Ersoy USTAOĞLU
Dört yılıma mal oldunuz Hocam !
2 Ocak 2012, Pazartesi  16:0 Karakter Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Geçen gün sitemizde yayınlanan “Çayeli eğitimi masaya yatırdı” başlıklı haberi görünce bu hususta yazmak elzem oldu.

Söz konusu haberde Kaymakam “gençlerin, geleceğini tehdit eden şiddet ve uyuşturucudan uzak durmaları için okul rehber öğretmenleri ile her ay yapılan toplantılar devam edecek. Eğitim öğretimde istenilen başarıya ulaşmak için okul aile birliklerine ve velilere de çok önemli görevler düşüyor. Okul aile birliklerinin başkanlarıyla toplantılar yapılarak velilerin görüş ve önerilerini dikkate alacağız.” Diyordu.

Ben de buradan yola çıkarak bazı gözlemlerimi ve bu gözlemlerim ışığında tespitlerimi sizlerle yüreğim sızlayarak paylaşmak istiyorum.

İşyeri güzergahım üzerinde olan bir çok otobüs durağının önünden hafta sonu hariç her gün aracımla geçerim. O otobüs duraklarından bir tanesi var ki bugün ki yazıma vesile oldu. Keşke olmasaydı. O otobüs durağı günün belirli saatlerinde öğrenciler tarafından tıka basa dolar. İlk başlarda bu otobüs durağı neden bu kadar kalabalık diye kendi kendime sordum durdum. Keşfetmem uzun sürmedi. Meğerse o otobüs durağı öğrencilerin sigara içme yeriymiş. Durağın hemen yanındaki okulun öğrencileri teneffüslerde o durağı sigara içme yeri olarak kullanıyorlar. Muhtemeldir ki okul idaresi ve öğretmenler de bu durumdan haberdardır. Yine muhtemeldir ki veliler de bu durumdan haberdardır. O gençleri o halde gördükçe içim sızlıyor. Görülen o ki gençlerimiz teneffüsleri ve dinlenme saatlerini sigara molası olarak değerlendiriyor.

Merak ettim ve sordum.

O gençlerin öğrenim gördüğü okulun geçmiş yıllarda üniversite sınavlarındaki başarısı nedir ?

Şaşıracaksınız ..!

Geçen yıl 1 öğrenci üniversite yerleştirme sınavını kazanmış. O da iki yıllık meslek yüksekokulu.

Evet evet yanlış duymadınız BİR KİŞİ 2 yıllık meslek yüksekokulu kazanmış.

Bir önceki yıl tablo daha da hazin bir haldeymiş o yıl kazanan hiç çıkmamış.

Bu durumu yüzdelerle ifade edemiyorum. Çünkü %1’in altında bir oran bu.

Böyle bir tablo ile karşılaştıktan sonra Kaymakam’ın çözüm önerilerinin elzem olduğu ortadadır. Bu çözümler Türkiye geneline yayılmalıdır. Burada okul idarelerinin, rehber öğretmenlerin ve paralel olarak okul aile birliği yönetimlerinin çok daha fazla inisiyatif alarak sadece öğrencilerle değil velilerle de bire bir görüşüp olayın vahameti anlatılmalıdır. Gerekli psikolojik destek sağlanmalıdır. Okul aile birliklerinin görevi sadece çay, pasta etkinliği düzenlemek, okulun ihtiyaçlarını karşılamada görev almak değildir. Burada onlara önemli görevler düşüyor. Bu durumda olan öğrencilerimiz onların desteğine muhtaç durumdalar. Olaylara yaklaşılırken o gençleri kendi çocukları gibi düşünerek yaklaşmalı.

Sigara, alkollü içki ve diğer uyuşturucu alışkanlıklar ile mücadele eden ve bütün zararlı alışkanlıklardan halkımızın ve bilhassa gençlerimizin korunması için yaptığı çalışmalarla kamuya hizmet veren Yeşilay Cemiyeti Rize il temsilcisi Bayram Ali Kavalcı’ya da buradan seslenmek istiyorum. Cemiyet olarak çok daha etkin görev almalı zararlı alışkanlıklardan gençlerimizi korumak için toplantılar etkinlikler düzenlemenin yanında birey bazında çalışmalar yapılmalıdır. Bire bir bu gençlerimizle ilgilenilmeli, gençlerimiz ve aileleri bu yönde eğitilmelidir. Okul yönetimleriyle bu hususta devamlı irtibat halinde olunmalı. Milli Eğitim Müdürlüğü ile koordineli projeler geliştirilmelidir. Bu işler gönül işleridir. Parayla yapılan işler değildir. Sizden daha etkin bir çalışma bekliyorum. Cemiyetin il temsilcisi olarak gönülden çalıştığınızı biliyorum ve takdir ediyorum. Ancak manzara-i umumiye çok daha fazla çalışmamızı gerektiriyor. Yarın çok geç olabilir.

Yine bir başka hazin durumdan daha bahsedeyim size. Eğitimde geldiğimiz noktanın alenen görülmesi açısından bu yazacaklarımın önemi büyüktür.

Öğrenci gençlerimizden bir tanesi geçmiş yıllarda sınıfta kalmış. Sınıf tekrarı yapmış fakat o yılda dersler berbatmış. Görünen tabloya göre iki yıl üst üste sınıfta kalacak olan gencimizin okuldan ilişiği kesilecekmiş. Fakat sınıfı geçme hususunda öğrenci gencimizden herhangi bir talep ya da çaba emaresi yokmuş. O yıl sınıf tekrarı yapan öğrencimiz sınıfını bir şekilde geçiyormuş. İte kalka lise öğrenimini tamamlıyormuş. Buraya kadar beni şaşırtan çok acayip karşıladığım bu kadar da olmaz dediğim bir durum yok.

Öğrenci gencimiz okuldan mezun olduktan sonra bir sohbetinde öğretmenine hitaben şu vurucu cümleyi kullandı. “Dört yılıma mal oldunuz hocam”. Öğrencimiz dört yıl boyunca boşu boşuna okul okuduğunu öğrenim gördüğünü ya da başka bir deyişle öğrenim görmeden mezun olduğunu öğretmenine bu cümleyle serzenişte bulunarak ifade etti. Dört yıl boyunca okulda boşu boşuna zaman kaybetmiş. Dışarıda geçireceği zamanı okulda geçirmek zorunda kalmış ve bu durumu kendisi için bir kayıp saymış öğrencimiz.

Türk Eğitim Sendikası yapmış olduğu bir araştırmada okul ve okul önlerinde şiddet olaylarının geçmiş yıllara oranla oldukça artmış olduğunu tespit etmiş. Bu konuda da yazacak çok şeyim var. Konumuzun bu boyutuna girmiyorum. Belki bu hususta yazmadığım için yazım neden sonuç ilişkisi açısından eksik kalacak. Fakat yazacaklarım çok olduğundan bu boyutu bir başka yazıma bırakıyorum.

Bir çok nedenden dolayı ve özellikle popüler kültürün dayatmaları sonucunda yüreklerimizi sızlatan, burkan acı bir manzarayla karşı karşıyayız. Dejenerasyona uğramış bir gençlik kitlesi var karşımızda. Manzara-i umumiye hiç ama hiç iyi değil. Bugünü hep geçmişle kıyaslarız. Bizim zamanımızda diye başlayan serzenişlerle bugünü hep eleştiririz. Fakat durum gerçekten çok ciddi. Gençlerimiz elimizden avucumuzdan kayıp gidiyor. Kayan onların hayatı ve geleceği; acı olan bunun farkında değiller. Eğer müdahale edilmezse yarın bugünleri arayacağımız muhakkaktır.

Masaya yatırılan eğitim ve öğretim umarım masada kalmaz.

Bu haber 815 kez okunmuştur.
ana baba suçlu
Gönderen: a.aziz şamlıoğlu
yazar çok güzel konulara temas etmiştir. sigara konusunda ben şunu ekleyeceğim; öncelikle sigara içen gençlerin babalarının büyük bir oranı sigara içmektedir. bu gençlerin annelerininde azımsanmayacak oranda sigara içiyor. çocuk , genç öncelikle anne babayı örnek alır.çözüm; bunların analarına babalarına sigarayı bıraktırmalı. anne babalar çocuğum bu kötü alışkanlığı yapmasın diye sigarayı bırakmalıdır. sigaraya karşı en iyi eğitimin bu olacağı kanaatindeyim.
03 Ocak 2012, Salı 11:56
dört yılıma mal oldunuz hocam
Gönderen: muammer uzun
Üstadım çok güzel bir noktaya parmak bastınız, Ben İstanbul'da ikamet ediyorum. Evimin çok yakınında bir lise var. Lisenin dış duvarının dış kısmına bir baraka inşa ettiler. Öyle bir baraka ki dış kısmı yağmur korunması için seçim afişleriyle örtülmüş. gündüz iş yerinde olduğumdan hanıma sordum kim yaptı buna okul nasıl izin verdi diye. sıkı durun LİSE ÖĞRETMENLERİ okul alanında sigara içmek yasak olduğundan bu barakayı inşa etmişler ve tenefüslerde burada sigara molası vermekteler. Hani derler balık baştan kokar. Bence kuyruğunu bir koklamak lazım, kokmadık yeri kalmış mı? kalın sağlıcakla...
02 Ocak 2012, Pazartesi 20:54
 
Haber  Blog Video Foto İlanlar
Sn.Cem bey yazınızı tam bir araştırmacı gazeteci kimliği ile doğru tespitler yaptığınız ortada sizi bundan dolayı tebrik ediyorum.Çayla ilgili sıkıntılar belli ve bugün Müdürleri görevden aldığını basına açıklamış Sn.Genel Müdür, bu görevden almalar bile bazı yandaşlara görev vermek için yapılan bir eylemdir.Çaykur yılardır aynı kadro ile göreve devam ediyor,kapasite belli, sadece genel müdürler değişiyor, kadro ile diyalog içerisinde olup motive edersen kadroyu çalıştırırsın, ama sanırım bu diyalog ortamı yok, emrivakı yaparak işler yürütülmeye çalışılıyor yanı kimin ne yaptığı belli değil.Sn.İmdat Sütlüoğlu göreve geldiği günden beri ayın 15-20 gününü yurt dışı gezilerinde geçirdi, Çaykurla çok fazla ilgilenemedi, geçen yıl göreve Nisan ayında geldi fabrikaları hazır bakımı yapılmış bir şekilde teslim aldı ve sezona girdi.geçen yıl bir önceki yıla göre 20.000 ton eksik kuru çay satışı yapabıldı, çünkü çayı satan bayilere de emrivaki ve yazı yazmak süretiyle baskı yapmaya çalıştı, hiç bir zaman muhatap alıp satışla ilgili çalışmalarda bulunmadı, buda yetmez gibi bayilerin kendi bünyesinde oluşturdukları profesyonel kadro ve organizasyonlarıda ortadan kaldırıp, kendi kontrollerinde Bölge Koordinatörü adı altında 50 ye yakın işi bilmeyen kendi yeğenleri,çocukları ve akrabalarını,bunlara bağlı 400'e yakın tanzim teşhir elemanını işe aldılar. bu işler önceden profesyonel olarak 10-15 Süpervizor ve 200 civarında tanzim teşhir elemanı ile yapılabiliyordu. Bu çalışanlar önceden bayilerle birlikte onların kontrolünde çalışırken şimdi kontrol Çaykurda; Van da Edirnede Çanakkalede görev yapan bir elemanın kontrolu Çaykur tarafından ne kadar yapılabilir. Aldıkları ücretlerde çaykur üst düzey bürokratların yakınlarına yakışacak şekilde verilmektedir.Geçen seneden beri yapılan hatalar bu sezon patlama noktasına geldi ve biz üreticileri özel sektörün kucağına atıverdi. Hep bir korku var içimizde çaykur eldenmi gidiyor, bu bir oyunun parçasımı. İnşallah korkulan olmaz.
Röportaj
Türk futbolunun efsane futbolcusu Lefter Küçükandonyadis Rize ve Rizeliyi yazarımız Fatih Sultan KAR'a anlatmıştı.
Yazarlar
Video
Sisteme Kayıtlı Günün Ayeti Bulunmamaktadır.

Kaynak Yok
Üye Girişi
REKLAM   l  İLETİŞİM   l   KÜNYE   l   GİZLİLİK İLKELERİ   l   RSS