Bu yüzden herkes konuşurken iki kere düşünmek zorundadır.
Çünkü mesele sadece bir makam meselesi değildir.
Mesele:
Çayın geleceği
Bölge ekonomisi
Üreticinin ayakta kalması
Gençlerin tarımda kalıp kalmaması
meselesidir.
Bugün bahçeye çıkan üreticinin önceliği belli:
Maliyet nasıl düşecek?
Çay nasıl değer kazanacak?
Emek nasıl korunacak?
Ama bazı çevrelerin önceliği hâlâ isimler üzerinden tartışma üretmek.
Bu yaklaşımın kimseye faydası yok.
Eğer gerçekten bu kurumu düşünen varsa,
oturup şu başlıkları konuşsun:
Verimlilik nasıl artırılacak?
Kaçak çayın etkisi nasıl azaltılacak?
Toprak kalitesi nasıl korunacak?
Gübre desteği nasıl güçlendirilecek?
Çay Kanunu neden hâlâ çıkmadı?
Asıl mücadele burada verilmelidir.
Çünkü üreticinin derdi sosyal medya değil,
geçimdir.
Bir kurumun itibarı kolay oluşmaz.
Yıllar ister.
Emek ister.
Disiplin ister.
Ama yıpratılması için bazen birkaç ay yeter.
Bu yüzden herkes sorumlu davranmalıdır.
Eleştiri olacaksa somut olacak.
Öneri olacaksa uygulanabilir olacak.
İddia olacaksa kanıtlı olacak.
Aksi halde yapılan şey,
kurumu güçlendirmek değil,
güveni aşındırmaktır.
Ve güven aşındığında
zararı sadece yöneticiler değil,
tüm bölge görür.
O yüzden tekrar söylüyoruz:
Bu mesele kişisel hesaplarla yürütülecek bir mesele değildir.
Bu mesele memleket meselesidir.
Üretici meselesidir.
Gelecek meselesidir.
Ve bu millet,
kimin gerçekten çözüm istediğini,
kimin sadece koltuk hesabı yaptığını
zamanı geldiğinde çok net görür.