Hafta Sonu Yine "Yeni Rota" Grubu ile Yaylalar Rotasındaydık

Tarihi Santa Harabeleri ve 2 bin 200 rakımlı Taşköprü Yaylası, doğaseverlere sis, serinlik ve eşsiz manzaralar eşliğinde unutulmaz anlar yaşattı.

Abone Ol

Bu hafta sonunu da yine doğayla iç içe geçirdik. Dört arkadaş, otomobilimizle Trabzon istikametine doğru yola çıktık. İlk durağımız, Yomra'nın güneyinde yer alan tarihi Santa Harabeleri oldu.

Yüzyıllara meydan okuyan taş yapılar arasında dolaşırken tarihin sessiz tanıklığını hissetmek, gezimize bambaşka bir anlam kattı. Bir dönem yaklaşık 400 atlı askerin konuşlandığı, yedi mahalleden (yedi pare köyden) oluşan bu tarihi yerleşimden günümüze ulaşan kalıntılar bile bölgenin geçmişteki ihtişamını gözler önüne seriyor. Tarihle doğanın iç içe geçtiği Santa, görülmeye ve yaşanmaya değer ender güzelliklerden biri. Ardından rotamızı Taşköprü Yaylası'na çevirdik. Yaklaşık 2.200 metre rakımda kampımızı kurarak geceyi çadırda geçirdik.

Temmuz ayının 18'inde böylesine serin, hatta üşütecek kadar soğuk bir havayla karşılaşmak gerçekten unutulmaz bir deneyimdi. Yaz mevsiminin ortasında soğukla mücadele etmek, hafızalarımızda uzun yıllar yaşayacak güzel bir anı olarak yerini aldı. Sabah uyandığımızda ise yaylaya yine sis hâkimdi. Günlerdir etkisini sürdüren yoğun sis, çevreyi adeta masalsı bir atmosfere bürümüştü. Sislerin arasından seçilebilen yayla manzarasını hayranlıkla izledik, Taşköprü Yayla Merkezi'ndeki etkinlikleri takip ettik ve doğanın sunduğu eşsiz güzelliklerin tadını doyasıya çıkardık. Öğleden sonra Taşköprü Yaylası'ndan ayrılarak yeniden Santa Harabeleri üzerinden Trabzon'un Yomra ilçesine indik ve sahile ulaştık.

Cumartesi günü sahilde güneş yüzünü gösterirken, yaylada gökyüzünün mavisini görmek neredeyse mümkün olmadı. Pazar günü ise hava şartları daha da ağırlaştı. Santa'dan ayrıldıktan sonra yol boyunca yağmur bize eşlik etti. Ilık ama yağışlı bir havada gezimizi tamamlayarak evimizin yolunu tuttuk. Bir kez daha gördük ki doğa, her mevsimde insana farklı bir hikâye anlatıyor. Kimi zaman sisle, kimi zaman yağmurla, kimi zaman da serinliğiyle... Önemli olan o hikâyeyi yerinde yaşayabilmek ve her yolculuktan yeni anılarla dönebilmektir. Bu hafta sonu da bize kalan; tarihin izleri, yaylanın serinliği, sisin gizemi, yağmurun bereketi ve dostlukların sıcaklığı oldu. Çünkü doğada olmak, temiz havayı solumak ve tabiatın sessizliğinde huzuru bulmak, her yolculuğu unutulmaz kılan en büyük zenginliktir. "

"Gümüşhane'nin Dumanlı köyü sınırlarında yer alan Santa Harabeleri, 17. yüzyılda Rumlar tarafından kurulmuş, 300'ü aşkın taş yapı, kilise ve çeşmeden oluşan tarihi bir madenci yerleşkesidir. 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanı ilan edilen bu bölge, günümüzde özellikle kültür ve doğa turizmi için önemli bir cazibe merkezidir. Öne Çıkan Özellikleri:Tarihçe: Bölgedeki gümüş ve kurşun madenleri sayesinde 18. ve 19. yüzyıllarda ekonomik refaha ulaşan yöre, 1923 yılındaki nüfus mübadelesiyle boşalmıştır. Mimari Yapı: Tamamen taş işçiliğiyle inşa edilen iki katlı evlerden oluşur. Vadideki 3 ayrı yamaç üzerine kurulan yerleşimde; her mahallede en az bir kilise ve her sokakta tarihi çeşmeler bulunur. Konum: Trabzon'un Arsin ilçesinden başlayıp Yanbolu Deresi Vadisi üzerinden yaklaşık 50 kilometrelik bir yolculukla ulaşım sağlanabilmektedir"

Emin Kanbur / Doğa fotoğrafçısı