Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, kur artışı ile birlikte enflasyonda da artış yaşandığına dikkat çekti.
Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, Nisan ayı enflasyon verilerini değerlendirdi. Yorgancılar, kur artışı ile birlikte enflasyonda da artış yaşandığını belirterek, "Yılın ilk dört ayında gerek ÜFE gerek TÜFE enflasyonun yüzde 5’e yaklaşması 2015’in enflasyonla mücadelede kayıp bir yıl olacağını daha şimdiden ortaya koymuştur. Baz etkisiyle Mart ve Nisan aylarında enflasyonda düşüş beklenirken tam tersi bir süreç yaşanması yıl sonunda enflasyonun yüzde 10’a yükselmesi ihtimalini güçlendirmiştir. Ekonominin yasaları, ülkemiz ekonomisinin dinamiklerini ve yapısal koşullarını dikkate almadan yaptığımız tartışmalar ve Merkez Bankasına yönelik müdahale enflasyonla mücadeleyi zayıflatmıştır" dedi.
"DAHA OLUMSUZ SONUÇLAR DOĞURACAĞI AÇIKTIR"
Rakamlarda dış konjonktürün de etkisi olduğunu ifade eden Ender Yorgancılar, "Kuşkusuz dış konjonktürün de etkisiyle artan döviz kurları da bu süreçte etkili olmuştur. Ancak, dünya genelinde petrol fiyatları geçen yılın yarısı düzeyindeyken, iç talep belirgin bir şekilde yavaşlamışken enflasyonun artış trendine girmesi üzerinde ilgili tüm kesimler dikkatle düşünmelidir. Zira artan enflasyon, yükselen işsizlik oranları ve yavaşlayan ekonomi stagflasyonist bir sürece işaret etmektedir. Bu sorunun enflasyondan daha olumsuz sonuç doğuracağı açıktır" şeklinde konuştu.
"YAPISAL ÖNLEMLER YETERİNCE DEVREYE ALINMADI"
Yorgancılar, Türkiye’nin bu enflasyon oranları ve makro dengesizlikleri ile küresel rekabet ortamında başarılı sonuç elde etmesinin imkansız olduğunu ifade etti. Yapısal ve kurumsal kalıcı önlemlere ihtiyaç olduğuna vurgu yapan Ender Yorgancılar, şunları söyledi: "ABD’nin 2000’li yılların başında devasa cari açıklarını finanse etmek için, 2008 sonrasında ise krizden çıkış için adeta dünyayı dolara boğması sonucu TL’nin konjonktürel olarak değer kazanması Türkiye’de enflasyonla mücadeleye olumlu katkı yaptı. Ancak kamu açıklarının kontrol altına alınmasına ilave olarak enflasyonu kalıcı olarak düşürmeye imkan verecek, tarımsal üretimde istikrarın sağlanması, dışa bağımlılığın azaltılması, tüketim beklentilerinin makul düzeye çekilmesi, tasarrufların artırılması, nüfus artış hızının azaltılması ve kamu harcamalarında israftan kaçınılması gibi diğer yapısal önlemler yeterince devreye alınamadı. Bunların doğal sonucu olarak döviz kurları ile enflasyon arasındaki etkileşim gerektiğince zayıflatılamadı. Böylece, kurla birlikte düşen enflasyon, kurla birlikte artmaya başladı. Diğer taraftan bağımsız kurumlara yönelik müdahale algısı ile hukuk alanında yaşanan sorunlar da enflasyonla mücadelede arz cephesinden destek verecek yabancı doğrudan yatırım girişini zayıflattı. Hatta makro iklimin olumsuz koşulları nedeniyle yerli yatırımcılar bile yurt dışına çıktı. Bu şekilde hem arz hem talep cephesinden beslenen enflasyon artış trendine girdi."