Ana Sayfa        Teknoloji
Doğuda Rize ve Batman önde
1990-2011 Yılları arasını kapsayan haritaya göre suçların çoğu batıda işlenirken doğuda Rize ve Batman göze batıyor.
10 Ekim 2011, Pazartesi  11:02 Karakter Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
"Türkiye´de Bilişim Suçları" adlı araştırmaya göre, siber suç işleme oranında ilk üç sırayı, Muğla, Antalya ve Eskişehir alıyor. Suç türlerine göreyse, banka ve kart suçlarında Antalya, bilişim sistemlerine izinsiz girişte Batman, telif haklarını ihlalde Muğla, müstehcenlik suçlarında İzmir başı çekiyor."
 
Suçların işlenme oranı Türkiyenin batısında ortalamaların üstüne çıkarken doğuya gidildikçe bu oran ortalamanın altına düşüyor. Ancak doğuda Rize ve Batman Türkiye´deki Siber Suç işleme ortalamasının üzerine çıkarak batıyı yakalamış durumda.
 
Adli Bilişim Uzmanı Çığır İlbaş ve Av. Mehmet Ali Köksal tarafından hazırlanan ve 1990 - 2011 yılları arasını kapsayan "Türkiye´de Bilişim Suçları" adlı araştırma, siber suçların haritasını ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, siber suçlarda il bazında İstanbul, Muğla ve Antalya; coğrafi bölge bazında ise Marmara, Ege ve Karadeniz bölgeleri ilk üç sırada yer alıyor. Suç türlerine bakıldığında ise, "banka/kart" suçlarında ilk üç sırayı, Antalya, İzmir ve Denizli; "Bilişim Sistemi" (Sistemlere izinsiz giriş) suçlarında ilk üç sırayı, Batman, İstanbul ve Muğla; "Telif Hakları" suçlarında ilk üç sırayı, Muğla, Antalya ve Eskişehir; "Müstehcenlik" suçlarında ise ilk üç sırayı, İzmir, İstanbul ve Gaziantep alıyor.
 
 
İNTERNET YAYGINLAŞTI VAKA ARTTI
"Çocuk İstismarı" suçlarında ilk üç sırayı, Antalya, Çorum ve İzmir; "Kişisel Veriler" suçlarında ilk üç sırayı, Bayburt, Çanakkale ve İstanbul; "5651 Sayılı Yasa" suçlarında ilk üç sırayı, Yalova, Edirne ve Çanakkale alıyor. Hukuk davalarının toplamına bakıldığında ise, en çok dava konusu olan siber suç oranında ilk üç sırayı, Muğla, Antalya ve Eskişehir alıyor. Araştırmaya göre, 1990 - 2003 yılları arasında toplam bilişim suçu dava sayısı 389 adet olarak gerçekleşti. 2004 yılında ise bu sayı 429 oldu ve sonraki yıllarda hızlanarak arttı. Araştırmacılara göre, bu durumun temel nedenlerinden biri, Türkiye´de ilk internet bağlantısının 1993 yılında yapılması ve hanelerde internet kullanımının yaygınlaşmasının 2000´li yılları bulması.
 
2003 ÖNCESİ VAKA NEDEN AZ?
Araştırmacılara göre, "Bilişim suçları konusuna özel ilk yasal düzenlemeleri getiren Yeni Türk Ceza Kanunu´nun 12.10.2004 tarihinde kabul edilmesi ve önceki yıllarda bilişim suçları ile mücadele eden özel kolluk kuvvetlerinin bulunmayışı, 1990 – 2003 yılları arasındaki dosya sayısının az oluşunun nedenlerinden birisi olarak yorumlanabilir. 1990 – 2003 yılları arasında bilgisayar kullanımı yaygınlığı ve bilişim okuryazarlığı oranlarının düşük olması ve suça maruz kalan şahısların yasal haklardan yoksun oluşu da söz konusu dönemdeki bilişim suçu dava dosyalarının az sayıda olmasının nedenleri arasında sayılabilir
 
2007´DEN İTİBAREN AZALMA VAR
Önceki yıla göre dava dosyalarındaki artış hızları, 2005 yılına kadar artarak yüzde 212,82 seviyesine ulaştı. 2006 yılında yüzde 190,69 oranına geriledi ve 2007 yılında rekor bir düşüşle dört yıl önceki oranına yaklaşarak yüzde 101,41 oranına indi. Sonraki yıllarda artış hızı giderek azaldı ve 2010 yılında yüzde 23,41 seviyesine kadar düştü. 2011 yılı ilk 7 aylık verilerden elde edilen aylık ortalama 2010 yılının aylık ortalamasıyla karşılaştırıldığında, 2011 yılında değişim oranı yüzde 1,05 olarak ölçüldü.
 
BİLİŞİM POLİSİ CAYDIRICI OLDU
Bilişim Suçları ve Sistemleri Şube Müdürlüğü, 25.04.2007 tarihinde kuruldu. 2007´den itibaren bilişim suçlarıyla mücadele eden kolluk birimleri ve personel sayılarında artış oldu. 2007 yılında bilişim mevzuatı açısından yaşanan en önemli gelişme, 5651 sayılı "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun"un yürürlüğe girmesiydi. Araştırmacılara göre, söz konusu kanunun yeni bir yasal düzenleme olarak potansiyel suçlular üzerinde caydırıcı bir etki yaratmış olması olasılığı yüksek.
 
 
DOSYA SAYISINDA DÜŞÜŞ
Bilişim suçlarına konu olan toplam dava dosyası sayısı 2010 yılında 19.783 olarak gerçekleşti. 2010´da her aya ortalama 1.648 dava dosya düştü. 2011 yılı Ocak - Temmuz ayları arasında ise toplam dosya sayısı 11.665 olarak gerçekleşti. 2011 yılına ait aylık ortalama dosya sayısı ise 1.944 oldu. Araştırmacılara göre, 2010 yılı verileri ile 2011 yılı 6 aylık verileri karşılaştırıldığında, bilişim suçu davalarının yıllık artış oranının 2011 yılında yüzde 17,96 olarak gerçekleştiği görülüyor. Araştırmacılar, "Koşulların devamı halinde 2012 yılı ve sonraki dönemlerde toplam dava sayısındaki artışın yavaşlayacağını söylemek mümkündür." tespitini yapıyor.
 
ORGANİZE SUÇ ORANI YÜZDE 30
Çok sanıklı dava dosyaları organize suçlar konusunda bilgi veriyor. Sanık sayısı ve dava dosyası sayısı farkının, dava dosyası sayısına bölünmesi ile elde edilen oran 2002 yılında 0,78 olarak hesaplanmış. Araştırmaya göre, 2002 yılında 87 davada 155 kişi sanık olarak yargılandı. Söz konusu oran, 2006 yılından itibaren yüzde 30,88 - yüzde 36,43 aralığında değişti. Çok hafif bir azalma trendi gösterdi. Bu durum, organize suçların toplam suçlar içindeki oranının sabit ve yüzde 30 seviyelerinde olduğu biçiminde yorumlanabilir.


Haberin Kaynağı " "

Windows 8 tanıtılırken çöktü.
Amerika'da yaşayan bir jüri üyesi ,davalı bir kişiye Facebook üzerinden arkadaşlık daveti yolladı, hapse düştü.
 
Haber  Blog Video Foto İlanlar
Sn.Cem bey yazınızı tam bir araştırmacı gazeteci kimliği ile doğru tespitler yaptığınız ortada sizi bundan dolayı tebrik ediyorum.Çayla ilgili sıkıntılar belli ve bugün Müdürleri görevden aldığını basına açıklamış Sn.Genel Müdür, bu görevden almalar bile bazı yandaşlara görev vermek için yapılan bir eylemdir.Çaykur yılardır aynı kadro ile göreve devam ediyor,kapasite belli, sadece genel müdürler değişiyor, kadro ile diyalog içerisinde olup motive edersen kadroyu çalıştırırsın, ama sanırım bu diyalog ortamı yok, emrivakı yaparak işler yürütülmeye çalışılıyor yanı kimin ne yaptığı belli değil.Sn.İmdat Sütlüoğlu göreve geldiği günden beri ayın 15-20 gününü yurt dışı gezilerinde geçirdi, Çaykurla çok fazla ilgilenemedi, geçen yıl göreve Nisan ayında geldi fabrikaları hazır bakımı yapılmış bir şekilde teslim aldı ve sezona girdi.geçen yıl bir önceki yıla göre 20.000 ton eksik kuru çay satışı yapabıldı, çünkü çayı satan bayilere de emrivaki ve yazı yazmak süretiyle baskı yapmaya çalıştı, hiç bir zaman muhatap alıp satışla ilgili çalışmalarda bulunmadı, buda yetmez gibi bayilerin kendi bünyesinde oluşturdukları profesyonel kadro ve organizasyonlarıda ortadan kaldırıp, kendi kontrollerinde Bölge Koordinatörü adı altında 50 ye yakın işi bilmeyen kendi yeğenleri,çocukları ve akrabalarını,bunlara bağlı 400'e yakın tanzim teşhir elemanını işe aldılar. bu işler önceden profesyonel olarak 10-15 Süpervizor ve 200 civarında tanzim teşhir elemanı ile yapılabiliyordu. Bu çalışanlar önceden bayilerle birlikte onların kontrolünde çalışırken şimdi kontrol Çaykurda; Van da Edirnede Çanakkalede görev yapan bir elemanın kontrolu Çaykur tarafından ne kadar yapılabilir. Aldıkları ücretlerde çaykur üst düzey bürokratların yakınlarına yakışacak şekilde verilmektedir.Geçen seneden beri yapılan hatalar bu sezon patlama noktasına geldi ve biz üreticileri özel sektörün kucağına atıverdi. Hep bir korku var içimizde çaykur eldenmi gidiyor, bu bir oyunun parçasımı. İnşallah korkulan olmaz.
Röportaj
Türk futbolunun efsane futbolcusu Lefter Küçükandonyadis Rize ve Rizeliyi yazarımız Fatih Sultan KAR'a anlatmıştı.
Yazarlar
Video
Sisteme Kayıtlı Günün Ayeti Bulunmamaktadır.

Kaynak Yok
Üye Girişi
REKLAM   l  İLETİŞİM   l   KÜNYE   l   GİZLİLİK İLKELERİ   l   RSS