banner427

Sözlerin en doğrusu Yüce Allah’ın sözleridir. En doğruyu Allah cc. söylüyor. Kur’ân’ı en güzel şekilde peygamberimiz sas. Hayatına uyguladı. En güzel biçimde analdı, açıkladı, öğretti, yaşadı pratiğini yaptı. Kur’ân’ı en doğru şekilde yaşantısında gerçekleştirdi. Kur’ân’ı öğrenip, peygamberimizin yaşadığı şekilde, en güzel biçimde bizlerde yaşamalıyız. Kurtuluş sadece aklı doğru kullanmada; aklı, zekâyı Kur’ân, sünnet, ilim, sağduyu, mantık, makul kullanmaktadır. İki dünya kurtuluşu; ilimde, bilimde, sanatta, meslekte, dini- imanı güzel ve üstün ahlakla yaşamaktadır.

Zuhruf süresi 37. Ayet: “ Şüphesiz bu şeytanlar, onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar.”

Nisa süresi 150- 151. Ayet: “ Şüphesiz Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah’a inanıp, peygamberlerine inanmayarak, ayrım yapmak isteyenler, (peygamberlerin) kimine inanırız, kimini inkâr ederiz, diyenler ve bir ikisinin (iman ile küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler, var ya; işte onlar gerçekten kâfirdirler. Biz kâfirlere aldatıcı bir azap hazırlamışızdır.”

Hadis-i şerif: “Melekler, insanlara iyilik öğreten kimselere dua ederler.”

Kur’ân, hadis, sünnet, peygamberimiz ve ilimden, olay ve olgulardan ders almalı, ibret almalı. Bu iki ayete inkârcı materyalistler bakıp, ders çıkarmalı. İlahiyatçı olup, “Kur’ân Müslümanlığı” diye tutturup, peygamberimizi, siyeri, hadisi, sünnet ve peygamberimizin İslam dinini yaşayışını, dışarıda bırakanlarda; bu iki ayetten ve benzer ayetlerden ders alıp, ibret çıkarmalı.

Solcular, materyalistler, 1950 yılı öncesinde ve 1968- 1980 yılları arasında açıktan dinsizlik, komünistlik, ateistlik yapıyorlardı. Şimdi ise sözde çarpıtmaya, bozmaya, eleştirmeye, yermeye, kötülemeye, çelişkilerin ve eksikliklerin, fazlalıkların olduğunu, medya aracılığı ile yaymaya sözde çalışmaktadırlar. Çalıştıkça batmakta, çabaladıkça, daha da aşağılık yaratık olmaktadırlar. Oysa insanların batıl, küfür içinde düşmeleri tüm insanlara, varlığa zarar vermektedir. Akıl doğru çalıştırılamadığından, bunun farkında bile olmamaktadırlar.

Şii- Şia, Selefi, Vehabi, Harici gibi sapık, sapkın görüşleri olanlarda; peygamberimizi, hadis, sünnetleri, siyeri, İslam dininin dışına, Kur’ân dışına bırakmaya çalışıyorlar! İkisi de yukarıda mealini yazdığım ayetin kapsamına girmektedir. Bunlara aldanmamak, şaşırmamak, kanmamak, tuzaklarına düşmemek için, çok hak bilgili, bilinçli olmalıyız. İslam dininin kanıtlarını birlikte, beraber dosdoğru ve gerçekçi anlamalıyız.

Size şunu açıklamak istiyorum. Dediğimi ön yarsız olarak dosdoğru ve gerçek olarak algılayınız. “İslam dini her türlü sapık ideolojiyi, sapkın görüşleri, bozuk felsefi akımları kökünden, tamamı ile reddeder. Bu sapık ve sapkın ideolojilerde, bozuk, kaçık felsefi akımlarda, İslam dinini reddeder. İslam dini kesinlikle sapkın, ateist, vahşi insanlık dışı komünizmi, sosyalizmi, kapitalizmi, liberalliği, faşizmi, ırkçılığı her ne ideoloji varsa, olacaksa, kökten reddeder. Kabul etmez. Bu sapık azgın sömürücü, insanlık ve ahlak dışı ideolojilerde İslam dinini, bu materyalist- maddeci ideolojilerde İslam dinini ve her İslam ilmini tümü ile kökten reddeder.”

Daha önceki makalemde 50 tane sapkın, azgın, sapık felsefi akımı açıklama yapmadan, yazmıştım. İslam dini bunların hiç birini tanımaz. Onlarda İslam dinine karşıdırlar. İslam dinine girmek için söylenen Tevhit Tümcesi olan; “Lâ,” bu sapkınlıkların ve batıl olanların reddidir.

Kur’ân, sünnet, İslam dini, Allah’ın ve peygamberinin dosdoğru sözlerinden oluşmuştur. İdeoloji ve felsefeler ise; sapkın, sapık, kaçık, bozuk, akılsız, insanlıksız, doğrusuz, batıl ve küfür içindeki zalimlerin yazılarından ve söylemlerinden oluşmaktadır. “Biri eksik, noksan sıfatı olmayan Allah’ın dosdoğru sözüdür.” “ Diğeri ise kendini, Rabbini, haddini, sınırlarını bilmeyen, zalimlerin uyduruklarıdır.” Aradaki farkı fark etmeye çalışınız.

Egemen azınlık, serseri kişilikte olanlar, kurgulamış, düzmece yapmış. Bununla zalimler vesayet rejimi kurmuşlar. Laiklik, seküler, ideoloji, bozuk felsefe adına, din- iman, mümin, Müslüman, insanlık düşmanlığı yapmaktadırlar. Pek çok felsefi akım vardır. Kemalizm, feminizm, batı, doğu sapkın görüşler, felsefi akımlar, hepsi insanın doğasına aykırıdır. Bunların hiçbiri ülkelere huzur, mutluluk, rahatlık vermemiştir.

1950 yılı öncesi ülkemizde yaşanan korkunç dehşet evren vahşetler; batıda, doğuda, kuzeyde, güneyde, her yerde yaşatılmıştır! Bu bozuk felsefe ve sapkın vahşi katil ideolojiler; para, mal, mülk, çıkar için dünyayı ateşe vermişler! Vermeyi sürdürüyorlar. Sürdüreceklerdir! Bu sapkınların yaptığı işler; hep pislik, lağım, fosseptik, necaset, içki, fuhuş- çirkinlik, zina, faiz, sömürü, hak yeme, hukuk çiğneme, şirk, ayrımcılık, bölücülük, cahiliye, 720 haram işleme olmuş, olmaktadır. Allah cc. insanları huzur, mutluluk, doğruluk, dürüstlük, gerçeklik, yaratılış gayesine uygun yaşamaları için yaratmıştır. Sapkın olmamaları için sürekli peygamberler, İlahi kitaplar, İlahi suhuflar- sayfalar göndermiştir.

“İnsanların İslam ahkâmına, hükümlerine göre yaşamalarını emretmiş, öğütlemiş. Bu konuda peygamberimiz çok güzel örnek olmuştur.” Dünyada helalinden çalışmayı, ahirette cennete gitmemizi Allah cc. istemektedir. İslam dinini, Kur’ân’da emredilen, peygamberimizin yaşadığı şekilde yaşamamızı istemektedir. Din kardeşine hiçbir zaman zalimlik etmemeyi, tüm varlıkları koruma emredilmiş. İnsanlar, insanlara emanet edilmiştir. Yanı biz bizlere emanet edilmişiz.

İnsan acelecidir. Ama her iş de acele edilmemeli. Tasarlama, düşünme, plan, program, proje aşamalarında ortak yüksek akıl kullanılarak iş yapmalı. Helal ve Allah’ın istediği doğru ve gerçek işler yapmalı. İşler hayırlı, yararlı, iyi, güzel, doğru, verimli, yüksek kaliteli olmalı. Sorumlu hareket etmeli. Nankör olmamalı. Allah’tan hayırlısını isteyip, varlığa en güzel şekilde hizmet, iyilik, yardım yapmalı.

Görev ve sorumluluklar doğru çalışmalarla yerine getirilmeli. Çalışırken çevreye, doğaya, varlığa zarar vermemeli. Dünyanın dengesini, ölçüsünü değiştirmemeli. Barış, kardeşlik, dostluk içinde çalışma yapmalı. Anarşi, şiddet, terör, savaş, saldırganlık gibi vahşilikler yapmamalı. İslam barışı emreder. Savunmayı emreder. Saldırmayı yasaklar. Hiçbir zaman ne israfçı ne de savurgan olmalı. “İslam, dosdoğru orta yolu tercih etmektedir.” İslam dinine düşmanlık, Allah’a düşmanlıktır. İstikamet hak, hakikat, Hakk olmalıdır. İşlerimizi danışarak, fikir alışverişi yaparak, yapmalı. Kendi başımıza yalan, eksik, noksan, yanlış işler yapmamalı. Kadınlara da çalışma hayatında yer vermeli. Pek çok iş kadınlara özgüdür. Onların yetenek ve becerileri ile daha iyi olmaktadır. Boş işlerle ilgilenmemeli. Allah cc. boş, faydasız iş, varlık yaratmamıştır. Allah cc. boş ve zararlı işleri sevmez.

Allah cc. evreni, dünyayı, varlıkları yaratmış. Hiç yoktan yaratmış. Var olandan yaratmış, yaratmaya devam etmektedir. Varlıkları insanların hizmetine sunmuştur. Evren, insana emanettir. Korumak görevimizdir. Evren ve içindekiler bir düzen, nizam, intizam içinde işlemektedir. Düzeni bozmamalı. Düzeni bozarsak, bütün çarklar birbirine girer, birbirini kırar! Kalpleri de incitmemeli, asla kırmamalı. Kibar, nezaketli, zarif, zarafetli, incelikli davranmalı. Hayvanlaşmamalı.

Olgun- kâmil mümin ve Müslüman’ın sıfatlarını öğrenip, ona göre kendimize düzene, nizama, intizama çekip, çekidüzen vermeli. Kimsenin, kamunun malına, mülküne, servetine, kendine asla zarar vermemeli. Hainlik, alçaklık, kahpelik, adilik, nankörlük etmemeli. Her kişi ile arkadaş olmamalı. “Üzüm, üzüme baka baka kararır. Karadeniz karalâhanasının yanında diğer top beyaz lahana, top olmamaktadır. Açık kalmaktadır.”

Kıyamet gününe, ahirete, sorgu - sual gününe şimdiden hemen hazırlanmaya başlamalı. Kibir- gurur edip, sapkınların, azgınların, şaşırmışların, alçakların yoluna asla gitmemeli. Allah’ın yolu üstünde hiçbir varlığın yolu, düşüncesi olamaz.

Kimseye kin duymamalı. İntikam, nefret hırsı ile hareket etmemeli. Zarar vermeyene, hoş bakmalı. Herkes de mümin olmak zorunda değildir. Bize düşen görev; öğretmek, eğitmek, uyarmak, öğüt vermek, tebliğ etmek, en güzel örnek olmaktır. Körü körüne, kafasızca, akılsızca sapkın azgın sapık olanları taklit etmemektir. Sapkınlara hiçbir şekilde, maddi, manevi olarak destek, güç vermemektir.

İyiliği emretme, kötülüğü yasaklama, engelleme bizim görevimizdir. Allah bizlere; “iyiliği emrediniz, kötülüğü men ediniz,” buyurmaktadır. Allah’ın emrini tutmak, bizim görevimizdir.

Şu anda ülkemizde aslen Ermeni- Ermenicilik yapan ama kendini Kürt, Alevi olarak tanıtıp, milleti peşinde sürükleyen, ateist komünistler vardır. Bunlar terör yanındadır. Terör yapmaktadır.

İslam dinini istismar edip, bu münafıklık yapanlara, her türlü desteği veren gizli – kripto, münafıklar vardır. Bir de açıktan anarşi, şiddet, terör peşine koşan Marksist komünist gâvurluk yapanlar vardır. Bunlara karşı çok uyanık, bilgili, bilinçli olmalı. Gizli, açık, maddi, manevi anlamda asla zerre miktarı bile olsa destek vermemeli.

Dünyada kör, sağır, bilmez, cahil cühela olarak ot gibi yaşamamalı. Biz kötülüğe iyilikle karşılık vermeliyiz. Bu demek, değildir ki, kötülüğün yaşamsına yol açıp, fırsat tanımalı. Kötülüğü kendimizden uzaklaştırmadan, cennete girilmez. İslam dinini Ehl-i sünnet inancına- Kur’an ve sünnete uygun şekilde anlayıp, yaşamalı. Kur’an, Allah’ın sözleridir. Sünnet, Kur’ân’ın gerçekleştirilmesi, uygulanması, tatbik edilmesidir. Kur’ân ve sünnete uyulmadan, İslam dini yaşanılmaz.

Kur’ân’ın koruyucusu Allah’ımızdır. Kur’ân’a İslam dini düşmanları asla zarar veremez. İnsan ancak kendine ve başkalarına zarar verir. Bununda hesabını çok acı şekilde verir. İnsan ne yaparsa, sonuçta kendine yapar. Allah’a, dine, imana inanması, kendi kârına, çıkarınadır. İnanmaması kendi zararınadır. Allah’ın bizim ibadetimize gereksinimi hiç yoktur. Bizler yapılan, yaratılan nimet, bereketlere, bir şükür, hamt, teşekkür esasında ibadet ediyoruz. İbadetlerle olgunlaşıp, ahlaklaşıyoruz.

İslam yaşantısı olmadan, kurtuluşa erişilmez. Bizlere düşen Nasuh tövbesi edip, Allah’a yönelmemiz, onun yolunda, izinde gitmemizdir. Makbul olan tövbe, Nasuh tövbesidir. Tövbe edip, takva, muttaki, vera, muhsin mümin olmalı. Her türlü şerri def etmeli. Müminin yapması gereken davranışları yapmalı. Kâfirlik –gâvurluk- ateistlik –kâfirlik- münafıklık, müşriklik- zalimlik yapmamalı.

Müminler, Allah’ın ayetlerine karşı duyarlıdırlar. Dikkatli ve uyanık hareket etmeli. Bilgi ile bilinç ile davranmalı. Münafık; “inanmadığı halde inanmış gözüken kimselerdir.” Ülkemizde bu adilerden milyonlarca vardır. Münafıklar, açıktan gâvurluk edenlerden, çok daha tehlikelidir. Kaleyi içten yıkmaya, gasp etmeye çalışırlar.

Müminler cennete, mümin olmayanlar cehennemin en derin alt çukuruna gidecekler. Cehennemin ateşi de, taş ve bu cehennemlik kişiler olacaktır. Sapkın zalim ideolojilere bağlı olanlar, sapık, bozuk felsefi akımlara bağlı olanlar, cehennem kütüğü olacaktır. O zaman tapındıkları ilahlarını suçlayacaklar. İlahları ise suç kabul etmeyip; akılları yok mu idi, bize uymasalardı, diyecek.

Müslüman, bu zalimlerden ve azgın sapkınlardan uzak durmalı. Onlardan fikir pisliği, akıl hastalığı, mikrobu, virüsü, bakteri, bulaşabilir. Bizleri- sizleri etkileyip, kuşkuya düşürebilir. Onlara hiçbir şekilde bulaşmamalı. Takışmamalı. Tartışma, münakaşa yapmamalı. Onların akılları, zekâları kıttır. Düşünceleri yalan yanlış, fikirleri bozuktur.

Bizler kendimizi düzene, nizama, intizama, çekidüzene, hakka hakikate sokup, muhasebe etmeli. Nimetlere karşı alçak olup, nankörlük asla yapmamalı. Nefse, şeytana uymamalı. Namaz, oruç, zekât, hac, kurban gibi farz ibadetleri zamanında, samimiyetle, eksiksiz eda etmeli, yapmalı.

Her işimizde, görevimizde ölçüye, dengeye, tartıya, muhasebeye dikkat etmeli. Kur’ân, Allah’ın kelamı- sözleri, peygamberimizde Allah’ın peygamberidir. Düşünürken, ahmakça, manyakça, aptalca, geri zekâlıca düşünmemek gerekir. Kendine başka ilahlar, peygamberler, kitaplar edinenlerin, düştükleri zavallı, rezil, acizlik durumunu üzüntü ile izliyorum. Ben, komünistlerin içinde okudum. Görev yaptım. Onların ne mal, davar, hayvan altı yaratıklar, zalimler olduğunu biliyorum. Onların durumuna düşmemek için; aklı, zekâyı doğru kullanmalı. İnsan ve İslam merkezli kullanmalı.

Cennet, cehennem Allah’ın yaratmasıdır. Cennete Allah cc. dostları, cehenneme Allah cc. düşmanları gidecek. Ebedi kalacaklardır! Ölümden ders ve ibret alıp, ölüme hazırlanmalı. Ahirete gitmeden, hazırlık yapmalı. Yola hazırlıksız çıkılmaz, bunu da unutmamalı. İslam dinine uy, en yakın akrabalarından başlayarak; dostları iyi, güzel, uygun dil ile mutlaka uyarınız. Tebliğ ediniz. Güzel örnek olunuz. Her şeyde tedbirli olunuz. Tedbirli, önlemli olunuz. Kendimize Kur’ân ve sünnete göre akıl ile ilim ile çekidüzen verelim. Allah’a ve peygamberine sevgi, saygı da bulunup, itaat edelim. Allah ve peygamberinin ahlakı ile ahlaklaşalım.

(“Hak mümin hakiki samimi takva Müslüman olarak; hak, hukuk, doğruluk, gerçeklik, adalet, hakkaniyet, dürüstlük, güzel ahlak, edep, hayâ, ilim, bilim, sanat ile davranalım. Yönetimi bu hak merkezli ilkelere göre kuralım. Adaletsizlik, eşitsizlik yapmayalım. Bugün devleti, milleti yönetenler, daha çok üst kademedekilere fazlası ile verirken, alt tabakada olanlar, açlık sınırı altında çalıştırılıyor.

Devlet memurları bir defa, imamlar iki defa, polis emeklileri bir defa, hâkim- yargıçlar iki defa normal ücretlerine yapılan zammın dışında seyyanen fark ücret aldılar. Ama ülkemizde yoksulluk sınırı altında değil, açlık sınırı altında çalıştırılan asgari ücretliler vardır. Bunlara seyyanen zam yapılmadı. Devlette- kamuda ve özel sektörde çalışanlar asgari ücreti alıyor. Devlete çalışan asgari ücretliler, en düşük memur ve işçinin yarısı, tam yarısı kadar, 1,602 lira aylık alıyor. Bu hak, hukuk, doğruluk, hakkaniyet, adalet, güzel ahlaktan olmaz. Böyle Müslümanlık olmaz. Bizden, hakkı hakikati tebliğ etme, adına gerçekleri diyelim. Her zaman bu durumu açıklıyorum.

Dün, Tür –İş Sendikası yoksulluk sınırını 6 bin 300 lira, açlık sınırını 2 bin lira açıkladı. Ama devlette ve özel sektörde çalışan 10 milyona yakın işçi, eleman hala 1,602 lira almaktadır. “Bunu sendikalar, devlet, işveren belirlemektedir.” Bunu belirleyenler, 75 bin lira aylık almaktadır. Bir de her şey devletten, masrafsız geçinmektedirler. Bu insanlık, Müslümanlık, güzel ahlak, edep, hayâ değildir. Allah’ın ve peygamberi bu gibilerin yüzüne bile bakmayacaktır. Böylesi zalimliklerin İslam dininde yeri, yurdu yoktur. Bizden hakkı hakikati söylemesi!  Ben hakkı hakikati söylemekle ve yapmakla sorumluyum, görevliyim.”)

Her zaman kalp ile insaf, vidan, merhamet ile hakça hakikatçe düşünmeli. Her şeyde önce tedbir, önlem almalı. İşin sonunu öylece Allah’a bırakmalı. Önce tedbir, sonra tevekkül etmeli, denmektedir. Önce kendimize çekidüzen vermeli. Aksi halde dediğimizin bir etkisi olmaz. Peygamberimizi örnek almalı. Peygamberimiz, Kur’ân’ın yaşayan canlısıdır. Uygulayıcısıdır. Tatbik edeni, gerçekleştirenidir. Bunu bazı İlahiyatçı beyni kiralanmış İlahiyatçılar bile unutmuş, unutturulmuş. Tamamen Marksist, komünist din düşmanı İlahiyatçılarda vardır. Bunlar misyonerlerin icatlarıdır. Uşaklarıdır. Köleleridir. Tutsaklarıdır.

Allah’a ve peygamberine samimiyetle itaat etmeli. Allah ve peygamberine itaat etmeyenlere asla itaat etmemeli. Saygı, sevgi duymamalı. Uymamalı. Taklit etmemeli. Aksi halde Allah cc. düşmanlarına uyulmuş olunur. Cehennemin Gayya ateş çukuru boylanır! Dünya hayatı geçidir. Sabah- akşam derken, ömür biter. Ömrü bittiğinde yeni bir hayat başlar. İşte o hayatın şekli şemalı bu dünyada belirlenir.

Dünya bir imtihan- sınav yeridir. Sınava çok güzel hazırlanmalı. İnsan demek imtihan demektir. Allah’ın ve peygamberinin kitabından hazırlanmalı. Salih- güzel amaller yapmalı. Allah’a kulluk- ibadet, varlığa iyilik, hizmet etmeli. Secdede dua etmeli. Samimi olmalı. Öyle hem batıl küfür içinde olup, dua edilmez. Sorumluluğumuzu hakkıyla yerine getirmeli. Şeytandan ve şeytanlaşmışlardan uzak durmalı. Takva bilge bilinçli mümin olmalı. Cahil cühela moloz Müslüman olmamalı. Böyle Müslüman zaten olunmaz, olunmamalı.

Temiz, maddi, manevi temiz olmalı. Temizlik İslam emridir. Her işimizde dürüst olmalı. Günümüzde kapitalist yol ve yöntemlerle ticaret yapılmaktadır. Bu haramdır. Bizler hem mümin hem ideolojik sapkınlık içinde olamayız. İdeolojiler ve felsefi akımlar; sapkınlık, sapıklık, azgınlık, batıl, küfürdür. Bunlara uyanlarda batıl ve küfür içindedir. Bu ideolojilere, sapkın bozuk felsefi akımlara uyanların eylem ve davranışlarına bir bakınız. Neyin nasıl, ne olduğunu daha iyi anlayabiliriz.

Sapıklık içinde olanlar, sadece ahirette eziyet çekmemektedir. Dünyada da bireysel, grupsal, kütlesel eziyetlerini çekmektedir. Hayata ibret ve ders alma ile bakmalı. Ders almalı. Semud, Ress, Ad kavimlerinin durumuna düşmemeli. Bugün binlerce doğa olayları olmakta ama ders alan çıkmamaktadır. İnsan kendi ateş, rüzgâr, sel, heyelan, afet çukurunu kendi açmaktadır.

Müslüman milli, manevi, dini değerlere sahip çıkar. Vatana, millete, devlete, bayrağa, iffete, cana, canana, nesile, akla, bilgiye sahip çıkmalıdır. Zamanı dosdoğru değerlendirmeli. Bunlar hep âlemlerin Rabbi olan, yaratan, hiç yoktan yaratan, var olandan yaratan Allah’ın emir ve yasaklarıdır. Âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah’ıma her an teşekkür ediyorum, şükrediyorum, hamt ediyorum, şükranlarımı ve minnettarlığımı ifade ediyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.