Çay sektörünün sorunları

Abone Ol
Giresun’dan Artvin’e kadar yaklaşık 202 bin aile çay tarımı ile uğraşmaktadır ve milli ürünümüz olan çay 1 milyon insanın gelir kaynağı durumundadır. Bundan dolayıdır ki çayımız stratejik bir ürün konumundadır. Bölgemizin vazgeçilmezidir, gözbebeğimizdir, can damarımızdır, yaşam kaynağımızdır. 2015 yılı yaş çay kampanyasına kısa bir süre kala sektöre dair mevcut sorunlar hakkında tespitlerimi sizlerle paylaşmak istedim.

 

Sektörün temel sorunlarının başında yıllardır baş belamız olan kaçak çay geliyor. Türk halkının sağlığını ciddi şekilde tehdit etmesine rağmen kaçak çaylar özellikle doğu bölgesi halkımız tarafından hala daha önemli oranda rağbet görmektedir. Bugün gelinen noktada doğu ve güneydoğu da yaşayan bir bölüm halkımız için çay kaçakçılığı olağan ticaret haline gelmiştir. Bu bölgeden ülkemize kaçak giren çay, sektörden geçimini sağlayan herkesten çok şey götürmektedir. Kaçak çay insan sağlığını da ciddi şekilde tehdit etmektedir. Çay kaçakçılığı, doğu ve güneydoğu bölgelerimizde bir sektör haline geldi. Yurda kaçak ve kontrolsüz olarak giren kuru çaydan sağlanan rantın üzerine devletimiz ciddiyetle gitmeli ve sonlandıracak önlemleri aciliyetle almalıdır. Çay kaçakçılığı sonlandırılamadığı sürece Türk çay sektörünün aydınlık yarınlara ulaşması çok zordur.

 

Çaylık alanlarda yıllardır kullanılan kimyasal gübreler toprağın yapısını bozmuştur. Verimsiz bir hale dönüşen toprakta çay bitkisi iyi şekilde beslenememekte; çayın kalitesi ve verimi düşmektedir. Kimyasal gübrenin herkesçe kabul gören zararları dolayısıyla artık terk edilerek, yerine organik veya yarı organik gübreye geçilmesi konusunda üretici bilinçlendirilmeli, desteklenmeli ve geçiş sağlanmalıdır. Çaykur son yıllarda organik tarım konusunda yapmış olduğu uygulamalarla bu süreci fiilen başlatmıştır. Sektörün diğer aktörleri de konunun önemini kavrayarak üzerine düşeni yapmalıdır.

 

Çaylık alanlarda mevcut budama programı yerine gençleştirme programının başlatılması ciddi anlamda düşünülmelidir. 1994 yılından bu yana uygulanmakta olan budama programının artık çay bitkisine gereken faydayı sağlamadığı düşünülmektedir. Bu nedenle çay bitkisinin gençleştirilmesi ve yenilenmesi bir program dahilinde devlet destekli olarak sağlanmalıdır.

 

Yıllar boyu miras nedeniyle küçülen çay tarım alanlarından elde edilen ürün miktarı azalmıştır. Bölünen çay tarlalarından ötürü çaydan üreticilerin ihtiyaçlarını karşılayacak yeterli gelir elde edilememektedir. Yaş çay getirisinin yetersizliğinden dolayı üretici tarlaya ve ürüne gerekli özeni göstermemektedir. Üreticilerin çoğunluğunun bölgede ikamet etmemesi nedeniyle çay bitkisine yönelik kültürel faaliyetler zamanında ve yeterince yapılmamaktadır. Üretici günü birlik çaylığa girmekte, sürgün öncesi ve sürgün sonrası gerekli bakımı yapmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak bakımsız çay tarlalarından kalitesiz ürün elde edilmektedir. Birçok çay üreticisinin ürününü yevmiye karşılığında yabancı işçilere toplatması da önemli oranda kaliteyi düşürmektedir. Fabrikaya gelen bu kalitesiz çay yaprağından, ne kadar ileri teknoloji kullanılırsa kullanılsın yüksek kalitede ürün elde edilmesi imkansızdır. Bölünen çaylık alanlarının birleştirilmesi konusunda artık ciddi çalışmaların yapılması kaçınılmaz olmuştur.

 

Çayın hasadı ve taşınması sırasında da bazı olumsuzluklar yaşanmaktadır. Müstahsil, hasat olgunluğuna gelmiş olmasına rağmen, tartıda fazla gelmesini sağlamak için taze filizleri hasat etmek yerine iyice büyümesini beklemekte ve artık kartlaşmaya başlayan çayı hasat etmektedir. Başlangıçta ki özsuyunu kaybetmeye başlayan çaydan iyi bir kuru çay elde etmekte zorlaşmaktadır. Bu da ürün kalitesini düşürmektedir. Çaykur son yıllarda uyguladığı yaş çay fiyat politikasıyla bu olumsuzluğu ortadan kaldırmak adına önemli bir adım atmıştır.  Taze çay filizi alınması ve kalitenin korunması konusunda sektördeki tüm firmaların aynı hassasiyeti göstermeleri gerekmektedir. Bahçelerden toplanan yaş çay  hepimizin bildiği gibi teris adı verilen sentetik bezlerin içerisine konulmakta ve iyice ezildikten sonra bohça şeklinde sarılıp sıkıca bağlanmaktadır. Bu şekilde alımyerlerine gelen çay alımyerine serilmekte, burada havalandırılmakta ve daha sonra fabrikalara nakledilmektedirler. Bu süreçte çay olma özelliklerinin önemli bir bölümünü kaybettiği için, o hammaddeden iyi bir kuru çay ürünü elde edilmesi zorlaşmaktadır. Fabrikalarda en iyi şartlarda kuru çay üretilse bile, vasfını yitirmiş yaş çaydan kaliteli kuru çay elde etme şansı yoktur. Kaliteli çay üretebilmek ve içebilmek için üreticilerin hasat ve taşıma aşamalarında yukarıda bahsedilen hususlara dikkat etmeleri gerekmektedir.

 

Çay, Türk halkının temel gıda maddesi haline gelmiştir. Yaşamın her anında çay içilmektedir. Çay sosyal bir muhabbet aracına dönüşmüştür. Böyle bir ilgiye maruz kalan üründe uygulanan KDV oranları çayı olumsuz yönde etkilemektedir. Sektöre rekabet şansı yaratmak amacıyla diğer temel gıda maddelerinde olduğu gibi çayda da KDV %1’e indirilmelidir. Eğer çay sektöründe KDV oranı düşürülürse kayıt dışılığın önemli oranda azalacağı muhakkaktır. Rize Ticaret Borsası çayda KDV oranının %1’e düşürülmesi konusunda önemli çalışmalar yapmış ve son zamanlarda maliye bakanlığı nezdinde girişimleri olmuştur. KDV düşüşünün gerçekleşmesi sektöre mutlak suretle canlılık getirecektir. Bundan dolayı bu girişimler desteklenmeli ve çayda KDV oranının düşürülmesi sağlanmalıdır.

 

Maalesef dünyada çay kanunu olmayan tek ülke Türkiye’dir. Çayla iştigal eden diğer tüm ülkeler mevcut çay kanunlarıyla sektörü dizayn etmişler ve yapmış oldukları çay kanunuyla mevcut düzenlerine işlerlik sağlamışlardır. Daha önce hazırlanan çay kanunu taslağından henüz bir sonuç çıkmadı. Çay piyasasının düzenlenmesini ve denetlenmesini sağlayacak, çay üreticileri ve sanayicilerinin hak ve yükümlülüklerini koruyacak ve denetleyecek, kaliteli çay üretimini teşvik edecek, bu yolla üreticiye daha fazla gelir temin edecek, Türk çayının dünyada marka olmasının yolunu açacak, sektörü garanti altına alacak, Avrupa Birliği sürecine uyum sağlayacak bir çay kanunu çıkarılması gerekmektedir. Bu yönde adımlar atılmalı ve sonuçlandırılmalıdır.

 

Yurtdışında yaş çay 12 ay hasat edildiği, işçilik ve diğer girdiler ucuz olduğu ve yaş çaya %50’nin üzerinde devlet desteği sağlandığı için üretim maliyetleri bize göre çok daha düşüktür ve bu durum piyasadaki fiyat rekabetinde dezavantaj olarak karşımıza çıkmaktadır. Bundan dolayı yukarıda bahsettiğim olumsuzlukların giderilmesiyle birlikte dünya çay piyasasının aktörleriyle rekabet şansımız artacak ve Türk çayının dünyada söz sahibi olmasının önü açılacaktır.

 

Ersoy USTAOĞLU

28.04.2015 / RİZE