Kur’an’a uyup, İslam’ı Peygamberimiz gibi yaşamalıyız

Abone Ol

Kur’an’ı Kerim’ ve peygamberimiz, İslam dinimizin iki temel esaslarıdır. Peygamberimiz sav. Kur’ân’a göre İslam dinini yaşadı ve Allah’ın dini İslam böylece hayat buldu. Bizler, Kur’an’ı peygamberimiz gibi anlamalıyız, yaşamalıyız. Peygamberimiz, Kur’an’daki, farz ibadetleri eda ederken, Cebrail- Cibril as. Hazretlerinin öğretisine uydu. Peygamberimize namaz kılma, zekât verme, oruç tutma, hac yapma gibi ibadetleri öğretmek için 3,500 defa geldi ve eğitti. Böyle olmasaydı, İslam dininin 5 temel esası olan farz ibadetleri eda etmemiz mümkün olmazdı.

Peygamberimizin ibadet etmesi, inancı, muamelatı, ahlakı; Kur’ân ahlakıdır. Aklını, zekâsını, niyet, duygu, düşünce, davranış, ibadetlerini; Kur’an merkezli yapmıştır. Peygamberimiz sav. Allah’ın öğretisi ve eğitimi almıştır. Bunu Cebrail as. Hazretlerinin aracılığı ile yapmıştır.

Peygamberimiz sav. Güvenilir, çalışkan, merhametli, şefkatli, müşfik, sabırlı, hoşgörülü, yardım etmeyi seven, insanlara ve varlıklara değer veren, cesaretli, kaliteli ve de verimli iş yapandı. Hakkı, hukuku, hakkaniyeti gözetirdi. Verdiği sözde durur, hoşgörülüydü. Ailesiyle ve insanlarla iyi geçinirdi. Küçükleri sever, büyüklere saygı gösterirdi. Kimseyi küçümsemezdi. Mümin olmayanlara da saygılıydı. Cömertti. İbadetlerine düşkündü. Her zaman en ideal düşünceli, sözlü, davranışlı olurdu. Örnek numune harika harikulade şahane mükemmel insandı. Bu özelliğini İslam dinin öğretisi ve eğitiminden alıyordu.

İslam âlimleri, Kur’ân, peygamberimiz sav. Sahabeden edindiği bilgilerle, İslam dinini ve İslam ilimlerini sistematik hale getirdi. Böylece İslam dini sistematik hale geldi. Eğitim- öğretim yönüyle daha kolay, pedagojik öğrenme haline geldi. İslam ilimleri doğdu. İslam dinini öğrenip, yaşama kolaylaştı. Farz, vacip, sünnet, müstehab, mubah, haram, mekruh, sevap, müfsit, israf konuları başlıklar haline getirildi. Bunlar yapılırken; Kur’an, sünnet, hadisler, peygamberimiz ve sahabe yaşantısı temel alındı.

Bu durum sadece İslam dininde yapılmadı. Bilimde böyle dallara ayrıldı. Bilim dalları oluşturuldu. Bilimin pedagojik öğrenilmesi kolaylaştırıldı.

Müslüman olan her birey öncelikle; kuşkusuz, şüphesiz, samimiyetle, bilgiyle, bilinçle İslam dinini ve bilimi hakkıyla öğrenip, yaşamalı. Kızlarımız, kadınlarımız daha öncelikle öğrenmeli. Kadınsız bir insanlık oluşturulamaz. Kadınlarımız çok maharetli, becerikli, üstün özellikli, çalışkandır. Kadınlarımızı köreltmeye çalışan; Afganistan, İran, Suudi Arabistan ve diğer ilkel düşünceli devlet yönetimlerini, cemaat anlayışlarını eleştiriyorum, kınıyorum.

Afganistan’ı din adına hareket ettiğini söyleyen bir terör örgütü, 2021 yılı Ağustos ayında ele geçirdi. Kızların ilkokula gitmesini, üniversite okumasını, çalışmasını, eşi yanında olmadan, sokağa çıkmasını yasakladı. Kadınların erkek doktorlara muayene olmasını da yasakladı. İnsanda biraz beyin işletme, doğru bilgi kullanma olmalı. Sen kadınların okumasını yasaklarsan, kadın doktor, hemşire nasıl olacak? İşte akıl, zekâ işletilmezse, böyle kararlar alınabiliyor! Bu zalim ve sapkın yönetimlerden kaçanlar, en çok ülkemize kaçak göç olarak geliyor. Biz, o beyinsizlerin yükünü de çekiyoruz.

İran’da 1979 yılından beri aynı kafasızlıktadır! İran’da sorsan 1979 yılında İslam devrimi yapıldı. Ayetullah Humeyni, Fransa’dan uçakla gelerek, halkın bir kısmını peşine taktı. Devlete karşı ayaklandırdı. 150 bin kişiyi katlederek, devleti ele geçirdi. Şimdi kadınlara baskı, şiddet, terör yapıyor! Kadınlara zorla, baskıyla, ahlak polisi copuyla, kanunla başörtüsü taktırıyor. İstediği gibi takmayanları, sokaklarda dövüyorlar. Tutuklayıp, döverek, öldürüyorlar. 16 Eylül 2022 günü M. Âmini adlı 22 yaşında bir kız bu gerekçeyle sokakta dövdüler. Karakolda öldürdüler. O günden beri başörtüsü zorunluluğuna karşı ülkede şiddet olayları devam ediyor.

Bunlar, mümin olmayanlara da zorunlu başörtüsü taktırıyorlar. Öte taraftan İslam ülkelerinde Şiicilik yapıyorlar. Şiileri ayaklandırıyorlar. Devlete karşı ayaklandırıyorlar. Şii olmayanlara terör, şiddet yaptırıyorlar. Yemen’i mahvettiler. Şiileri devlete karşı ayaklandırdılar. İç savaş çıkardılar. Bahreyn’de Şiileri ayaklandırdılar. Lübnan ve Suriye’de Şiiler, diğer müminleri katlediyor! Ermenistan, Azerbaycan savaşında; Ermenistan yanında yer alıyor. Oysa Ermenistan, Azerbaycan topraklarını işgal etmiş.

Suudi Arabistan da, İran gibi, Afganistan gibi kadınların hak ve hukuklarını yasaklayan anlayıştadır. Kadın düşmanlığı, hak ve hukuku çiğneyici yasalar var. Bunu ülkemizdeki birçok yobaz cemaat anlatımlarında da, uygulamalarında da görüyoruz. Bu İslam anlayışı değildir. Bu tamamen cuntacılık, baskı, dayatma, zorlama, diktatörlük, sindirme, ezme hareketidir. Bu bir İslam ahlakı değildir. Bu İslam dinini örnek olmaktan çıkarıp; faşizm, komünizm cuntacılığı gibi göstermektir. İslam dinine olan özenmeyi, benimsemeyi, sevgi, saygıyı, önemi, anlamı yok etmektir.

Ülkemizde de demokrasi, özgürlük, laiklik adına bu şekilde Müslüman kadınlar, özellikle baskı, şiddet, dayatma, hak- hukuklarını çiğneme vardı. 2012 yılına kadar bu faşizanlık, komünistlik devam etti. Kızlarımız, kadınlarımız okuyamadı. Okula gidemedi. Memur, amir olamadı. Bir işe giremedi. Örtülülere sokakları da yasaklayalım, diye televizyonlarda tartışmalar yapılıyordu. Sokaklarda kamu malıdır. Sokağa da örtülüler çıkamasın, deniyordu. Buda zalimlik, gâvurluktu.

Aşırılık ve gerilik Müslümanlık değildir. Aşırılıkta, gerilikte zalimlik, gâvurluk, İslam dışı davranmadır. İslam dosdoğru, itidalli, dosdoğru, orta yoldur.

Dosdoğru mümin ve gerçek Müslüman, batılı faşistler, batılı haydutlar, batılı komünistler, sapkın diktatörler gibi davranamaz. Batılılar gibi korkunç dehşet, vahşet saçamaz. Amerikan polisleri gibi, Adolf Hitlerin askerleri gibi, Mao’nun canavarları, Stalin’in katliamcıları gibi davranamaz. İffeti, namusu öğretir. İffeti, namusu korur. Toplum ahlakını geliştirir. Adına İslam adını koyup; faşizanlık, diktatörlük yapmaz.

İslam 5 temel esas üzerine kurulmuştur.

Bu İslam’ın 5 temel esası, şartıdır.

Vakit namaz, Cuma namazı, bayram namazları, vacip namazları, sünnetleri kılar. Kıldıkça da ahlakı daha da güzelleşir, iyileşir.

Ramazan orucu tutar. Tuttukça da nefsine, isteklerine daha da egemen olur. Nefsi istekleri, canın istediği peşine, ardına koşmaz. Daha da edepli, adaplı olur, olmasını gerçekleştirir.

Zekât verir. Mala, mülke, servete, dünyalığa tapmaz. Servet ile hayâsızlık yapmaz. Hayâ duygusunu artırır. Utanma, arlanma sahibi olur.

Hac yapar, umre yapar. İslam’ın ilk yayıldığı, peygamberimizin yaşadığı, Kâbe’nin olduğu, peygamberimizin yaşadığı ve sonsuzluğa uyuduğu yerleri görür, dersler çıkarır, ibretler alır.

Kelime-i şehadet, Kelime-i tevhit cümlesinin anlamını, kapsamını, içeriğini, analitik olarak düşünerek, öğrenir, kabul ederek, bağlanır. İslam dininin her değerini yaşadıkça; ahlak, edep, hayâ, doğruluk, dürüstlük, adalet, hakkaniyet olarak daha da gelişir. Eğer gelişmiyorsa, yaptığı ibadetlerde samimiyet, içtenlik, bilgi, bilinç, özümseme pek yok demektir.

Müslüman, çok bilgili, bilinçli, samimi, imanlı, İslamlı, dünya ve ahirete hazırlanan, ahlakı ve insani değerleri olan, Kur’ân ve peygamberimizi tanıyan, bilim bilen, varlığın esrarını kavrayan, dua eden, ibadet eden, iyilik eden, kötülük etmeyen, insan ilişkilerinde harika ve harikulade olan olmalıdır. Müslüman eğer ibadetleri bilgiyle, samimiyetle, bilinçle, içtenlikle, İslam dinini özümseyerek yaparsa, her ibadet, ahlakını güzelleştirir. Bilinçsiz yapıyorsa, yaptığı ibadetler ahlakını güzelleştirmede etkili olmaz. Hem namaz kılar, oruç tutar, zekât verir, hac yapar ama haram işler, günahtan kaçınmaz olur. Bu iş; samimiyet, bilgi, bilinç ve hakka bilinçle yönelme işidir.

Bir bireyin, ailenin, toplumun, devletin öncelikle İslam değerlerine sevgi, saygı duyup, uyan olmalı. Herkesin bir başka kötülük, çirkinlik, batıl, perişanlık içinde olduğu bir toplumda, devlette; bireyin de samimi dini bütün Müslüman olması pek mümkün değildir. İnsan çevresinden, toplumdan, devletten ister istemez etkilenir. İslam dini, İslam devletinde ve İslam toplumunda daha iyi, kolay yaşanır. Perişanlık içinde olan bir devlette, toplumda Müslümanlığı yasamak kolay değildir. Zaten yaşatmazlar. Kısıtlamalar koyarlar.

Hakiki, dosdoğru, gerçek mümin ve Müslüman; dosdoğru, dürüst, düzgün, adaletli, fedakâr, huzurlu, mutlu, kul hakkı gözeten, kardeşlik ve dostluk değerlerine bağlı olur. Sabırlı olur. Sabırlı olma, İslam dininin başta gelen değerlerindendir. Sevgi, saygı duyar. Sorumluluklarını eksiksiz yerine getirir. Allah’a teslim olur. Alçak gönüllü, ağır başlı olur. Yardımseverdir.

Kur’ân ve sünnete; akılla, zekâyla, bilgiyle bağlı olmalı. Kur’ân ve sünnet dışına çıkıp; aşırılık, gerilik içinde olanlar vardır. Bazı cemaatler kendine kul etmeye, saptırmaya çalışmaktadır. Terörist bile yapmak isteyen cemaatler az değildir. Kur’ân ve sünnet dışına çıkıp, sapkın etmeye çalışanlara uymayınız. Bunların bazıları açıktan din düşmanlığı yapmaktadır. Bazıları da din diye gösterip, aşırılık içine sokmaktadır. Bunlar bugün ki, İslamcı teröristler gibi aşırıdır, din dışıdır.

İnsanlara mutlaka kara çarşaf giymelisiniz. Renk olarak kara olmalıdır. Lacivert, gri, beyaz olmaz. Çarşaf, Kur’an’da Cilbab olarak geçmektedir. Erkeklerde sarık, cübbe, şalvar giymelidir. Biz cemaat olarak, herkesi böyle giyindirmeye çalışıyoruz, diyorlar. Bunu hemen her gün söylüyorlar. Kendilerine Ehlî sünnet itikadı da diyorlar.

Kur’ân ’da tesettür, örtünme, giyinme konusu; Nur Suresi 31. Ayet ve Ahzap Suresi 59. Ayette geçiyor. Bu konuda sahih hadislerde vardır. Cilbab, çarşaf anlamında değildir. Çünkü peygamberimiz zamanında, sahabeden çarşaf giyen yoktu. Cilbab; “gövdeyi örten bir kadın dış giysisidir.” Peygamberimiz zamanında çarşaf olmadığı için çarşaf diye Cilbab’ı yorumlamak, iyi niyetli bir açıklama olmaz. Peygamberimizin eşleri, sahabe kadınları; Milhafe, Farece, entari, fistan giyerlerdi.

İmam Rabbani Hazretleri, 313. Mektubunda, sahabenin kadınlarının giysileri hakkında bilgi veriyor. Çarşafın sahabe döneminde olmadığını bildiriyor. Bugün bu aşırıcılar, kadına; çarşaf, burka, insana yakışmayan, hayatta işlerliği olmayan, giysiler giydirmektedir. Oysa giyinmede; tüm gövdeyi örtmesi, bütün bedeni örten, ince ve şeffaf olmayan, çok süslü olmayan, tene benzemeyen, şehvet oluşturmayan, tipte giyinme önerilmektedir. Kadın dediğin, giydiği giysilerle, havada, karada, denizde, iş yapmada, bahçede, fabrikada, evde kolayca hareket edebilmelidir. O zamanın şartlarında, Emevi döneminde o kadar elbise dikebilmişler. O kadar giymişler. Bütün dünyanın hainleri İslam dinini bozmaya çalışmaktadır. Bunun için çok bilinçli olmalıyız. İslam diye ne gâvurlukları, Müslümanlara yutturmaktadırlar!

Hadis-i şerif: Ameller niyete göredir.

İlimsiz, bilimsiz, bilgisiz İslam dinini yaşamak mümkün değildir. İnsan mutlaka ama muhakkak ilimle bezenmeli, süslenmelidir.

Peygamberimiz sav. Buyuruyor: “ Zalimin yanında olmayınız. Sonra ateş sizi de yakar! Allah’tan başka dostlarınız olmadığına göre, bir yerden yardım da göremezsiniz.”