan YAZICILAR hocamız gibi, düzgün, iyi niyetli, işini iyi yapan, fedakar, nitelikli, vicdanlı, erdemli, ahlaklı, vefalı, kimseyi incitmemeye daima gayret eden asil bir beyefendiyi, örnek bir büyüğümüzü ve sevenlerini yani bizleri üzmeye ve incitmeye hiç hakkınız yok! 

Ayrıca; Bunları kesinlikle Orhan YAZICILAR Beyefendiyi savunmak için yazmıyorum.   Merak ettiğim için soruyorum.   Zaten kendisi, yaşça sizden de büyük, çok donanımlı, kültürlü ve tecrübece çok üstün niteliklere sahip, daima haddini bilen, ileri görüşlü bir eğitimcidir. 

 Ben de, Hukuk Fakültesi bitirmiş, ağzı çok iyi laf yapan bir avukat gibi, Onu savunmaya çalışmıyorum, zaten HADDİM  de DEĞİL..   

Ben, sadece Rize / GÜNEYSU gelini olarak, gerçekler ne ise, onları ortaya çıkarmaya çalışıyorum.   Dünyada tek başına kalsa da, tek bir Güneysulunun bile, "DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR" diyebilecek kadar; kitleleri peşinden sürükleyecek kadar mert ve cesur bir yüreğe sahip olduğunu; "ONE MINUTE" diyecek kadar da , lafını esirgemediğini, haksızlığa tahammül edemediğini dünya alem biliyor, hiç kuşkunuz olmasın Sayın Rektör !!!   

Kimseyi karalamak ya da hedef tahtası yapmak gibi bir amacım kesinlikle yoktur.

Tarafsızım.

Ben düşündüklerimi söylüyorum.   Nerde olursam oluyum hiç farketmez; bazıları gibi makam-mevki, koltuk peşinde olan, çıkarları doğrultusunda konuşan "aman aman! ne olur ne olmaz, kimsenin etlisine sütlüsüne karışmıyım, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" deyip, malesef haksızlıklar karşısında susan biri değilim. Mizacım böyle, hepsi bu!   

En kısa sürede, sorularımızı, ispatlarınızla birlikte cevaplandırırsanız memnun oluruz.   Eğer herhangi birine cevabınız olursa (!) ki sanmıyorum, burada aynen yayınlar, yanlışımız varsa özür dileriz.   

Evet Sayın Rektör, yazdıklarımın hangisi YANLIŞ ? 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.