Değerli okurlarım,
Efendim merhabalar,

Yaptığım araştırmalara istinaden diyebilirim ki, Cumhuriyet tarihinden günümüze kadar incelediğimizde görüyoruz ki Rize tarihinde,tek bir kadın dahi milletvekili olmamış, 5 Aralık 1934 yılında rahmetli Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK`ün,biz kadınlara bahşettiği SEÇME VE SEÇİLME HAKKIMIZA nail olamamışız. Yani kadınıyla erkeğiyle, yaşlısıyla genciyle ilkkez hepimiz ortak bir noktada buluşuyoruz.

Evet yanlış duymadınız. Rize gibi devlet erkanı çıkaran, Siyaset Okulu olması gereken bir il, markalaşmış bu şehirde tek bir kadın vekil çıkmamıştır. Neden diye sorguladığımda mantıklı bir sebep bulamadım açıkçası..

Oysaki, Rize kadını ne kadar güçlü, ne kadar, donanımlı, ne kadar eğitimli, ne kadar bilinçli, özgüveni yüksek, mert, zeki, akıllı, mantıklı, girişken, eğitimli, siyasetten anlayan ve tabiki de bir çok erkeğe taş çıkaran cinsten.. Tam Osmanlı kadınıdır.. Kim ne derse desin bu gerçeği hiç kimse değiştiremez. Karadeniz kadını böyledir. Aslında biz kadınların doğasında bu var. Nereli olduğunun da pek bir önemi yoktur aslında. Evrendeki her kadının bilinç altı böyle çalışır. Mizacımız böyle.

Bu çok büyük bir lütuftür. Durum böyleyken Rize'de kadın siyasetçi olmaması büyük açıktı bana göre. Potansiyel var ama ileri bir adım atan yoktu. Çünkü başka işleri güçleri, başka yorgunlukları, başka dertleri vardı. Kimi, köylerde, kimi zamanı geldiğinde çay bahçelerinde çay keser, kimi inek eder, kimi büyük şehirlerde, kimi geçim derdinde, kimi siyasette ama hep erkek egemenliğine takılmış, kimi *cam tavan sahibi.. Malesef işin can alıcı kısmı da bu işte..

Lütfen erkekler bu reel görüşlerimden dolayı kızmayınız bana.. Cam tavan özellikle SOSYOLOJi`de kullanılan terimlerden biridir. Yapılan araştırmalara göre bu sadece Türkiye` de değil, dünyanın en gelişmiş G8 ülkelerinde dahi böyledir.

* CAM TAVAN: Kadınların ve azınlıkların belirli noktalara gelmesini engelleyen, yasal olmayan, fakat varlığı da ispatlanamayan sanal cam tavandır.


 

Cam tavan engeli daima vardır. Yani kadınlarımız mesleki anlamda ilerlemek, kariyer yapmak isterler ama maalesef önünde hep bir engel vardır, zıplamak ister, gökyüzü gözükür fakat kafası hep çarpar, canı acır , çünkü cam tavan(sanal) vardır, yani psikolojik, sosyolojik , biyolojik ve kültürel sebepler hep kadınların gelişimine balta vurmuş, mobing uygulamıştır.

Tek suçumuz onlardan farklı olmaktı. Farklı düşünce yapısına sahip olmamız, iş bitiriciliğimiz, keskin zekâmız, okuma merakımız, azmimiz daima bir adim öndedir. İşte hazmedilemeyişimiz de bundandır. Böyle düşünmek kimseyi feminist yapmaz bunu da belirtmek istiyorum. Maalesef ATAERKIL bir toplumda yaşıyoruz. Bu ayrı bir konu.

Kadınların sıkıntıları, sorunları, uğranılan şiddetler istatistiksel olarak ortadadır. Bu da ayrı bir konu.

Gelelim 15 Temmuz 2016`ya... Sorarım size o vatan hainlerinin darbe girişimine kalkıştığı o gece ve daha sonrasında 15 Temmuz nöbetinde, kadınıyla erkeğiyle vatanımız için canla başla savaşmadık mı? Gece gündüz nöbet tutmadık mı, Reis ne zamana kadar dediyse ne yapmamızı istediyse milletçe aynen yapmadık mı? Kadınıyla erkeğiyle meydanlarda değil miydik?

Demek ki neymiş?

Siyasetin de vatan için savaşmanın da politikanın da KADINI ERKEĞİ YOKMUUUŞŞ!

Aynı şeyi cephede de KURTULUŞ Savaşı’nda yaşamadık mı? NENE HATUNLARI ne çabuk unuttunuz?

Düşündüm taşındım. 10 senedir Rize`de yaşayan ben yani JALE KAZDAL, neden Sn. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN beyefendinin, Sn. Reis`in yani Sn. Başkan`ın yanında, partisinin mutfağında yer almıyorum. Neden bu engelli bedenimi vatanım, milletim, bayrağım ve devletim için, uğruna harcamıyorum. Neden "ÖNCE VATAN", Sonra Rize’m deyip kolları sıvayıp, gücümün yettiğince, sağlığım elverdiğince "BEN DE VARIM “demiyorum??? diye düşündüm... Geçen sene Nisan ayında, gidip üye oldum. Aktif olarak görev almak istedim. Üst üste sağlık sorunları yaşadım. Yalan yok...

Bu sene 24 Haziran 2018 erken seçimlerin olması kafamda yanan ampulün ışığını arttırdı. “İşte bu!" dedim. Son gün diye bildiğim gün apar topar, (daha sonradan zamanı uzatılan) gidip başvurdu. Kendimi Afrin`e giden askerlerden biri gibi hissettim. Koltuklarım kabardı. Rize’mde belki de RİZE TARİHİNDE VE RİZE ADALET VE KALKINMA PARTİSİ TARİHİNDE İLK VE TEK ENGELLİ KADIN MİLLETVEKİLİ ADAY ADAYI olmuştum ve de meclise girebilmeme ramak kalmıştı. Bundan önere olmuştum. Neden olmasın? Rize tarihinde bir ilk gerçekleşse. Rize gibi stratejik bir öneme sahip olan bir ilin benim gibi, donanımlı, nitelikli, prezantabl, dünya görüşü olan, yabancı dil bilen, DIŞ TİCARET OKUMUŞ, İŞLETME FAKÜLTESİ ile desteklemiş aynı zamanda şuan üçüncü bölümünden mezun olmak üzere olan SOSYOLOJİ bölümü okumuş ve okumakta olan, SOSYOLOG yani TOPLUM BİLİMİ bilen, ilgilenen, araştırmalar yapan, hayat tecrübesi olan, İstanbul gibi METROPOL bir şehirde doğmuş, büyümüş, okumuş ve kurumsal şirketlerde çalışmış, stratejik bir öneme sahip bir kadının yaşadığı şehri temsil etmesi, milletinin emrinde bir vekil olmak istemesi, Sn. Cumhurbaşkanımızın vereceği her türlü görev ve hizmet etme imkanı verildiği taktirde, canla başla ve güçle, kesinlikle gece gündüz demeden çalışacağıma söz verip, bu fırsat ve yetki doğrultusunda MİLLETVEKİLLİĞİNE ADAY ADAYI oluşum kadar daha natürel-doğal ne olabilirdi ki?? Üstelik %46 Kronik Hastalıklar ve Ortopedik Engelli bir birey olarak, bir kadın, bir anne, bir öğrenci, bir ev hanımı, bir eş, bir Sosyolog A. bir gurbette yasayan gelin olarak niyetlenmek çok mertçe ve cesurca. Koca bir yüreğimin göstergesidir.

Tıpkı benim gibi, koca yürekli diğer altı (6) KADIN Milletvekili Aday Adayı gibi.

Emine GÜNGÖR,

Azize BASA AKBİN

Melahat FURTUNA

Elif ALEMDAR

Melisa PALİÇ

Büşra USTAOGLU

Sizleri ayakta alkışlıyorum. İyi ki varsınız. Siyasete atılan koca yürekli, güçlü, mert kadınlar...

Rize`ye gönül vermiş, Rize`de canla basla çalışmak isteyen benim dışımda altı (6) kadın daha var. Bu ne kadar güzel, özel ve önemli bir detay. Arkadaşlarımla gurur duyuyorum. İşte kadının gücü bu!!Kadın isterse her yerde olur. Yeter ki istesin.

Kadınlarımızın gücü! Kadınlarımızın yeteneği, başarısı, cesareti, mertliği, savaşçı kişiliği. Dik duruşu. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı anlardan birini daha yaşıyorum. Çünkü artık biz kadınlar da siyasette olmak ve söz sahibi olarak, kendi hakkımızı bir erkeğin değil, hemcinsimizin savunmasını istiyoruz. Halkımızdan da destek verecek, ileri görüşlülüğü bekliyoruz. Rize bir marka şehirdir. Çayıyla, insanının sıcakkanlılığıyla, sempatisiyle ve zekasıyla olsun zaten markalaşmıştır. Bir de buna siyaset adamlarının yetiştiği bir stratejik önemi de işin içine katarsak, kadınlarımızı da dahil edersek, bayağı yol kat etmiş olacağımızı görmek aşikardır. Artık kimse önümüzde duramaz.

Rize`ye kadın eli değmeli artık.

Hepimiz iyi eğitimliyiz, nitelikliyiz, tecrübeliyiz, donanımlıyız, iş tecrübesi olan ya da olmayan, yeni mezun ya da birkaç üniversite mezunu, teşkilat içinden gelen ya da dışardan olan ama ne fark eder ki, hepimiz gönül vermedik mi, aynı sevdaya düşmedik mi? Hepimiz aynı amaç için başvurmadık mı? Biz kadınlar birlik olduk. Diyoruz ki, hepimizin ortak gayesi olarak,

Sn. Cumhurbaşkanımız RECEP TAYYİP ERDOĞAN beyefendi, duyun sesimizi. Halkımızla da istişare yaptık.

İçimizden en az bir tanemizi, bu önemli günlerde, size karşı birleşenlere karşı, lütfen, savaş neferlerinizden biri olarak mecliste yanınıza alın efendim.

Rize`den de bir KADIN milletvekiliniz olsun. Lütfen bizleri de dinlemek için zaman ayırın. Bizler de görüşlerimizi sizinle paylaşalım. Rize`mizin sorunlarını, sıkıntılarını, iyi ya da kötü her halini kadın gözüyle değerlendirelim. Farklı bakış açıları sunalım size. Fikir farklılıkları daima mozaiği tamamlamaya yardımcı olan unsurların başında gelir.

Ülkemizin bekası, devletimin istikrarı, milletimin istikbali için DURMAK YOK, YOLA DEVAM...

TEK MİLLET

TEK VATAN

TEK BAYRAK

TEK DEVLET

ADALET VE KALKINMA PARTISI RIZE MİLLETVEKİLİ KADIN ADAY ADAYLARI

Jale KAZDAL,

Emine GUNGOR,

Azize BASA AKBIN,

Melahat FURTUNA,

Elif ALEMDAR,

Melisa PALIC,

Büşra USTAOGLU

İyiki varız.

Siyasete atılan koca yürekli, mert kadınlarız biz...

******************************

SAKARYA

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakarya’m, sana mı düştü bu yük?
Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük!

Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Bin bir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
Hamallık ki, sonunda ne rütbe var ne de mal,
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağı’nı assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya, saf çocuğu, masum Anadolu’nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve ben, gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!

(1949)

Necip Fazıl Kısakürek

--

Jale KAZDAL
jalekazdal53@gmail.com

​AK PARTİ RİZE ENGELLİ MİLLETVEKİLİ ADAY ADAYI​

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.