Mehtap Telci ÖKSÜZ
OYSA Kİ…..
17 Mart 2011, Perşembe  15:1 Karakter Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Gören bir göz ağlayan bir kalbim oldu sonunda. Artık o soruyu sormuyorum, çünkü alacağım cevaptan korkuyorum. Ama yinede ‘ çok mu geç kaldık? ’

İnsanlar ilk çağlardan bu yana bir şeyleri merak ediyor, Ateş, ateşle gelen madencilik, bir zamandan sonra ateş yeterli olmuyor kömür; bir dönemin vazgeçilmez enerji ve ısı kaynağı ve onunda modası geçiyor. Daha büyük, sağlam eşyalar yapmak gerekiyor. Bunun için nükleer enerjiye geçiyoruz. Ya öyle çekimser bakmayın NÜKLEER  ÖLDÜRMEZ…..

Karanlık devirlere dönem açıp kapıyoruz. Toprağı keşfediyoruz; ekiyoruz, biçiyoruz ticaret yapıyoruz bütün bunları yazıyoruz ve asıl tarihin başlangıcı sayılması gereken şeyi keşfediyoruz. “PARA “ Böylelikle daha çok çalışıyoruz, eziyoruz, eziliyoruz, kavga ediyoruz ve insanlık değerlerimizi kaybediyoruz. Sonra bir yardım sever çıkıyor bu böyle olmaz çıkarlarımızı böyle koruyamayız, size bir çoban lazım diyor ve bizler devletleşiyoruz. Toprakçılıkla yetinmiyoruz, bütün dünyayı fed etmeyi bir çatı altında yiyip içmeyi planlıyoruz, İmparatorlaşıyoruz.

Serin sulara açılıyoruz ‘orda bir köy var uzakta’ sloganlarıyla yeni kıtalar keşfediyoruz. İlk başta bunlara kendimizde inanamıyoruz sonra bir bakmışız geri dönmeye bile gereke duymuyoruz, sanki dönmek istesek de dönebilecek miyiz? O kadar benimsemişken. O güzel topraklardan pek çok cici buluyoruz, işletiyoruz ve kendimizi sınıflandırıyoruz.

Ama, Dünyanın yuvarlak olduğunu öğrenen insanoğlu durur mu hiç bundan sonra; artık imparatorlukları beğenmiyoruz. Bu güne kadar yaptıklarımızı yıkıyor, milletleşiyoruz ve bununla birlikte özgürleşiyoruz.

Yinede durmuyoruz ‘Artist Ne Arar La Bazarda’ demiyoruz. Yeni yeni pazarlar arıyoruz, bulamayınca da ailecek savaşıyoruz. Bir değil, iki değil, sıcak değil, soğuk değil hiç durmuyoruz.

Bizler merak ediyoruz, nerden geldik nasıl geldik, nereye gideceğiz diye kafa patlatıyoruz, yaşam mücadelesi veriyoruz.  Doğada gezindikçe yeni şeyler keşfeder, buluşlar yaparız.  Meraklarımız daha da artar. Bunlar tamamen masumca meraklar, kimse nerde başlayıp nerede biteceğini bilmez, tahribatın ne olacağını düşünmez, sadece meraklarını gidermeye çalışır.  Aynştayn maddenin en küçük yapısı parçalana bilir niçin, sorusunu sordu ve yanıtını halen alıyoruz almaya da devam edeceğiz. Masumca başlayan merak ve geride bıraktığı yüzlerce ölü, yaralı, sakat ve …..

Gelişiyoruz saatler akıyor, dünya dönüyor, günler geçiyor, yeni buluşlar yapıyoruz, hayatımızı kolaylaştırıyoruz. Hep beraber rahat ve özgürce yaşamayı öğreniyoruz. Bu yönlerden bakınca hayat ne kadar güzel geliyor kulağa öyle değil mi?

 Peki ya değerlerimiz, kaybettiğimiz duygular ve en önemlisi de Dünyaya yaptıklarımız? Dünya da boş durmayacak, tabiat ana da bunun karşılığını bize verecek, hem de en  acımaz şekilde aynı bizim gibi…..

Hiroşima da bir çocuk ağlıyor yaralarından x ışını sızıyor. Afrika da genç bir kadın ağlıyor annesini arıyor, Peru’da bir çift göz kapanıyor,  ya şuan Japonya  da yaşananlar ve  yıldızlar kayıyor ardından GÖZ yaşları akıyor  akmaya  da devam edecek.

Oysa ki yağmur ormanları artık ağlamıyor ORMANLAR ölüyor ve yıldızlar üzerimize birer birer yağıyor.

Bu haber 3733 kez okunmuştur.
uzun yıllar ötesinden mektup var
Gönderen: Mustafa izgi
Hepimize uzun yıllar ötesinden mektup var.Bu dünyada sevgi ve pozitif duygularla yaşayanlara gerçeği arayanlara mektup var.Gecede gündüzde karanlıkta aydınlıkta mehtapta kendini arayanlara mektup var. Şarkılarda sözlerde ölümlerde doğumlarda ibretle bakan gözlere hikmetle konuşan sözlere mektup var.Mektubu okumadan önce buyrun mini konsere=You tube-Umut Akyürek -uzun yıllar ötesinden/Münir Nurettin Selçuk -sevdiğin dünyalar kadar/Hafız Burhan -makber//Daha Kuran ne desin. (Ölümsüz mektubumuz) Esen kalın
01 Mayıs 2011, Pazar 23:08
özeti budur
Gönderen: teodor
çok güzel özetlemişsiniz aslında yaşamın temeli budur üretmek ve sonra hızla tüketip yok etmek işte bütün mesele bu
22 Mart 2011, Salı 00:26
AKILCI DÜŞÜNMEK
Gönderen: akılcı
MEHTAP HANIM ELİNİZE YÜREĞİNİZE SAĞLIK. TÜRKİYENİN DEĞİL DÜNYANIN KANAYAN YARALARINA PARMAK BASMIŞSINIZ.TEBRİK VEDETEŞEKKÜR EDERİM.
18 Mart 2011, Cuma 18:40
güzel bir bakış açısı
Gönderen: esra
yazınız oldukça ilginç farklı bir bakış açısı ile konulara yaklaşmışsınız tebrik adiyorum
17 Mart 2011, Perşembe 22:55
 
Haber  Blog Video Foto İlanlar
Sn.Cem bey yazınızı tam bir araştırmacı gazeteci kimliği ile doğru tespitler yaptığınız ortada sizi bundan dolayı tebrik ediyorum.Çayla ilgili sıkıntılar belli ve bugün Müdürleri görevden aldığını basına açıklamış Sn.Genel Müdür, bu görevden almalar bile bazı yandaşlara görev vermek için yapılan bir eylemdir.Çaykur yılardır aynı kadro ile göreve devam ediyor,kapasite belli, sadece genel müdürler değişiyor, kadro ile diyalog içerisinde olup motive edersen kadroyu çalıştırırsın, ama sanırım bu diyalog ortamı yok, emrivakı yaparak işler yürütülmeye çalışılıyor yanı kimin ne yaptığı belli değil.Sn.İmdat Sütlüoğlu göreve geldiği günden beri ayın 15-20 gününü yurt dışı gezilerinde geçirdi, Çaykurla çok fazla ilgilenemedi, geçen yıl göreve Nisan ayında geldi fabrikaları hazır bakımı yapılmış bir şekilde teslim aldı ve sezona girdi.geçen yıl bir önceki yıla göre 20.000 ton eksik kuru çay satışı yapabıldı, çünkü çayı satan bayilere de emrivaki ve yazı yazmak süretiyle baskı yapmaya çalıştı, hiç bir zaman muhatap alıp satışla ilgili çalışmalarda bulunmadı, buda yetmez gibi bayilerin kendi bünyesinde oluşturdukları profesyonel kadro ve organizasyonlarıda ortadan kaldırıp, kendi kontrollerinde Bölge Koordinatörü adı altında 50 ye yakın işi bilmeyen kendi yeğenleri,çocukları ve akrabalarını,bunlara bağlı 400'e yakın tanzim teşhir elemanını işe aldılar. bu işler önceden profesyonel olarak 10-15 Süpervizor ve 200 civarında tanzim teşhir elemanı ile yapılabiliyordu. Bu çalışanlar önceden bayilerle birlikte onların kontrolünde çalışırken şimdi kontrol Çaykurda; Van da Edirnede Çanakkalede görev yapan bir elemanın kontrolu Çaykur tarafından ne kadar yapılabilir. Aldıkları ücretlerde çaykur üst düzey bürokratların yakınlarına yakışacak şekilde verilmektedir.Geçen seneden beri yapılan hatalar bu sezon patlama noktasına geldi ve biz üreticileri özel sektörün kucağına atıverdi. Hep bir korku var içimizde çaykur eldenmi gidiyor, bu bir oyunun parçasımı. İnşallah korkulan olmaz.
Röportaj
Türk futbolunun efsane futbolcusu Lefter Küçükandonyadis Rize ve Rizeliyi yazarımız Fatih Sultan KAR'a anlatmıştı.
Yazarlar
Video
Sisteme Kayıtlı Günün Ayeti Bulunmamaktadır.

Kaynak Yok
Üye Girişi
REKLAM   l  İLETİŞİM   l   KÜNYE   l   GİZLİLİK İLKELERİ   l   RSS