Ana Sayfa        Güncel
HES'lere bir iptal de Senoz'da
Rize İdare Mahkemesi, Senoz Vadisindeki 2 HES Projesi İçin Bakanlığın Verdiği ‘ÇED Gerekli Değildir' Kararını da İptal Etti.
15 Agustos 2011, Pazartesi  15:10 Karakter Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Derelerin Kardeşliği Platformu öncülüğünde Doğu Karadeniz’de yapılması planlanan 700’e yakın hidroelektrik santral (HES) projesine karşı demokratik mücadelenin yanında başlatılan hukuk mücadelesinde Rize İdare Mahkemesi bu kez de Senoz Vadisindeki bir başka HES projesi için ‘iptal’ kararı verdi.
Mahkeme, Rize’nin Çayeli ilçesine bağlı, eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz ile Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’nın da köyünün bulunduğu Senoz Vadisi üzerinde yapımı planlanan HES projesi için verilen ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararını iptal etti.
Rize İdare Mahkemesi’nin geçtiğimiz gün Senozluların eline ulaşan 22.06.2011 tarihli iptal kararında, dönemin Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 30.07.2009 tarih ve 8 sayılı ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararının ‘hukuka ve mevzuata uygun bulunmadığı’ sonucuna vardı.
Rize’nin Çayeli ilçesine bağlı Senoz Vadisi üzerinde, Çataldere Köyü, Çataldere ve Ligovi Dereleri üzerinde Koçoğlu/Atabey enerji firmaları tarafından yapımı planlanan 20,5 megavat kurulu gücündeki Uzundere-2 Regülatörü ve HES projesi için daha önce de Rize İdare Mahkemesi, aynı gerekçelerle 2 kez ‘yürütmeyi durdurma’ kararı vermişti.
 
Çevre ve Orman Bakanlığı adına, duruşma sırasında yapılan savunmada, “Dava konusu ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararının gerekli prosedür işletilerek Yönetmelik hükümlerine göre verildiği, söz konusu kararın, aynı proje için daha önceden verilen ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararının Rize İdare Mahkemesinin 19.11.2009 tarih E:2007/391 K:2009/662 sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine yeniden hazırlanan ‘Proje Tanıtım Dosyası’ incelenerek alındığı, Mahkeme kararından belirtilen eksikliklerin giderilmesi için proje sahibi şirkete yeni çalışmalar yaptırılarak taahhütler alındığı, alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğu davanın haksız açıldığı’ iddia edilerek, davanın reddi gerektiğini savunması ise dikkat çekti.
Mahkeme, Bakanlığın bu yöndeki itiraz ve taleplerini yerinde görmedi.İptal kararında Anayasa’nın 17 ve 56. Maddelerine yer vererek atıfta bulunan Mahkeme, dönemin Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun, Çevre Kanunu ve ÇED Yönetmeliği’nin ilgili maddelerine de göndermelerde bulunuldu.
Kyoto Protokolü gibi uluslararası anlaşmaların içeriklerine de yer verilen 17 sayfalık kararda, mahkeme sürecinde bölgede Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümünden Doç. Dr. Selim Latif Sanin, Jeoloji Bölümünden Doç. Dr. Adil Binal ve Rize Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinden Doç. Dr. Davut Turan´ın hazırladığı ‘Bilirkişi Raporu’na da yer verildi.
Mahkeme kararında yer verilen Bilirkişi Raporundaki, ‘projenin üç kademeli olarak planlandığı, 1. kademe Çataldere-I Regülatörü ve HES tesisleri, 2. kademe Çataldere-II HES tesisleri ve 3. kademe ise Çataldere-III Regülatörü ve HES tesisleridir’ ifadelerinin yanında Bakanlığın, bu şekildeki projelere ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı vermeyi ‘otomatik hale getirmemesi gerektiğine’ de vurgu yapıldı.
HES projesiyle ilgili hazırlanan çeşitli dosya ve raporlarda bölgenin birçok özelliğinin görmezden gelindiği, eksikliler olduğu, çeşitli ölçüm ve kriterlerin yer almadığı belirtilen Bilirkişi raporundaki, saptamalara da yer verilen mahkeme kararında, bölgeye ilişkin hiçbir önlem çalışmasının yapılmadığı ve şirketin bütün eksik taahhütlerine karşın bunlara yeterince önem vermediği de vurgulandı.
Mahkeme kararında ayrıca, “Çevre ve Orman Bakanlığı ÇED Genel Müdürlüğü´nün Rize Valiliği´ne yolladığı 16 Haziran 2009 tarih ve B.18.0.ÇED.0.03.01.21.0.99/4368 sayılı yazı ile bölgede yürütülmekte olan HES projelerinde çevreye duyarlı davranılmadığını ve denetimlerde yetersiz kalındığını ortaya koyduğu, bu durumun ÇED raporlarında bulunan sınırlamalara ve taahhütlere uyulmasında ihmaller olduğunu ortaya koyduğu”, “can suyunun, elektrik üretimi açısından değerlendirilemez su niteliğinde olduğu”, “Uzundere-2 HES projesinin endüstriyel gelişme sağlarken, üstlenicinin çevresel bilinci, duyarlılığı, havza ve ekolojinin nasıl korunacağı, idarenin yeterliliği konusunda olumsuz bir model oluşturduğu”, “mevzuatta verilen ÇED sürecine sadece uyulması gereken formatsal bir süreç olarak bakılması ve yatırımcı şirket tarafından yerine getirilmesi gereken bir prosedür olarak görülmesi Çevre Kanunu ve ÇED Yönetmeliği ile belirlenen çevre politikalarına ve ulaşılmak istenilen amaca aykırı olacağı” görüşlerine de yer verildi.
Mahkeme, ‘iptal’ kararında ayrıca bölgenin ekolojik ve doğal yapısının bilimsel ve teknik anlamda yeterince değerlendirilmediği, yapılan çalışmaların gerçeklerle örtüşmediği ve kabul edilebilir tespitlerin yapılmadığına da vurgu yaptı.
Mahkemenin ‘iptal’ kararını değerlendiren Senoz Derneği Başkanvekili ve Senoz vadisindeki davaların savunucusu Avukat Münir Yazıcı, “Bölge halkı olarak Senoz Vadisinde son 5 yıldır bazen hukuk zemininde, bazen demokratik tepkilerimizle yürüttüğümüz mücadeleyi tarih, bir doğa koruma destanı olarak yazacaktır. Haklılığımız hukuk zemininde 11. kez tescil edildi. Son mahkeme kararı ile iptal edilen idari işlemle yürütülmek istenen Uzundere-2 HES projesinin Senoz doğasında meydana getirdiği tahribat, aynı bölgeden çekilmiş HES’ten önce ve HES’ten sonra fotoğrafların ulusal basında genişçe yer alması ile haklılığımız, vicdan sahibi kamuoyunca kabul edilmiş olmasına rağmen her ne hikmetse Çevre ve Orman Bakanlığı geri adım atmamakta, yanlışta ısrar etmektedir. Mahkeme, vermiş olduğu bu en son iptal kararındaki 17 sayfalık gerekçelerle Çevre ve Orman Bakanlığına, Bakanlığın kuruluş esasları ile görevlerinin ne olduğunu, ders verircesine bir kez daha hatırlatmış oldu. Umarız bu son hatırlatma olur” dedi.
Senoz Vadisinde Atabey/Koçoğlu firmaları tarafından yürütülmek istenen Uzundere-2 HES projesi, dönemin Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından verilen 13.07.2006 tarihli ‘ÇED gerekli değildir’ kararı ile 2007 yılında inşasına başlanılan ve vadideki doğa tahribatı fotoğraflarla da çok çarpıcı şekilde belgelenmiş olan bir projedir.
Uzundere-2 HES projesine ilişkin idarece tesis edilmiş olan bu ilk idari işlem için Senoz Derneğinin başvurusu üzerine Rize İdare Mahkemesi,  26.02.2009 Tarih ve 2007/391 Esas nolu kararı ile ‘yürütmenin durdurulması’ ve 19.11.2009 tarihli E.2007/ 391 ve K.2009/ 662 sayılı kararı ile iptal kararı vererek vadide başlanılmış ilk HES çalışmasını durdurmuş oldu.
İlgili firma, yeni bir Proje Tanıtım Dosyası hazırlayarak yeniden bakanlığa başvuruda bulundu.  30.07.2009 tarih ve 8 nolu karar ile Çevre ve Orman Bakanlığı bir kez daha ‘ÇED gerekli değildir’ kararı vererek yeniden inşaat çalışmaları başlatıldı. İdarenin vermiş olduğu bu karar yeniden yargıya götürüldü ve Rize İdare mahkemesi 23.02.2010 tarihinde bir kez daha ‘yürütmenin durdurulması’ kararını verdi.  Mahkeme Kararı sonrasında gizlice çalışma yürütüldüğü bölge vatandaşlarınca baskınla tespit edilip jandarmaya haber verilerek çalışmalar bir kez daha sonlandırıldı. İlgili firma iki kez “ÇED gerekmez” onayı ile yürütmeye çalıştığı projelerinin mahkemeden dönmesi neticesinde bu kez aynı proje için ÇED dosyası hazırlayarak bakanlığa başvurdu. Bu kapsamda 11.06.2010 tarihinde yapılan vatandaşı bilgilendirme toplantısına vatandaşlar katılmayarak hatta bilgilendirme toplantısı yapılacak mekânı kapatarak uygulamayı protesto ettiler.  İki kez mahkemece verilen yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarına ve bölge insanının defalarca tepkisine rağmen,  Çevre ve orman Bakanlığınca ÇED süreci yürütülerek 24 Şubat 2011 tarihinde “ÇED Olumlu “ kararı verildi. Söz konusu projeye ilişkin olarak 3. kez işlem tesis edilmiş oldu ve ilgili firma Mart 2011 den itibaren yeniden inşa çalışmalarına başladı. Bir kez daha mahkemeye götürülen bu son işlem içinde Rize İdare Mahkemesi 14.04.2011 tarih ve 2011/294 esas nolu kararı ile yeniden ‘yürütmeyi durdurma’ kararı verdi ve bir kez daha çalışmalar durduruldu.
Bu projeye ilişkin olarak Rize İdare Mahkemesi en son ve 5.’si olan kararında; Çevre ve Orman Bakanlığınca  30.07.2009 tarih ve 8 nolu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararına ilişkin olarak,  23.06.2011 tarihinde ‘hukuka ve mevzuata uyarlılık bulunmadığı’ değerlendirmesi ile işlemin iptaline oy birliği ile karar verdi.


Haberin Kaynağı "Ömer Şan "

Rize'de yapılan Gençlik Satranç Turnuvası'nın şampiyonu Burak Uzun oldu
Bu yıl yedincisi düzenlenen 'Dünya Horon Günü' dolayısıyla Rize'de horon halkası oluşturuldu.
 
Haber  Blog Video Foto İlanlar
Sn.Cem bey yazınızı tam bir araştırmacı gazeteci kimliği ile doğru tespitler yaptığınız ortada sizi bundan dolayı tebrik ediyorum.Çayla ilgili sıkıntılar belli ve bugün Müdürleri görevden aldığını basına açıklamış Sn.Genel Müdür, bu görevden almalar bile bazı yandaşlara görev vermek için yapılan bir eylemdir.Çaykur yılardır aynı kadro ile göreve devam ediyor,kapasite belli, sadece genel müdürler değişiyor, kadro ile diyalog içerisinde olup motive edersen kadroyu çalıştırırsın, ama sanırım bu diyalog ortamı yok, emrivakı yaparak işler yürütülmeye çalışılıyor yanı kimin ne yaptığı belli değil.Sn.İmdat Sütlüoğlu göreve geldiği günden beri ayın 15-20 gününü yurt dışı gezilerinde geçirdi, Çaykurla çok fazla ilgilenemedi, geçen yıl göreve Nisan ayında geldi fabrikaları hazır bakımı yapılmış bir şekilde teslim aldı ve sezona girdi.geçen yıl bir önceki yıla göre 20.000 ton eksik kuru çay satışı yapabıldı, çünkü çayı satan bayilere de emrivaki ve yazı yazmak süretiyle baskı yapmaya çalıştı, hiç bir zaman muhatap alıp satışla ilgili çalışmalarda bulunmadı, buda yetmez gibi bayilerin kendi bünyesinde oluşturdukları profesyonel kadro ve organizasyonlarıda ortadan kaldırıp, kendi kontrollerinde Bölge Koordinatörü adı altında 50 ye yakın işi bilmeyen kendi yeğenleri,çocukları ve akrabalarını,bunlara bağlı 400'e yakın tanzim teşhir elemanını işe aldılar. bu işler önceden profesyonel olarak 10-15 Süpervizor ve 200 civarında tanzim teşhir elemanı ile yapılabiliyordu. Bu çalışanlar önceden bayilerle birlikte onların kontrolünde çalışırken şimdi kontrol Çaykurda; Van da Edirnede Çanakkalede görev yapan bir elemanın kontrolu Çaykur tarafından ne kadar yapılabilir. Aldıkları ücretlerde çaykur üst düzey bürokratların yakınlarına yakışacak şekilde verilmektedir.Geçen seneden beri yapılan hatalar bu sezon patlama noktasına geldi ve biz üreticileri özel sektörün kucağına atıverdi. Hep bir korku var içimizde çaykur eldenmi gidiyor, bu bir oyunun parçasımı. İnşallah korkulan olmaz.
Röportaj
Türk futbolunun efsane futbolcusu Lefter Küçükandonyadis Rize ve Rizeliyi yazarımız Fatih Sultan KAR'a anlatmıştı.
Yazarlar
Video
Sisteme Kayıtlı Günün Ayeti Bulunmamaktadır.

Kaynak Yok
Üye Girişi
REKLAM   l  İLETİŞİM   l   KÜNYE   l   GİZLİLİK İLKELERİ   l   RSS