banner468

İsra süresi 9- 10. Ayet: “ Gerçekten bu Kur’ân en doğru yola götürür ve iyi işler yapan müminler için büyük ödül olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler!”

                İsra süresi 15. Ayet: “ Kim doğru yolu seçerse, kendi iyiliği için seçmiştir. Kim de saparsa, kendi zararına sapmış olur. Hiç kimse başkasının günah yükünü üstüne almaz. Biz bir resul göndermedikçe, azap etmeyiz.”

                Al-i İmran süresi 95. Ayet: “ Sen; sadakallah; “Allah sözün doğrusunu söyledi, de.”

                Ahzab süresi 22. Ayet: “ Allah da, elçisi de elbette doğru söylemişlerdir.”

                Kur’ân’ı Kerim; en doğruyu, en güzeli, en iyiyi, en yararlıyı, en hayırlıyı, en ahlaklıyı, en ideali, en gerekeni, en lazım olanı, en önce olandan, en son olanına kadarını eksiksiz, yanlışsız en doğru söyler. Allah’ın sınırsız bilgisi, görmesi, işitmesi, söylemesi, yaratması, sıfatı ile gereken her şeyi sınırsız bilir ve en gerçeği söyler. Onun eşi, benzeri, ortağı, dengi yoktur. Eşsizdir. Hiçbir sıfatında sınır yoktur. Hiçbir varlığa, hiçbir şekilde benzemez. Hiçbir varlığa muhtaç değildir. Her varlıktan üstündür. Kusursuzdur. O diridir ve ölümsüzdür. Başlangıcı ve sonu yoktur. Her şeyi bilir. Bilgisinde sınır yoktur. Yaratmasında zorluk, güçlük yoktur. Âlimdir. Her şeyi araçsız, gereçsiz görür. İradesi ile her şeye gücü yeter. Her varlığı hiç yoktan yaratır.  En doğruyu söyler. İşlerinde araç, gereç, alet, organ kullanmaz. Ondan başka yaratıcı, hiç yoktan var edici, her şeyi hiç yoktan yaratıcı, var edici yoktur.

                Her işime, görevime, eylemime, hareketime, davranışlarıma; esirgeyen, bağışlayan, Âlemlerin Rabbi olan, Yüce Allah’ıma hamt ederek, şükrederek, tövbe ederek, zikrederek, tâat ederek, ibadet ederek, emirlerini tutup, yasakladıklarından sakınarak, kötülüğü engelleyip, iyiliği yayarak, elhamdülillah başlıyorum.

                Varlığı mutlak olan, kuşku götürmeyen, varlığı lâzım olan, ibadet edilecek olan, yegâne eşsiz yaratıcı olan ve ibadet edilen, Allah’ı tanımalıyız. Tüm varlıkları hiç yoktan yaratan, var eden, yaşatan, öldüren ve tekrar diriltecek olan, Yüce Allah’ı; kendinin ve peygamberimizin tanıttığı gibi tanımalıyız. Allah’ı kabul ediyorum, tâat ediyorum. “Esma’ül Hüsna” ad ve sıfatları ile tanıyorum, biliyorum, kabul ediyorum, secde ediyorum.”

                Her varlığı yaratan, yaşatan, her yaratılanın sahibi olan, Allahü Teâlâ’yı, Kur’ân’ı Kerim’den, peygamberimizden, diğer peygamberlerden ve İslam dininden tanıyorum. Şeksiz şüphesiz inanıyorum.  “Hem dini ilimlerden hem de doğa ilimlerinden, fen ilimlerinden, sözel ilimlerden, sayısal ilimlerden, atomdan, molekülden,  genlerden biliyorum ve de görüyorum. Âleme ibretle bakıyorum ve dersler çıkarıyorum. Varlıkta, Allah’ın varlığını görüyorum, anlıyorum, biliyorum.”

                Allah cc. Zatı ile varlığı ile kişiliği ile vardır. Varlığı kendindendir. Yaratılmamıştır. Evvelinden sonsuza dek vardır, var olacaktır. Allah cc. İçin yokluk, ölüm yoktur. “Allah cc. Yoksa hiçbir varlık da yok demektir. Bu mümkün değildir. Varlık varsa, Allah cc. Mutlak vardır. Allah’ın varlığı gerçektir. İnkârı mümkün değildir.  Evrende, dünyada, ahirette her şeyi hiç yoktan yaratmıştır.”

                Evrende, büyük cisimleri, varlıkları, yıldızları, gezegenleri, dünyayı; bunlar içindeki en küçükten, en büyük varlığa kadar her şeyi, hiç yoktan yaratmış, yaratmaya da devam etmektedir. DNA, genleri, hücreyi, ayı, güneşi, cenneti, cehennemi, hareketleri, atomları, molekülleri, elementleri, mineralleri, hücreyi, enerjiyi, gücü, kuvveti yaratmıştır. Gördüğümüz, göremediğimiz, tüm varlıkların yaratıcısıdır. Canlı ve cansız dediğimiz, her varlığı, o yüce iradenin sahibi Yüce Allah cc. Yaratmıştır. Bir anda yaratmaya, bir anda yok etmeye de gücü yeter. Onun sıfatları eksiksiz, kusursuz, sınırsızdır.

                Allah’ı iyi anlamak için önce Allah’ın kendi anlatımlarından kendini tanımalı. Yanı Allah’ın sözleri olan Yüce mucize Kur’ân’ı Kerim’den, Yüce Allah’ı tanımalı. En kolay öğrenme şeklimizde vardır. Kitaplardan ve de internetten ; “ Esma’ül Hüsna” denilen ad ve sıfatlarını öğrenmemiz çok kolaydır. Sadece birkaç dakikalık bir çalışma ile bu değerli, önemli bilgiye ulaşmamız mümkündür.

                Esma’ül Hüsna’da Allah’ın 99 adı, sıfatı, özelliği, niteliği, vasfı yazılıdır. Ama 99 Güzel ad ve sıfatlarından başka ad ve sıfatları da vardır. Bendeniz, bir kitapta 350 ad ve sıfatını okumuştum. Mutlaka ama muhakkak en azından bu 99 ad ve sıfatını öğrenelim. Evrene, doğaya, dünyaya ibretle bakıp, dersler çıkaralım.

                Sadece İslam dininde, Kur’ân’da Allah cc. Tanımı dosdoğrudur. Diğer hiçbir inanışta, Allah cc. Kavramı, tanımı, anlatımı doğru değildir. Çünkü Allah cc. Kur’ân’da kendini anlatmış. Diğer inanışlarda ise insanlar, tanrıyı anlatmış! İnanmayanlara, ateistlere şaşıyorum! Allah’ı inkâr ediyorlarmış! İnanmıyorlarmış! Kâfirler gibi, Allah yok diyorlarmış!

 İnanıp, inanmama; insanın akıl ile bilgi ile kalitesi ile niyeti, düşüncesi ile ilgilidir. “Allah’ın tüm yarattığı; zerreden küreye, her şey, Allah’ı inkâr etse, Allah cc. Özelliğinden, niteliğinden bir şey kaybetmez.” “ Tüm varlıklar, Allah’a inansa da, bir kârı, yararı Allah’a olmaz.” Her insanın yaptığı kötülük, çirkinlik, yanlış, azgınlık, taşkınlık, serserilik; insanın kendine zarar verir. Allah cc iyi ve kötü hiçbir olaydan etkilenmez. Ama insan ve varlıklar yaptıklarından, olumlu ve de olumsuz mutlaka etkilenir.

                Allah’ı kendi bildirdiği adlarla analım ve tanıyalım. Kendimiz, Allah’a ad, lakap, isim takmayalım. Dinden, imandan pek haberi olmayanlar, gibi; tanrı, mabut, Gott, Dieu, God demeyelim. Allah’ın 1,001 adının olduğunu biliyoruz. Ama bu 1,001 adı içinde bu takma adlar yoktur. “Allah’ın yüce zatının gerçeğini kimse bilemez. Şekil, yapı, cisim olarak tanımlayamaz.” Esma’ül Hüsna’da bildirildiği gibi aynen bilmeliyiz. Aklımıza sapıkça, Allah şekli, cismi getirmemeliyiz.

                Allah’ın “Esma’ül Hüsna’sı” ile birlikte “Zati sıfatlarını” ve Subuti sıfatlarını da öğrenmeliyiz. İslam dini, ilim bilgisi cahili olup; lanetlenenlerden olmamalıyız. “Allah’ın emirlerini tutup, yasakladıklarından sakınanlar; maddi, manevi anlamda kârlı, yararlı, kazançlı, kazanımlı olurlar.” “ Allah cc. Tanımayanlar, emir ev yasaklarına uymayanlar, her yönü ile iki âlemde zararlı, ziyan içinde, eziyette olacaklardır!” Biz bunları en doğru, güzel, yararlı, iyi, eksiksiz şekilde Kur’ân’dan, peygamberimizden ve diğer peygamberlerimizden öğreniyoruz.

                Aciz, zayıf, kısıtlı bilgim ile bütün âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah’ın en doğru, güzel, iyi, ideal söylediği, Kur’ân’ı Kerim’i sizlere tanıtmaya çalışacağım. Şöyle ki:

                “ Kur’ân, Allah’ın en son gönderdiği; emir ve yasaklarını, iman, ibadet, güzel ahlak, insani ilişkiler, ibadet bilgilerini içeren; Kur’ân’ı Kerim’i, İslam dininin “birinci kaynağı” olarak tanıtmaya çalışacağım, inşallah. İslam dininin birinci ana kaynağı Kur’ân’ı Kerim’dir. Vahiy kitaplarının sonuncusudur.

                Vahiy kitapları ve sayfalardan oluşan emirler; Âdem as. Peygamberden başlayarak, devam eder. En son peygamberimize; Kur’ân, vahiy şeklinde, Cebrail as. Aracılığı ile gelir. Peygamberimiz de insanlara, Kur’ân’ı açıklar, anlatır, öğretir, eğitir ve yaşanmasına yardımcı olur.

                Kur’ân’ın sözcük anlamı; “okumak, toplamak,” anlamına gelmektedir.  Zaten Kur’ân’ın ilk inen ayeti de; “Oku!” Olmuştur. Kur’ân; nazım şeklindedir. Nazım; “incileri ipliğe dizmeye, denmektedir.”

                Kur’ân, Allah’ın en güzel, doğru, iyi, yararlı, insanın yaratılışına uygun bildirilmiştir. İnsan, yaratılışına uygun olan, Kur’ân, yaşam tarzı edinildiğinde; huzurlu, mutlu, rahat, kolay, belasız, dertsiz, sağlıklı, iki âlemde kurtuluşa erici, bir yaşantıya sahip olur. Kur’ân, insana gereken, lâzım olan her bilgiyi edinmesini, emreder.

                Cebrail as. Vahiy Meleği, Allah’tan aldığı emirleri peygamberimize iletmiş. Peygamberimizde ezberlemiş, ezberletmiş, yazdırmış; insanlara bildirip, öğretmiş, eğitmiştir.

 Kur’ân, Küreyş Kabilesi’nin konuştuğu dil ile peygamberimize bildirilmiştir. Bu bildirilme işlevi yaklaşık 23 yılda tamamlanmıştır. Demek ki, bir insan öğrenimi kesintisiz ve formal olarak, örgün olarak, 23 yıl sürmeli. İnsan 23 yılda bilgi alıp, yaşama başlamalıdır. Öğrenimini örgün, yaygın olarak, informal olarak 23 yıldan sonrada devam ettirmeli.

                Kur’ân, âlemlerin Rabbi Yüce Allah’ın sözleridir. “Allah’ı, Kur’ân’ı, peygamberi anlamayan, tanımayan, kabul etmeyenden; insanlıklı, insancıl, insaniyetli, merhametli insan olmaz. Hele olgun, yetkin, mükemmel insan hiç olmamaktadır.” Allah, Kur’ân, İslam, peygamber tanımayanların, çok büyük çoğunluğu; vahşi, barbar, katil, katliamcı, acımasız, zalim, insanlık dışı yaratık olmuş, oluyor, olmaktadır!

                İnternete şunu yazınız ve çıkan sonuca ibretle, ders çıkararak; değerlendirme yapınız:                    “ Dünyanın en katil, katliamcı, zalim kişileri kimlerdir?”

                Cebrail as. Peygamberimize vahiy denen yolla Kur’ân ayet ve sürelerini fısıldadı, konuştu, anlattı, aktardı. İbadetlerin yapılmasını öğretti. Ayet ayet, süre süre, ara ara zamanda getirdi. Bu işlev yaklaşık 23 yıl sürdü. Bazı süreler Mekke’de bazıları Medine’de geldi.

                Gelen Kur’ân ayetleri, süreleri peygamberimiz zamanında Vahiy Kâtipleri – yazanları tarafından; derilere, kemiklere, taş parçalarına, hurma kabuklarına yazıldı. Ezberlendi. Daha sonra kâğıtlara yazılarak, çoğaltıldı.

                Peygamberimiz ve sahabe, Kur’ân’ı tamamı ile ezberlemiştir. Peygamberimiz, Cebrail’e tüm Kur’ân’ı sesli okumuştur. Peygamberimizin bildirdiği tertibe, düzene göre Kur’ân süreleri dizilmiştir. Mushaf haline getirilmiştir.

                Halife Hazreti Osman, Hicretin 25. Yılında süreleri birbirinden ayırdı. Sıraya koydu. Altı Mushaf daha yazdırıp; Bahreyn, Şam, Bağdat, Yemen, Mekke ve Medine’ye gönderdi. Hala bu Kur’ânlardan duranlar vardır. Dünyadaki, var olan, Kur’ânlar, hep bu yedi kitaptan çoğalmıştır. Bütünü yok olsa, kaybolsa, bile Kur’ân aynen yazılır. Zira sadece ülkemizde 150 binden fazla hafız, hafıza vardır. Bu diğer ülkelerde de aynen vardır ve her zaman olmuştur. Ayrıca Kur’ân, âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah’ın korumasındadır.

                Kur’ân’da 114 süre( bölüm), 6,236 ayet ( cümle- tümce) vardır. Ayet sayısının farklı verildiği olmaktadır. Bu durum Arapça, Kur’ân dilbilginden kaynaklanan teknik bir konudur. Bazen besmeleler sayılmış veya sayılmamış. Bazen uzun ayetler iki tane kabul edilmiş. Bazı kısa ayetler de 2 ayet kabul edilmiştir. Yoksa bu ayetlerin az veya çok olması olayı değildir.

                Hazreti Osman zamanında çoğaltılan ayetlerde hareke ve nokta yoktu. Bu durum 40 küsur yıl böyle okundu. Emevi Halifesi Mervan döneminde, Müslüman olmayanların içinde, Arap olmayanlar çoğalınca, okumada zorluk çıktı. Bunun için hareke ve noktalama işaretleri kondu. Böylece Kur’ân’ın yanlış okunmasının önüne geçildi. Hareke ve noktalama işaretleri farklı iki insan tarafından konulmuştur. Okuma sitili de yine düzenlendi. “Kur’ân güzel sesle güzel okunmalıdır. Dilbilgisi kurallarına uygun yazılıp, okunmalıdır. Makamla okunmalıdır. Bu İlahi mucize kitabı her yönü ile yetkin insanlar tarafından okunmalı, anlatılmalı.” Zaten bugünlerde bilgisayar ile düzenlenip, çok güzel basılmaktadır.

                Osmanlıca yazıda da hareke, noktalama işaretleri yoktur. Bu durum bazen yanlış yazma ve okumalara neden olmaktadır.

                Kur’ân, Allah cc. Sözüdür, sözleridir. Mucize bir ilahi mukaddes kitaptır. İnsan sözü olmadığı her akıllı, bilgili insan tarafından anlaşılır. Ayetlerden mana içinde mana, anlam içinden anlam çıkmaktadır. “Dil çevirileri Kur’ân olmaz.” “En güzel çevirisini peygamberimiz, sahabeye yapmıştır. Kur’ân’ı doğru anlamak için hadis ve sünnetleri, peygamberimizin yaşayışını bilmek gerekir.”

                Kur’ân’ı Kerim’i doğru anlamak için sapık, sapkın, cahil olmayan, art niyet taşımayan, âlimlerin tefsirlerini okumak gerekir. Günümüzde sapkın olanların onlarca meal ve tefsiri bulunmaktadır. Günümüzde dinsizler bile din konusunda meal yazmakta, tefsir yazmakta, konuşmaktadır! Dikkatli olmalı. Sapık sapkın sapmışlardan uzak durmalı. İdeolojiyi, bozuk felsefeyi yol edinmiş, putu ilah edinmiş kişiler, İslam ve Kur’ân’a pisli, kirli burunlarını her zaman sokmuşlar, sokuyorlar, sokacaklardır. Uyanık olmalı.

                Allah cc. Hicr süresi 9. Ayet: Hiç kuşku yok ki, Kur’ân’ı biz indirdik ve muhakkak ki, onu değişikliğe uğramaktan, biz koruyacağız.”

                Kur’ân’ı inkâr edenler, Allah’ın yarattıklarını ve kendilerini anlamakta zorluk çeken, zavallı düşük insanlardır. Geçmişi, günümüzü, geleceği düşünmekten, ibret ve ders almaktan aciz kimselerdir. Yaratılanlardan ibret, ders alamayanlardır. Akıllı insanlar, bugün Kur’ân’ı anlamaktadır ve sevgi, saygı duymaktadır. Bazıları anlamak istememektedir. Bazıları da kişisel sapkın sapık çıkarına hakkı, hakikati inkâr etmektedir.

                Kur’ân, evrensel mesaj içerir. Evrensel mucize kitaptır. Tüm müminlere ve insanlara hitap eder. Anlaşılır, öğüt alınması gereken mukaddes, mucize, ilahi nitelikli kitaptır. Kur’ân dosdoğru yola ve Allah’a yönlendirir. Şifa, deva kaynağıdır. Aydınlığa, huzur ve mutluluğa ulaştırır. İki dünyada kurtuluşa erdirir. Hem dünyada hem de ahirete huzurlu, mutlu olmamızı sağlar.

                Kur’ân; mal, mülk, aile, çevreyi helal, temiz olarak kazandırır. İnsana temizlik, sağlık, fiziki güzellik katar. Ahlak üstünlüğü kazandırır. Allah’ın yardımına ulaştırır. Ahiret ve dünya mutluluğu kazanımı yapar. Peygamberimiz 88 güzel, üstün özellik ve niteliğini, Kur’ân yaşantısı ile kazanmıştır. Ayrıca 350 taneden fazlada sadece ahlak özelliği kazanmıştır. Kendi, ailesi, günahtan korunması, adı ve namı, fiziki ve ahlakı güzelliği, Kur’ân’a yaşantısı ile olmuştur. Kur’ân yaşayanlar, her yönüyle güzel ve üstün olmaktadır. Kur’ân’ı yaşayanlar; Kur’ân ve peygamber ahlakında olurlar.

                Kur’ân; bilgi, ilim, irfan, bilgilendirme, bilgilenme, ahlak, iman, İslam, ibadet, güzel ahlak, iyilik etmek, doğruluk, dürüstlük, adalet gibi binlerce değeri insana kazandırır. Kur’ân, öğretir, eğitir, terbiye eder, değerler katar, onurlu ve güzel yapar.

                Kur’ân’da ilim= bilim= bilgi kökünden 780 kelime- sözcük vardır. Ayrıca ilim anlamına gelen 20 sözcük de “hikmet” sözcüğü olarak vardır. “Hâkim” sözcüğü 97 yerde geçmektedir. 897 yerde bilgiye değişik şekillerde, “bilgiye, ilme” yönlendirme bulunmaktadır.

                Kur’ân’da “okumak” kökünden türemiş, 87 sözcük bulunmaktadır. 320 yerde “yazmak” kökünden türeme sözcük bulunmaktadır. 261 yerde “kitap,” kelimesi geçmektedir. Tümü ile bilgiye yönlendirici 1,565 sözcük sayısı ortaya çıkmaktadır ki; bu da Kur’ân’ın %25’i eder. Kur’ân’ın inen ilk ayetinde; “Oku!” Der. Hemen ardından “kalemden” söz eder. Kur’ân, peygamberimizin görevinin; öğretmenlik, eğitimcilik olduğunu açıklar.

                Kur’ân, iyi insan, olgun insan olmak için “ilim ve din sahibi olma” gerektiğini anlatır. İki dünyada huzurlu, mutlu olmak için; samimi, dindar, takva mümin olmak gerektiğini açıklar. Bunun içinde bilgi ve İslam yaşantısı gerekmektedir. Kur’ân ve İslam dinine art niyetle yaklaşandan; iyi, olgun, yararlı, güzel, doğru, dürüst, değerli insan olamayacağı anlatılmaktadır.

 Kur’ân; samimiyet, bilgi, dindarlık, takva, doğru, dürüst, yararlı, adaletli, insanlıklı, hoşgörülü, merhametli olmamızı istiyor. Kur’ân ve İslam dini, peygamberimize uyarak İslam dinini yaşamamızı istiyor. Başka sapık, sapkın, bozuk yollara sapmamamızı istiyor. Allah’tan başka ilahlar edinmememizi istiyor. Kur’ân, Allah, peygamber yolundan başka yollar edinmemizi istemektedir. İnsan kendini sorgulamalı. Soruşturmalı. Kovuşturmalı. Yargılamalı. Allah cc. Yargılamadan, kendimizi iyi niyetle, samimiyetle değerlendirmeliyiz. Hedefimiz; sadece ve ancak İslam dinini peygamberimiz gibi yaşamak olmalıdır. İşte kurtuluş sadece ve ancak bundadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

site sağ üst köşeye bayrak ekle