Ana Sayfa        Eğitim
Doğa ile bilim 11 yıldır buluşuyor
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun (TÜBİTAK) desteğiyle yürütülen Kaçkar Dağları'nda Doğa Eğitimi Projesi kapsamında 11'inci eğitim verildi.
25 Agustos 2011, Perşembe  15:36 Karakter Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Doğa Eğitimi Projesi yürütücüsü Oğuz Kurdoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, TÜBİTAK´ın desteğiyle yürütülen Kaçkar Dağları´nda Doğa Eğitimi Projesi kapsamında 11´inci eğitimin Kaçkar Dağları Milli Parkı ve yakın çevresinde verildiğini belirtti. 
    
Projenin ilk defa Termessos Milli Parkı´nda 1999´da yapıldığını, Kaçkar Dağları´nda sürdürüldüğünü ifade eden Kurdoğlu, ´´Kaçkar Dağları´nda doğa ile bilimi buluşturmamızın 11´inci yılındayız. Türkiye´nin en eski doğa eğitimi kursuyuz. Geçen sürede 600´ün üzerinde araştırma görevlisi ve üniversite öğrencisine doğa eğitimi verdik. Kaçkar Dağları´nda düzenlediğimiz doğa eğitiminde araştırma görevlisi ve üniversite öğrencilerine doğa eğitimi verirken bu yıl sayısı 49´a yükselen doğa eğitimi ve bilim okullarının da proje yürütücülerini yetiştirdik. Pek çok katılımcı da ülkemizin üniversitelerinde akademisyen olarak veya en nitelikli sivil toplum örgütlerinde görev yapıyor´´ dedi. 
    
Proje kapsamında doğada bilimle buluştuklarını ifade eden Kurdoğlu, ´´Ekolojik kavramlara genel bakış, buzullar, küresel iklim değişimi ve ülkemizdeki etkileri, korunan alanlar, ekoturizm ilişkileri, Türkiye´nin yaban hayatı gibi konular eğitimimizin temel konularını teşkil ediyor. Doğa eğitimini uygulamalı olarak gerçekleştiriyoruz. 2 dönem halinde gerçekleştirilen eğitimlerimize Türkiye´nin farklı üniversitelerinden, doğayla ilgili, alanında uzman bilim insanları katılıyor´´ diye konuştu. 
    
Ayder Yaylası´nda yapılan derslerin ardından uygulamalı eğitimin doğa koruma bakımından ülkenin en ayrıcalıklı coğrafyası konumunda olan Rize ve Artvin yöresinde yapıldığını kaydeden Kurdoğlu, şunları söyledi:
     ´´Bu yörede doğa eğitimleri için son derece uygun 3 milli park, 1 tabiat parkı, 3 tabiat koruma alanı ve ülkemizin tek biyosfer rezervi bulunuyor. Bu alanda turizm merkezlerimizin yanı sıra doğal, kentsel ve arkeolojik sit alanları gibi pek çok koruma ve eğitim alanları mevcut. Eğitim sahamızda bunların dışında Türkiye´nin en bozulmamış doğal ekosistemleri ve geleneksel yayla yaşamının en özgün örneklerinin bulunduğu yaşam yerleri bulunuyor.´´ 
    
Kurdoğlu, projeyle Kaçkar Dağları Milli Parkı ile yakın çevresindeki bazı korunan alanların sunduğu doğal ve kültürel kaynakları eğitim amacıyla kullanarak çevre bilinci yüksek eğitimli insan grupları oluşturmayı amaçladıklarına işaret ederek, şunları kaydetti:
     ´´Projemizin temel amacı ise ekosistemlerde meydana gelebilecek, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ve biyolojik çeşitliliğe yönelen tehditleri doğru algılayabilen, yüksek çevre duyarlılığına sahip insanlar yetiştirmek. Doğa eğitimi alan kursiyerlerin yakın gelecekte karar mercilerinde bulunduklarında doğa üzerinde gerçekleştirdikleri her türlü proje ya da uygulamanın çevresel etkileri göz önünde bulundurulacak. 10 yıllık deneyimin sonucu olarak doğa eğitiminde Türkiye´de sayılı projelerden biri haline geldik. Eğitimde yakaladığımız başarının sonucu olarak yoğun talep var. Bu yılki kursiyerlerimizi yüksek lisans öğrencileri ve araştırma görevlilerinden seçtik. Öğrencilerimiz doğayı laboratuvar gibi kullandı.´´ 
    
Kurdoğlu, yaklaşık bir hafta süren eğitimlerde, bölgeyi tanıyan öğretim görevlilerinin ders verdiğini sözlerine ekledi.


Haberin Kaynağı " "

Hopa'da İlköğretim Okulu'nda müstehcen fıkra kitabı krizi neden oldu.
Okul Sütü Projesi'' kapsamında Rize'deki ilk uygulama Doğuşçay İlköğretim Okulu'nda başladı.
 
Haber  Blog Video Foto İlanlar
Sn.Cem bey yazınızı tam bir araştırmacı gazeteci kimliği ile doğru tespitler yaptığınız ortada sizi bundan dolayı tebrik ediyorum.Çayla ilgili sıkıntılar belli ve bugün Müdürleri görevden aldığını basına açıklamış Sn.Genel Müdür, bu görevden almalar bile bazı yandaşlara görev vermek için yapılan bir eylemdir.Çaykur yılardır aynı kadro ile göreve devam ediyor,kapasite belli, sadece genel müdürler değişiyor, kadro ile diyalog içerisinde olup motive edersen kadroyu çalıştırırsın, ama sanırım bu diyalog ortamı yok, emrivakı yaparak işler yürütülmeye çalışılıyor yanı kimin ne yaptığı belli değil.Sn.İmdat Sütlüoğlu göreve geldiği günden beri ayın 15-20 gününü yurt dışı gezilerinde geçirdi, Çaykurla çok fazla ilgilenemedi, geçen yıl göreve Nisan ayında geldi fabrikaları hazır bakımı yapılmış bir şekilde teslim aldı ve sezona girdi.geçen yıl bir önceki yıla göre 20.000 ton eksik kuru çay satışı yapabıldı, çünkü çayı satan bayilere de emrivaki ve yazı yazmak süretiyle baskı yapmaya çalıştı, hiç bir zaman muhatap alıp satışla ilgili çalışmalarda bulunmadı, buda yetmez gibi bayilerin kendi bünyesinde oluşturdukları profesyonel kadro ve organizasyonlarıda ortadan kaldırıp, kendi kontrollerinde Bölge Koordinatörü adı altında 50 ye yakın işi bilmeyen kendi yeğenleri,çocukları ve akrabalarını,bunlara bağlı 400'e yakın tanzim teşhir elemanını işe aldılar. bu işler önceden profesyonel olarak 10-15 Süpervizor ve 200 civarında tanzim teşhir elemanı ile yapılabiliyordu. Bu çalışanlar önceden bayilerle birlikte onların kontrolünde çalışırken şimdi kontrol Çaykurda; Van da Edirnede Çanakkalede görev yapan bir elemanın kontrolu Çaykur tarafından ne kadar yapılabilir. Aldıkları ücretlerde çaykur üst düzey bürokratların yakınlarına yakışacak şekilde verilmektedir.Geçen seneden beri yapılan hatalar bu sezon patlama noktasına geldi ve biz üreticileri özel sektörün kucağına atıverdi. Hep bir korku var içimizde çaykur eldenmi gidiyor, bu bir oyunun parçasımı. İnşallah korkulan olmaz.
Röportaj
Türk futbolunun efsane futbolcusu Lefter Küçükandonyadis Rize ve Rizeliyi yazarımız Fatih Sultan KAR'a anlatmıştı.
Yazarlar
Video
Sisteme Kayıtlı Günün Ayeti Bulunmamaktadır.

Kaynak Yok
Üye Girişi
REKLAM   l  İLETİŞİM   l   KÜNYE   l   GİZLİLİK İLKELERİ   l   RSS