"Kadın ve erkek yaşam mücadelesini birlikte vermeli"

DOKUZ Eylül Üniversitesi (DEÜ) Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar,  '8 Mart Dünya Kadınlar Günü' panelinde toplumsal dayanışmasının önemine dikkat çekerek, "Toplum içerisinde kadın ve erkek birlikte çalışmalı, üretmeli yaşam mücadelesini...

"Kadın ve erkek yaşam mücadelesini birlikte vermeli"

DOKUZ Eylül Üniversitesi (DEÜ) Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar,  '8 Mart Dünya Kadınlar Günü' panelinde toplumsal dayanışmasının önemine dikkat çekerek, "Toplum içerisinde kadın ve erkek birlikte çalışmalı, üretmeli yaşam mücadelesini...

07 Mart 2019 Perşembe 16:05
"Kadın ve erkek yaşam mücadelesini birlikte vermeli"

DOKUZ Eylül Üniversitesi (DEÜ) Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar,  '8 Mart Dünya Kadınlar Günü' panelinde toplumsal dayanışmasının önemine dikkat çekerek, "Toplum içerisinde kadın ve erkek birlikte çalışmalı, üretmeli yaşam mücadelesini birlikte vermeli. Bana göre esas mesele, toplumun kadını nerede gördüğü değil kadının medeniyette kendini nerede gördüğüdür" dedi.

DEÜ Rektörlüğü tarafından '8 Mart Dünya Kadınlar Günü' etkinlikleri kapsamından Sabancı Kültür Sarayı'nda düzenlenen panelde konuşan DEÜ Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar, dayanışmanın önemine dikkat çekerek toplum içindeki her kadın ve erkeğin üreterek yaşam mücadelesini birlikte vermesi gerektiğini söyledi. Uşak Valisi Funda Kocabıyık, Üsküp Büyükelçisi Tülin Erkal Kara, İzmir Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürü Seda Okur, DEÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Canan Aslı Yıldırım ve Paralimpik Yüzme Şampiyonu Milli Sporcu Karin Öcal'ın konuşmacı olarak yer aldığı programın açılışında konuşan Prof. Dr. Hotar, şöyle dedi:

"Toplum içerisinde kadın ve erkek birlikte çalışmalı, üretmeli yaşam mücadelesini beraber vermeli. Kadın veya erkek, bir diğerinin daha önünde ya da arkasında değildir. Dikkat edilmesi gereken husus, her bireyin değerli olduğudur. Bu noktada yüceltilmesi gereken ise bireyin kendisidir, çevresine ve topluma sağladığı katkıdır. Medeniyetin temelinde, kendini yücelten insani değerler ile ona atıf yapılan tutum ve davranışlar bulunmaktadır. Bu tanım içinde kadının kimliği de dezavantajlı bireylerin hakları da kişiye ilişkin özgürlüklerin de varlığı söz konusudur. Bu yüzden Kadınlar Günü'nü, zamanın içinde bir cinsiyetin yüceltildiği an olarak değil toplum olarak gelinen noktanın değerlendirildiği ve geleceğe ilişkin çözümlerin sunulduğu bir gün olarak düşünmek gerekir. Bana göre esas mesele, toplumun kadını nerede gördüğü değil kadının medeniyette kendini nerede gördüğüdür."

'ÇOK GÜÇLÜ TÜRK KADINLARI VAR'

Kadınların başarılı oldukları alanlarda kimi zaman erkeklerin gölgesinde kaldığını aktaran Uşak Valisi Funda Kocabıyık ise kadınların çok komplike düşebildiğini vurgulayarak, "Kadınlar aile hayatının da iş hayatının da rahatlıkla üstesinden gelir. Anne olmaları, özel hayatları, evdeki sorumlulukları önlerine engel olarak konulmamalı. Merak etmeyin kadınlar çok komplike düşünürler, her şeyi organize edip hepsini bir arada yürütebilirler" dedi. Türkiye'nin çok güçlü bir ülke olduğunu belirten Türkiye'nin Üsküp Büyükelçisi Tülin Erkal Kara, "Üsküp'te elçiliğimizin kapısını herkese açtık. Her gün ayrı bir köyde, her gün ayrı bir haneye misafir oluyorum. Türk kökenli olsun olmasın, herkesi kucaklamaya gayret ediyorum. Türk kadını, tarlada da çalışıyor, öğretmenlik de yapıyor, yöneticilik de yapıyor. Bu panelde çok güçlü Türk kadınları var. Engel olunmadığında kadınlar her işin üstesinden gelecek kadar güçlüdür" diye konuştu.

'SABAHLARA KADAR ÇALIŞIYORUZ'

İzmir Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürü Seda Okur, iş hayatı boyunca kadın olmanın dezavantajını yaşamadığını belirterek, "Mesleğimi çok severek yapıyorum. Biz insanların evlerini kale olarak kabul ederiz. Her bireyin kendi kalesinde rahatça yaşamasını sağlamak bizim için çok önemli. Çoğu zaman vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak adına sabahlara kadar tartışıyoruz, toplantılar yapıyoruz. Tüm bu çalışmaları yaparken çocuğuma yeteri kadar zaman ayıramasam da birlikte olduğumuz sürelerde kaliteli zaman geçirmeye özen gösteriyorum" dedi. DEÜ Tıp Fakültesi Türkiye Bilimler Akademisi Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Projesi (TÜBA- GEBİP) ödüllü Doç. Dr. Canan Yıldırım "Akademisyen bir ailenin çocuğuyum. Kendime annemi rol model aldım. Annem de babam da çok çalışırlardı. Annem hem iş hayatını hem de aile hayatını çok iyi dengede tutardı. Ben annemden tek koltukta 3 karpuz taşımayı öğrendim" dedi. DEÜ Devlet Konservatuvarı'nın konser verdiği toplantıda Türkiye'nin bedensel engelli ilk kadın yüzme antrenörü olmak istediğini açıklayan Milli Sporcu Karin Öcal, "Engelli olmamı bir kusur olarak görmedim. Her şeyin bir nedeni var. İnsan isterse hayatta her şeyi yapabilir, kadın veya erkek fark etmez" ifadelerini kullandı.

İZMİR, ()

FOTOĞRAF

 

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.