Aytekin KALENDER
Derelerden Ümidi Kestik
23 Agustos 2010, Pazartesi  14:31 Karakter Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Geçtiğimiz günlerde ilimizi ziyaret edip Rize’de bir de miting düzenleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ayrıca bazı açılışlara da katılmıştı.

Başbakan Erdoğan’ın ziyaret programı elime geçtiğinde İkizdere’de bir Hidro Elektrik Santralinin açılışını yapacağını gördüm. Açıkçası o andan itibaren kafamda sorular uçuşmaya başladı.Elbette ki bu santralin açılışının bizzat başbakan tarafından yapılması, başta seslerini her platformda gür bir şekilde çıkarmaya çalışan HES karşıtı guruplar , çevreciler ,köylüler , toprağını vatanını seven bütün  insanların kafasında da soru işareti oluşturdu ve onları paniğe de sevk etti.

Açılışta Başbakan’ın nasıl bir konuşma yapacağını merak ediyordum. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan konuşmasında “Bazı çevreci tipler” diye nitelendirdiği, akarsularını gasp edenlere karşı direnen, geçim kaynaklarını, tarihlerini, geleneklerini ve yaşadıkları toprağı korumak için mücadele eden insanları ağır bir şekilde eleştirerek; “Bunlar her türlü enerji yatırımına karşı çıkıyor. Yalan yanlış bilgilerle kamuoyunu yanıltıyorlar. Çıkmış dereleri satıyor diyorlar. Tamamen 4 4´lük bir yalan. Satılan bir tek akarsu yok. Su kullanım hakkının devri var. Derelerin kuruduğunu iddia ediyorlar. Dereler iddia ettikleri gibi kurumuyor" dedi.

Öncelikle başbakanın bu konuşmasından şunu çıkartıyorum. Konu hakkında Başbakanımıza detaylı ve yeterli bilgi verilmemiş.49 yıl demek bir ömür. Bir vatandaş doğup ölünceye kadar evinin altından bahçesinden geçen su, nereden geldiğini bilmediği bir firmaya satılmış. Maalesef çocukken yüzmeyi öğrendiğimiz, karşıdan karşıya geçemediğimiz gürül gürül akan sular, birilerinin parasına para katabilmesi için peşkeş çekilmiştir.
HES projeleri yapım aşamasında da bölgemize büyük tahribat yaratmıştır. Ağaçlar kesildi kesilmeye de devam ediyor. Taş ocakları açıldı. Ormanlar ve vadiler tahrip edildi, edilmeye de devam ediyor. Üretilecek küçük bir miktar enerjinin bedeli; Karadeniz akarsularının kuruması, yeşil örtünün tahrip edilmesi, doğal güzelliğin yerine inşaat alanları ve şantiyeler kurulması olmuştur.
 
Başbakan Erdoğan konuşmasında HES’le mücadele eden herkesi bir kefeye koyarak yargılamıştır. Bazı çıkarlar peşinde olanlara yüklenirken kendi vadisini ya da köyünü kurtarmak için mücadele eden insanları ikna etmek için iki cümle söylememiştir.
HES’lere karşı mücadele eden insanların, yaşadıkları ya da kendilerini ait hissettikleri yerlerle ilgili söz söyleme hakları ellerinden alınmaya çalışılmaktadır. Bu insanlar da köylerine ve vadilerine, kendilerine sormadan gelen şirketlere ve onlara izin veren ya da yol gösteren bürokratlara ve politikacılara hesap sormaya devam edecektir. Bu yöre bizimdir. Biz bu yörede yaşıyoruz. Bazı şirketlere peşkeş çekilen suların hesabı eninde sonunda verilecektir. Bu projelerin yöremize verdiği tahribata çanak tutanlar cezasını çekecektir. Maalesef bu yörede yaşayan insanlar, şirketlerin ve devletin baskıcı, iki yüzlü ve paradan başka bir şey düşünmeyen yüzünü de bu şekilde görmüşlerdir. Bu nedenle HES mücadelesi zaten bir doğrudan demokrasi mücadelesidir. Yani insanların yaşadıkları yerlerle, kendi kaderleriyle ve gelecekleriyle ilgili söz söyleme haklarına dair bir mücadeledir.

Ben yaşadığım şehrin yeşilini, mavisini seviyorum.
Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı Recep Tayip Erdoğan’ı da seviyorum. Yalnız yöremizde yapılan onlarca HES projesinin çevreye vereceği tahribatı bir an önce görmesini arzu ediyorum.
Ben Potomya dersinde yüzmeyi öğrendim.
Benim çocuğumun da Potomya deresinde yüzmeyi öğrenmeye hakkı var.

Bu haber 535 kez okunmuştur.
alo topiya son 10senedur girdunmi
Gönderen: potom yali
evet aytekin kardeş size yakin olan alotopi kazangol e bende çok ufagıken uzmişimdur son 20senedur da gir medim ya sen tahminim son 15 senedur sende girmemişsindir nedeni basit ada cami sana yi bölgesi yeterli biçimde kirletmeye yeti yor zati boş konuş mayalım,sen oraya ördegini bile yüzdürmek istemessin.
31 Agustos 2010, Salı 21:52
Katılmıyorum
Gönderen: rizeli
Selam sayın yorumcu. Söylediklerine katılmıyorum. Dere diyorsun da eskiden pırıl pırıl akan dereler de yüzerdik. şimdi affedersin pislikten geçilmiyor ayağını bile sokmazsın. derenin suyunu kim kullanıyor, hadi kullanıyor ne kadar getirisi var o kullanılan suyun. Bir kere şuna da açıklık getiriyim, derelerin suyu tamamen hes tünellerine verilmeyecek. Yılın bazı zamanlarında derelerin bolsu olan zamanlarında tünel su doldurulacak. dere suyunun %100 suyu alınmadan 5/2 alınarak. ve her zaman da hes tünellerine aktarılmayacak. tünel suyunun azalması durumunda dereden takviye olacak. Birde gördüm ki küçük bir miktar enerji üretiminden bahsediyorsunuz bu hes ler yılda devlete 1.5 milyon dolar kazandıracağından bilginiz yok sanırım. Saygısızlık ettiysem kusuruma bakmayın . Konu hakkında bilgilendirme ve yorumumu akset tim.
25 Agustos 2010, Çarşamba 09:13
şimdi oldu
Gönderen: Kılıç Bey
Aytekin kardeş yazını beğendim. şimdiye kadar yazdığın yazılarda yumuşacık bir uslup kullanıyordun. Suya sabuna fazla dokunmadan idare ediyordun. Bu yazının kıvamını çok beğendim. Yazar dediğin yazdıklarıyla ses getirmeli. Seni bu yazı ve uslubundan dolayı tebrik ediyorum. sesimiz olmaya devam et. Sessiz yığınların sesi.
24 Agustos 2010, Salı 09:18
 
Haber  Blog Video Foto İlanlar
Çod dogru bir söz sayın müftüm,ama projede hoş fakat,bu noktaya nasıl getirilmelidir bu tıplum ,bu mevzuya azda olsa bir katkım olsun,fikir açması,fikir yönlenmesi açısından bu toplumda,bu günki camilerin sorunlarını bir ele alsak-nasıl olur-bırakın sahil camisini neden her mahalledeki camide olması gereken bir konu,her camide uygulanmalı -sorunu sizde gördügünüze inanıyor nedir bu kangiran sorunlar,camilerde,--1--mevcut imamlar,işini layıkıyla yapanı tenzih ederek,bazıları beden egitimi hocası gibi ,vakti saati gelince insanları idman ettirip sonra hadi herkes yoluna sonrası işte meydan işte insanlar--bu millet müslümanlıgı-islamiyeti sadece günde2,5 saatlik olarak biliyor,nedir bu 5 vakit namac,hepimizi içine alıyorum yarası olan gocusun,camiden içeri adım attıkmı herşey islama uygun olunmaya çalışılır camiden dışarı adım atınca- yaptıgımız -yaşadıgımız- ne 4 kitaba nede ilahi bir dine uygundur-herkes dogruyu bulabilecek bilgi ,birikintisinde dolu olmalı-hangi çagdayız-ilim ayaklar altında dökülüyor bilmedim,raslamadım deme lüksümüz yok,bir silkilenim bakalım-ve gerçek degerler önünde bi süzüleleim, bu noktadan bakınca sayın müftüm bir vatandaş olarak önce cami sorunlularının yani imamların yeterli olduguna inanmıyorumbazılarını konu dışına bırakarak,-imamların ciddi-egitime ihtiyaçları var-bu egitimden sonra -dogrudur vakitmamazları sonrası neederler-nemi ederler-kazda olsa kimisi şeytani işlerlede ugraşıyor-nemi yok içerlerimde-mütait-otogaleri-emlakçı-market manav-bizim imamlarala sadece bu konuda iftihar edilir ilim mesleklerinde deilde 2 ci işlerinde çok başarıdırlar,gelelim konuya sahilcamisi örne gi olabilir ama çok zor her camide belirli vakitler aralıgında sohbet-muhaabbet-bunu ortaya sunan imam yeterli olmalı
Röportaj
Türk futbolunun efsane futbolcusu Lefter Küçükandonyadis Rize ve Rizeliyi yazarımız Fatih Sultan KAR'a anlatmıştı.
Yazarlar
Video
Sisteme Kayıtlı Günün Ayeti Bulunmamaktadır.

Kaynak Yok
Üye Girişi
REKLAM   l  İLETİŞİM   l   KÜNYE   l   GİZLİLİK İLKELERİ   l   RSS