11-13 Eylül tarihlerinde Ayder Yaylası’nda gerçekleştirilecek organizasyon, dünyanın farklı ülkelerinden sporcuları, antrenörleri, yakınlarını ve takipçilerini Rize’ye getiriyor. Buradaki asıl mesele, kaç kişinin yarıştığından çok, bu insanların Rize’de ne kadar süre kaldığı ve şehir ekonomisine ne kadar harcama bıraktığıdır.
Bir ultra maraton sporcusu yalnızca yarışmaya kayıt yaptırıp dönmüyor. Ulaşım kullanıyor, otelde veya bungalovda konaklıyor, restoran ve kafelerde harcama yapıyor, araç kiralıyor, rehberlik hizmeti alıyor, yöresel ürün satın alıyor. Yanında gelen aile ve arkadaşları ise yarış dışındaki zamanlarını Rize’nin turistik noktalarını gezerek geçiriyor.
Dolayısıyla bir sporcu, aslında Rize ekonomisinde birden fazla sektörü aynı anda hareketlendiriyor.
Örneğin 1.000 yabancı ve şehir dışından sporcunun ortalama 3 gece Rize’de kaldığını düşünelim. Her bir sporcunun konaklama, yeme-içme, ulaşım, alışveriş ve diğer harcamaları ortalama 15 bin TL olsa, yalnızca sporcuların doğrudan harcaması 15 milyon TL olur.
Buna sporcuların beraberinde getirdiği refakatçileri eklediğimizde rakam daha da büyür.
Diyelim ki her iki sporcudan yalnızca bir refakatçi Rize’ye geldi. 500 kişinin de ortalama 3 gece konakladığını ve kişi başına 10 bin TL harcadığını varsayarsak, ekonomiye 5 milyon TL daha girebilir.
Böylece yalnızca bu varsayımsal hesapta 20 milyon TL’lik doğrudan ekonomik hareket ortaya çıkıyor.
Üstelik bunun etkisi sadece yarışın yapıldığı üç günle sınırlı değil.
Bir sporcu Rize’ye geldiğinde Kaçkarlar’ı, Ayder’i, Fırtına Vadisi’ni, Zilkale’yi, Pokut’u, Sal’ı ve bölgedeki diğer turizm noktalarını görüyor. Sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlar ise Rize’nin milyonlarca liralık reklam kampanyalarıyla satın alamayacağı bir tanıtım değerine dönüşebilir.