Doğu Karadeniz’in kalbinde, Kaçkarların görkemli zirvelerinde bir sır saklıdır. Rize'nin İkizdere’sinden yola çıkan bir yolcunun gözleri, zamanın şahidi doğa harikalarıyla karşılaşır: Göztaşı mavisinde, soğuk ve suskun buzul gölleri… Onlar sadece su birikintisi değil; milyonlarca yılın sessiz tanıkları, buz çağlarının ayak izleridir.
Kaçkar Dağları’nın 3937 metreyle göğe en çok yaklaşan zirvesi Kaçkar doruğu, yalnızca ülkemizin beşinci yüksek noktası değil; aynı zamanda gökyüzüne uzanan kadim bir sütuna benzer. Yakınlarda 3711 metrelik Verçenik Tepesi üçgenimsi bir sanat eseri edasıyla sisler arasından kah görünür, kah gizlenır ...
İki önemli zirve barındıran bu dağ silsilesinin ortalama 3000 metre kuşağına yayılan buzul gölleri, yalçın kayalıkların eteklerinde saklı cennetler gibi sıralanır. Her biri buzul devirlerinde oluşan, sırk ya da moren gölü adı verilen buzul gölleridir.
Anzer tepelerinden doğuya doğru sayıları yüzden fazladır. Bu nedenle, onlara “Yüzgöller” adını vermek iyi bir niteleme olur. Her biri ayrı bir güzellik, ayrı bir nefes... Bazılarına ulaşmak dağcılık gerektirirken, bazıları doğa yürüyüş gurupları için ulaşılabilir kolaylıktadır yaz mevsimlerinde.
Ancak içlerinde bir seri var ki, halk arasında “Yedigöller” diye anılır. Burası adeta bir masal diyarı… İkizdere’den Ovit Yaylası yönüne uzanan yolda, İspir’in yükseklerinden dolanarak araçla ulaşılabilen 3000 metrelik bir kaya platformunun ardında saklıdır. Manzara, insanı büyüler. Göz alabildiğine serinlik, sessizlik, derinlik ve sadelik... Birkaç elli metrelik dik patikadan inilebilen göller havzasında, soğuk dingin sularda yüzmek, çevresindeki yemyeşil alpin çayırlarda çadır kurarak gecelemek… İşte bu, hayatınızda iz bırakacak bir hatıradır.
Yaz boyu kalıcı kar örtüleriyle süslenen bu coğrafyada, eriyen karlar göllere hayat verir. Buzulların kalmadığı ama yükseklik ve kalıcı karların serinliğinin hüküm sürdüğü bu coğrafya, insana doğayla uyum içinde yaşamanın ne demek olduğunu fısıldar.
Peki nasıl ulaşılır bu düşler diyarına?
İkizdere’den başlayan bu rota, Ovit Yaylası’ndan, İspir Ulutaş Köyü’nün dar yollarından aşarak, Moryayla köyü sonrası zor yollar ve birkaç viraj daha geride bırakarak Yedigöller’e varır. Ailece, dostlarla ya da yalnız… Her yolcuya bir şeyler fısıldar bu coğrafya.
Rize’ye ya da İkizdere’ye uğrayıp da “Bugün ne yapsak?” diye düşünenlerden olduğunuzda, bir gününüzü Yedigöller rotasına ayırın. Geriye yalnızca ayak izleriniz kalsın; ama yüreğinizde, ömrünüzce silinmeyecek izler taşıyarak...
İbrahim Coşkun İkizdere