Edirne'de kanseri yenen Sevgi Eryavaş'ın kurduğu 'Sevgili Günebakanlar' ritim grubu, tedavi gören kadınlara umut oluyor.
Edirne'de 80 kadının buluştuğu grupta 10 kadın kanseri geride bırakırken, kadınlar müzikle moral bulup dayanışmayla hayata tutunuyorlar. Kanserle mücadele eden kadınlar, darbukaların ritminde korkularını geride bırakıp umudu büyütüyor. 6 yıl önce meme kanserini yenen Sevgi Eryavaş'ın kendisine iyi gelen müziği başka kadınlarla paylaşmak amacıyla kurduğu 'Sevgili Günebakanlar' ritim grubu, bugün 80 kadını aynı çatı altında buluşturuyor.
Hem tedavisi devam eden hem de müzikle kanseri yenen kadınlardan oluşan grup, her hafta bir araya gelerek birbirine kenetleniyor. Bazen güldüler, bazen ağladılar ama bu zor günleri birbirlerine sarılarak atlattılar.
Kimi kemoterapiden çıkıp ritim çalışmalarına katılıyor, kimi hastalığı geride bırakmanın mutluluğunu arkadaşlarıyla paylaşıyor. Her vuruşta korkularını biraz daha geride bırakan kadınlar, müziğin etrafında kurdukları dostlukla umudu büyütüyor.
Edirneli Sevgi Eryavaş, 6 yıl önce meme kanseriyle mücadelesini kazanmasının ardından, tedavi sürecinde kendisine iyi gelen müziği başka kadınlarla da buluşturmak istedi. Bu düşünceyle kurduğu 'Sevgili Günebakanlar' ritim grubu, zamanla büyüyerek onlarca kadının umut kapısı oldu. Haftada bir gün buluşan kadınlar, darbukalarıyla ritim tutarken yaşadıkları zorlu sürecin yükünü bir nebze olsun hafifletiyor. Bugüne kadar gruptaki 10 kadın kanseri yenerken, 4 kadının tedavisi ise devam ediyor. Grup, çeşitli organizasyonlarda sahne alarak müziğin birleştirici gücünü başka insanlarla da paylaşıyor.
'Kemoterapiden çıkıp programa gittik'
Grubun üyelerinden Fatma Çengel, bir arkadaşının tavsiyesiyle katıldığı grupta çok keyifli vakit geçirdiğini ve hastalığının aklına gelmediğini söyledi.
Kanser olduğunu öğrendikten sonra da çalışmalara ve etkinliklere katılmayı sürdürdüğünü belirten Çengel, yaşadıklarını anlattı.
Kemoterapiden çıkıp programa gittiğini belirten Çengel, 'İyi ki başlamışım. Sevgi hocam sayesinde her programa katıldık, birlikte etkinlikler yaptık. Sevgi hocam benim yarı doktorumdu. Her kemoterapimden sonra arar, 'nasılsın, neredesin' diye sorardı. Arkadaşlarım da bana çok iyi davrandı. Kanser olduğumu, bu hastalığı atlattığımı bile anlamadan bugünlere geldim' dedi.
Kansere yakalanan kadınlara tavsiyelerde bulunan Çengel, 'Kadınlar evlerine kapanmasın, böyle programlara katılsınlar.' dedi.
'Burası bizim için tedavi merkezi gibi'
Grubun kurucusu Sevgi Eryavaş, müziğin yalnızca hastalıkla mücadele eden kadınlara değil, herkesin yaşamına dokunabileceğini vurguladı. Birlikte geçirilen zamanın kadınlara moral verdiğini belirten Eryavaş, 'Böyle bir grubu sadece hastalıkla ilişkilendirmeyelim. Herkesin eğlenmeye ihtiyacı var. Her hafta burada toplanıyoruz. Burası bizim için gerçek anlamda bir tedavi merkezi gibi oldu. Kanser oldum diye kimse evine kapanmasın, dertlenmesin. Burada oyunlarla, kahkahalarla akşamı geçiriyoruz. Arkadaşlarımı evlerine mutlu gönderiyorum' dedi.
Kanser tanısı aldığında yaşadığı korkuyu da anlatan Eryavaş, hastalığın kendisine hayatı ve kendisini daha farklı değerlendirmeyi öğrettiğini söyledi.
'Kanser bana güzel bir pencere açtı'
Kanserin kendisine güzel bir pencere açtığını söyleyen Eryavaş, 'Kendim için bir şey yapmayı bilmiyormuşum. Şimdi kendime yatırım yapıyorum, kendimi mutlu ediyorum. Müzik gerçekten çok iyi, hele ritim. O tınılar deniz dalgası gibi yayılıp gidiyor. Hepimize iyi geliyor' dedi.
'Psikoloğumun tavsiyesiyle başladım'
Grubun bir diğer üyesi Selma Kelam ise kemoterapi döneminde psikoloğunun tavsiyesiyle bir enstrüman çalmayı düşündüğünü, ardından darbukayla tanışarak gruba katıldığını söyledi.
Ritmin kendisine iyi geldiğini belirten Kelam, 'İyi ki gelmişim, bana şifa oldu. Darbukaya her vuruşumda sinirimi, öfkemi attım. Eşime, arkadaşlarıma ya da herhangi birine karşı duyduğum öfke darbukayla gitti. Kendim için bir şeyler yaptım. Her Perşembe buradayız, birbirimize şifa oluyoruz. Değişik bir şey' ifadelerini kullandı.
Aynı ritimde buluşan kadınlar, kanserle mücadelenin yalnızca hastane koridorlarında değil, dayanışma, moral ve yaşam sevinciyle de sürdüğünü göstererek örnek oluyor.