Erciyes Üniversitesinde ‘Gilles Deleuze’ konferansı

KAYSERİ, () - ERCİYES Üniversitesi (ERÜ) Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü tarafından her ay düzenlenen ‘Düşüncenin İzinde’ konferanslarının 38’inci serisinde 'Gilles Deleuze' konusu konuşuldu. ERÜ Edebiyat Fakültesi konferans...

Erciyes Üniversitesinde ‘Gilles Deleuze’ konferansı

KAYSERİ, () - ERCİYES Üniversitesi (ERÜ) Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü tarafından her ay düzenlenen ‘Düşüncenin İzinde’ konferanslarının 38’inci serisinde 'Gilles Deleuze' konusu konuşuldu. ERÜ Edebiyat Fakültesi konferans...

06 Nisan 2019 Cumartesi 10:54
Erciyes Üniversitesinde ‘Gilles Deleuze’ konferansı

KAYSERİ, () - ERCİYES Üniversitesi (ERÜ) Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü tarafından her ay düzenlenen ‘Düşüncenin İzinde’ konferanslarının 38’inci serisinde 'Gilles Deleuze' konusu konuşuldu.
ERÜ Edebiyat Fakültesi konferans salonunda gerçekleştirilen programın sunumu, ERÜ Felsefe Bölümünden Öğretim Üyesi Dr. Sinan Kılıç tarafından yapıldı. Fransız filozof Deleuze’ün genel olarak ‘fark felsefesi’ne dair yaptığı çalışmalarla bilindiğini belirten Kılıç, filozofun temel probleminin ‘bilmek’ yerine ‘düşünmek’ olduğuna dikkat çekti. Tüm felsefesi boyunca Deleuze’ün düşünmeyi dönüştürme konusuna odaklandığını kaydeden Kılıç, “Onun bu çalışmaları Fark ve Tekrar’da başlar, Antiöidipus ve Binyayla eserlerinde zirveye ulaşır. O, Antik Yunan felsefesinden sonra kaybolan düşünmenin, yeniden felsefe sahnesine çıkması gerektiğini söyler. Düşünme problemi bağlamında Fark ve Tekrar eserinde ısrarla Heidegger felsefesi üzerinde durur. Her iki filozofta düşünme ve epistemeyi birbirinden ayırır, ikisinin farklı alanlardan oluştuğunu ifade eder. Episteme kolay, onu başarabiliyoruz ama Antik Grek felsefe yapısından felsefe kopmuştur ve yeniden inşa edilmesi gerekir düşüncesini dile getirirler. Deleuze’ün geç dönem metinlerinde de bunu görürüz. Heidegger açısından da Deleuze açısından da bilen özne önemli değil, düşünen özne önemlidir. Düşünen özne yeni kavramlar üretir. Hegel’e karşı olmasının da nedeni budur. Felsefe problem çözen değildir, aksine problem üretendir” dedi.
Filozofun, Kant felsefesiyle zirveye çıkan temsilci düşünme biçiminden sıyrılmak gerektiğini savunduğunu kaydeden Kılıç, Deleuze’ün, Batı düşünme geleneğinin temsilci ya da merkezi düşünme biçimini temele alarak, farklı olana öteki yakıştırması yaptığını söyledi. Bu bakımdan filozof açısından farklılığın olumsuzlanmaması gereken bir şey olduğunu belirten Kılıç sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün kendi içimizde oluşturduğumuz hakikatle ötekini farklı kılıyoruz. Örneğin, kendi içimizdeki tüm farklılıkları Suriyeli söz konusu olduğunda aynılaştırıyoruz ve Suriyeliyi farklı kılıyoruz. Ama Suriyeli mevcut olmadığı zaman da kendimizi farklılaştırıyoruz. Burada hakikat ve doğru olan biziz, siz ötekisiniz deyip dışlıyoruz."

FOTOĞRAFLI

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.