banner468

Bu makale yazısında, sizlere; İslâm, Yahudilik, Hıristiyanlıktan bilgi vermeye çalışacağım. Lütfen! Okuyunuz, okutunuz, sosyal medyada paylaşınız ki, insanlar yararlansın. Müslüman birey; en ideal sıfatlı, özellikli, nitelikli, vasıflı, üstün ve yüksek özellikli, bilge, olgun, güzel ve de yüksek ahlaklı insandır. Böyle olmalıdır. İslam dini böyle olmasını istemektedir. Müslüman; ilmin, İslâm dininin, yararlı kültürün, insani değerlerin, evrensel değerlerin, ilahi güzelliklerin tümüne sahiptir ve sahip olmalıdır. Allah’ın yarattığı tüm bilgileri, sanatı, meslekleri, iyilikleri, güzellikleri, yararlılıkları, doğrulukları, olumlulukları, hakkı, hukuku, adaleti, güzel ahlakı, edebi ve binlerce güzel sanatı yaşam tarzı edinmelidir.

Müslüman’ın olumlu yönde gelişmesinde, kendini yenilemesinde, iyileşmesinde, olgunlaşmasında sınır yoktur. Zamana, çağa, duruma, mekâna, ihtiyaca göre kendini geliştirip, değiştirir. Dünyanın en iyisi, yararlısı olmayı hedefler. Kur’ân’dan aydınlanır. Peygamberimizi ve peygamberleri kendine örnek alır. İslam dininin ve ilmin tüm güzelliklerini yaşam biçimi edinir. “Hakk’a yönelir. Dosdoğru olan, Allah cc. yolundan bir milimetre bile sapma göstermez.” Batıla, küfre, sapkınlığa düşmez. Sapkınlarla, zalimlerle, katillerle, Allah cc. Düşmanları ile insanlık düşmanları ile yolları kesişmez. Bu sapık sapkınlarla işbirliği, güç birliği, yardımlaşma, dayanışma, birleşme, ittifak, müttefik olmaz. Olursa; olanda, zalim, sapkın özelliğine düşer! “Kime benzerse, ondan olur.”

 “Bizler, ruhumuzun yaratılışından beri elhamdülillah Hakk’a mümin ve Müslüman’ız.” İlmimizi, gelişmemizi, el sanatlarımızı, tarihimizi, dilimizi, bayrağımızı, vatanımızı, ülkemizi, gelenek ve göreneklerimizi, folklorumuzu, giyim- kuşamımızı, kültürümüzü, yemek kültürümüzü, mimarı yapılarımızı, vatan sevgisini, milli marşlarımızı, tarihimizi, kişiliğimizi hep İslam inancı ile oluşturmuşuz. İnancımızın mührünü eserlerimize, yapıtlarımıza vurmuşuz.

İslam dinimizi işlevli hale getirdiğimizde; huzurlu, mutlu, rahat, refah içinde kolay yaşantı sürdürürüz.  Biz çoğunlukla aklımızı doğru işletmişiz. Milli birlik, beraberlik, yardımlaşma, dayanışma, paylaşma, merhamet, şefkat, müşfiklik içinde bu ilahi yüksek inançla yaşamışız. İlmin ve İslam’ın tüm değerlerini genlerimize, ruhumuza işletmişiz. Haramı, günahı, hoş olmayanı, pisliği vücudumuza sokmamışız. Ruh ve genlerimizi bu pisliklerle bozmamışız.

Haram, günah eylemleri; aklı, zekâyı, ahlakı, beyni, kalbi, genleri bozar. Haram, günah işlemek; insanı maddi, manevi, ahlakı, sağlık olarak bozar.

Müslümanlar, cehaletin cahilliğine düşmezse; binlerce ilahi, yüksek, üstün değerle her yönü ile yükselirler. Milli değerleri, İslam ile yoğrulur. Pisliği, sapıklığı benliklerine sokmazlar. Ülkemize, ülkelere, insanlara; ilmin ve İslam’ın tüm güzelliklerini aşılarlar. Bu aşılama; eğitim, öğretim, terbiye ile olur, olmaktadır. “Müslüman; materyalizmden, sapıklıktan, sapkınlıktan uzaklaşmadan, hak mümin hakiki Müslüman olamaz.” Sapkın felsefi akımlarla, sapık ideolojik bakışlarla; hakiki takva mümin olunmaz.

“Müslüman, İslam ahlakını peygamberimiz gibi yaşamalıdır.” Gidip de, Batının batıl felsefesini, ideolojisini görüş edinmemelidir. Adolf Hitler, Mussolini, Karl Marks, Engels, Lenin, Stalin, Mao Zedong, Che Guevara vb. gibi zalim, sapık, sapkın katilleri; mürşit, önder, lider edinmemeli. Edinenlerden, bendeniz; olgun, akıllı, doğru, dürüst, hak, hukuk, adalet, güzel ahlak, edep sahibi hiç göremedim.

“Müslüman, ilmi ve dini fazilet değerleri ile yaşar. Vatanını, milletini, devletini, bayrağını, bağımsızlığını, özgürlüğünü, ilmi ve dini değerlerini, Hz. Muhammet ümmetini, din kardeşlerini, insanları, varlıkları çok sever. İnsanlara hakkı, hukuku, doğruluğu, adaleti, güzel ahlakı, edebi, hayâyı, ilmi, mesleği, sanatı, insanca ve de Müslüman’ca yaşamayı öğretir. İnsan haklarına, özgürce; insan gibi yaşamaya, çalışmaya özendirir ve de benimsetir. Milli, yerli, dini, doğru, yararlı kültürü benimsemelerine katkı sağlar.” “ İnsanlık dışı yaşamaması için; eğitim ve öğretime, terbiyeye, güzel ahlaka değer ve önem verir.” “İstisnasız herkesin en güzel ve ilmi eğitim, öğrenim almasını sağlar. Bilim insanı, sanatçı, meslek insanı, üst düzey yönetici, kaliteli ve stratejik olan üstün nitelikli insanları her alanda yetiştirir. Stratejik kalitede, verimli, katma değerli ürünler üretir, yetiştirir.”

Müslüman, dil olarak en güzel dili, lisanî konuşur. Din olarak İslam dinini seçer. Davranışları en güzel ve olgun olur. “Elinden, dilinden, kendinden herkes güvende olur.” Ekonomi bilir ve üretir. “En kaliteli, verimli, stratejik, katma değeri en yüksek üretim yapar.” “ Gelirin halka adil dağılmasını sağlar. “ Biri 100 milyar lira kazanırken, diğeri 1,000 lira kazanamayandan, daha kötü durum olmaz. Sömürü, sömürgeleştirme, hegemonya altına alma, köleleştirme yaptırmaz, yapmaz. “İlimde, sanatta, meslekte, teknikte, teknolojide çağın üstünde olur.” “Başkalarından hiçbir konuda zayıf, aşağı, güçsüz, kalitesiz, verimsiz olmaz, olmamalı.” “ İnsanlık onuru içinde rahat, kolay, iyi, güzel, şerefli yaşam sağlar.” “İslam dininin ve ilmin tüm fazilet değerlerini insana kazandırılır.” Bu güzellikle donanım, bugünün koşullarında ve olanaklarında kolayca yapılır. “Yazdıklarım, yapılmayacak, bir durum değildir. Yapılacak durum olsa, bunu bende yazım ile dillendirmem.” Bendeniz, insanın biraz azim ve gayreti ile yapabileceklerini anlatmaya, yazmaya çalışıyorum. Lütfen! Yazdıklarımı önemseyip, yapmaya çalışınız. İki âlemde rahat edeceğinizi göreceksiniz.

Müslümanlar; milli, manevi, ilmi, dinsel konularda, temelde; bilgiyle, bilinçle davranmalıdır.   Köklü tefrika, ayrılma, ayrılık, bozuşma, nifak içinde asla olmamalıdır. Köklü, temel meselelerde ihtilafa, uyuşmamaya düşmemelidir. Tefrik yapmamalı yanı ayırma, ayrı tutma, ayrımcılık, bölücülük yapmamalı. “Bilgili, bilinçli, samimi, dindar Müslümanlar; ihtilafa, tefrikaya düşmez.” “ Bugün ve dün düşenler, olmuşsa; İslam dinine uygun, samimice, bilgi ile bilinçle davranmadıklarındandır.” Düşmanın hile ve tuzağına düşmelerindedir. “Bugünde Müslümanlar bilgisiz, bilinçsiz, öngörüşsüz, ileri görüşsüz olduklarından; düşmanın kullandığı araç- gereç, materyal, malzeme, mankut olmuşlardır.” “ Elin kâfir, gâvur düşmanı, Müslümanları istediği zaman ve mekânda, bir it gibi eşek gibi köpek gibi horoz gibi öküz gibi, manda gibi deve gibi ölümüne dövüştürmektedir! Sonrada ölmüş, mundar cesedinden kalan miraslarla; bey, efendi, baron gibi yaşamaktadır! İşte ilim, bilim, bilgi, bilinç, öngörü, akıl, zekâ, kafa olmazsa, böyle kötü sonuç olur!”

İnsanın “duygusu” bozuk, karışık, kötü ise “niyeti de” kötü olur. Niyet kötü ise “düşünceleri” kötülük, çirkinlik, zarar, ziyan, yalan, yanlış üzerine şekillenir. Düşünce yalan, yanlış ise Siyonist Yahudiler, sapıtmış Hıristiyanlar, katliamcı, kan dökücü ateist komünistler, vahşi, sapkın, İslam ve Müslüman düşmanı faşistler, radikal sapkın İslamcılar gibi korkunç, dehşet saçan, barbar, vahşetçi olur, olmaktadır! Bunlar gibi olmamak için Allah’ın tek hakiki, makbul, gerçek vahiy dini İslam dininden olup, takva mümin Müslüman olmak gerekiyor. Başka türlü olgun, insanlıklı, insaniyetli, insancıl insan olmak mümkün değildir.

 ( Yahudilikte sapkınlıktır. İşin içinde birde Siyonistlik- ırkçılık girdiğinde, sapıklığın sınırsız sapkın serserisi olmaktadır. Bugün ki, Yahudiliğin, Hazreti Musa ile Hazreti Davut ile Allah cc. İle vahiy ile hiçbir ilgisi, alakası yoktur. Allah’tan gelen vahiy kitabı kaybolduktan sonra kendilerinin düzmecesi, kurgusu, sapkın yazılarından oluşmuştur. Allah cc. İnancı da doğru değildir. Kendi akılsızlıkları ile Allah inancı oluşturmuşlar. Yahudiler, “Yehova” adını verdikleri tek tanrıya inanmakla birlikte, “Yehova” onların milli- ulusal tanrısıdır. Yahudilikte Allah inancı ulusallaştırılmıştır. Yehova tanrı, Yahudileri, insanların efendisi, üstünü olarak yaratmış. Diğer kavimler, Yahudilere hizmetçi olarak yaratmıştır. Yahudilerde, “ Mesih- İsa” anlayışı önemlidir. Mesih- İsa geldiği zaman dünyaya egemen olacaklar. Yahudiler, İslam dinine, Kur’ân ve Hazreti Muhammet’e inanmazlar. Hıristiyanlığa da inanmazlar. Bu sapkın, bozuk fikirde olan Yahudiler, hiçbir zaman olgun, medeni, insancıl insan olamayacaklardır!)

( İncil ilk defa 2. Yüzyılda ortaya çıkmıştır. İlk 4 tane İncil ilk defa M.S. 180 yılında Piskopos İran Mecusi tarafından yazılmış. İlk 4 tane olan İncil, M.S. 397 yılında Üçüncü Kartaca konsilinde- toplantısında günümüzdeki hali ile kabul edildi.

Matta, Markos, Luka İncilleri birbirine benzer özelliktedir. Yuhanna İncili diğerlerinden biraz farklıdır.

Aslında bunlar Havari tarafından yazılmamıştır. Yazılmış olanlara, havarilerin adları verilmiştir.

Matta, 12. Havari Celileli Matta tarafından yazılmıştır. Matta; “efendimiz, tanrımız anlamına gelir.” Eski ahitten yanı Tevrat’tan referanslar içermektedir. Mesih; “kurtarıcı anlamındadır.”

Markos İncili; yeni ahittir. Markos, Evanjelist olarak da bilinen Markos tarafından yazılmıştır. Hazreti İsa’nın havarisi Petrus’un yakın arkadaşıdır.

Luka İncili, Hazreti İsa’nın göğe yükselişini anlatır.

Yuhanna İncili, M.S. 90 yılında yazılmıştır. Bu İncil, insanı günahkâr olarak kabul eder. Günahkâr doğduğunu söyler. Günahkâr olan, tanrı ile iletişim, ilişki kuramaz, der.

İncil konsilinde, M.S.325 yılında, “bir tek baba tanrıya” inandıklarına karar aldılar. Bir tek İsa Mesih’e inanıyoruz, dediler. İsa’yı, Tanrının oğlu, babadan doğan biricik oğul olarak kabul ettiler. Babadan doğan, biricik oğul İsa’dır. Babanın öz güzelliğinden oluşmuştur. Tanrıdan, tanrı nurundan gelen gerçek tanrıdır. Yaratılmış değil, doğurulmuştur. Babanın öz varlığından oluşan, tanrıdan tanrıdır. Bizim kurtuluşumuz için gökten inmiştir. İnsanlar arasında yaşamıştır. “Sonra, ölümden sonra, tekrar göğe yükselmiştir.” Kutsal ruha inanıyoruz!

İznik konsili- toplantısı M.S. 325 yılında İmparator Konstantin tarafından resmi din kabul edilmesi için toplanıldı. İsa’nın gerçek tanrı olup, olmamsı tartışıldı. Bazıları, İsa tanrıdır, dedi. Bazıları da İsa, tanrı tarafından yaratıldı, dedi.

İsa yaratılmamış. Tanrı baba ile aynı özü gerçek olan tanrı diye kabul edildi. İsa’yı, dünyanın tek kurtarıcısı olarak kabul ettiler. Kilise önderleri çok farklı, çelişkileri sürdü. İsa’nın gerçek tanrı olduğu fikri pekiştirildi. Bu görüş; Katolik, Ortodoks, Protestan kiliselerin ortak görüşü olarak kabul edilen metin oldu.

Paskalya (Diriliş) Bayramı konusu tartışıldı. Bu konularda pek çok konsil- toplantı daha yapıldı. İsa’nın yaratılmış değil, tanrı ile birlikte beden- vücut aldığı kabul gördü. İsa’nın tanrı ile aynı öze sahip olduğu görüşü benimsendi. İsa’nın tanrı olduğu ortak bir bildirge ile kabul edildi.

İncil; müjde anlamına gelen yunanca bir sözcüktür. Hazreti İsa’nın öğütlerini, ölümünü, dirilişini anlatır. Matta, Markos, Luka, Yuhanna adında esasta 4 tane İncil vardır. Bu dört kişinin yazdığı 4 tane İncil, Hıristiyanlar tarafından kabul edilir. Kilisenin kabul etmediği başka İncillerde vardır. Kabul edilmeyen bu İncillere ; “ Apokrif İnciller” denmektedir.

Hazreti İsa, meslek olarak marangoz idi. Eğitimci, öğretmen, şifa dağıtıcı olarak İncil’de tanıtılır. Roma İmparatorluğunda doğan bir Yahudi ırkından olan kişi olarak İncil’de anlatılmaktadır. Tevrat ve Zebur’a eski ahit denmektedir. İncil’e yeni ahit denmektedir.

İster Tevrat, Zebur, İncil kitapları birer mitoloji olarak anlatılmaktadır. Kurgudur. Düzmecedir, uyarlamadır. Ayarlamadır. Sanki bir kişi anlatmış. Diğer kişiler yorumlamış gibidir. Gerçekte Allah ile peygamberler ile vahiy ile hiçbir ilgisi, alakası yoktur. Zaten bunun böyle olduğunu herkes biliyor. Pagan inanışlarının yansıması, alıntısı, düzmecesidir.

Hazreti İsa, Pontius Platus’un emri ile M.S. 29 veya 36 yılında Hazreti İsa’nın çarmığa, haça gerildiğine inanılmaktadır. Bunlar bir mitoloji olarak anlatılmaktadır. Gerçeğin nasıl olduğunu tam olarak bilinmemektedir. Bu bölgede “Doğuş Kilisesi” vardır. İsa, orada bile doğmamıştır. Doğum yeri, doğum tarihi, hatta yılı bile kesin olarak bilinmemektedir.

Markos, Petrus’un anlattıklarını anlatıyor. İsa’nın hayatını anlatıyor.

Matta ise Pavlus, Luka, Markos’un yazdığını geliştirerek, anlatıyor.

Her iki kitapta 70 yıllarında yazılmış. Yuhanna İncili 85 yılından sonra kaleme alınmış. Bu tarihler bile kesin değildir. İncilleri yazan kişiler havari olmadığı gibi İsa’nın doğduğu yerde yaşamamışlar. Oysa gerçek havariler, İsa’nın yaşadığı yerdeki kabile önderleridir. Hazreti İsa’ya 12 havariden çok daha fazlası inanmış.

Yeni ahitler 27 kitaptan oluşmaktadır. İsa’nın yaşamını anlatan ilk dört İncil’dir. Sonra yazılanlar, kilise öğrencilerinin yazıp, kiliselere armağan ettiği kitaplardır.

                Yahudilik olsun, Hıristiyanlık olsun, Budizm, Hinduizm, Taoizm ve diğerleri pagan inanışlarının ürünüdür.

                Yahudilik, Mecusi- ateşe tapan pagan inanışından olumsuz etkilenmiştir. Vahiy ile ilgisi, alakası yoktur.

                Hazreti İsa, Yahudi inanışını düzeltmek, iyileştirmek, hakça, hukukça, doğru bir İslam dini yapmak için Allah cc. Tarafından görevlendirilmiştir. Hıristiyanlık diye bir din olmadığı gibi Yahudilik diye bir dinde yoktur. Allah cc. Katında sadece hak din olarak İslam dini vardır.

                Hıristiyanlık, Hazreti İsa Peygamberden 50 yıl kadar sonra insanlar tarafından türetilmiştir.

                Yahudiler, Özellikle Evanjelist Hıristiyanları kendi amaç ve hedefleri için kullanmaktadır. Evanjelistler, Yahudi Hıristiyan gibi Siyonizm’e hizmet etmektedir. Yahudiler, Orta doğuyu- Yakın doğuyu yaşanılmaz hale getirdiklerinde; İsa’nın geleceğine inandırmaktadırlar. Bunun içinde Yahudi Siyonizm’ine Hıristiyanlar destek vermektedir.

                Oysa ne İsa- Mesih gelecek. Ne de Mehdi gelecektir. Bunlar uydurma, kurgu, yalan sözlerdir. İslam dininde ve peygamberimiz döneminde böyle saçmalıklar yoktu. Mehdi gelecek, sözü; Emevi döneminde ilk defa söylenmeye başlandı. Le ilgili doğrular yoktur.

                Yahudi ve Hıristiyanlıkta vahiy ile ilgili bilgi yoktur. Pagan- ilkel inanışlarının üretmesidir. Dört İncil’in yazarı da Hazreti İsa’yı görmemiş. Havari değillerdir.

                Yuhanna İncili dışındaki İnciller, Hazreti İsa’yı tanrılaştırıp, göğe çıkarıyor. Yuhanna İncili ise Hazreti İsa’yı, gökten yere indiriyor. Bu palavracılar, İslam dininde de çoktur. Mehdi’yi uçururlar. Şeyhlerini ilahlaştırıp, mucizeler, kerametler anlatırlar. İnsanları böylece istedikleri kişilere tapındırır, kul, köle, esir ederler.

                Yahudiler ile Hıristiyanlar şimdi kişisel çıkarda, menfaatlerde, kapitalizmde, faşizmde buluşturuyor. Ortaklaşa, işbirliği içinde korkunç dehşet veren vahşetler yapıyorlar.

                Hıristiyanlar, Mesih- İsa geldiğinde Yahudilerin Hıristiyan olacağına inanıyor.

                Evanjelist Hıristiyanlar, Siyonist Yahudilerle ortak çalışıyorlar.

                Mesih, yağlanmış, kutsanmış. Tanrı tarafından görevlendirilmiştir!

                Yahudi ve Hıristiyanlar her toplantılarında kutsal metinler oluşturuyorlar. Akıllarınca inanmadıklarını değiştiriyorlar. Bunu Budistler, Hindular, Taolar da aynen yapıyor. Zamana göre değiştirmeler yapıyorlar.)

                Müslümanların cahil olan bazıları da; önce “Mehdi” gelecek. Mehdiden sonra “Mesih- İsa” gelecek, diyor! Bunun İslam, Kur’ân, peygamberimiz ile alakası- ilgisi hiç yoktur. Nerede bir sapkın, sapık, çıkarcı, menfaatçi varsa, kendini “Mehdi” veya “Mesih” ilân etmektedir. “Son peygamber, resul Hazreti Muhammet’tir.” Peygamberimizden sonra peygamber gelecekse, Hazret Muhammet son peygamber olur mu? Zaten bu İslam dışı putperestler, Hz. Muhammed’i peygamber olarak tanımıyor. İslam dinini de hak din olarak tanımıyorlar. Şimdi hem Hz. Muhammed’i hem de İslam dinini, Mesih gelecek diyerek, devre dışına çıkarıyorlar. Buna da Müslümanlar inanıyor!

                İşte dinini tam anlamı ile bilmeyen, Müslümanlar; elin kâfir putperest gâvuruna kanıyor.  Mehdi, Mesih, Noel bekliyor ve kutluyor. “Paskalya, Hazreti İsa’nın dirilişi olarak kutlanıyor.” Dünyada hiçbir insan dirilmeyecek. Dirilme, kıyametten sonra ahirette olacak. Bunu daha öğrenemeyen Müslümanlar var. İşte bu cahil cühela sözde Müslümanlar, hem İslam hem de putperest olduğunu zavallıca söyleyebiliyor!

                Bendeniz, küçük yaşımdan beri bu farklı inanç, inanışları merak ederim. Küçük yaşımdan beri İslam öğretisi aldığım için bu sapkın sapıkları ibretle izlerim. 1970 yılında Almanya’ya babamın yanında 4 ay yaz tatiline gitmiştim. Henüz 14 yaşındaydım. Pazar günleri Kiliseye gider, pencereden ayinleri izlerdim. Cumartesi öğleden sonra başlayan kilise çanı çalma, akşama kadar sürerdi. Pazar günü gün boyunca sürekli çalardı. Kilisede ayınlar boş ritüellerden oluşmaktadır. Asya’nın beşeri pagan inanışlarından farkı yoktur. Pek cemaatte olmazdı.

                2015 yılında Belarus’e gittim. Kentteki 7 kiliseyi gezdim. 6 tanesi Ortodoks kilisesi idi. Kilise sıralar yoktu. Boş alan vardı. Ziyaretçiler sadece duvar resimlerine bakıyor. Metal bir Haç vardı. Onu camekân üstünden öpüyorlardı. Ortodoks kiliselerinde iki tane olan kollu haç vardır. Diğerlerinde bir tane kol var. Katolik kilisesine gittik. Orada kilise müziği olan caz müziği çalıyordu. Dört yüz bin nüfuslu bir kentte sadece bu kilisede 160 kişi vardı. Halkın ilgisi yok.

                İzmit’te Alman Protestan kilisesine gittim. Türkçe bilen pastör ile 2 saat kadar konuştum. İzmit’te niçin kilise oluşturduklarını sordum. İki milyon nüfuslu Kocaali’nde hiç Hıristiyan yokmuş. İstanbul’dan gelen cemaatlerine hizmet verdiklerini anlattı. Aylıklarını, kiliseler birliğinin verdiğini, diğer ihtiyaçlarını cemaatten topladıkları yardımla karşıladıklarını açıkladı. Proteston kilisesinde resim ve heykel yok. Sadece haç varmış. Daha sonra öğrendim ki, misyonerlik yapıyorlarmış. Bilgisiz, sorumsuz erkeklere 100 dolar vererek, kiliyse getiriyorlarmış. Hatta bu yüzden Köseköy’de bir kişi eşinden boşanmış. Öğrencileri tavlıyorlarmış.

                Taksim’e gittiğimde de kiliseyi gezdim. Bir kasa içinde kum var. Kumun üzerinde mumlar var. Dua edip, mum yakılıyor. Asya’da beşeri ilkel pagan inanışlarının ritüellerini de bilirim. Hep birbirine benzer yararsız, faydasız, boş, ruhsuz, gereksiz avare işler.

                Bunlardan olgun, etik, yararlı birey, toplum olmaz. Bu akılsızlıkla olmaz. Almanya’ya gittim. Almanlarla konuşuyorum. Birinci ve İkinci Dünya savaşlarında nasıl katliam yaptıklarını övünerek anlatıyorlar. Demek ki hala akıllanmamışlar. Akıllı olsalardı, Hıristiyan, faşist, kapitalist olmazlardı.

Belarus’e gittim. Bana Haçlı Seferlerinde nasıl 4 milyon Müslüman’ı katlettiklerini anlatıyorlardı! Demek ki, hala akıllanmamışlar. Akıllı olsalardı, komünist ve de Hıristiyan olmazlardı.

Yahudilik, Hıristiyanlık, Budizm, Hinduizm, Taoizm… Günümüzde hep sentez olmuşlar. Birde işin içine komünizm, ateizm, faşizm, kapitalizm, feminizm… Girmiş. Hepsi birden tam bir kaskatı putperestlik oluşturmuşlar. Dünyayı, dünya insanlığını çok zor günler bekliyor! İnsanları bir putperestlikle kandıramazlarsa; ikinci, üçüncü putperestliği devreye sokuyorlar!

Bunların, zalim, katil, katliamcı kâfir, gâvur olduklarını anladık da; Müslüman’ım, diyenler, ne iş yapar?

İnşallah, 20 gün kadar sonra, 04 – 24 Şubat 2020 tarihleri arasında Umre’ye eşim ile birlikte Diyanet ile gideceğiz. Mekke ve Medine’deki kutsal, mübarek ziyaret yerlerini ziyaret edip, dua ve ibadet edeceğiz. Allah cc. Dua ve niyetlerimizi kabul eder inşallah. Sizlere, okuyucularıma inşallah dua edeceğim. Sizlerde bize, okuduğunuzda, hatırladığınızda, dua edersiniz, inşallah. Umre izlenimlerimizi de sizlerle inşallah paylaşırım.

İslam dininin hiç kimseyi mutlaka ama muhakkak Müslüman etme gibi bir hedefi, amacı yoktur. Herkesin dini, inancı kendinedir. Ama ben yine dua ediyorum. Allah cc. Akıl, fikir, hidayet isteme arzusu verir, inşallah. İnsanlar hidayet ister, inşallah. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.