Çünkü doğruyu savunmak,
ilk gün kolaydır.
Asıl mesele,
gürültü dinince de
aynı cümleyi kurabilmektir.
Yusuf Ziya ALİM yazmak tam olarak budur.
Gündem varken de,
gündem değişince de
aynı yerde durabilmek.
24 saatlik sorumluluk,
saatlere sığmaz.
Gecenin bir vakti akla düşen dosya,
sabahın ilk ışığında çözülmek ister.
Bu bir tempo değil,
bir karakter meselesidir.
TARIK neden hâlâ yazıyor?
Çünkü bu ülkede
en çok kaybolan şey
kayıttır.
Yapılanlar yazılmazsa,
yapılmamış sayılır.
Biz yazıyoruz.
Adıyla yazıyoruz.
İmzasıyla yazıyoruz.
ÇAYKUR’un sahipsiz olmadığını yazıyoruz.
Emeğin yalnız olmadığını yazıyoruz.
Disiplinin tesadüf olmadığını yazıyoruz.
Yusuf Ziya ALİM bir isimden fazlasıdır.
Bir çizgidir.
O çizgi korunmazsa,
yerine kolay olan gelir.
Biz kolaydan yana değiliz.
Ne korku var,
ne yavaşlama.
Ne durmak var,
ne geri çekilmek.
Yol devam.
Yazı devam.
Duruş devam.
Susmadık.
Unutmadık.
Vazgeçmedik.
Ve bu da net bir cümleyle burada dursun:
Doğruyu savunmak kısa sürmez;
sürdürülebilirse anlamlı olur.
Biz sürdürüyoruz.