Artık mesele şuraya gelmiştir: Söz çok. İddia çok. Ama ispat nerede?

ÇAYKUR üzerinden konuşan herkes, laf değil kanıt koymak zorundadır. Eğer: Usulsüzlük diyorsan → belge koy İsraf diyorsan → rakam koy

Abone Ol

Yanlış yönetim diyorsan → veri koy

Yoksa yapılan şey eleştiri değil,
itibar aşındırmadır.
Bu ayrım çok nettir.
Bugün üretici zaten zor durumda:
Maliyet artmış,
girdi pahalanmış,
iklim baskısı artmış.
Böyle bir ortamda
kurumun üstüne sürekli gölge düşürmek,
en çok üreticiye zarar verir.
Çünkü güven sarsılırsa
fiyat sarsılır.
Fiyat sarsılırsa
geçim sarsılır.
Bu kadar basit.
Genel Müdür eleştirilebilir.
Ama sürekli hedef haline getirmek,
somut bir temel yoksa
başka bir niyetin göstergesidir.
Herkes kendine şunu sormalı:
Ben çözüm mü üretiyorum?
Yoksa sadece sorun mu büyütüyorum?
Çünkü bu ülkenin artık
gürültüye değil,
çözüme ihtiyacı var.
ÇAYKUR’un ihtiyacı da bu:

Daha verimli üretim

Daha güçlü finans

Daha sağlam üretici bağı

Daha net tarım politikası

Bunlar konuşulmalı.
Kimin oturacağı değil,
nasıl yönetileceği konuşulmalı.
Bu kurum bir yarış alanı değildir.
Bu kurum bir emanettir.
Ve emanetle oynayan,
günün sonunda
o emanete hesap verir.
Son söz:
Bu millet
lafı değil,
sonucu yazar.
Ve sonuç geldiğinde,
kim haklı, kim haksız
zaten ortaya çıkar.