Sağlık

20 yıllık tümör Van'da yapılan ameliyatla alındı

Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, İstanbul'da 'ameliyat edilemez, masada kalır' denilen 73 yaşındaki Hakkârili hastayı gerçekleştirdiği başarılı operasyonla sağlığına kavuşturdu.

Abone Ol

Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, İstanbul'da 'ameliyat edilemez, masada kalır' denilen 73 yaşındaki Hakkârili hastayı gerçekleştirdiği başarılı operasyonla sağlığına kavuşturdu.

Hakkari'de yaşayan 73 yaşındaki Misrihan Karagöz, yaklaşık 20 yıl önce boyun bölgesindeki şişlik nedeniyle İstanbul'da bir hastanede glomus (şah damarı) tümörü ameliyatı oldu. Operasyon sonrası şikayetleri geçmeyen ve kitlesi büyümeye devam eden Karagöz'e, doktorlar tarafından 'Bir daha kimse dokunmasın, masada kalır veya felç olur' denildi. Yıllarca bu korkuyla yaşayan Karagöz, ailesinin araştırmaları sonucu Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel'e başvurdu. Prof. Dr. Başel tarafından gerçekleştirilen riskli ameliyatla, yaşlı kadının boynundaki 6 santimetrelik tümör başarılı bir şekilde çıkarıldı.

'Hekimin üzerinde ciddi stres oluşturuyor'

İHA muhabirine konuşan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, hastanın yıllar önce bir operasyon öyküsü olduğunu ancak o dönemde tümörün çıkarılmadığını hatırlattı. Prof. Dr. Başel, 'Tümörü çıkaramadıkları gibi bir de hastaya, 'Bir daha kimse dokunmasın, masada kalır' şeklinde telkinde bulunulmuş. Üstelik bunu yapan yer, İstanbul'da Türkiye'nin en sayılı hastanelerinden birisi. Tabii hastamız yıllarca bu söylemin etkisiyle yaşamış. 'Eğer dokunulursa masada kalır, felç olur, kesinlikle müdahale edilmemesi gerekir' gibi bir düşünceye kapılmış. Tabii yıllar içerisinde tümör daha da büyümüş. Hasta yakınlarının belirttiğine göre, ilk ameliyata girerken boynunda kitle görüntüsü varmış, çıktıktan sonra da zaten değişen bir şey olmamış; bütün şikayetler aynen devam etmiş. Bir hastaya 'Riski var, yapılmaz, şu komplikasyonlar gelişir' denmesi, ikinci ameliyatı yapacak hekimin üzerinde ciddi bir stres oluşturuyor. Mesela bunlar hiç söylenmese biz ameliyata daha rahat gireceğiz, daha kolay karar vereceğiz' dedi.

'Tümörü tek parça halinde çıkardık'

Zorlu ameliyatın ardından tümörü tek parça halinde çıkardıklarını dile getiren Başel, 'Zaten önceden tümöre hiç dokunulmamış, yani kapsülü hiç etkilenmemişti. Damarlarını zedelemeden ameliyatını yaptık ve hastamız Allah'a şükür taburcu aşamasına geldi. Tümörümüz boyutu 6 santimetreye yakındı. Tümörler genelde 3 santimetreden sonra damarı sarıyorlar ve bu durum şah damarının çıkarılmasını zorlaştırıyor. İkinci bir zorluk ise daha önceki ameliyat girişiminin orada yapışıklık geliştirmiş olmasıydı. Ameliyat sırasında bu yapışıklıklar damarları etkilediği için biraz zorlandık; bu beklediğimiz bir şeydi. Ancak herhangi bir komplikasyon gelişmeden ameliyatın bitmesi bizi mutlu etti' diye konuştu.

Annesinin yaklaşık 20 yıl önce İstanbul'da bir hastanede ameliyat olduğunu ifade eden Hediye Salim isimli hasta yakını ise 'Ancak aradan çok uzun bir süre geçmeden, ameliyat edilen bölgede tekrar şişkinlik gördük. Kontrole götürdüğümüzde bize ameliyatın olumlu geçtiği söylendi. Buna rağmen yaklaşık bir yıl boyunca şişkinlik artarak devam etti. Aynı doktoruna tekrar gitmemize rağmen bize, 'Ben bu hastayı artık ameliyat edemem; edersem felç olur ya da masada kalır,' gibi söylemlerde bulunuldu. Annemin hayatını bu şekilde sürdürmesi gerektiği, yapılacak bir şey olmadığı ve vefatına kadar bu durumla devam edeceği, çünkü hiçbir tedavisinin bulunmadığı söylendi. Doğal olarak ameliyattan önce oldukça stresliydik. Halil Hoca ile görüştük; hatta bir haftalık süreçte bu stresi hem biz hem de annem onunla paylaştık. Annem ameliyata gireceği gün stresini atmış bir şekilde, gülerek girdi. Şu anda durumu gayet iyi, sağlık durumumuz yerinde. Çok şükür her şey yolunda gidiyor' şeklinde konuştu.