İnsan, beden ve ruhun oluşumundan oluşan; akıllı, zeki, ileri- geri düşünebilen, konuşan, maharetli, onurlu, üstün, sorgulayan, güzel varlıktır. Maddi, manevi yönü ile gıdaya gereksinimi olduğu gibi manevi değerlere de gereksinimi vardır.

Samimiyetle, dosdoğru ve gerçek olan ilahi özellikli inanca sahip olan mümin, tüm gereklerini yaptıktan sonra, ümitle sonucu bekler. Sonucun hayırlısına şükreder, hamt eder. Daha iyi olması için mücadele eder; hayırlı olmasını diler. Olayları sabırla karşılar. Sabır, zorluklara karşı direnmektir. İsyan etmemek, öfkeye kapılmamak, kendini kontrol etmektir. Sağlam ve sağlıklı inanca, amele sahip insanlar, dosdoğru olan orta yolu izlerler.

Hak mümin, hakiki Müslüman olmak için, İslam’ın iman ve İslam esaslarına eksiksiz uymalı. İslam imanı ve İslam; kalbin, beynin, bedenin huzura kavuşmasını sağlar. Mümin, tehlikelere karşı tüm güvenliğini alır. Gaflet, sapkınlık, sapıklık içine düşmez. Kur’ân ve sünnetlerden, akıl ve gerçek ilimden sapıp; zelil, illetli, rezil, rüsva, perişan olmaz, olmamalı. Kur’ân, Allah cc. Sözleridir. Sünnetlerde İlahi özelliklidir. Peygamberimiz kendinden, heva ve hevesinden, nefsinden sünnet icat etmez.

“İman, dini bir terimdir. Allah’ın peygamberimize gönderdiği vahyin tümünün doğruluğuna şeksiz şüphesiz inanmaktır. Kısaca söylersek; Amentü şerhine isteyerek inanmaktır. İstemeden, zorlayarak, iman ve İslam yaşantısı olmaz. Olursa, münafıklık olur. Kâfirlik devam eder.”

Bakara süresi 256.ayet: “ Dinde zorlama yoktur.”

İman ve küfür insanın kendi eylemi, fiilidir. Akıllı, zeki, bozulmamış insan, iman eder, İslam’ı yaşar.  Allah’a imanı, Kur’ân ile olur. Allah’ın kendine, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kader ve kazaya inanır.

Farz ve sünnet ibadetleri yapar. Namaz, oruç, zekât, hac, helal işler, ibadetler yapar. Namaz, oruç, zekât, hac, kurban, iyilik etme, yardım etme, kötülükleri gücü oranında engelleme yapar. Dinde inanılması gereken öğelerin aslını, esasını, detayını kabul eder,  bilir ve inanır. Kelime-i tevhit ve Kelime-i şahadeti söyler.

İnanma; kalp, beyin, ruh, beden ve eylemler ile olur. İç başka, dil, beden, kalp, beyin başka olmaz. Müslüman doğru ve gerçek olan her şeye inanır. Doğru ve gerçekleri gizlemez. İnkârcılara Allah’ın gazabı açıktır, aşikârdır. Allah’ın söylediği her şeye inanmalı. İnkâr eden kâfir olur.

Al-i İmran süresi 19. Ayet: “ Allah katında gerçek din İslam’dır.”

Al-i İmran süresi 85. Ayet: “ Kim İslam’dan başka bir dine yönelirse, o din kabul edilmeyecektir.”

Müslüman, doğru bilgilerle düşünmeli. Akıl erdirmeye çalışmalı. Araştırmalı. İnceleme yapmalı. Sorup, öğrenmeli. İlmi, bilimsel, dinsel olmayan bilgilerle hareket etmemeli. Aklı ve zekâyı dosdoğru kullanmalı. “Öğrenmede beş duyu organını ve vücut bölümlerini kullanmalı.” Yanlış bilgi ve haberlerle hareket edip; kafasız, zekâsız, akılsız, bozuk akıl ve bilgi ile mankut gibi davranmamalı. Doğru ve gerçek bilgi kullanmalı. Aklı, doğru ve gerçek bilgilerle işletmeli. Allah cc.cş. Yolundan, Hakk, hakikat yolundan şaşmamalı.

İman ya vardır ya da yoktur. İmanda eksilme, artma olmaz. İnkâr, tümünü götürür. İman tam bağlılık, kuşkusuz inanma ve kabul etme gerektirir. İman şüphe götürmez. İslam dini, kendinden başka din, ilah, yol, felsefi görüş, ideolojik saplantı kabul etmez. İmanda istisna kabul edilmez. Şüpheye düşülmez. İslam ayetleri ve iman inkâr edilemez. Dinin inanç esasları kuşku ile karşılanamaz. Müslüman, başkalarını taklit edemez.

Kur’ân’da açık, net, kesin olarak bildirileni, inkâr eden, küfre girer. Kur’ân ve peygamberi kabul etmemek, küfürdür. İnsanlar yaptıklarından sorumludur. Bedeni ve ruhu; sağlam, sağlıklı gıda ve fikirlerle beslemeli. Harama, günaha düşmemeli.

Müslüman, İlahi fikirlerle, inançlarla, emir ve yasaklarla en mükemmel mümin olur. Mümin, hakki, hakikati onaylar. Dosdoğru, gerçekçi, adil, güvenilir, huzurlu, mutlu, alçak gönüllü, kanaatkâr, insanları seven, zorluklara göğüs geren, mücadele eden, fakirlere yardım eden, akıllı, zeki, deneyimli, ekip çalışması yapan olur. Her işi araştırma –geliştirme ile stratejik şekilde; en stratejik kaliteli, verimli, inovasyonlu yapar. Araştırma- geliştirmeye önem verir. Sağduyu ile hareket eder. Sabırlı olur. Sapkınlığa, bidate, küfre, batıla düşmez. İman ve İslam ile huzur bulur. İyi, güzel, yararlı işleri gönülden yapar. Özgürce iman eder. İslam dinini, peygamberimiz gibi isteyerek yaşar.

İmanın zıddı küfürdür. Kur’ân gerçeklerinden tek bir tanesini inkâr eden, küfre girer. İslam doğru bilgiyi, gerçekçi olmayı emreder. Yalanı, yanlışı, hatayı, haramı, günahı, çirkini, zararlıyı, bozuğu reddeder.

İslam dininin ilk ve birinci temel esaslarından biri de; Allah’a ve peygamberine iman etmektir.

İhlâs süresinde; “ Allah’ın bir olduğu, hiçbir şeye muhtaç olmadığı, doğurmamış ve doğmamış olduğu, hiçbir şeyin ona denk olmadığı bildirilmektedir.”

Enbiya süresi 22. Ayet: “Eğer yer ile gökte, Allah’tan başka tanrılar olsaydı, ikisi de bozulurdu.”

Dünya, evren her şeyi ile sonradan yaratılmıştır. Her yaratılmış olan bir var ediciye, yaratıcıya muhtaçtır. Evrendeki her varlık bir yaratıcıya muhtaçtır. O yaratıcı da âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah’tır. Allah’ın varlığı zorunludur. Allah cc. Olmasa idi, hiçbir varlık olmazdı. Evrende hiçbir varlık kendi kendine olmaz. Kendini yaratamaz. Varlık varsa, Allah da vardır. Hiçbir varlık ezeli değildir. Evrenin yaşının 13,7 milyar yıl olduğu, sonradan aşamalar şeklinde yaratıldığı; biçim, şekil aldığı bildirilmektedir.

İnsan, doğal olarak eksik yaratılmıştır. Her varlığın eksiklikleri vardır. Bu eksiklik; bakım, geliştirme, olgunlaştırma ile kısmen giderilir.

Allah’ı doğru bilmek, tanımak için; “Zatı” ve “Subuti” sıfatlarını bilmeli. “Güzel ad ve sıfatlarını” öğrenmeli. Bilmeden, öğrenmeden, varlığı ve Allah’ı bilmek pek kolay olmamaktadır. İslam dini öncelikle okumayı, öğrenmeyi, yazmayı, dinlemeyi, anlatmayı, açıklamayı emretmektedir.

İnsan, Allah’ın varlığını bulmaktan sorumlu tutulmuştur. İnsan aklı doğru işletildiğinde, doğru ve gerçekleri anlar ve de kavrar. İnsan akıllı bir varlıktır. Allah fikri insanlarda doğuştan vardır. İlim ile Allah cc. Daha iyi tanınır, anlam çıkarılır. Sapıklık ise meziyetleri öldürür.

Allah’ın en büyük mucizesi; dünya, evren, insan, İlahi kitaplar ve Kur’ân’ı- Kerim’dir.

Tevrat, Zebur, İncil de Kur’ân gibi Allah cc. Tarafından, vahiy yolu ile Cebrail aracılığı ile peygamberlere bildirilmiş, gönderilmiştir. Ancak bu üç İlahi kitap, daha sonra insanlar tarafından tahrif edilmiş, bozulmuş. İlahi olma özelliği, niteliği yitirtilmiştir. Kur’ân’ı Kerim, o kitapların ana fikrini, özetini de içine alır ve kıyamete kadar değiştirilmeden, bozulmadan devam edecektir.

Her millete birer peygamber ve kitap, suhuf- sayfalar verildiği bildirilse de, Kur’ân’da bu konuda ayrıntılı bilgi verilmemiştir. “Sadece dört peygambere birer kitap verildiği, dört peygambere de birer suhuf- sayfa emirler indirildiği açıklanmaktadır.” “ Her millete bir uyarıcı peygamber verildiği, gönderdiği ayette bildirilmektedir.” Biz müminler tüm peygamberlere ve kitaplara, emirlere inanırız. Müminler asla doğru ve gerçekleri inkâr etmez. İnkâr edenler kâfir olur. Kâfir; “doğru ve gerçekleri söylemeyen, üstünü örten,” anlamına gelmektedir.

Tevrat, Zebur, İncil İlahi kitaplar dışında, bir de “suhuf- sayfa emirler” gönderilmiştir. Hazreti Âdem’e 10 sayfa, Hz. Şit’e 50 sayfa, Hz. İdris’e 30 sayfa, Hz. İbrahim peygambere 10 sayfa İlahi emir gönderilmiştir.

Tevrat, Hazreti Musa’ya, Zebur, Hazreti Davut’a, İncil de Hazreti İsa’ya gönderilmiştir. Bu ilahi kitap ve emirler, Kur’ân’da açık, net, anlaşılır, şekilde açıklanmıştır.

Yahudilere inen Tevrat tamamen bozulmuş, tahrif edilmiştir. Aslı, astarı kalmamıştır. Siyonist Yahudilerin ideolojik, felsefi sapkın kitabı olmuştur. Aslını yitirmiş. Değiştirilmiştir. Tevrat, beş kitap haline getirilmiştir.

Tevrat da bozulmuş. Değiştirilmiştir. Beş bölümden oluşmaktadır.

Zebur’da dua ve ahlâkı öğütlerden oluşmaktadır. Bunlar 600 yıl sonra kaleme alınmış, yazılmıştır. İlahi olma özelliklerini tamamen yitirmişlerdir.

İncil, “müjde” anlamına gelmektedir. “Bugün ki, İncil, miladi 325 yılında İznik’de toplanan İznik Konsili- toplantısı, yüzlerce İncil arasından, dört tanesini İncil adı ile kabul etmişler. Diğerlerini yok etmişler.”

 Bu dört İncil de şu adlarla anılmaktadır: “ Matta, Markos, Luka, Yuhanna İncilleridir.” Bu İncillerden başka bir de “Barnaba İncili” vardır. Bu İncillerden hiç biri birbiri ile uyuşmamaktadır. “Barnaba İncili” diğer dört İncili reddettiği için gizlenmektedir.

“Hıristiyanlar, İncilleri kutsal sayarlar. Tevrat’a da inanırlar.” Ama Yahudiler, İncillere ve İsa Peygambere inanmaz. Bunların hiç birinin İlahi özellikleri, nitelikleri, sıfatları kalmamıştır. Beşeri, felsefi durum arz etmektedirler.

Günümüzde Kur’ân-ı Kerim dışında vahiy İlahi kitabı bulunmamaktadır. Diğerleri beşerileşmiş. Felsefeleşmiş. İdeolojik şekil almış. Evrensel değillerdi. Zaten evrensel değillerdi. Bir ırka, bölge insanına inmişlerdi. Şimdi ise nasyonallaşmışlar. Uluslaşmışlar. Millileşmişler. Kendilerinden başkalarını tanımamaktadırlar. Allah’ın mesajı olmaktan çıkarılmışlar. Her ulusun farklı bir kilisesi vardır. Kendilerinden başkalarını dost kabul etmezler. Irksaldırlar. Irkçıdırlar. Küfürdedirler. Batıldırlar. Hurafedirler. Bidatçidirler. Hak, hakikat düşmanıdırlar. Saldırgandırlar.

Luka İncili; Aziz Pavlos’un öğrencilerinden, Luka tarafından, Hazreti İsa’nın dünyadan ayrılışından 20 yıl sonra yazılmış.

Markos İncili; Markos tarafından, Hazreti İsa’dan 23 yıl sonra yazıldı.

Matta İncili; Matta tarafından, Hazreti İsa’dan 4 yıl sonra yazılmıştır.

Yuhanna İncili; Hazreti İsa’dan 30 yıl sonra Yuhanna tarafından yazılmıştır.

Hıristiyan ve Yahudilikte inanç, ibadet, anlayış sorunu çok vardır. Tamamen bozuk ve kaçıktırlar. İslam dininin mezheplerinde bile inanç, ibadet sorunları bulunmaktadır. Ehl-i sünnet dediğimiz ekolde bile eksiklikler vardır. İslam dininin; Cebriye, Mutezile, Mürciye, Şia- Şii, Hariciler, Selefiye, Vehhabiler, Aleviler de hem itikatta hem de ibadette sorunları vardır. Bunlardan; inanç, kader, kaza, ibadetlerinden, makalem uzun olur, diye söz etmeyeceğim. Ama en iyi ve doğrusu “İmam Maturidi” ekoludur.

“Kaza ve kaderde; insanın kendi iradesi ile eylemini gerçekleştirdiği ve bunun sonucuna katlandığı yolundaki bir inanç; doğru olması gereken anlayıştır. Bu anlayış, kaderci olmayan bir anlayıştır. “İnsana serbestçe, hür ve özgür olarak seçme, yapma iradesi verilmiştir.”

“Müslüman ergin birey, İslam dinini ilmi anlayışla bilmeli. Farz, farzı ayın, farzı kifâye, vacip, sünnet, sünneti müekkede, sünneti gayr-ı müekkede, müstehap, mubah, haram, helal, mekruh, tahrimen mekruh, tenzihen mekruh, müfsit dini kavramlarını, içerikleri ile doğru bilip, ona göre yaşantımıza yön vermelim.”

İslam dininde temizlik esas ve asıl olandır. Beden, üst baş, çevre, ev eşyaları tertemiz, temiz, hijyen olmalı. Temiz su ile temizlik yapılmalı. Gerektiğinde temizleyici madde kullanmalı. Şüpheli ve de temiz olmayan sularla boy abdesti, namaz abdesti olmaz. Boy abdesti, namaz abdesti olmadan, pek çok ibadet yapılmaz. Cünüplük pisliktir. Mutlaka boy abdesti- gusül abdesti alınmalı. Gusül abdesti alınmalıdır. İbadetler için bu farzdır. Allah cc. Emridir. Bugün pek çok kişi cünüp, pis gezmektedir! Sorsan, ibadet bile sözde yapmaktadır. Laf çok, doğru dürüst icraat yok!

Müslüman, en azından 32 farzı, 54 farzı detayı ile bilip, yaşamalıdır. Diğer farzları da öğrenme azminde, kararlılığında olmalıdır. Haramlar beden için virüs, bakteri, mikroplardan çok daha tehlikelidir. Maddi, manevi anlamda çok büyük zararlar verir. “Lütfen! Namaz abdesti, gusül- boy abdesti, üst –baş ve çevre temizliği konusunda dinen ve ilmen yeterli bilgi edinelim.”

Lütfen namaz kılalım. Namaz farz bir ibadettir. Allah cc. Bizlerin vakit namaz kılmasını 35 farklı, ayrı ayette buyurmuştur.  Beş vakit namaz, Cuma namazı, Bayram namazı, Teravih namazı ve diğer namazları kılalım. Namaz konusunda ilmihal bilgisine sahip olalım. Cuma, bayram, cenaze, teravih, gece namazlarını kaçırmayalım.

Kur’ân ve İslam, ibadet ve iyilik yapma dinidir. Allah cc. Ayetinde soruyor: “ Sizi, bana ibadet etmekten alıkoyan nedir? Nasıl yanıt verebiliriz? Caminin yanı başında, yanında, yakınında bulunup da, her gün 5 vakit ezan ile namaza çağrılıp da, namaza gitmeyenler, nasıl, ne diye yanıt verecek?

Bizler, namaz, oruç, zekât, hac ibadetlerini Kur’ân’da Allah cc. Emrettiği, peygamberimizde yaptığı şekilde yaparız. İmam Maturidi ve İmam Azam Ebu Hanife ekolu ve mezhebi inançta ve ibadette en doğru olanıdır. İmam Eş’âri ekolu ve bağlı olan ameldeki mezheplerde eksiklikler vardır. Bunlar günümüzde düzeltilmelidir. Sünnet namaza pek değer vermemektedirler. Hatta hiç sünnet namaz kılmamaktadırlar. Kurban kesmemektekiler. Temizlik yeterince önemsenmemektedir. Köylerde yetişkin 40 kişi bulunmadığından, Cuma namazı kılınmamaktadır. Sadece Ehl-i sünnet demekle, Ehl-i sünnet olmaz. Aslı ile esası ile Kur’ân ve sünnet icra edilmelidir.

Müslüman, tadili erkânı ile 5 vakit namaz kılmalı. Oruç tutmalı. İbadetleri niçin, neden, niye, nasıl, kim için, kim gibi yapması gerektiğini öğrenmeli. Bilgi ve bilinç ile ibadetleri samimiyetle peygamberimiz gibi yapmalı. Oruç, İslam’ın beş temel şartından biridir. Ramazan’da tutulması farzdır. Hac’da hac yapılma ayında olur. Her ibadetin zamanı, mekânı, içericiği, esası bildirilmiştir. Öyle kendiliğimizden ibadet icat edemeyiz. Edenlerin ki; oyun, eğlence, uydurma, kurgu, safsata, zalim ve sapıkları taklit etmekten başka bir şey olmaz. “Farz olan oruç, Ramazan ayında tutulandır.” Diğer günlerdekiler sünnettir. Altı çeşit oruç tutma vardır. Bunlar; “ Farz, vacip, sünnet, mendup, nafile, mekruh oruçlardır. Pek çok ayette Ramazan ayında oruç tutmamız emredilmektedir. “İnternetten hangi farz ibadetin kaç kez, hangi ayette emredildiğini bir dakikada bulmamız mümkündür.” “ İbadetleri peygamberimizin nasıl yaptığını da yine internetten öğrenmemiz mümkündür.”

Her ibadetin onlarca hatta yüzlerce yapılma şekli, şemalı, ilmihali, erkânı vardır. Bunlar bilinmeden, ibadet yapılmaz. Yapılsa da, ibadet olmaz. Müslüman, ilmihal konusu ve fıkıh konusu bilmeli. İslam ilimleri bilmeli. Bilim bilmeli ve ilmi yaşamalı.

“Zekât vermede Kur’ân’da emredilmektedir.” Diğer dinlerde de zekât vardır. Oruç, hac, namaz da vardır. Tesettür de vardır. Diğer dinlerde az da olsa İlahi kırıntılar kalmıştır. Hatta pagan inanışlarında bile İlahi kırıntılar bulunmaktadır.

“İslam’da zekât vermek farz bir ibadettir.” Zekât nasıl, niçin, neden, niye, hangi mallardan verilir. Bunlar ilmihal kitaplarından öğrenilmeli. Zekât verme ibadeti, ayetlerde daha çok namaz kılma ile birlikte açıklanmakta, emredilmektedir. Her ergin mümin Müslüman, İslam dininin beş temel ibadetini ve diğer ibadetleri, hükümleri yerine getirmekle sorumlu ve görevlidir.

Zekât, Ramazan ayı sonunda verildiği gibi diğer aylarda da verilebilir. Müslüman, Ramazan ayında fitre- fıtır sadakası da verir. Diğer sadaka, fidye de verir. Bağış yapar. Müslüman cömert, yardımsever, iyiliksever kişidir. “Zekât, Tevbe süresinde belirtilen sekiz sınıf insana verilir.”

 Yaptığımız ibadetler mutlaka Kur’ân ve sünnete uygun olmalı. Hile, sahtekârlık, uyarlama, benzetme, kandırma, teselli olma şeklinde olmamalı. Böylesi davranışların, İslam ile bir ilgisi yoktur. “İslam dini samimiyet, doğruluk, dürüstlük, hakkaniyet, adalet, eşitlik, güzel ahlak, maddi- manevi temizlik ve fazilet dinidir.”

“Hac ibadeti de Kur’ân’da buyrulmuş.” Peygamberimiz yapmıştır. Peygamberimizin yaptığı şekilde yapmalı. “Bugün kendini Müslüman sayanların, İslam dininin beş temel farzından hiç birini yapmadığını görüyoruz! Ama lafa, palavraya, sallamaya, atmaya, ahkâm kesmeye gelince; biz İslam’ın özüyüz! Ehl-i Beyt’i severiz.” Bu nasıl sevmek, bağlı olmak, bağlanmak ki; Ehl-i Beyt’in yaşadığı Kur’ân ve sünnetten bir tanesini bile samimiyetle doğru- dürüst yapmak yok! İslam dininde yalan, iftira, hakaret etme, küfretme yok! Bu kötü, çirkin eylemler çok büyük günah kabul edilmiştir. Allah cc. Ve peygamberimiz yasaklamıştır.

Yaşantımız ilmi, bilimsel, bilgi ile Kur’ân ve sünnet olmalı. Aksi halde iki âlemde çok büyük zararlara uğrarız. Batıl, küfür, sapkın yaşamanın özrü- mazereti olmaz. Özür kabul edilmez. Bir an önce nefis muhasebesi yapmalı. Allah’a, sırat-ı müstakime yönelmeli. Her anımızı gerçek ve doğru bilgi edinmekle geçirmeli. Sağlığımızı iyi yerlerde kullanmalı. Zamanımızı israf etmemeli. Bizler, peygamberimiz gibi tebliğ edici, yol gösterici, uyarıcı, öğretici, eğiticiyiz, en güzel örnek olmalıyız. Gerisi herkesin kendine kalmıştır. Kâfirun süresini ve Kur’ân ve sünneti anlatmaktayım. Akli ve nakli ilimleri anlatmaktayım. Hata ve yanlışlarım için; Allah’ımdan af, sizlerden özür dileyip, bağışlanma diliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.