Hayat değişir dedim ya… Aslında hayat bir anda değişmez.

Yavaş yavaş değişir. Fark ettikçe değişir. Sorumluluk aldıkça değişir.

Abone Ol

Bir gün biri gerçekten durur.
Cuma çıkışında acele etmez.
Yanındaki insana bakar, selam verir ve ilk defa sorar:
“Gerçekten nasılsın?”

Belki o soru kısa sürer.
Belki cevap hemen gelmez.
Ama bir kapı aralanır.

Sonra bir gün o kişi bir başkasına sorar.
Sonra bir başkası fark eder.
Ve yavaş yavaş…

Mahalle uyanmaya başlar.

Dedim ki:

“Uyanış büyük sözlerle olmaz.
Uyanış küçük fark edişlerle başlar.”

Bir esnafın yüzündeki yorgunluğu fark etmekle.
Bir öğrencinin sessizliğini anlamakla.
Bir yaşlının kapısındaki yalnızlığı hissetmekle.

Ve sonra harekete geçmekle.

Çünkü fark edip hiçbir şey yapmamak,
hiç fark etmemek kadar ağırdır.

Sonra en açık cümleyi kurdum:

“İyilik ertelenmez.
Çünkü ihtiyaç ertelenmez.
Açlık beklemez.
Borç beklemez.
Yalnızlık hiç beklemez.”

Ve dedim ki:

“Bir gün gerçekten bir mahallede insanlar
birbirinin derdine koşmaya başlarsa…
İşte o gün cami görevini yapmış demektir.

Çünkü cami insanı sadece Allah’a yaklaştırmaz;
insanı insana yaklaştırır.”

Ve belki de bütün bu sözlerin özü şudur:

Cuma günü camiden çıkarken
sadece ayakkabını giymiyorsun.

Bir sorumluluk giyiyorsun.
Bir emanet alıyorsun.
Bir imtihan başlıyor.

Ve son olarak şunu söyledim:

“Bir gün herkes ‘Ben ne yapabilirim?’ diye sormaya başlarsa,
artık ‘Kim yapacak?’ sorusuna gerek kalmaz.”

Çünkü o zaman…

Cami konuşmaz,
cemaat konuşur.

Hutbe okunmaz,
hayat hutbeye dönüşür.