Turgut Kafkas, Rize halkına mutlulukların en büyüğünü yaşatırken, kariyerine altın bir halka daha ekliyor ve Rizespor Tarihi’nin unutulmazları arasında yerini alıyordu

Bu sezon da Rizespor, neredeyse pişmiş tavuğun başına gelmeyenleri yaşamıştı. Paşalı Alaman başkanlığındaki Rize yönetimi takımın başına “Kendi öz evladığımız, hemşehrimiz” diyerek Şenol Birol’u getirmiş, fakat Birol hazırlık maçları sonunda Yeşil-Mavili kulübün teknik patronluğundan ayrılmak zorunda kalmıştı. Sezonun ikinci teknik direktörü Gürsel Aksel olayı, tam bir trajedi idi. Göztepe’nin UEFA (Fuar Şehirleri Kupası’nda) Avrupa’yı kasıp kavurduğu efsane ekipte seçkin futbolu ile ünlenen Aksel, Rize’de bir benzin istasyonunda meydana gelen patlamada yanarak feci şekilde yaşamını yitirmişti. Tüm futbolseverler gibi, Rize halkı da çok sevdikleri hocaları için ağıtlar yakıyor, gözyaşları sel olup akıyordu. Bu acıların üzerine 1960’ların ikinci yarısında üç büyüklere kafa tutup ligin zirvesini sallayan Eskişehirspor’da “Es Es” efsanesenin mimarı Abdullah Gegiç’e işbaşı yaptırılıyordu. Ancak, ne hikmetse Gegiç, bir hafta sonra valizini topladığı gibi Rize’yi terkediyordu. Aynı sezonun ilk yarısında, Rizespor mecburen dördüncü teknik adama teslim ediliyordu. Turgut Kafkas devri başlayacaktı şimdi...

Fuji Mehmet: 2. Lig’de son sezonumuz!

Önceki sezon Göztepe’den transfer edilirken, kafalarda “Acaba uyum sağlayabilecek mi?” soru işaretleri çaktıran Fuji Mehmet, gerçek anlamda namuslu bir futbol profesyoneli çıkmıştı. Fuji Mehmet, 1978/79 sezonunda sırtına geçirdiği Yeşil-Mavili formasının sağ koluna bir de kaptanlık pazubandı takacaktı. Fuji’nin saha içi etkisi, kaptanlık yetkisi ile donatılmıştı şimdi. Taze kaptan Fuji Mehmet, yine diri, yine bitirici bir kimliğe bürünmüştü. Mükemmel bir profesyonel olarak, geçen yılki burukluğa sünger çekmişti. Kaptan, dost sahbetlerinde yakın çevresine, Rizespor’un bu yıl ikinci ligde son sezonu olacağı ve Birinci Lig’e çıkacağının ısrarla altını çiziyor, “Takımımız güçlü. Hiçbir sorunumuz yok. İlk yarı fikstürü bizim için avanrtajlı. Bunu iyi değerlendirebilirsek, ikinci yarı şampiyonluğumuzla son bulur” diyordu.

15 takımın mücadele verdiği Beyaz Grup’ta Rizespor takır takır top oynuyor, futbolcular yüreklerini sahaya yansıtıp kalitesini ve gücünü ortaya koyunca işler bu defa yolunda gidiyordu. İlk yarı sonunda eksik maçına karşın Rizespor takipçisi Şekerspor’un bir puan önünde 20 puanla zirvede konuşlanıyordu. Muharrem’in ikinci yarıda kırmızı kartla takımını 10 kişi bıraktığı Rize Şehir Stadı’ndaki erteleme maçında Haldun’un golüyle Elazığspor’u 1-0 deviren Mavi-Yeşilliler, takipçisiyle puan farkını 3’e çıkararak iyice rahatlıyordu.

Beyaz Grup’ta ilk yarının beyi Rize

6 gollü Oktay’ın ekibin en golcü ismi olduğu ilk yarı sonunda, Rizespor, Türk spor basınında “En başarılı takım”, “Rizespor büyük üstünlük sağladı” başlıklarıyla lanse ediliyor ve şöylesi ifadeler kullanılıyordu:

“Rizespor, bu yarıda ortaya koyduğu futbol ve aldığı sonuçlarla, ‘İlk yarının takımı’ ünvanını kazandı. Rizespor bu dönemde, zaman zaman teknik sorumlu sıkıntısı yaşamasına rağmen, başarılı futbolunu ve iyi sonuçları sürdürerek zorlu rakiplerinden sıyrılmasını bildi. Rizespor, kendi sahasında topladığı puanların yanında deplasman maçlarında da çok başarılı sonuçlar alarak büyük avantaj sağladı.”

Rize’nin net bir üstünlüğü ile kapanan ilk yarıda, Rize’nin teknik direktör sıkıntılarının üstesinden gelmesi, iç ve dış maçlarda başarısını herkes takdir ediyordu. Rize’nin Vefa karşısında elde ettiği 4-0’lık galibiyet, ilk yarının da en farklı skoru olmuştu. 9 golle en farklı galibiyet hanesinin karşısında da Rize’nin adı okunuyordu. Deplasmanda Rize ile birlikte 7’şer puan toplayan Rizespor, kendi evinde en fazla puan toplayan (15) ekip olma başarısını göstermişti. İlk yarıdaki 15 maçta elde edilen tek yenilgi de, Rize’yi en az yenilen takım olarak ayrıcalıklı kılıyordu.

İkinci Lig’de ilk yarı değerlendirmesini yapan usta gazeteci Cemal Alkan da, “Grubun beyi Rizespor” hükmünü veriyor ve “14 haftalık maratonda müsabakalar genellikle hadisesiz geçerken, liderlik mücadeleri bir hayli çekişmeli oldu. Beyaz Grup’ta lider Rizespor, 13 hafta da yakaladığı liderliği, maç eksiğine karşın devam ettirdi” ifadelerini kullanıyordu. Alkan Tercüman’da, “13 maçta yalnızca 16 gole izin veren Yeşil-Mavili ekibin kalesi kale gibi” hükmünü de verirken, 2. Lig Beyaz Grup’ta ilk yarının değerlendirmesinde kare asta, Şekerspor’lu Cüneyt’in yanısıra, Rize’nin üç as futbolcusunun portresi asılıyordu: Refah (kaleci), Tuncay ve Oktay.

Akbulut: Hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyoruz

İlk yarıda evinde şans tanımayan, deplasmanda da rakiplerine kök söktüren Mavi-Yeşilli kulüpte, başkan ve basın sözcüsü Nuri Akbulut, Rizespor’un son haftalarda, özellikle deplasmanda topladığı puanlarla iddiasını kuvvetlendirdiğini, amaçlarının lig liderliğini sonuna kadar devam ettirmek olduğunu dikkat çekecek, “Rizespor iki ay süren bunalımlı bir dönem geçirdi. Bu devre yönetici, futbolcu ve taraftarlar el ele verince en az zararla atlatıldı. Antrenörümüz Gürsel Aksel’i kaybetmemiz futbolcularımızı ve bizi olumsuz yönde etkilemişti. Ayrıca, bir süre antrenör bulamamamız , futbolcularkın kendi kendilerine maça hazırlanmalarına neden oldu. Şimdi ise, antrenör sorununu çözümleyen ve mali hiçbir problemi olmayan Rizespor’un tek hedefi var, o da yıllardır özlediği birinci lige kavuşmak. Rizespor’un şampiyonluğu için bizler yönetici olarak hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyoruz. Futbolcu ve taraftarlarımızın da Rizespor’un başarısı için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacağı inancındayız. El birliği ile Rizespor’u layık olduğu Birinci Lig’e çıkaracağız” diyecekti.

İkinci yarışa başkent deplasmanında Ankaragücü beraberliği (1-1) başlayan, peşinden deplasmanda Aydın’ı deviren (2-1) Yeşil-Mavililer, sahasında yalnızca Konya İdmanyurdu’na (0-0) puan kaptırıyor ve son hafta Tekirdağ maçı öncesinde şampiyonluğunu ilan ediyordu. Ligde yaptığı 28 maçın 15’ini kazanıp, 11’inde berabere kalıp sadece ikisinden yenik ayrılan Rizespor 41 puanla mutlu sona ulaşıyordu. Rizespor bu zorlu maç trafiğinde, rakip ağlara bıraktığı 39 gole karşılık, kalesinde sadece 13 gol görmüştü.

Rize, Rize olalı böyle bir gün yaşamadı

İstatistikler bir yana, Ankara Demirspor karşısında elde edilen 3-0’lık zaferle, tüm şehir kenetlenmiş, Pazar’dan, Kalkandere’den, Ardeşen’den ve dahi Türkiye’nin dört bir yanından Şehir Stadı’na akan Rizeliler, tarihinin en büyük başarısına alkış tutmuştu. Rizespor-Ankara Demirspor maçının 56. dakikasında kazanılan serbest vuruşu golle sonuçlandıran Tuncay, bu maçta kendisinin ve takımının üçüncü golünü atarken, Yeşil-Mavililer’in şampiyonluğunu da perçinliyordu. Hakemin bitiş düdüğünü çalmasıyla birlikte Rizespor’un şampiyonluğu resmen ilan ediliyordu. İşte bu andan itibaren, tribünler sahaya akmış, tüm şehir kenetlenmiş ve şampiyonluk coşkusu sabahlara kadar günlerce kutlanmıştı. 11 yıldık özlemi çekilen şampiyonluk ile neşenin mutluluğun doruklarına varmıştı tüm Rize halkı.

Şehirde bayram havası estiren bu büyük başarıyı keyifli, kıvançlı bir yorgunluğun ardından değerlendiren başkan Nuri Akbulut, “Ligin başından sonuna kadar bir çok şanssızlıklarla karşılaştık. Fakat mücadelemizden vazgeçmedik ve maraton sonunda ipi göğüsleyerek grubumuzda şampiyon olduk. Yıllarca özlemini çektiğimiz Birinci Türkiye Ligi’ne yükselmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da takımımız gerçek gücünü Birinci Lig’de gösterecektir” diyordu. Teknik patron Turgut Kafkas ise zafere, “Yoğun bir çalışma sonunda mutlu sona ulaştık. Rize’de bir kaza sonunda kaybettiğimiz merhum hocamız Gürsel Aksel’in ardından vermiş olduğumuz şampiyonluk sözünü yerine getirmenin sevincini yaşıyoruz” yorumunu getirecekti.

Mataracı da şeref turunda omuzlarda

Rize kenti baştan sona şölen yerine dönmüştü. Terle yoğrulmuş emeğin, çile ve uğraş dolu uzun lig maratonunun sonunda zaferle gelen bir bayram bu. Bereket yağmurlarının dindiği Rize’de, kent baştan başa çayla filizlenirken, sevinç gözyaşları bir Mayıs yağmuru gibi Karadeniz’e akmıştı. Futbolun getirdiği doyumsuz mutluluk, tüm Yeşil-Mavili renklere gönül verenleri bir anda sarıvermişti...

Kuşkusuz Rize, Rize ola bu denli coşmamıştı. Şampiyonlukla gelen coşku, tüm kenti tek vücut yapmıştı. Bir yıl önce kılpayı kaçırılan ve özlemle beklenen tablo, bu kez olabildiğince ihtişamla, bir coşku seliyle yaşanıyordu şimdi...

Demirspor’u 3 farkı devirdikleri şampiyonluk maçından sonra, boyunlarında çelenklerle sezon boyu ter akıtan futbolcular, teknik direktör Turgut Kafkas ve başkan Nuri Akbulut’un yanısıra, dönemin Rizeli Gümrük ve Tekel Bakanı Tuncay Mataracı da, taraftar ve idarecilerin şeref turu atacaktı. Mataracı, maçtan sonra soyunma odasına giderek yaptığı konuşmada, “Kurucularından olduğum ve yıllarca genel kaptanlığını yaptığım Rizespor’un, şampiyonluğu ve Birinci Lig’e çıkması en az sizin kadar beni de mutlu etti. Sizlerle ne kadar övünsem azdır. Hepinizi kutlar, başarılarınızın devamını dilerim” demişti.

Rizespor’un Ankara Demirspor’u yenerek Birinci Lig’le kucaklaştığı maçı Bakan Mataracı’nın yanısıra, senatör Talat Doğan, Rize Valisi Muharrem Bartın, Çaykur Genel Müdürü Atilla Koruyan, Genel Müdür yardımcıları Şahin Balta ve Zeki Göktürk, Belediye Başkanı Ömer Bayar, Garnizon Komutanı ile Cumhuriyet Savcısı da izlemişti.

Turgut Kafkas’ın üçüncü operasyonu

1978/79 sezonu İkinci Lig Beyaz Grup’ta sezonun ekibi, hiç kuşkusuz şampiyon Rizespor’du. 39 golle ligin en çok gol atan takımı olan Yeşil-Mavililer’de Oktay, Konya İdmanyurdu’ndan Gani ile birlikte 13’er golle krallığı paylaşıyordu. Rizespor evinde 12’si galibiyet, 2’si beraberlik 26 puan toplayarak, dışarda da 14 maçın 3’ünü galibiyet ve 9’unu da beraberlikle kapatıp 15 puan toplayarak, sezonun hem iç saha, hem de deplasman kralı olmuştu. Basın, sezonun futbolcusu olarak Tuncay ismi üzerinde duruyor, kare asına Oktay’ı da dahil ediyor, lig karması içinde ise bu iki oyuncuya ilaveten, şampiyon ekipten kalede Refah, savunmada Levent, orta alanda Kahraman ve ileri uçta da Fuji Mehmet portrelerine de yer veriliyordu.

Her gittiği takımı şampiyon yapmasıyla ünlenen genç antrenör Turgut Kafkas, Erzurum’u 3. ligde namağlup şampiyon yaptıktan, Zonguldakspor’u da İkinci Lig’de şampiyon yaparak birinci ligle buluşturduktan sonra, üçüncü büyük işini Rizespor’un teknik patronu olarak gerçekleştiriyordu. “Hoca gel bizi de şampiyon yap” diye işbaşı yaptırılan 37 yaşındaki genç çalıştırıcı, gerçekten kendinden beklenen teorisyen ve taktisyenliğini hakkıyla yerine getirmiş, teknik mimar olarak şampiyonluk operasyonunu başarıyla tamamlamıştı. Turgut Kafkas, Rize halkına mutlulukların en büyüğünü yaşatırken, kariyerine altın bir halka daha ekliyor ve Rizespor Tarihi’nin unutulmazları arasında yerini alıyordu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.