banner429

Başarı; “sonucunun faydalı olduğu düşünülen, bir eylem gerçekleştirmek, bir işin üstesinden gelmektir. “ Başarı, sadece üstün yetenekli kişilerin işi değildir. Normal olan insanlarda başarılı olabilir. Önemli olan; aklı, zekâyı, gücü, iradeyi, ilmi, bilimi, sanatı, teknolojiyi, yeteneği, beceriyi, dini, dili, iletişimi, diyoloğu olması gereken gibi dosdoğru ve gerçekçi yapmaktır.”

Başarmak için kişisel hareket etmekten çok; takım, ekip çalışması yapmalı. Başkalarının gücünden yararlanmalı. Azimli, gayretli, planlı, programlı, projeli, ortak hareket etmeli. Yüksek uzman aklı ve becerisi kullanmalı.

Başarmak için; akıl, zekâ, azim, gayret, kararlılık, tutarlılık gerektiği gibi sağlıklı ve dirayetli olma da esastır. Bahane üretmeden, her işin üstesinden gelme hedeflenmeli. Omurgasız, kararsız, tutarsız davranmamalı. Akademik başarısı olmayanların, işin ehli olmayanların, ehliyet, liyakat olmayanların, başarılı olması çok zordur. Başarmak daha çok bir ekip, takım işidir. Ekibi planlı çalıştırmayan, yönetici başarılı olamaz. Yeterli hizmet sunamaz. Memnuniyet oluşturamaz. Halkın beklentilerini karşılayamaz.

Bulunduğum İlçede bir belediye ve yönetimi var. Artık Allah’a havale ettim. Ekip olarak çok berbat bir durumdadır. Ekip çalışması yapılmadığından, pek çok iş yapılamamaktadır. Yapılan işlerde gereği- lüzumu üzere yapılmamaktadır. Halkın beklenti, istekleri karşılanamamaktadır.

Belediyeden bir hizmet istemek için yazılı kâğıt ile bir dilekçe veriyorsun. Dilekçe kayıt edilip, numaralandırılmıyor. Dilekçe alınıyor. İlgili yere gönderirim, diyor. Sonra dilekçe vermiştim. Bir haber ve hizmet yapılamadı, diye gidip soruyoruz. Fen İşlerine göndermiştik, diyorlar. Oraya gidiyorum. Dilekçe bulunamıyor. Gemi yan yattı, gemi, battı! Söylerim, ederiz, dileyip, baştan salıyorlar. Eğer kızarsan, küslük yapıyorlar. Bir defa kızdım. O kız, artık bize selam vermiyor!

Başka bir seferde elektronik ortama, bilgisayara dilekçeyi yazdırdım. Ama o da ilgili yere gitmedi. İlgili yere gidip, tekrar yazdırdım. Ondanda haber gelmedi. Alanda iş yapandan, müdürüne kadar fiilen söyledim. Artık ilgili dairelere ben dolaşmaya başladım. Ama yinede sonuç alamdım. Çünkü müdür denilen kişiler, alan sorumlusuna iş yaptıramıyor. Alan sorumlusunu görüp, söylüyorum. Oda işi halledemiyor! Bir karmaşa, keşmekeşlik, iş savsaklama, vurdumduymazlık içindedirler. Böylesi pek çok iş ile karşılaştım. Halkımızda bu durumdan çok şikâyetçidir. Ama henüz bir çözüm olmadı.

Takım, ekip çalışmasını belediye başkanı yaptıramıyor. Çünkü göreve getirdiği kişiler kendi çevresinden, ahbap- çavuş ilişkisi ile göreve alınmış. Belediye ile ilgisi olmayan, uzmanlık alanı olmayanlar iş yapmaya çalışmaktadır.

Başkana yazdım. O da sonuç vermedi. En sonunda kaymakamlığa durumu bildirdim. Kaymakamlık, Büyük Şehir Belediyesine ve İlçe Belediyesine yazdı. Benim bu kadar direncim karşısında hizmet vermeyen belediyeyi, siz vatandaş için ne yapıyor, diye düşünüp, fikir üretiniz lütfen!

Kaymakam gayret ediyor ama kaymakamlıkta o kadar başarılı olamıyor. Çünkü sorun çözme için olan elemanlar; sorun çözme, azim, karar, tutarlılığında değildir. İşi benimsememişler. Nasıl olsa yattığı yerden aylık almaktadırlar. Memuriyetleri de garantidir. Memurun dokunulmazlığı vardır.

İnsanlar bilgi, yetenek, beceri, iş yapmaktan taraf değiller. Tembel, uyuşuk, pısırık, silik, hizmet yapmayı ibadet sayan bir anlayışları olmayınca, iş yapmada başarı sağlanamaz. Görev, ödev yapma, sorumluluğu alma istekleri oluşmamış. Maldan, malaktan, lahmiden ( Rize lehçesi), tembelden, çalışmayı ve hizmet etmeyi ibadet kabul etmeyenden, bir nane olmaz, olmamaktadır. Bunun içindir ki, ülkemizde işler başarılı şekilde sonuçlanmıyor.

Ahlaksızlık, insani olmama durumu oluşunca, amirde işin üstesinden gelemiyor. 10 Aralık 2018 günü itibarı ile dolar yükseldi, diye 366 şirket ürettiği, sattığı ürünlere çok yüksek zam yaptı. Hükümet uyardım, diyor. Ben de Ticaret Bakanlığına bildirdim. Marketlerde fiyatları not aldım. Değil fiyat düşürmeleri hala yükseltmeyi bazıları sürdürdü. Kimsenin hükümet, devleti taktığı yok!  Halktan 200 binden fazla şikâyet var. Ancak laf ile durum idare edilmeye çalışılıyor!

İnsanları ana karnında, cenin iken doğru yetiştirilmeye başlamalı. Doğumu ile eğitim- öğretim başlamalı. Kreş, anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise, üniversitede evrensel, dinsel, ilmi değerler kazandırılmalı. Medya, kültür yaygın eğitimle halkı eğitmeli. İş de ahlak, edep, hayâ, çalışma azmi, gayret, yılmama, usanmama, görev yapma anlayışı kazandırılmayınca olmaz.  Milli, manevi değerler kazandırmayınca; başarı yakalanmaz. İslam değerleri ile insan yetiştirilmeli. Aksi halde çok kötü, çirkin, yanlış, olumsuz durumlar oluşur, oluşmaktadır! Her iş de bozukluk vardır.

Bir görevli, insanların hakkını- hukukunu gözetip, korumalı. Hak, hukuk çiğnememeli. Bugün bilerek; hak, hukuk, can, mal, nesil, vatan, millet, devlet, bayrak çiğneyen soysuz itler bulunmaktadır! Bunlar da kötü öğretimin sonucudur. Değerler eğitimi verilmezse, durum çok kötü olur! Dünya hayatı yaşanılmaz hal- durum alır. İstikrarlı bir durum ancak insanlık ve İslam değerleri ile ilmi yetişen durumda oluşur.

CHP, HDP, PKK ve sola bakınız. Hem milleti yiyorlar! Hem de kendilerini yemekle meşguller! Dünyada İslam’dan nasiplenmemiş ya da çarpık nasiplenmiş kişilerde insanlık yoktur. Hayvanlıkta yoktur. Çok daha düşük, aşağılardadırlar.

Başarı, sürekli planlı programlı projeli uzman aklı ile çalışma sonucu oluşur. Her uzman aklı yarar sağlamaz. Uzmandır ama ufku yok, derinliği yok, işin inceliğini düşünüp, sorgulayacak durumda değildir.

Ülkemizde 1999 Marmara Depremi olur! 250 bin konut yerle bir olur. 17 binden fazla kişi ölür! 47 bin kişi yaralanır. Uzman aklı ile yapılan binalar, derme çatma binalardan daha çok zarar görür. Bu köprülerde, diğer yapılarda da böyle olmaktadır! Adam akademik öğrenim yapmış ama yüzeysel akıl ile derinleşememiş. Ya da işi önemsemeden yapmaktadır.

Şehirlere bakıyorum. Binaların %60’i yıkılıp, yeniden yapılıyor. 600 bin tanesi yıkılıp, yeniden yapıldı. Böylesi 13 milyon kaçak bina var. Yanı binaların tam %50’si kaçaktır. Diğerleri de sakattır. 26 milyon konuttan sağlam bir tane çıkmaz. Devlet, imar barışından yararlanana, sertifika veriyor. Askere gitmeyen 750 bin kişiden para alıp; tamam, oldu, diyor! Herkes fırsat, çıkar peşinde koşuyor. Soyan soyana, ezen ezene; gidiliyor cehenneme!

Devlet, millet, insanlar doğru, dürüst, hak, hukuk ile hakkaniyetle hareket etmezse, yapılan her iş berbat ve harap olur. Öylede olmaktadır! Medyayı takıp ediyorum. Ülkem Afrika’nın doğal hayvanat parkından daha da kötü durumdadır!

Herkes okul müdürü, daire müdürü, belediye başkanı, milletvekili, bakan olmak istiyor! Hiç ben yapabilir miyim? Akademik kariyerim, yeteneğim, becerim, deneyimim, var mı, diye düşünmüyor. İşte böyle olunca da yalakalar, parası olanlar, çevre tutanlar makam kapıyor. Devlette buna katkı sunuyor.

1950 yılına kadar halka sözde seçme- seçilme hakkı getirilmiş. Bu kadınlar için söyleniyor. 05 Kasım 1934 de kadınlara seçme -seçilme hakkı getirildi. Aslında seçim, oy kullanılmadı. Kadınların o zaman %95’inden fazlası tesettürlü olduğu içinde, kadınların %95’e varan kısmı elendi. Bunu sorgulayacak akıllı, bilinçli pek insan yok. Başörtüler sadece seçme seçilme hakkından kısıtlanmadı. Devletten okuma- yazma, öğretim görme, görev yapma izni bile alamadı. Tamamen dışlandı. Ta 2013 yılında Memur Sen Sendikası’nın sivil itaatsizlik başlatıncaya kadar kadınlar devlete giremedi. Milletvekili de olamadı. Başörtülüler ilk defa 2012 yılında meclise başörtülü girdi.

Şimdide herkese eşit fırsat tanınmamaktadır. Belediye başkanı, milletvekili olanlar önce aday olacakları partiye yüklü bir para yatırmaktadır. Hatta belediye meclis üyeliği için bile para yatılmaktadır. Yatırmasan, aday adayı bile olunmamaktadır. Yanı 1934 yılından farksız bir uygulama var. Bir milletvekili 100 bin liradan fazla para harcamaktadır. Bunu kimler yapar? Yapanda, seçildiğinde bu parayı haram yoldan çıkarmaktadır. Çoğu yolsuzluk yapmaktadır. Muhtarlarına varana kadar yolsuzluk yapılmaktadır! Dürüst insanlar, yamuk yumuk, eğri büğrü insanların üstesinden gelememektedir.

CHP diyor ki, Atatürk 05 Aralık 1934 de kadına seçme- seçilme hakkı verdi. Kime, hangi kadına, ne zaman, ne zaman uygulandı. Nasıl uygulandı. Nasıl seçildi, buna açıklama yapılmıyor. Bu durum aşamalı olarak 1930 yılından itibaren verilmeye başlandı. Tamam, kim, kimleri seçti? Ülkemizde ne zaman seçimler yapıldı? İnsanlar ne zaman oy- rey kullandı? Ülkemizde o zaman %90’dan fazlası tesettürlü kadın idi. Bunlara da seçilme hakkı verildi mi? Benim bildiğim 2012 yılı seçimleri ile birlikte TBMM’ye başörtülü kadınlar milletvekili olarak girdi. Daha önce buna izin verilmedi. Merve Kavakçı milletvekili seçildi. Kavakçı’nın Ecevit tarafından milletvekilliği iptal edildi. Türk vatandaşlığından da çıkarıldı. Milleti saf, cahil, bilmez sanıp; yalanlarla avutmak, kandırmak istiyorlar.

İlk oy- rey vererek seçim 1946 yılında yapıldı. Ona da o zamanın CHP Hükümeti hile yaptı. Açık oy, gizli sayım yapıldı. O zaman zalimlerden zulüm gören onlarca kişiyle görüşmem oldu. Hileye itiraz edenler, tutuklandı. Falakaya yatırımlı. Mahpusa atıldı.

Osmanlı’da 1876 yılında Meclis-i Mebusu’na, Türkiye meclisinden çok daha fazla kadın – bayan milletvekili vardı. Türkiye 1950 yılına kadar yüzlerce ülkenin yaşadığı despotizmi, cuntacılığı, faşizmi, komünizmi yaşadı, yaşattırdılar! Yaşattıranlar ve yoldaş, yandaşları şimdide o zamanı tekrar yaşamak için yalanla narkozlamak istiyorlar.

                Lider özellikli, yönetici nitelikli olmayan kişiler, birde sorumluluk taşımayıp, vurdumduymaz ise ondan bir nane olmaz, olmamaktadır. Lider özellikli, yönetici özellikli olmalı. Diyelim ki, bir belediyede başkanısın. Her hafta daire müdürleri ile toplantı yapmalı. Halk hangi hizmeti istedi. Ne cevap verdiniz, ne yaptınız? Diye sormalı. Her hafta pazartesi günü tüm daire müdürleri ile toplanmalı. Hangi dilekçeler verildi. İstek yerine getirildi mi, sorulmalı. Şikâyetlere ne cevap verildi? Sorunlara çözüm, çare bulundu mu? Alanda çevre gezisi yapıp, denetleme, kontrol yapan görevliye, hangi olumsuzlukları gördün, dinledin. Sorumlu kişilere aktardın mı, diye sormalı. Denetleme, kontrol, sorma mutlaka yapılmalı. Görevini 3 defa aksatanlar, yapmayanlar, def edilmeli.

Halkın istekleri hakça karşılanmalı. Öyle kişiler müdür, şef, başkan yapılmış ki, moloz desen moloz değil, sufaha desen, lahmi desen, silik desen, nasıl diyeyim? Makamını dolduramamakta, makamını hak etmemekte, makamının gerektirdiklerini yapamamaktadır.

Bugün bir kişi yöneticileri eleştiriyor. Diğerleri de hak veriyor. Ben ondan daha yaparım, diyor. Ama ben biliyorum ki, 30 yıldır yaşadığı İlçeyi tanımıyor. Mesleğini doğru dürüst icra edemiyor! Ama herkes büyük baş olmak istiyor. Yüksek aylık, çok hırsızlık var!

Devlette görev yapıp, köşeyi dönen çoktur. Devlete girerken, mal beyanında bulunuluyor. Çıkarken bulunulmuyor. Hem kendi, çocukları, eşleri tam bir Karun gibi görevden ayrılıyor.

Adana’daki hâkim – yargıç 100 kg. altını ve 50 milyon lira kadar parayı ta amcasına saklaması için emanet vermişti. Tutuklandı.

Bir makamda olan kişi, makamı hak etmeli. Bugün 81 İlimizden, 980 kadar kaymakamımızdan, Milli Eğitim Müdürlerimizden, bakanlarımızdan, 1,389 kadar belediye başkanından kaç tanesi makamının adamıdır?

Bugünlerde PKK- HDP belediye başkanlarının parayı kötü kullandığı gibi her siyasi partiden belediye başkanları da onlar gibidir. Medyada boy göstermeye başladılar. Pek çoğu köşe olmuş! Eğer aylıktan bu kadar dört köşe oluyorsa, aylıklar azaltılmalı. Çalmış, hırsızlık yapmış ise, cezalandırılmalı. Aile boyu 4 köşe olmuşlar! Göreve başlayan, mal beyanı veriyor. Görevden ayrılanlar mal beyanı vermemektedir. Her biri genelev patroniçesi Manukyan gibi köşeyi dönmüşler!

Lider, yönetici bilge, bilgin, hasletli, yetenekli, becerikli, maharetli, yönetmeyi dosdoğru yapabilen olmalı. Halka hakça davranmalı. Hakça davranmayan, def olup, gitmeli. Ama hiç biri gitmek istemiyor. Görev, ödev, sorumluluk, yükümlülüklerini Allah hakkı için yerine getirmeyen, yüz binlerce yönetici var. Yüksek aylık, makam arabası, lojman derken, milletin sırtına KKK Kene gibi yapışmışlar. Devletin sistemi iyi, ilmi, değil. Onun için devlet ve millet sıkıntı içindedir. İyi bir devlet sistemi kurulamadı. Bu sistemde yetişende, yönetici iken, sistem oluşturamamaktadır. Bugün, bakıyorum. Bir derneğe yönetim kurulu üyesi olamayanlar, her türlü makamda müdürlük yapmaktadır! Zeki, akıllı, bilgili, becerikli, lider özellikli yönetici de değiller. Sulapı gibi bir lahmı!

Başarmak için bir azim ve gayretleri de yok! Başarmak için yerlerinden kıpırdamamaktadırlar. Halk içine çıkmamaktadırlar. Halkın sorunlarını dinlememektedirler. Makam arabasından makam odasına, makam odasından eğlenceye, eğlenceden eve derken, aylık ve keyifler mükemmel ölçütlerde şahane! Halka sorsak, ülkemizde 100 tane başarılı müdür, başkan çıkmaz!

Köylere, şehirlere bakıyorum! Ne köy köye ne de şehir, kente benziyor! Benim oturduğum bina 4 katlıdır. Benim önümde 7 katlı bina vardır. Diğer binalar dört katlıdır. Önlerinde 10 katlı bina vardır. Önlerine dediğim, güneylerinde 10 katlı bina vardır. Tüm İlçemiz bu şekilde yapılanmış. Dört katlı binalarda oturanlar, hiç güneş, gün ışığı görmemektedir. Bu planları yapanların nasıl mimar, mühendis, müdür, başkan olduklarını, hepten sığır mıdırlar, diye düşünüyorum!

Birde depremde küçük İlçemizde 650 depremden zarar gören konut olduğu için, 650 tane deprem konutu yapıldı. Diğer İlçe ve İller ise çok daha perişan oldu! Hepten yıkıldı! Ne yolu yol, bahçesi bahçe, parkı park, şehri moderndir.

Şimdi devlet- hükümet 26 milyon konutun en az 10 milyon tanesini yıkıp, yeniden yapılandırmaya başladı. Buna , “Kentsel Dönüşüm” denmektedir. Yazık emeklere, çevreye, doğaya, servete! Yine yapılan ideal ve mükemmel bir şey değildir. Mükemmel olmayan insanlar, doğru ve muazzam bir eser yapamazlar. Köprüler, 2 bin yıl önce yapılanların onda biri kadar dayanıklı değildir! Ben, genel bir değerlendirme yapıyorum. Herkes bu değerlendirmeden üzerine düşen payı almalıdır.

Başarmaya inanmak gerekir. Bir de anadan, babadan cesur, yetenekli, becerikli, iş bilir ve becerir, lider, yönetici, maharet özellikli doğmalı. Aksi halde biz, farenin kediyi, kedinin köpeği kovaladığını çok gördük. Yaratılıştan sağlıklı ve önder özellikli olmalı. Her şey yaşantı halinde – hayatta öğrenilmez. Doğuştanda haslet- yetenek getirmek gerekir. Zamanı iyi değerlendiren, kendini geliştiren, yılmaz, bıkmaz, usanma bilmeyen olmalı. “Yırtarım dağarlı enginlere sığmam, taşarım,” diyebilen, olmalı.

Ülkemizde Lider özelliği ancak bir iki kişi çıkıyor. 81 milyonda bir iki kişi çıkıyor. Büyük kentlerde belediye başkan adayı bulmakta zorlanılıyor. Gelenlerin pek çoğu da lapişkadan karalâhana yaprağı gibi oluyor!

1991- 1996 yıllarında ülkemizi yöneten koalisyon hükümeti DYP+ CHP( SHP)  ile İstanbul Belediye Başkanı Profesör Nurettin Sözen’i gördük. Profesör ama İstanbul’ u, Afrika’nın çölüne, pisliğine çevirdi. Lider olmak, üstün başarılı yönetici olmak, bir yetenek, maharet, akademik başarı işidir.

Başarmak için bilge, becerikli, yetenekli, iletişim ve diyalog kurabilen, atılımcı, girişimci, işi ertelemeyen, büyük davanın büyük insanı olmalı. Dinamik olmalı. Atılgan, kararlı, tutarlı, ekip çalıştırabilen olmalı.

Bugün Türkiye bir Başkan Erdoğan’a bakıyor. Bir Erdoğan ile başkan ile devlet, millet işi yürümez. Birkaç yüz insanın dürüst olması ile işler düzelmez. Devlet, millet olarak, topyekûn olarak; doğru, dürüst, iyi, güzel, yararlı, çalışkan, kaliteli, verimli, yüksek standartlı olmalıyız. Birileri yaparken, diğerleri yıkmamalı. Yıkıcılar olmamalı. Eğer oluyorsa, etkisiz kılınmalı. Aksi halde işler yürümemektedir. Her amir, müdür, işçi, şef, görevli, halk üstüne düşen görevi yapabilecek kalibrede değildir. Sistem kötü insan yetiştirmiş.

Milliyetçiyim der. Milleti soyar, hortumlar. Yurtseverim der. Yurdu ajan olup, satar. Kemalist’im- Atatürkçüyüm der. Tüm illegal komünist örgütlerle işbirliği yapar. Dindarım der, münafıklık yapar. Fetö gibi. Dindarım der. İdeolojik sapıklık içinde İslamcılık yaparak, Müslümanların tüm kutsal değerlerini katleder! İnsanım der. Maymun soyunun geldiğini söyler. Müslüman’ım der. İslam dinine uyarak, yaşamaz. Halkçıyım der. Halka zalimlik, zulmeder. Herhalde bunların hiçbiri ne insan, mümin, Müslüman, İslam’dır. Ne de dediği gibidir. Çünkü fırsatı yakaladığında; dini, imanı, milleti, devleti, vatanı satmaktadır! Bu millet, değer yargısı ile ilim, bilim ile yeni baştan yetiştirilmelidir. Ümmet de daha berbat durumdadır. Batıl, küfür içinde ümmet kaybolmuş! Yok olmaktadır! İnsanlık dediğin ortada insan pek kalmamıştır! Dünyanın düzeni bozulunca, insanda bozulmuş, bozulma sürdürülmektedir. İşe besmele ile başlamalı. İlim, Kur’ân, sünnet ile devam etmeli. Başka kurtuluş yolu yoktur. Bunu da unutmamalı.

Sağlıklı atalardan, bilge ve sağlıklı aileden doğma- olma olmalı. En iyi sistemle yetişmeli. Örnek alınacak kişiler hak ve halk insanı olmalı. Öyle gurur, kibir, büyüklük taslayan, çıkarcı, keyifçi, zevkçi, keyifçi,  âlemci, serseri ve sokak kabadayısı olmamalı. Ağırbaşlı, alçak gönüllü, gösteriş yapmayan, samimi mümin olmalı. Öğrenci iken yetiştirmeli. Osmanlı gibi yetiştirmeli. Kademeleri aşarak yükselmeli. Sakin, sessiz ruhlu olmalı. Gürültücü olmamalı. Ar- Ge, inovasyon, değişimci, yenilikçi, dünyayı izleyen olmalı. Öğretmenleri şahane, ailesi numune olmalı. Zira çocuk, aslına, atasına çeker.

Öğrenci asıl, soylu, bilge, ahlaklı, sorumlu, milli, manevi, ilmi yaşayan bir aileden dünyaya gelmeli. Sağlıklı olmalı. Maddi, manevi anlamda sağlıklı, olumlu olmalı. Dünyaya geldiği ilk günden itibaren ilim, öğrenme, bilim, ahlak öğrenip, yaşam tarzı yapmalı. Aile temiz ve ilgili, öğretmen bilgili ve ahlaklı, çevre edepli ve sorumlu, ülkesi insanlıklı, dünya insaniyetli olmalı. Pisliğin içinde yetişmemeli.

Dünyanın zalimlerini inceledim. Hemen hepside çok kötü çocukluk dönemi, eğitim hayatı geçirmişler. İnsan temiz, maddi, manevi anlamda tertemiz bir ailede dünyaya gelip, şahane bir öğretim ve eğitimden geçmeli. Ders çalışmada aile, öğretmen, yardımcı kurumlar katkı sunmalı. Ders çalışmayı, kitap okumayı sevmeli. İyi insanlar gerçek hak ilim sahibi bireylerdir. Öğrenci, öğretmenini sevmeli ve de saygı duymalı. Öğretmeni derste çok iyi dinlemeli. Ödevlerini günü gününe eksiksiz yapmalı. Araştırma, inceleme, inovasyon, gelişme, değişim, yenilik çalışmaları yapmalı. Hiçbir engele takılmamalı. Engelli koşu yapanlar gibi enginleri aşmalı. Dağarı yırtıp, geçmeli. Ufku engin olmalı.

Zamanı çok iyi değerlendirmeli. Sağlıklı, doğal beslenirken, mutlaka vücuduna uygun sporda yapmalı. Yılma, bıkma, sıkılma, pes etme bilmemeli. Aslanların ekip çalışması yaptığı gibi ekip, takım çalışmaları ile küme çalışmaları ile kendini yetiştirmeli. İslam dininde yardımlaşma, paylaşma, destekleme, işbirliği yapma, birlik- beraberlik içinde olma esastır. Grup, cemaat halinde örgütlü çalışma asıl olması gerekendir. Peygamberimiz o dönemde bile dernek çalışması yapmıştı.

Türk hükümdar Mete Han dedi ki: “Çağımızın en büyük buluşu; ekip çalışması, takım çalışması yapmaktır.”

Sakin ruhla, işi bilerek, uzman ortak aklı kullanarak, hep birlikte yapmalı. Plan, program, projeler yüksek uzman, ortak aklı ve halkın istekleri doğrultusunda hazırlanmalı. Halk bilgilendirilmeli, eğitilmeli, öğretilmeli. Görevliler kontrol edilip, denetlenmeli. Bugün amir, müdür, şef, başkan, yönetici olup da, devleti, milleti çalmayan yok gibidir. İstismarlar, suiistimaller çok fazladır. Öyle ki, bu iletişim, bilim, haberleşme çağında bile ayyuka çıkacaklarını bile bile hırsızlık yapmaktadırlar. Ticaret yapanlarda yasa, hak, hukuk, kanun dinlememektedir. Ahlaksızlıktan kaynaklanan bir kötü, çirkin, yanlış, zarar verici tavırlar vardır.

Belediye, İstanbul’a giren pet şişeli suların satılmasında tavan fiyat tespit etti. Buna su satıcıları dernek başkanı karşı çıktı. Üyelerine çağrıda bulundu. Dedi ki: “ Korkmayın. Ülkemizde serbest ekonomi piyasası var. İsteyen, istediği fiyatla satabilir. Ceza yazılacak, denmesi yasada yoktur. Kanunda serbest ekonomi uygulayana ülkemizde ceza yazılamaz.”

Ahlaksızlığın diz boyu olduğu ülkemizde haramı alışkanlık edenler, halkımızı çok fazla kazıklamaktadır. Devlet yetkilileri son bir iki ayda 366 şirket ürettiği ürünlere %100’ün üzerine zam yapmış. Ceza yazılmış ama fiyatların hiç biri aşağı düşmemiş. Bugün soğan marketlerde kilosu 2,5 liradan satılmaktadır. Yarın 5 lira olacakmış! Oysa depolar soğan doludur. Halktan ucuz soğan alanlar, stok yapmış. Şimdide zam yapacaklarmış. Birkaç önce seçim döneminde soğan, patates 2 liradan 7,5 liraya yükselmişti. Hükümet seçime giderken böyle bir durum olmuştu. Engelleyemedi. Oysa devlet her şeye hâkim- egemen olmalıdır.

Devlet, hükümet kapitalistlere milleti soymayı öğretmiş ve desteklemiş. Süleyman Demirel döneminde yerli otomobil olan “Murat taksisi” yerli diye korunmuş. Dünyanın en iyi otomobili olan “Mercedes” fiyatına bu millete satılmış. Dış alım yapılmasının engelleri konulmuş. Yüksek gümrük ile iç üretim desteklenmiş. Birkaç yılda dökülen arabalar, bu millete dünyanın en iyi arabası fiyatına satılmış. Yerli üreticiyi koruyacağım diye 81 milyon fakir halkı kapitalsilere soydurmamak gerekir. O ki serbest piyasa var. Rekabette olmalıdır.

Çok düşünmeli. Ülkemizi ve dünyayı izlemeli. En iyi olmak için çalışma yol ve yöntemleri uygulamalı. Hiç kimseye hak etmediğini vermemeli. Halkın haksız soyulmasına fırsat vermemeli. Devlet dediğin, yerine göre yumuşak, adil, eşitlikçi olacak. Yerine göre balyoz olan yumruğunu zalimin kellesine indirecek. Öyle devlet kimdir, hükümet kimdir, diyemeyecek bugün devleti yıkmaya çalışanlar, TBMM kürsülerinden nara atıp, kabadayılık yapmaktadır. Düşmanlarımızla işbirliği içindedirler. Ahmak olanlarda onlara destek vermektedirler. İttihatçılar hala vardır. İttihatçıların torunları hala işbaşlındadır! Dün hükümeti düşürüp, Osmanlıyı yıkanlar, bugünde T.C. Devletini yıkmak için işbirliği içindedir.

Birkaç saat önce düğün konvoyu oturduğum caddeden geçti. Adamlar tabanca ile mermi havaya sıkıyorlar. Burası Teksas, askeri alan bölgesi midir? 4 metre sokaklarda, 10 katlı apartmanların içinde tabanca ile atış yapıyorlar. Böyle devlet, kanun, adalet, serbestlik olmaz.

Devlet, olayların ve vahşetin arkasından geliyor. Vahşiyi de yakalayamıyor. Çuvalların içinde 45 tane köpek yavrusu konulup, köpek bakım evinin avlusuna atılmış. 4 köpek yavrusu ölmüş. Diğerleri de ağır durumdadır. Hükümet kanun çıkarmada, tosbağa- kaplumbağa hızı ile hareket ediyor. Ölen ölüyor, kalanlar az oluyor! Hükümet hala yasa çıkaracak. Bu böyle olmamalı. Vahşetçiler işi bitiriyor. Yakalanan kabahatler kanununa göre 100 lira ceza alıyor. Bu hayvan öldürme, kumar oynama, insan dövme gibi suçların cezasıdır. Ayıp ya hu! Edep yahu! Halk, bireyler, suç işleyenler, devletten, kanundan, yasadan, yargılanmadan korkmuyor. 25- 50 defa hırsızlık yapıyor, hala yapmaya devam edenler var. Yakalanıyor. Polis yakalıyor. Yargıç serbest bırakıyor. Bu işler böyle nasıl oluyor, dersiniz? Acaba hırsızlar çaldıklarının bir kısmını yargıçlara mı veriyor, diye düşünüyor insanlar?

15 Temmuz 2016 Fetö darbesi öncesi yakalanan her mafya, suç çetesi içinde polis, subay, devlet amiri olurdu. Görüldü ki, devleti Fetö çetesi ele geçirmişti. Şimdi o hain, kalleş, kahpe, adi, düşman çeteciler, devletten ayıklanmaya çalışılıyor. 1980 yılı öncesinde de devleti komünist terör örgüt mensupları ele geçirmişti. Osmanlı’da 1908- 1923 yıllarında İttihatçıların eline geçti. Osmanlıyı parçalayıp, yok ettiler! Şimdide T.C. Devletine aynı tezgâh, oyun oynanıyor!

Karşılıklı isteğe bağlı zina yapmanın zaten cezası yok! Devlet genelevlerde, insanlar otel, motel, pavyon, bar, kumarhanelerde kadın pazarlıyor! Ülkemizde bu şekilde pazarlanan 350 bin kadar kadının olduğu söyleniyor! Feministler, ahlaksızlıklara ses çıkarmıyor! Zaten onların feministliği ideolojidir. İşine gelirse çakal gibi bağırırlar! İşlerine gelmediğinde, sütü dökmüş kedi gibi dururlar! Müslümanlarda zaten bu duruma alıştırıldı. Herkes kendi imanını kurtarma derdine düştü. Ahlaksızlığa ses çıkarmak, engellemeye, önlemeye çalışmak, vatandaş için suçtur! Sana ne, seni ne ilgilendirir, diyen devletin ta kendisidir.

Devlet, kumar oynatan, alkol satan, sigara satan, şans oyunları oynatan, dansöz oynatan, haksız kazanç elde eden durumundadır. Allah cc. ıslah etsin. Dua edelim. Uyaralım. Bilgilendirelim, bilinçlendirelim. 1923 yılında Cumhuriyet kuruldu. 1924 yılında alkol, içki, meyhane, kerhane açma girişimleri başladı. Devlet kendisi alkol, sigara, eroin fabrikaları kurdu. 1930’da da kerhane- genelev kurdu. Müslüman Türk Milletini Manukyan adlı Ermeni’ye pazarlattı. Manukyan 6 yıl boyunca vergi rekortmeni diye devletten ödül aldı. “Bu konuda yazım olacak.”

Artık nikâhsız evlenmelerin normal, doğal olduğu bir Türkiye olmasın. 2017 yılında sadece uyuşturucudan- madde bağımlılığından ölen 972 kişi olmasın. Alkol, içki, kumar serbest olmasın. Kumar oynayanlara sadece kabahatler kanunundan 100-150 lira gibi bir pantolon parası ceza veriliyor.

Hırsızlar 50 defa da yakalansa, dışarıda hala hırsızlık yapmaya devam ediyor. Polis ile dalga geçiyorlar. Yakaladınız da ne oldu? Savcı beni serbest bırakacak, diyor! Her yıl ülkemizde 3 bin, Amerika’da 35 bin kişi silahla öldürülüyor! Ülkemizde 550 liraya internet üzerinden hiç işlem yapmadan, otomatik ve de pompalı tüfek satılıyor. Normal piyasada ise bu silahlar belge alınarak, 1,150 liraya satılıyor.

Şiddet olayları milyonu aşıyor. Kimse devlet, yasa, hükümet, kanun takmıyor! Ülkemizde en tehlikeli yaratık insan denen mahlûkat – yaratık olmuştur! Bu dinsiz imansız Allah cc. tanımazlık; laik, seküler eğitim- öğretimden ve de yanlış verilen din eğitiminden kaynaklanmaktadır. Dini öğretsen, terörist oluyor. Çünkü ideolojik din anlayışı veriliyor. Cihat, sadece savaş olarak öğretiliyor. Öğretmesen, yine terörist oluyor! Kısacası; Türkiye’de İslam ülkelerinde insan eğitme, öğretme, yetiştirme becerilemiyor!

İlçenin vaazı, hemşerisi olan berberden zeytinyağı, çay, pekmez, öteberi almış. Aylığı aldığı günün ertesi gün ödemiyor! Berber diyor ki; bunlar insanlara örnek olması gerekirken, kaç aydır, aldığının parasını vermiyor! Paran varsa ver. Yoksa alma, diyor. Bende başkasından alıp, satıyorum.

Bir devletin ayakta kalabilmesi için doğru bir sistemi, nizami, intizamı, düzeni, yasası, hukuku, kuralı ve bu ilkelerin yaşatılması gerekir. Öyle laik, seküler, materyalist felsefe üzerinde devletler hak bir sistem kuramaz. İnsanlarını da hak, hukuk çerçevesinde, olgun insan mertebesinde yetiştiremez. Yetiştirememektedir. Dünya her yönü ile yaşanılmaz durum almaktadır.

Bugün 11 Kasım 2018 günüdür. Başkanımız- Cumhurbaşkanımız Erdoğan Fransa’dadır. 85 kadar ülke başkanı, Paris’te toplanmış. 1. Dünya Savaşı’nın bitmesinin 100. Yılını anmakta, barış çağrısı yapılmaktadır. Ama toplananların çoğu hala dünyayı ateşe veren münafıklardan, zalimlerden oluşmaktadır.  Dünya savaşından sonra, 2. Dünya Savaşı’nı da yapan bu zalim, din, iman, insanlık tanımazlardır. Bu zalim münafık ve müşriklere güvenmemeli. Kötü tutum ve davranışları ile 1914 de 1. Dünya savaşını başaltılar. Sonuçları çok acı oldu. Ama bu akılsızlıktan ders almayıp, 21 yıl sonra tekrar bir dünya savaşı, 2. Dünya savaşı başlattılar. Hala kaotik durum devam etmektedir. 1945 yılında 2. Dünya savaşı bitti.

Ama 1945 yılından 2018 yılına, günümüze kadar ölen insanların sayısı; 2. Dünya Savaşı’nda ölenler kadardır. Mülteciler, sığınmacılar ise 68 milyona ulaştı. O iki dünya savaşlarından daha da fazladır.

Bunlar 1096 - 1272 yıllarında da Haçlı Seferlerini yapmışlardı.

 Moğollarda onlar gibi putperest sapıklardı. Yanı sapıklar dünyayı ele geçirmiş. Mahvetmekte; vahşetlerle, barbarlıklarla, vahşilikle korkunç vahşetlerle insanları, canlıları, doğayı yok etmektedirler!

“Zihniyet değişmedikçe; hal, hareket, davranış, eylemeler de değişmez.”

Bugün, “ Birleşmiş Milletler (BM) bu vahşet saçanların elindedir. En çok BM daimi temsilcileri silah satmaktadır.  Birleşmiş Milletler, 24 Ekim 1945 de kuruldu. BM’den öncede yine benzer görevi yapan “Milletler Cemiyeti” vardı. Oda adaletli, doğru, dürüst, eşitlikçi, tarafsız, objektif görev yapamadığından, dünya barışı sağlanamıyordu. Yinede hak, hukuk ile işlemeyen bir BM var. Dünyayı ateşe verenler, daha çok BM’nin 5 daimi ülkesi olan ABD, RUSYA, ÇİN, İNGİLTERE, FRANSA, ALMANYA ülkeleridir. Bir de AB denen 28 ülkenin başını çeken Almanya’dır. NATO denen askeri örgüt de 28 Batılı ülkeden oluşmaktadır. NATO’nun başını da Amerika çekmektedir.

1991 yılında komünizm çökmeden öncede askeri pakt olarak “Varşova Paktı” vardı. 8 ülkeden oluşuyordu. Varşova Paktı’nın başını da, SSCB denilen, Rusya çekiyordu. Niyet iyi, duygu güzel, düşünce doğru, bilgi ilmi, bilim hakta kullanılmazsa, insan; iyi, güzel, doğru, hayırlı, yararlı işler yapmaz, yapmamaktadır. Yapmayacaktır! Bu tip yaratıklardan da; insanlar, varlıklar, canlılar hayır görmeyecektir. Bu tip yaratıklarda başarılı olmayacaktır.

Lider, yönetici, başarılı olmak için; İslam ahlakında, edebinde, nezaketinde, zarafetinde, gülümsemesinde, cana yakınlığında, mahrem duygusunda, hayâsında, insanlığında mutlaka olmalıdır. Her gün kendini yenileyerek, güzelleştirerek, görevini yapmalı. Halkla birlikte hakla çalışmalı. Halkın gönlünü kazanamayandan, hiçbir değer çıkmaz. Övgüye layık olmaz. Övülmez. Her şeyi okuyarak, görerek, işiterek, aklederek, kafa çalıştırarak, gezerek bilmeli. Doğruluk ve dürüstlükten ayrılmamalı.

Bugün ülkemizde ve dünyada dürüst çalışma oranı %1 gibi oranlarda belki vardır. İslam değerleri yaşam tarzı olmayınca, ortada dürüstlüğün lafı kalmıştır. Olumlu olma önemlidir. Değerli olma kıymetlidir. Başkalarına hizmet etme, yardım etme, iyilik etme, değer verme önemlidir. İş arkadaşları ile flört etmeme gereken en önemli meseledir. İç ve dış dünyamız tertemiz olmalı. Stresten uzak kalmalı. Akademik başarı sağlamalı. Çalışmalarda molalar verilmeli. Önyargısız davranmalı. Solcular, komünistler gibi halka, hakka, hakikate önyargılı, düşmanca davranmamalı.

İslam dininin birlik, beraberlik, yardımlaşma, dayanışma, paylaşma, ekip halinde, cemaat halinde çalışmaya önem verme ilkesi olduğunu söylemiştir. Bu tarz mutlaka esastan uygulanmalı. Hayatı böylece anlamlı kılmalı. Çalıştırılan işçi ve memurlara amirlik, müdürlük, başkanlık taslamamalı. Ülkemizde bu taslama ile korkutarak başkanlık, müdürlük yapılmaktadır. Sonrasında seçimde kendi elemanlarının desteğini alamamaktadır. Her şey sevgi, saygı, benimsetme, eğitme ile isteyerek, gönülden yapılmalı. Herkes taşın altına elini koymasını benimsediği için yapmalı. Amir, müdür, başkan korkusu ile iş yaptırılmaz. Zorla Müslümanlık olmaz. Müslüman edilmez. Kurala uydurma yapılamaz. Bunun altında iyilik değil münafıklık çıkar.

 İnsanlara mili, manevi, dini duygu ve düşünceler kazandırılırsa, işler kendiliğinden verimli olur. Eğitim ve bilgi, bilinçli olma esastır. Bu olmadan insan olma durumu olmaz. İnsanlık, insaniyet, insancıllık, yararlılık olmaz. Lider olma, başarılı yönetici olmak için; yönetme, psikoloji, sosyoloji konusunda çok kitap okumalı. Ders çalışmalı. İnsanı tanımadan, insan yönetilemez. İnsanı tanımak öyle kolay değildir. İnsan çok farklı yönleri olan gizemli üstün, güzel varlıktır. Kötü duygu ve düşünceler bu güzelim varlığı dünyanın en tehlikeli, kötü, çirkin, yanlış varlığı da yapabilir. Her şey iyi bir eğitimle güzelleşir.

Lider ve yöneticide, yönetici lider özellikli, nitelikli olursa, başarılı olur. Lider, yöneticide vizyon, ufuk, derinlik, planlı ekip çalışması yapma becerisi olmalı. Motive etmesini becermeli. Halkın istek ve beklentilerini karşılamalı. Yapamayanları, yetersizleri eğitmeli. Her hafta veya her ay kursa almalı. Yapabilenlerle, akademik bilgi, becerisi olanlarla iş yürütmeli. Güvenilir insanlarla çalışmalı. Hain ve alçakları def etmeli. Yüksek performans sağlayanlarla işi götürmeli. Götürmeye çalışmamalı. Başarılı olanları takdir etmeli. Teşekkür etmeli. Ödül vermeli. Medyada duyurmalı.

 Ödül ve takdir başarıyı artırır. Halkla iyi iletişim ve iyi ilişkiler kurarken, yönetimde olan herkes de bu güzelliği yaşamalı. Halkın dediği olmalı. Beklentileri hukuk içinde karşılanmalı. Özyönetim kurulmalı. Bir sistem içinde çalışmalar yürütülmeli. Karmaşık, çarpık, keyfi sap salakça yönetim olmamalı. Lidere yakışır, adil yöneticiye yakışan yönetim olmalı. Hak düşünce ve ilim ile yönetim kurulmalı.

CHP, HDP, SAADET, İYİ Parti siyasi partiler gibi asla olmamalı. Halka karşı haksız tutum ve davranış içinde olmamalı. HDP denilen siyasi partinin yöneticilerini PKK/KCK denilen terör örgütü başları belirliyor.

CHP denilen siyasi partide milli, manevi, ilim, din- iman, , hak, halkçı düşmanları çoktur. Dış ve iç düşmanlarla işbirliği yapmaktadırlar. CHP, Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, Türkçe ezan okunsun. Türkçe Kur’an okunsun. Arapça ezan yasaklansın, demişti. Bu milletvekili Irak’ta başkonsolos görevinde iken, Türk ve Türkiye düşmanları ile işbirliği, dayanışma, ziyaretler yaptığı medyada yayınlanmaya başlandı. Fetö, İsrail, Amerika’nın Türkiye düşmanları ile görüşmeleri medyada yayınlanmaya dün başlandı. Böylesi CHP’de onlarca kişi, üst yönetici vardır.

CHP böylesi alçak, hain, kahpe, katil, katliamcı, alçak kişileri “arkadaşlar” diye niteler. PKK2nın Güneydoğuda çukur ve barikat kurup, şehirleri yakan, yıkan, 720 asker- polisimiz şehit edenlere; “arkadaşlar” diye hitap ediyor. Siyasi uzantısı ile 1991 yılından beri ortak seçime giriyor. Onlara ödül bile vermektedir.

İki yıl önce Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde hendek, çukur kazıp, İl ve İlçelerimiz yıkan binlerce PKK eşkıyasına, Kılıçdaroğlu, “arkadaşlar” diye hitap ediyordu. Şimdide “Sera” adlı bir bayana ödül verdi. O, Sera adlı bayan, sosyal medyadan şu paylaşımları yapıyordu: “ Sabahleyin beni ezan okuyup, uykumdan uyandıran, için şöyle diyordu: “ Camiyi mi basıp, imamı mı keseyim?”

Milli Görüşçü diye bir siyasi düşüncede bir parti vardır. Temel Karamollaoğlu parti başkanı olunca, bu siyasi partinin temeli kaydı. Sapıttı. Vatan, millet, devlet, memleket, bayrak, bağımsızlık düşmanları ile işbirliği yapıyor. Seçime böyle giriyor. Fikir birliği içinde açıklamalar yapıyor. Yanı Fetö gibi münafık oldu.

İşte bu gibi halk, insanlık, İslam, Müslüman düşmanlarından lider olmaz, yönetici olmaz. Olmamaktadır. Mükemmel lider, iyi başarılı yönetici olmak için; ilim, bilim, insanlık, İslam, hak, hakikat sahibi olmalı. Elemanları, ekibi, başarılı şekilde çalıştırmalı. Yönetim felsefesi ilim üzere kurulmalı. İstikamet; hak, hakikat, ilim, bilim, halk olmalı. İnsanları yönetmek, bir sanattır. Öyle lapişkadan, sapıkça lahmi gibi insanlar, lider, yönetici olamaz. Taş gibi sert, pamuk gibi yumuşak olmamalı. İslam dini her şeyde; “dosdoğru olan orta yolu seçmiştir.”

Ekip de çalışmak istemeyen, tembel ruhlu insanlar olur, olabilir. Onlar diskalifiye edilmeli. İşe yaramayanı iş de tutmamalı. Eğer başarılı olamıyorsanız, mutlaka kendiniz değiştirin. Ekibi değiştirin. CHP ve Saadet Partisi gibi olmayın. CHP ve halkın bildiği – tanımladığı dinci parti Saadet Partisi’nde 90 yaşına ulaşmış, Oğuzhan Asıltürk gibi hala başkanlık yapan kişiler vardır. Bunu gibiler çok fazla olmuştur. Başarılı olsalar, başım gözüm üstüne! Başarısız olmalarına rağmen, koltuğu bırakmamaktadırlar.

 CHP’de böyledir. 9 yılda 12 seçim kaybeden Kemal K. Hala genel başkandır. Ne dediği, yaptığı belli değildir. Yalan, iftira, hakaretleri yüzünden 25 defadan fazla Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tazminat ödemiş. Ödemeye devam etmektedir. Hala düzelme yok. “Fikir değişmeyince, eylemler değişmez.”

Bu sapıtmış, şaşırmış düşüncesizlikte olanlar; ülkemiz, vatanımız, memleketimiz, milletimiz, insanlık, din- iman konusunda yapılan her yararlı girişime karşıdırlar. Son günlerde laik, seküler, sapıtmış, ateist olanlar, yine bir kudurmuşluk içindedirler.

“Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, ünlü ve dobra dobra Tarihçi Yazar, Hatip Kadir Mısıroğlu’nu hastanede ziyaret etmiş. Çaykaralı olan bu tarihçi yazar, hatip kişi yaşlılığında ötürü hastanede yatıyor. Kadir Mısıroğlu; “1909- 1950 yılları arasında milletimize, ülkemize yapılan hainlikleri, haksızlıkları ceza alması bahasına anlatandır.” Laik, seküler sapıklar, Diyanet Başkanı, nasıl Atatürk aleyhinde konuşan kişiyi ziyaret eder, diye veryansın yapıyor. Oysa kendileri milli, manevi değerlerimize her zaman düşmandırlar. Düşmanlık edenlerle, işbirliği içindedirler. Yaptıkları hainlik 100- 1,000 değil, binlercedir.

 Birde Mısıroğlu’nun sözünü yarım alıp, çarpıtmaktadırlar. Şu tümceyi yarım söylemektedirler: “ Ülkemizi, Yunan gâvuru işgal etse idi, 1909 - 1950 yılları arasında yapılan zulüm kadar zalimlik, zulüm yapmazdı.” Bu tümceyi nasıl alıp, kullanıyorlar. Bakalım: “ Ülkemizi yunanlılar işgal etse idi daha iyi idi!”

Diyanet İşleri Başkanı, niçin, Mısıroğlu’nu 09 Kasım 2018 saat: 14.15’de ziyaret etti. Verilen cevap: “ Ziyaret tamamen insani özelliklidir. Hasta ziyareti insani bir durumdur.”

Bendeniz, “bir bireyin, başkalarına hakaret etmesini asla kabul etmem. Hakaret haksız bir eylemdir. Hak, hukuk dışıdır.” Allah cc. Kur’ an ve peygamberlerin dışındaki herkes eleştirilebilinir. Yerilebilinir. Eksikleri, artıları anlatılabilir. İnsan olan hata yapar. Yanlış yapar. Kötülükte yapabilir. Bu durum eleştirilir. İlah değil ki; noksan, eksik sıfatlardan beri olsun da, eleştirilmesin. İnsan beşerdir. Şaşar, yanılır. Bu da başkalarına eleştirme hakkı oluşturur.

Bunun için hakaret edilmeden, herkesin eleştirilmesinin normal, doğal olduğuna inanıyorum. Ülkemizde Adnan Menderes, Turgut Özal, Necmettin Erbakan, Recep Tayyip Erdoğan eleştirilmiyor mu? Eleştirilmesi, bir tarafa; idam ediliyor, zehirleniyor, dünya onlara dar ediliyor!

Ama Kadir Mısıroğlu’nu 50 yıla yakındır takıp ediyorum. Agresif, fevri, aşırı davranıyor. İslam dininde aşırılık, gerilik, agresiflik- saldırgan, fevrilik, anormallik, dengesizlik, ölçüsüzlük yasaktır. İslam dini, Fatiha süresinde, Kur’ân’ın ilk süresinde; “dosdoğru istikamet, dosdoğru yol üzere olmamızı istemektedir.”

Müslüman ölçülü, dengeli, tartılı, dosdoğru orta yolda,  her işi düşünerek, muhasebe ederek, hakkı ile dosdoğru yapmalı. Başkalarının eline kullanacağı koz vermemeli. Her yapacağı işi enine, boyuna, derinliğine, her boyutuna düşünüp, öyle yapmalı. İşi medyatik hale getirip, tartışma konusu yapmamalı. “Hastaneye fesli Kadir Beyi; sarıklı, cübbeli, resmi kıyafetle ziyaret etmemeli. Hastanede Kadir Beyi ziyaret etme resmi bir iş değildir. O ki, insanı bir görev diye yapılmıştır. Makam giysileri ile yapılmamalı. Kadir Beyde aşırı, saldırgan, fevri- birden bire düşünmeden yapılan, ölçüsüz, dengesiz konuşmamalı. Ölçü, denge yaratılışta esas olandır. İnsan bu ölçüye dikkat etmelidir. “Kimsenin ilahına da hakaret etmemeli ki, onlarda sizin İlahınıza hakaret etmesin.” İslam’da ölçü budur. Dinimizde hakaret etmek haramdır. Medeni yasalarımızda da suçtur.

CHP taraftarı televizyonlarda çıkan, medyada gözüken bir bayan bugünlerde Batıl ve küfür sözler söyleyerek, sapkınlığına devam ediyor! “Atatürk benim ilahimdir. Atatürk’e ilah olarak tapıyorum, gibi sözler ediyor. Müslümanlara iktidara geldiğimizde bakınız neler yapacağız!” Bunlar ruh sağlığı bozuk, fikri kıt, düşüncesi sapkın olan kışkırtıcı satılmış kişilerdir. Kale almamak, önemsememek, değer vermemek gerekir.  Bu tip azgın sapkın serseri kılıklılar her dönemde vardı, vardır, avr olacaktır. Hak olduğu sürece batıl da zırlamaya devam edecektir.

Buradan dine, imana, Diyanet İşleri Başkanlığına bir saldırı, itibarsızlaştırma, saygınsız hale getirme girişimi bulunmaktadır. Kendilerinin pek çok bireyi, değerlerimiz düşmanları ile işbirliği içinde her haltı işlemektedir.

Olumsuz etkisi olandan, lider ve yönetici olmaz. Sapkın olanların lider diye söylediklerine bakınız. Hep zalim, katil, zorba, barbardır.  Sapkınlar, başkalarının maskarası, dedikodu aracı olur. Zalim diye anılırlar.

Sizler ekibe iş, görev verildiğinde, geribildirim yapmasını sağlayın. Hesap vermeli. Yaptıklarını anlatmalı. Olumsuz durum devam ederse, def etmeli. Osmanlı’da yanlış, kötü, görevi kötüye kullananlar, farklı cezalandırılırdı. Bunun için suç işleme oranı düşüktü. Anlat, göster, yap, öğret ve anlamıyorsa, def et. Başarısızı makamda, görevde tutmak, lidere, başarılı yöneticiye yakışmaz.

Bir lider önce lider olarak doğar ve yetişir. Lider önce doğar sonra da kendini yetiştirir. Liderlik uzun bir hak yolculuktan sonra ortaya çıkar. Biz zalim olanlara lider demiyoruz. Onlara Firavun, Nemrut, katil, katliamcı, komünist, faşist, diktatör, vahşi, barbar, insanlık ve varlık düşmanı diyoruz. Hak, hukuk tanımayandan, lider olmaz. Lider olmanın özellik ve nitelikleri vardır. Hak bir ilmi eğitimden ve görev aşamalarından geçerek, kendini kanıtlamalıdır. Lider özgündür. Taklitçi değildir. Başkalarına boyun eğen değildir. Hak, hakikat, din, iman, mümin, Müslüman düşmanı da olamaz. Olursa, ondan lider değil zalim bir faşist+komünist, materyalist diktatör olur. Lider her durumu ile halkının ve hakkın, hakikatin, doğrunun, adaletin, hukukun yanındadır. Mazlumu korur. Zalimi cezalandırır. Yasalarını hukuk ile böyle çıkartır. Liderlik öğrenilebilir. Anasından lider özellikli doğar ama dünyada liderlik konusunda öğrenim, eğitim almalıdır. İşin ehli, uzmanı olmalı.

Lider, stratejik, yüksek standartlı, kaliteli, verimli, ihtiyacı karşılayıcı çalışmalar yapar. Lider, farklı kurumlarda başarılı ile görev yapar. Her gün daha ileri, yükseğe, iyiye, güzele, doğruya, gerçeğe yaklaşarak, hak hedefe kilitlenir. Personeli, ekibi ile beraber çalışır. Ekip çalışması yapar. Ekibini kurs, seminerlerle eğitir. Halkı bilgilendirip, aydınlatır. Halk ile birlikte kalkınma, gelişme, yükselme, medeniyete ulaşım sağlar. Lider doğmak ve yetişmesi kolay değildir. Bir ülkede bir lider bile çıkmadığı olmaktadır.

Lideri sağlıklı, asaletli, soylu, eğitimli, helal, meşru şekilde yaşayan aileler doğurur. Doğan bu lider özellikli bireyi, devlet, toplum lider olarak yetiştirir. Mesela, zalime lider denmez. Katliamcıya, zulmediciye lider denmez. Faşistten, komünistten, kapitalist sömürücüden, hak yiyen haramcıdan lider olmaz. Musolini, Adolf Hitler, Lenin, Stalin, Mao Zedong, Che Guevara, Apo, Amerika’nın Başkanları, Ortadoğu’nun Arap kralları ve buna benzer katil, katliamcı zalimlerden lider olmaz. Lider halkın ve Hakkın rızasını kazanmalıdır. Kazanırsa lider olur.

Halk sevdi, diye ona da lider denmez. Günümüzde pek zalim yöneticiye lider diye sanki tapınmaktadır. Bu diktatör ve komünist ülkelerde korku ile olmaktadır. Ya da beyin yıkama, koşullandırma, inandırma ile yapılmaktadır. Lider, yöneticinin iyi olup, olmadığı; Kur’an ve sünnet ölçütü ile belli olur. Allah cc. ve halkın sevdiği işleri başaranlar, liderdir.

Bugün iyi bir yönetici de, liderde bulmak çok kolay değildir. Bulursanız, kıymetini, değerini biliniz. Lider yetiştirmek için önce dede, nine, anne, baba, aile yetiştirilmeli. Sonra bu ailede lider özellikli çocuk doğar. Onu da yüksek öğretimle lider özellikli yetiştirip, görev kademelerinde aşama aşama yükseltmeli. Fırsatları oluşturup, değerlendirmeli. Gidip de, genel ev patroniçesi, Ermeni Manukyan’a 6 yıl boyunca altı defa ödül vereceğine, hak işlerle ilgilenenlere ödül vermeli. Elinden tutup, yükseltmeli.

Bir ülkede devlet yönetimin her kademesinde lider özellikli, iyi yönetici nitelikli görevliler yoksa o ülke kalkınamaz. Tepedekiler basit, haramcı, hak- hukuk tanımayan; zırva, zibidilerden olursa, o ülkede işler iyi gitmez. Etkili lider, stratejik lider, etkili ekip, etkili ve verimli zaman kullanma becerilmeli. İşe yaramayan çöpler mutlaka atılmalı. Değişim, yenilikler yapılmalı. Etkili iletişlim, kaliteli öğretim ile halk bütün olarak örgün ve yaygın eğitimden geçirilmeli. Etkili karar verme, motive etme, istikameti hakka çevirip, hedefe kilitleme yapılmalı.

Önce toplum, devlet, millet tanınmalı. Artıları, eksileri belirlenmeli. Her köyün, mahallenin muhtarı, azaları, öğretmenleri, imamları, okul müdürleri, kanat önderleri ile toplumun sorunları tek tek belirlenmeli. Sonra uzman kişilerle ve yerel halk ile bu sorunlara çözüm bulup, çare olmalı. Sivil toplum örgütlerinden yararlanmalı. Meslek odalarından yararlanmalı. Öyle ben liderim, bürokrat yöneticiyim. Ben dedim, oldu ile işler doğru yürümez. İstişare, danışma, sorma, öğrenme şattır, kaçınılmazdır.

Önce başarılı bir liderin özelliklerini öğrenmeli. İyi bir yöneticinin niteliklerini öğrenmeli. Öyle dünyanın en iyi taşıtları, makam arabası, görev binası saray, evimiz ise konak olmakla büyük adam, insan olunmamaktadır. Hırvat’ın taktığı kravatı takmakla üstün insan olunmamaktadır. Anamın sığırının boynuna da bir takma vardı. Ama durum hep aynıydı! Her şeyden önce olgun, medeni, yetişmiş insan olmak gerekir.

Lider ne dediğini bilmeli. Halk ile iletişim, diyalog kurmasını becermeli. Bugün ki, CHP Genel Başkanı Kemal K. Gibi olmamalı. Ne dediği belli, ne de demediği bellidir. Her tümcesi birbiri ile çelişkili, yalan, dolan, iftira, hakaret ile doludur. Konuşmasında doğru yoktur. Başbakan ve Cumhurbaşkanı olan Erdoğan’a 25 defadan fazla yalan, iftira, onur kırıcı hakaret tazminatı ödedi. 1 milyon lira bir defasında bile ödediği oldu. Bugün de 130 bin lira ödeme, mahkeme emri çıktı. Taşınmazlarını satarak, borç alarak, ödemeye devam etmektedir. Böyle lider, yönetici olmamalı. Zaten olmuyor da! Liderin her sözü senet gibidir. Dosdoğrudur. Doğru istikamettedir. İlmidir, bilimseldir. Dinseldir. Haktır, hakikattir. Ahlakıdır. Dosdoğru ve gerçekçidir, olmalıdır. Böylede olmalıdır.

“Liderliğin özellik, niteliklerini yazan onlarca kitap vardır. İnternette yeterli bilgi vardır. Mutlaka öğreniniz.”

“İyi, güzel, doğru, dürüst, başarılı yöneticinin özellik ve nitelikleri konusunda onlarca kitap vardır. İnternette yeterli bilgi vardır. Mutlaka, muhakkak öğreniniz.”

İnsan önce doğru ve gerçekçi düşünmeli. Böyle düşünmek zordur. Ama zor olan zoru başarmak önemlidir. Önce İslam ve insan olmaya karar vermeli. Sonra harekete geçmeli. İnsan hata, yanlış yapabilir. Önemli olan tövbe edip, hatadan, yanlıştan dönmektir. Bu gibi iyi, güzel, doğru, yüksek işler, eğitim almakla başarılır. Cahil cühela, çapulcular sadece bozucudur. Bozarlar, yıkarlar, yakarlar, savaş çıkarırlar! Sorsan onlara hep daha iyisini yapmak için yaparlar. Oysa karakteri bozuk bu fitne fesatçıların yapacağı olumluluk adına hiçbir şey olmamış, olmaz. Onlar kendilerini iyileştirici, yapıcı, düzeltici kabul ederler. Delilerde en akıllı kendilerinin olduğunu sanır.

Can sıkıcı ideolojik, bozuk felsefi teorilerle uğraşmamalı. Hepsi tarihin çöplüğünde çürümektedir. Zaten kokuşmuş doğdular. Şimdide çürümeye başladılar. Bir gün yok olacaklar. Yerlerine sağduyusuz, mantıksız, ilimsiz, bilimsiz insanlar yenilerini koyacak. İyi bir lider ve de yönetici, aklını, bilgisini doğru kullanır. Doğru bilgiyi doğru kullanır. Sorunları çözer. Dertlere, problemlere çare bulur. Sorun çıkarmaz. Doğmasına sebep olamz. Eğer yinede oluşursa, ortak ekip çalışması ile ortadan kaldırır. Karmaşa, fitne, fesat, nifak, bozgunculuk, çatışmaya neden olan tüm sebepleri ortadan kaldırır. Hiçbir sorunu önemsemezlik yapmaz.

Liderlik konusunda çok eser okuyunuz. Kurslara, seminerlere, konferanslara, dernek, vakıf, siyasi partilere gidiniz. Kendinizi en yüksek ölçeklerde yetiştiriniz. Toplum lidersiz olmaz. Halk, yöneticisiz olmaz. Devletler lidersiz, yöneticisiz yönetilemez. Bu hayvanlar âlemi içinde böyledir. İnsan olsun, hayvan olsun; her topluluğun bir lideri, önderi vardır. Hayvanlar âleminde de ailenin, grubun lideri, önderi vardır. Lidersiz, öndersiz, yöneticisiz olmaz. Canlılar böyle yaratılmış.

Peygamberimiz mealen buyurdular ki: “İki kişi iseniz biri önder, lider olsun. Üç kişi iseniz, üçüncü kişi önder, lider olsun.”

 Aynı zamanda ayet ve hadislerde; “ İstişare etmek, danışmak, meclis oluşturmak farzdır.” Allah cc. insanların doğasına uygun İslam dinini göndermiş. İslam dinine göre akıl, zekâ, ilim ile uyulup, yaşanılırsa, iki dünya huzur ve mutluluğunun kazanılacağını müjdelemiştir.”

İnsan, psikolojik ve biyolojik olarak liderliğe, iyi yöneticiliğe sahip olmalı. Hayvanlaşmamalı. Yeryüzünün şeklini bozmadan iş, işlem yapmalı. Suları, karaları, havayı, dengeyi, ölçüyü bozmadan hareket etmeli. Ölçülü, dengeli, ilmi davranmalı. Dünyanın düzenini bozmamalı. Dünya hayatı acıdır, tatlıdır, zordur. Dayanıklı olmalı. Dünya cennet değildir.  Zorlukları vardır. Dünyada kadın, erkek sorumlu tutulmuş. Herkes sorumluluklarını bilmeli. Hayvanlar bile kurgulandıkları sorumluluklarla hareket ederler. İnsana ise görev ve sorumluluklar yüklenmiştir. Yerine getirmeli. Sorumluluktan kaçılmaz.

Bir insan bilge olmalı. Dini, imanı, ilmi, bilimi, sanatı, hikmeti, irfanı, kültürü bilmeli. Dili doğru kullanmalı. Diksiyonu olmalı. Araştırma yapmasını, incelemede bulunmasını becermeli. Kitap okumasını becermeli. İletişim ve diyalog kurmasını becermeli. Öyle kiro, hanzo, moloz olmamalı. Olumlu, yapıcı olmalı. Komünistler gibi devrimcilik ayakları yapıp; fitne, fesat, nifak, yıkıcılık, katillik içinde olmamalı. Esas devrimci- yenilikçi peygamberimizdir. Komünistler ilkel gelmiş geçmiş en kötü, çirkin, yanlış, vahşi yaratıklardır. Devrimcilikleri, yıkıcılık, yok ediciliktir. 3- 5 süslü sözleri nefsini okşayıp, kanmamalı. Onlar münafıktır hem de kâfirdirler. Ateisttirler. Din iman kabul etmezler.

Müslümanlar, olumludur, yenileyicidir, ıslah edici, değişimci, yüksek standartlı, güzel ve üstün ahlaklıdır. İlmi, bilimi, sanata dönüştürürler. Normal insanlardan çok farklıdırlar. Mümin, Allah cc. iradesi, sözü, kelamı, nizamı ile bakar. Peygamberi gibi hayatı yaşar. Lider dediğin, peygamberimiz ve peygamberler gibi olur. Diğer olanlar lider değil zalim, yönetici değil, zorba olur. “İslam olmayanlar, İslam’dan ne kadar uzaksa, o oranda katil, katliamcı, zalim, gaddar, haşindir. Adaletli olmayandan iyi diye söz edilemez. Hak, hukuk uygulamayana doğru insan denmez. İyi davranış sergilemeyen, zararlı- kötü, bağımlı yapan madde kullanan normal insan olmaz. Bunlar halk ve Halik nezdinde değerli kabul edilmezler. Lider dediğin, hak -hukuk ile hükmeder. Halkı ödüllendirir. Bıkmadan, usanmadan hizmet eder.”

Müslüman, her şeyi ile dört dörtlük, stratejik, yüksek kalite, standart, verimde, yararda mükemmel insandır. Çünkü kişiliğini dosdoğru olan Allah’ın kelam, irade ve aklından, ilminden alır. Yaşantısında, İslam dinini peygamberimiz gibi yaşar. Yaşamalıdır. Böyle olursa, yaşantısı İslam ve ilim, irfan ise mükemmel olur. Böyle olmalıdır. Yükümlüğü bunu gerektirmektedir. Müslüman’ın her işi yüksek kalitede olmalıdır. Tasarımı, düşüncesi, planlaması, projesi en ideal ölçütlerde mimari, mühendislik özelliği taşımalı. En kaliteli, kontrollü davranmalı. Başkalarını olumlu etkilemeli. Olumsuz etkileyeni eğitmeli. Geliştirmeli. Yararlı hale getirmeli. Karakterini İslam nitelikli, peygamberimiz özellikli yapmalı. Hakk’ın ve halkın beğeneceği, olgun insan yapmalı. Sorumluluk sahibi haline getirmeli. Temel İslam standardına yükseltmeli. Bilim üretmeli. Bilimi teknolojide kullanmalı. Günümüzde gelişmiş ülkeler yapay zekâya, robotik teknolojiye önem vermektedir. Geri kalmamalı. Teknolojiyi hayata uygulamalı. Planlı yönetim yapmalı. Ekipler arası iletişim sağlamalı. Süreci çok başarılı şekilde yönetmeli. Yaklaşım hak olmalı. İnsan kaynaklarını doğru yönetmeli.

İnsan kaliteli olmalı. Kaliteli olursa, verimli olur. Kaliteli olursa işi, gücü, mesleği, sanatı doğru yapar. Kaliteli eğitim almadan, kaliteli olgun insan olunmaz. Üstün nitelikli insan olmak için üstün ilmi eğitim, öğrenim almalı. Tahsil- öğrenim görmeli. Zamanın koşullarına göre plan, program, tasarım, proje yapıp, uygulamalıyız.

İnsanların emeklerine, alın terine, ilmine, kişiliğine saygılı olmalı. Adalet ve eşitlik içinde hukukla muamele etmeli. İnsana ve Allah’ın yarattıklarına değer vermeli. Eleştirmeli, yapıcı eleştirmeli ama asla hakaret etmemeli. İslam dininde hakaret etme, onur kırma, incitme haramdır- yasaktır. Devletimizin kanunlarında da suçtur. CHP Genel başkanı Kemal K. Cumhurbaşkanına yaptığı hakaretler, yalan, yanlış, iftira, onur kırıcılıklar nedeni ile 25 defadan fazla tazminat ödedi. Hala aklı başına gelmedi. Çünkü adamın karakteri sapkındır.

Yaşanabilir, barış içinde huzurlu mutlu yaşanılacak bir dünya kurmalı. Asla gelişigüzel, yalan, dolan, iftira, hakaret, küfür ile konuşmamalı. Atıp, tutmamalı. Güzel konuşmayı, diksiyonu bilmeli. Diksiyonlu konuşmalı. Güzel ve iyi sözcüklerle edebe, adaba uygun konuşmalı. Konuşmaktan çok okuma ve dinlemeyi tercih etmeli. Asla tartışma, münakaşa içine girmemeli.

Bir sendika başkanı ve 2 görev arkadaşı gittiği fabrikada işçi ile tartışmaya girdi. İşçide tabanca ile başkanı öldürdü! Yanındaki 2 arkadaşını yaraladı. Oysa psikoloji, sosyoloji, konuşma, anlatma adabı bilse idi, alttan alıp, teskin etse idi bu olmayabilirdi. “Tamam, bende seni gibi düşünüyorum. Halledeceğiz. Tabii, niçin olmasın. Çalışacağım. Hiçbir sorun kalmayacak, diyebilmeli. Memleket manyak doludur. Her biri ile tartışmaya girilirse, sonuç böylesi acı olur! Gıybet, dedikodu, tartışma, münakaşa, suizan etme haramdır. Aklı, ilim ile işletmeli. İlim, bilim, din- iman merkezli hareket etmeli. İşte böyle hareket edebilmek içinde okul dışında kurslara, seminerlere, konferanslara gidip, kendimizi daha iyi yetiştirmeliyiz. Bugün bu kurslar bedava verilmektedir. Hem de çok yararlı olmaktadır. Halk Eğitim Müdürlükleri, belediyeler bu kursları iyi şekilde halka ücretsiz vermektedir.

Bu kurslarda meslek de öğretilmektedir. Düzce’den bir bayan her gün İzmit’te ki KO-MEK kurslarına gelip gitmiş. Hem de 3 yıl gelip, gitmiş. Kuaförlüğü öğrenmiş. Kuaför dükkânı açmış. Buradan kazandığım ile 3 çocuğuna bakıyorum. Geçimimizi sağlıyorum, diyor. Sadece KO-MEK, 350 alanda kurs vermektedir. Meslek edinenler, birde asgari ücretle yevmiye almaktadır. Hala ben işsizim. İşim yok. İntihar edeyim, gibi düşünenler var! Her derdin çaresi var. Her sorunun çözümü var. Ama insana da yerinden kıpırdamak düşüyor.

Ben, KO-MEK, HALK EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ, MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ, TARIM İLÇE MÜDÜRLÜĞÜ Kurlarına onlarca kez katıldım. Kendimi geliştirdim. Sertifikamı aldım. Hala katılmak için kayıdım da vardır. “Girişimcilik” kursuna kayıt yaptırdım.

Ben, bu kurslara ücret ödemeden gittim. Ücrette almadım. İş Kurumu kurslarına gidenler, hem ücret almakta, hem İŞ Kurumu iş bulmaktadır.

Kuşlar, sabahleyin erkenden uyanırlar. Rızıklarını aramaya başlarlar. Hem kendileri beslenir. Hem de yavrularını beslerler. Anne kuş ve baba kuş böyle yapıyor. Hem de tek eşliler. Kuş kadar en azından aklı ve bedeni çalıştırmalı.

İnsanında hayatta başarılı olması için, kuşlar gibi erkenden uyanıp, sabah namazı kıldıktan sonra hayata başlaması isteniyor. Bunun için sabah namazı erken kılınıyor. Manda gibi yatma istenmiyor. Çalışmak isteniyor. Helalinden azimle çalışmak isteniyor. Çalışmak ibadettir, deniyor. Ah! İnsan bir kere İslam dinini öğrenip de yaşam tarzı edinse, hiçbir sorun kalmayacak inşallah.

“Kafiriûn süresini okuyunuz. Açıp, anlamını bakınız. İnsanlar üzerine baskı, zorlama yapmayınız. Zalimler, faşistler, komünistler, diktatörler gibi asla davranmayınız.”

“Peygamberimizin Veda Hutbesini mutlaka okuyup, kavrayınız. Levha olarak mekânınıza asınız.”  

Hadis-i Şerif: “ Kıyamet gününde kulun hesaba çekileceği ilk ameli, onun namazıdır…”

“Eğitim- öğretim, Araştırma- İnceleme, İslam dini, Kültür, İlim, Bilim, Sanat, Teknoloji konulu kitaplardan çok okuyunuz.”

Hz. Ömer: “ Bir çocuğun en büyük düşmanı; çocuğuna Allah’ı, peygamberini, İslam dinini anlatmayan, tanıtmayan, sürekli bu dünyada yaşayacakmış gibi yetiştiren anne ve babasıdır.”

Hz. Ali: “ Sen, sabah namazını beklersen, sabah namazı da mahşerde seni bekler.”

Allah cc. okumayı, öğrenmeyi, yazmayı, öğretmeyi, güzel ve üstün ahlaklı olmayı farz kılmıştır. Dosdoğru, dürüst ve adaletli olmayı emretmiştir. Bende insanlara bu emir, yasak ve öğütleri tebliğ ediyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.