Ana Sayfa        Spor
O bir Rize ve Rizeli sevdalısıydı
Türk futbolunun efsane futbolcusu Lefter Küçükandonyadis Rize ve Rizeliyi yazarımız Fatih Sultan KAR'a anlatmıştı.
14 Ocak 2012, Cumartesi  16:48 Karakter Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fatih Sultan Kar / İST.

Lefter’in ölüm haberi beni bundan beş yıl öncesine götürdü. Onunla ömrünün son yıllarını geçirdiği Büyükada’da buluşmuş, Rize hatıraları üzerine konuşmuştuk.

Lefter, bir Rize Kulübü olan Fener Gençlik formasını giymişti

Her şey elime geçen eski bir fotoğrafın izini sürmekle başlamıştı. Rizespor tarihi ile ilgili araştırmalarım sırasında elime geçen bir fotoğrafta efsane futbolcu Lefter vardı. Hamit Kazancı’nın bana verdiği fotoğraf Rize’de çekilmişti ve Türk futbolunun efsane ismi Lefter, Fener Gençlik formasıyla gözüküyordu.

Bir belgenin izini sürmek

Lefter niçin Rize’ye gelmiş, ne amaçla Rize Fener Gençlik formasını giymişti. Yıllardır cevaplarını aradığım bu ve benzeri birçok sorunun cevabını Büyükada’da bulabileceğimi anladım, çünkü cevapların sahibi Lefter, adada yaşıyordu.

Dev Lefter, karşımdaydı

Büyükada’ya vardığımda bir kahvehanenin bahçesinde oturan yaşlı bir amcaya Lefter’i nasıl bulabileceğimi sordum. Yaşlı amca, cevabı vermeden önce onu ne amaçla aradığımı sordu ve ekledi: “Torunum boşuna uğraşma, o asla gazetecilerle konuşmaz ama şansını denemek istersen birazdan bu kahvede olur” dedi. Biraz adayı dolaştıktan sonra kahveye yöneldim. Beklemeye başladım. Çok geçmeden Türk futbolunun unutulmaz ismini karşımda buldum. Yanına yaklaştım, halini hatırını sorduktan sonra amacımı anlattım. Elimde bulunan, kendisinin de içinde yer aldığı 30 Haziran 1959 tarihli iki fotoğraf onu çok etkiledi. Söz Rize’den açılır açılmaz “Şenol Birol ne yapıyor?” dedi. Bu kısa tanışmadan sonra başladık söyleşiye...

Lefter, taraftarın ayağına gitti

-Elimdeki fotoğraflarda Rize’yi ziyaret ettiğiniz görünüyor. Ne amaçla Rize’de bulundunuz?

Lefter – Yıl 1959. Fenerbahçe şampiyon olmuş, ben de en verimli sezonumu yaşamıştım. Tercüman Gazetesi tarafından “Yılın Futbolcusu” seçildim. Anadolu’nun birçok ilinden insanlar beni izlemek için İstanbul’a geliyordu. Yazar Necati Karakaya bir program hazırlayıp “Biz insanlara gidelim” dedi. Fikir hoşuma gitti. Zonguldak, Samsun derken Rize’ye vardık.

Rize’de bir mahkûmun hayatını kurtardı

-Rize’de nasıl bir ilgi ile karşılandınız?

Lefter – Anlatılmaz bir sevgi seli... İnsanlar işini gücünü bırakmış bizi şehrin girişinde karşılamaya gelmiş. Hatta bir anım var, anlatmadan geçemeyeceğim. Çok büyük bir sevgi seli ile şehri turluyoruz. Deniz kenarında hapishane vardı. Oradan geçerken durduk. İçeridekileri selamladık. Görevliler bize odaklandı. Bunu fırsat bilen bir mahkûm kaçmaya başladı. Yakalayın, vurun sesleri... Ben “Yok yok o beni seviyor, beni görmek için öyle yaptı” dedim. Olay yatıştı. Park Otel’e yerleştik. Otel, Belediye Parkı’nın karşısında yer alıyordu. Şehre otelin balkonundan baktım. Neşeli insanlar.Her adımda ilgilendiler, güleryüz gösterdiler bana..

Biz Türkiye’de önce Atatürk’ü, sonra Lefter’i biliriz

-Gelelim fotoğrafların hikayesine...

Lefter -Ben Rize’de bulunduğum sırada İran Üniversiteliler Karması Rize’ye gelmiş, Rize Karması ile maç yapacak. Beni de takıma dahil ettiler. Böylece Rizeli sporcularla iç içe olacaktım. Rize Karması sahaya Rize Fener Gençlik takımının forması ile çıktı. Maçı 2-0 biz kazandık. İranlılar “Biz Türkiye’de önce Atatürk’ü, sonra Lefter’i biliriz, siz bizi oyuna getirdiniz” dediler. Tabii bu bir özel maçtı.

-O maçtan hatırınızda kalan isimler...

Lefter- Rizeli bir beden eğitimi hocası vardı. Türk sporuna büyük katkıları olmuş Recep Kulak, o maçta vardı. Hatırladığım Vural Kazmaz, Hamit Kazancı, İrfan Akaslan ve maçın hakemi İrfan Bilgin.

Şenol, Rize’de ne yapar?

-Rizeli futbolcularla birlikte oynadınız...

Lefter-Bak yine hüzünlendirdin beni. Aklıma Şenol Birol geldi. Ne yapar, nasıldır?

-Sağlığı çok iyi efendim. Rize’de çok mütevazı bir yaşam sürdürüyor.

Lefter- Öyle futbolcular zor yetişir. Onun bir vuruş stili vardı, hala aklımda. Güzel günlerimiz oldu. Rizeli elini attığı her işte mutlaka başarılı olur.

Lefter : Rizelileri hiç unutmadı

-Rize’ye Rizeli’ye bir mesajınız var mı?

Lefter- 1959 yılında Rize’ye gittiğimizde orada Rizeliler’le bir araya gelip programa devam edecektik. Kalmak aklımızın ucundan geçmezken öyle bir sevgi seli oluştu ki iki gün kaldık. Bu iki gün içinde Rizeliler, “Senin paran burada geçmez” diyerek elimizi cebimize attırmadılar. Çok sıcak insanlar. Onları hiç unutmadım. Rizeli olmasaydın bu röportajı zor yapardın.

Lefter, bütün heybetiyle aklımda ve düşüncelerimde büyüyordu

Ben genç bir Rizeli olarak; bir zamanların efsane ismi Lefter’le Büyükada’da, bir bahar günü, denize bakan bir kahvede yaptığım bu söyleşiden büyük mutluluk ve gurur duydum. Vapur iskeleden ayrılırken ada gözümde ufalmaya başladı. Oysa Lefter, bütün heybetiyle aklımda ve düşüncelerimde büyüyordu...



Haberin Kaynağı "Fatih Sultan KAR "

Teknik direktör Giray Bulak, İşimiz kolay değil ama finale adımızı yazdıracağız dedi.
Çaykur Rizespor Teknik Direktörü Giray Bulak, Adansspor yenilgisi sonrası hakem kararlarından şikayet etti.
 
Haber  Blog Video Foto İlanlar
Sn.Cem bey yazınızı tam bir araştırmacı gazeteci kimliği ile doğru tespitler yaptığınız ortada sizi bundan dolayı tebrik ediyorum.Çayla ilgili sıkıntılar belli ve bugün Müdürleri görevden aldığını basına açıklamış Sn.Genel Müdür, bu görevden almalar bile bazı yandaşlara görev vermek için yapılan bir eylemdir.Çaykur yılardır aynı kadro ile göreve devam ediyor,kapasite belli, sadece genel müdürler değişiyor, kadro ile diyalog içerisinde olup motive edersen kadroyu çalıştırırsın, ama sanırım bu diyalog ortamı yok, emrivakı yaparak işler yürütülmeye çalışılıyor yanı kimin ne yaptığı belli değil.Sn.İmdat Sütlüoğlu göreve geldiği günden beri ayın 15-20 gününü yurt dışı gezilerinde geçirdi, Çaykurla çok fazla ilgilenemedi, geçen yıl göreve Nisan ayında geldi fabrikaları hazır bakımı yapılmış bir şekilde teslim aldı ve sezona girdi.geçen yıl bir önceki yıla göre 20.000 ton eksik kuru çay satışı yapabıldı, çünkü çayı satan bayilere de emrivaki ve yazı yazmak süretiyle baskı yapmaya çalıştı, hiç bir zaman muhatap alıp satışla ilgili çalışmalarda bulunmadı, buda yetmez gibi bayilerin kendi bünyesinde oluşturdukları profesyonel kadro ve organizasyonlarıda ortadan kaldırıp, kendi kontrollerinde Bölge Koordinatörü adı altında 50 ye yakın işi bilmeyen kendi yeğenleri,çocukları ve akrabalarını,bunlara bağlı 400'e yakın tanzim teşhir elemanını işe aldılar. bu işler önceden profesyonel olarak 10-15 Süpervizor ve 200 civarında tanzim teşhir elemanı ile yapılabiliyordu. Bu çalışanlar önceden bayilerle birlikte onların kontrolünde çalışırken şimdi kontrol Çaykurda; Van da Edirnede Çanakkalede görev yapan bir elemanın kontrolu Çaykur tarafından ne kadar yapılabilir. Aldıkları ücretlerde çaykur üst düzey bürokratların yakınlarına yakışacak şekilde verilmektedir.Geçen seneden beri yapılan hatalar bu sezon patlama noktasına geldi ve biz üreticileri özel sektörün kucağına atıverdi. Hep bir korku var içimizde çaykur eldenmi gidiyor, bu bir oyunun parçasımı. İnşallah korkulan olmaz.
Röportaj
Türk futbolunun efsane futbolcusu Lefter Küçükandonyadis Rize ve Rizeliyi yazarımız Fatih Sultan KAR'a anlatmıştı.
Yazarlar
Video
Sisteme Kayıtlı Günün Ayeti Bulunmamaktadır.

Kaynak Yok
Üye Girişi
REKLAM   l  İLETİŞİM   l   KÜNYE   l   GİZLİLİK İLKELERİ   l   RSS