Çay Üreticisi Kimin İşcisi?

Doğu Karadeniz’de Mayıs ayı demek, çay hasadının başlaması ve büyük bir heyecan demek. Ancak bu yıl bahçelerde neşe değil, üreticinin çaresizliği konuşuluyor.

Abone Ol

Nedeni ise çay toplama işçilerinin talep ettiği fahiş fiyatlar: Ton başına tam 11 bin TL!

Devletin verdiği çay fiyatı belli; gübresi, bakımı zaten büyük masraf. Bir de üzerine ton başına 11 bin lira işçi parası eklenince, bahçe sahibine neredeyse hiçbir şey kalmıyor. Durum öyle bir hal aldı ki, çayı eken, büyüten üretici, dışarıdan gelen işçiden daha az kazanır oldu. Adeta herkes kendi toprağında işçinin altında eziliyor.

Peki, bu başıboşluk neden engellenemiyor?

Çünkü çay toplama işinde hiçbir denetim yok. Kurulan komisyonların açıkladığı fiyatlar sadece tavsiyeden ibaret kalıyor. İşçiler ve aracılar, "İşine gelirse, yoksa çayın dalda kalır" diyerek üreticiyi köşeye sıkıştırıyor. Çay yanmasın diye çaresiz kalan üretici de ne istenirse vermek zorunda kalıyor.

Bu gidişata acilen bir çözüm bulunması şart. Bu haksızlığı bitirmek için şu adımlar atılabilir:

1. Aracılar Denetlenmeli: Çay toplama piyasasında asıl gizli güç, işçiler ile üretici arasında köprü olan aracı dediğimiz kişilerdir.

Bu aracılar, dışarıdan getirdikleri işçileri tek elden yöneterek piyasada suni bir fiyat artışı yaratıyor; adeta kendi borsalarını kurup rakamı yukarı çekiyorlar. Kimin nerede, ne kadara çalıştığı belirsiz olduğu için bu kayıt dışı sistem fahiş fiyatçılığı tetikliyor.

Çözüm basittir: Bu aracılık sistemi tamamen yasal bir çerçeveye oturtulmalı, belediyeler ve odalar tarafından resmi olarak lisanslandırılmalıdır. Kimin aracı olduğu, bölgeye kaç işçi getirdiği bilinmeli ve kafasına göre fiyat belirlemesinin önüne geçilerek sistem şeffaf hale getirilmelidir.

2. Makineleşme Desteklenmeli: Üreticinin dışarıya bağımlı kalmaması için şarjlı ve motorlu çay toplama makinelerine devlet desteği ve hibeler artırılmalıdır.Makine kampanyalar8yla ödemelere daha fazla kolaylık yapılabilir.

3. İmece Geri Dönmeli: Komşular ve akrabalar eski günlerdeki gibi bir araya gelmeli, "Bugün senin çayı, yarın benimkini" diyerek birbirine omuz vermelidir.Böylece paramı kendi cebimizde kalır.

Çay bu bölgenin ekmeğidir, geleceğidir. Üreticiyi fahiş fiyatlar karşısında yalnız bırakmak bu topraklara haksızlıktır. Yetkililer bu düzensizliğe bir çare bulmalıdır; aksi halde bu gidişle içtiğimiz çayın tadı hepimiz için kaçacak.