İşitmenin, bireyin çevresiyle iletişim kurmasını sağlayan en önemli duyulardan biri olduğunu, işitme kaybının ise yalnızca sesleri duymayı zorlaştıran bir durum değil; sosyal yaşamı, akademik başarıyı, iş performansını ve genel yaşam kalitesini etkileyebilen önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirten Medicana Sağlık Grubu Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, işitme kaybının her yaşta görülebileceğini ve erken tanının tedavi başarısında kritik rol oynadığını belirtti.
İşitme kaybı doğuştan olabileceği gibi yaşamın ilerleyen dönemlerinde de ortaya çıkabiliyor. Yenidoğan döneminde genetik faktörler, gebelik sırasında geçirilen enfeksiyonlar ve bazı doğumsal problemler işitme kaybına neden olabilirken; erişkinlerde ileri yaş, yüksek sese maruz kalma, kulak enfeksiyonları, kulak kiri, travmalar ve bazı ilaçlar en sık nedenler arasında yer alıyor. Medicana Konya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, özellikle uzun süre yüksek sesle müzik dinlemenin veya gürültülü ortamlarda çalışmanın, iç kulaktaki işitme hücrelerinde kalıcı hasara yol açabileceğini de dikkat çekti.
'İşitme kaybı günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir'
İşitme kaybı yaşayan kişilerin çoğunun zaman zaman konuşmaları anlamakta zorlandığına, televizyonun veya telefonun sesini yükseltme ihtiyacı duyduğuna ve kalabalık ortamlarda iletişim kurmakta güçlük yaşadığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, 'İşitme kaybı yavaş ilerlediğinde kişiler çoğu zaman duruma alışır ve sorunun farkına varamayabilir. Ancak zamanla iletişim güçlükleri, sosyal izolasyon ve yaşam kalitesinde belirgin düşüş ortaya çıkabilir. Özellikle çocuklarda işitme kaybı, konuşma ve dil gelişimini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle erken tanı ve uygun tedavi büyük önem taşımaktadır. İleri yaşla birlikte görülen işitme kaybının yalnızca duyma fonksiyonunu değil, bilişsel ve sosyal işlevleri de etkileyebildi görülmektedir. Bunun sonucunda, işitme güçlüğü yaşayan bireylerin çevreleriyle iletişim kurmakta zorlanmaları nedeniyle zamanla sosyal ortamlardan uzaklaşmaları gibi davranışlar görülür' dedi.
Özellikle ileri yaş grubundaki bireylerde işitme kaybının günlük yaşam aktivitelerini ve sosyal ilişkileri olumsuz etkilediğinin bilindiğini, düzenli işitme kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini söyleyen Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, 'İşitme kaybına zaman zaman kulak çınlaması da eşlik edebilir. Kulakta uğultu, çınlama veya zil sesi şeklinde hissedilen sesler bazı kişilerde işitme kaybının ilk belirtilerinden biri olabilir. Bu tür şikayetlerin uzun süre devam etmesi durumunda altta yatan nedenin araştırılması önemlidir. Erken dönemde yapılan değerlendirmeler sayesinde hem işitme kaybının ilerlemesi önlenebilir hem de hastaların yaşam kalitesi artırılabilir' ifadelerini kullandı.
Tedavideki başarının sırrı erken teşhis etmek
İşitme kaybının nedenine bağlı olarak farklı tedavi yöntemleri uygulanabildiğini, kulak kiri veya enfeksiyon gibi durumlarda tıbbi tedavi yeterli olabilirken, bazı hastalarda işitme cihazları ya da koklear implant gibi ileri teknoloji işitme implantları gerekebildiğini ifade eden Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, ''Günümüzde gelişmiş odyolojik değerlendirme yöntemleri sayesinde işitme kaybının derecesi ve nedeni ayrıntılı olarak belirlenebilmektedir. Ayrıca yenidoğanda da işitme taramaları oldukça önemli bir konudur. Doğumdan sonra yapılan işitme taramaları sayesinde birçok çocukta işitme kaybı erken dönemde tespit edilebilmektedir. Erken müdahale edilen çocuklarda dil ve konuşma gelişimi çok daha başarılı olmaktadır' şeklinde konuştu.
İşitme sağlığını korumak mümkün
İşitme kaybının her zaman önlenmesi mümkün olmasa da bazı basit önlemler riski önemli ölçüde azaltabiliyor. Gürültülü ortamlarda kulak koruyucu ekipman kullanılması, kulaklıkla yüksek ses seviyesinde müzik dinlenmemesi, kulak enfeksiyonlarının ihmal edilmemesi ve düzenli kulak muayenelerinin yaptırılmasının işitme sağlığının korunmasına katkı sağladığını belirten Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, kulak sağlığının korunması için şu açıklamalarda bulundu: 'Kulak temizliği amacıyla kulak çubuğu gibi yabancı cisimlerin kulak kanalına sokulmaması da işitme sağlığının korunması açısından önem taşımaktadır. Bilinçsiz uygulamalar kulak kirinin daha derine itilmesine, kulak zarında hasara ve enfeksiyonlara yol açabilmektedir. Kulakla ilgili şikayetlerde uzman değerlendirmesi alınması muhtemel komplikasyonların önlenmesine yardımcı olmaktadır. İşitme kaybının erken fark edilmesi ve uygun şekilde değerlendirilmesi; çocuklarda gelişimsel sorunların önlenmesine, yetişkinlerde ise iletişim becerilerinin ve yaşam kalitesinin korunmasına yardımcı olmaktadır.'