banner525
banner531
banner532

Bizler, olgun, gelişmiş, medeni, bilgili olmak için öncelikle çocukluk yaşımızdan itibaren çok iyi bir eğitim- öğretim almalıyız. İlim, meslek, sanat, kültür, güzel ahlak, edep, hayâ, görgü kuralları olarak çok iyi yetişmeliyiz. Öncelikle maddi, manevi anlamda temiz bir ailede, toplumda, ülkede dünyada dünyaya gelmeliyiz. Örnek alacağımız güzel insanlar olmalı. Aile, bizlere iyi bir aile terbiyesi, eğitimi vermesi yanında; helal, doğal, taze, temiz gıdalarla beslemeli. Doğamızı haram ve temiz olmayan besinlerle bozmamalı. Genlerimizi hastalandırmamalı. Ruhumuzu, bedenimizi bozmamalı.

             İlmin doğruları, gerçekleri ve İslam dininin güzellikleri ile donanmalı. Kur’ân, sünnet, Ashabı Kiramın naklettiği, İslam’ı aynen, eksiksiz yaşama azminde, kararlılığında olmalı. İslam dinini günümüzde siyasallaştırıp, bozup, alanlar, olmaktadır! Mezhepçi, sapkın tutumda olanlar vardır. Pek çok mezhep, ekolde farz, sünnet yoktur. İbadet anlayışı, Kur’ân ve peygamberimize uygun değildir. Batıl batının ele geçirip, bozduğu, kendi çıkarları için şiddette, terörde, savaştırmakta kullandığı yanlış sözde Müslümanlar vardır. Siyasallaştırılmış ekoller vardır. Batıl batı, mankut haline getirdiği bu kişi, grup ve kitleleri kullanmakta, terör yaptırmaktadır! Sonrada dönüp; Müslümanlar teröristtir, demektedir!

                 Dünyada 2018 yılında terör yüzünden 15 bin kişi öldürüldü! Öldürülenlerin %80’i Müslüman idi. Diğer kesimi de kendinden olan teröristler öldürmüştü!

               Eğer gerçek İslam, Kur’ân ve peygamberimizin, sahabenin yaşadığı İslam dinini yaşayamazsanız; sapkın sapık, saldırgan, kaçık durumuna düşülür. “Günümüzde Kur’ân ve sünnetleri ve de sahabenin yaşadığı İslam dinini sistemleştirerek, geniş halk kitlelerine ulaştıran, Müslümanlarda ibadet bütünlüğü oluşturan, sadece Dört Hak mezhep dediğimiz anlayış, yol vardır.” Diğerlerinde inanç, ibadet, ahlak, muamelat eksikliği, bozukluğu bulunmaktadır. Bu Dört mezhebi, peygamberimizin döneminden alıp, günümüze müçtehit âlimler getirmişlerdir.

                   Sahabeler ve sahabelerin öğrencileri olan “Tabiinler,” peygamberimiz dönemindeki İslam yaşantısını günümüze taşımışlardır. Bugün Şii- Şia, Hariciler, Mutezile, Cehmiye, Müşebbihe, Kaderiyye,  Cebriye, Mürcie, Vehabi, Selefi denen guruplar; ilhamını Kur’ân ve sünnetten almamaktadır.  İslam dininde tefrikaya düşmüşler. Pek çoğu batıl Batı ve şer güçleri tarafından alabildiğine kullanılmaktadır. Bazıları siyasallaşmış anlayışlardır. Dört mezhepten olduğunu söyleyip; sapıtanlarda az değildir.

                   “Hanefi mezhebi, İmam azam tarafından ve de öğrencileri tarafından yol edilmiş. İmam Azam, yüzlerce öğrenci yetiştirmiş. Bunların 40 tanesi içtihat edebilecek düzeydedir.”

                  İmam Şafi, İmam Maliki, İmam Hambeli de diğer doğru ekolde olmuş. Yüzlerce öğrenci yetiştirmişler. “Eksiklikler varsa, günümüzde içtihat âlimleri tarafından düzeltilebilir. Kur’ân ve sünnetler, hadisler, peygamberimizin yaşantısı tam anlamı ile bilinmektedir.”

                   “İslam dininde sayıları 72 taneyi bulan bidat ve sapkın inanışlar vardır. Bunlara kanmamalı. Bu sapkınlıklar, küresel şer güçler tarafından Müslümanlara dayatılmaktadır!” Bir Şii, Vehabi, Selefiye siyasi anlayışlardır.  Siyasetleri gereği, dünyaya şiddet, terör yaymaktadırlar. Dini inanç ile ideolojiyi birbirine karıştırmışlardır!

                  “Bugün, ülkemizde cahil cühela olanları, daha çok solcular, komünistler, Kürtçüler kullanmaktadır! Alevileri daha çok solcu- komünistler kullanmakta ve de bozmaktadır! Kürtçüler, Alevilere de el atıp, kullanmaktadır.” “ Kürtleri de yine ırkçılık yapan solcular, komünistler kullanmaktadır!” Bu kullanma işi tam 1800 yılından beri tüm hızı ile devam etmektedir!

                Halkımızı doğru bilgilerle, doğru dini bilgilerle aydınlatmalıyız. Bidatlerden, hurafelerden, bozuk felsefi görüşlerden, sapkın ideolojilerden kurtarmalıyız. Batıl Batıcılardan, modernist, oryantalist, pozitivist, sapkın felsefi, ideolojik, dini anlayışların eline bırakmamalıyız. Sapkınlıkta, sapıklıkta kurtuluş ve İslam olmaz.

                  Bugün, sapkın sapıkların peşinden dünya insanlığının %90’i gitmektedir! Sapıklık, nefse hoş, güzel, iyi, zevkli, keyifli gelmektedir. Sapıklar, Müslümanlardan çok çalışarak, insanları kandırmakta, aldatmakta, kullanmaktadır. “Bugün ki, sözde Müslümanların durumu; Kuala ve Tembel Hayvan benzeridir. Uyuşuktur. Pısırıktır. Tembeldir. Morfinlenmiştir!” Dini yeterince doğru bilmeyenden ve yaşamayandan hayır, yarar gelmemektedir. İslam dinini istismar edenler, daha çok taraftar bulmaktadır. Fetö, Deaş, yalancı peygamberler ve sapkın ideolojik, felsefi serseriler, Müslümanları ve insanları kullanmaktadır!

                  Aleviler daha çok Almanlar tarafından kullanılmaktadır. Almanlar, Alisiz bir Aleviliği yaymaya çalışmaktadır. Kur’ân ve sünnetten daha da kopartıp, farklı bir din haline getirmeye çalışmaktadır. Alevileri, terör ize etmeye çalışmaktadırlar. Dinsiz, imansız komünistler; Alevi inancında kitaplar yazmakta, söylemlerde bulunmaktadır.

                Kürtleri de Kürtçülük yaptıran, yine Avrupa, Amerika ve ülkemize düşmanlık yaptıran diğer ülkelerdir. İslam dininden koparıp, mankut gibi kullanmaktadırlar.

                 “Anadolu’muz, Ortadoğu ülkeleri kadar eski insan medeniyetlerine sahne olmuş bir aziz vatandır. Ama materyalist felsefe, ideolojiler insanlığı bozmakta, hayvan altı yaratık durumuna sokmaktadır! Anadolu’da özellikte Güneydoğu’da eski, 12 bin yıllık medeniyetlerin kalıntıları, tapınakları bulunmaktadır. “Göbeklitepe anıtları, tapınakları” yanında yeni benzer tapınaklar ortaya çıkmaya başladı. Nuh as. Gemisinin karaya çıktığı vatandır. Hıristiyanların ilk kilisesi olan Aziz Petrus Kilisesi, Kapadokya, çok eski mescitler, camiler ülkemizdedir. Arkeolojik kazılarda çok eski eserler bulunmaktadır. Selçuklu, Osmanlı eserleri hala ayaktadır. Şanlıurfa, peygamberler şehridir. Diyarbakır, sahabeler şehridir. Mardin eski medeniyetlerin bir arada yaşadığı şehirdir. İstanbul, üç medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Demre ve Patara, Neol Baba denilen kişinin yaşadığı yerlerdir. Ülkemizin her bölgesinde, her yerinde, eski tarihi inanç eserleri vardır. “ O inançlarda olanların dini, imanı, inancı, helal, haram, günah anlayışları vardı. O anlayışı tamamen batıl, küfür olan bozuk felsefi anlayışlar, dinsiz - imansız, Allah tanımaz, kabul etmez, ideolojiler bozmaya devam etmektedir.” İşte insanlar bunun derdini yaşamakta, çok acı çekmektedirler.

                   Anadolu’muzda bilinen 6 -7 bin yıllık bilinen tarih sürecinde 30 taneden fazla ülke, devlet, uygarlık kurulmuş. Ülkemizde henüz bilinen ve bulunan kadarı ile 30 bin kadar tarihi eser vardır. Öyle ki, yer altı, yerüstü topraklarımız tarihi eser kaynamaktadır. Çalınıp, dışarı götürülenlerin haddi, hesabı yoktur! Beş bin tane çalınan eserimiz olduğu bilinmektedir. 4,500 tanesini de çalınan yerlerden geri aldık. Öyle ki, İznik Gölü altı, Elazığ - Hazar Gölü altı bile tarihi eselerlerle doludur. Vatanımızın her değerine sahip çıkmalıyız. “Vatana, millete sahip çıkamayan, hiçbir kutsal değerine sahip çıkamaz.”

                 “Seküler, laik, din dışılığın hiçbir kutsalı, mukaddes değeri, değer yargısı yoktur. Değerler sadece hak din İslam dinine aittir. Onlar ilahi olan, kutsal, mukaddes olan her değere karşıdırlar ve savaş açmışlardır. “Onların bazı süslü sözleri, insanları aldatmak, kandırmak, tuzağa düşürmek, kullanabilmek içindir. Onların medeniyetleri, insanlıkları da yoktur. Onlar ıslah edemez, düzeltemez, iyileştiremezler. Sadece yıkar, yakar, yok ederler!” Bu adi, alçak, kahpe, hain, kalleş, katiller, katliamcılar, sadece varlık, insan düşmanıdır. Müslümanları da bozmaktadırlar.

                    Müslümanlarda kirlenme, bozulma, yozlaşma oluşturmaktadırlar. Müslümanları da aç göz, savurgan, israfçı, harama rağbet eden yapmaktadırlar. Helal, haram demeden, her şeyi alır, çalar hale getirmektedirler. İlim, irfan, kültür, sanat, meslek yönü ile düşük düzeye indirgemektedirler. Ahlak ve huylarını kötüleştirmektedirler. Lüks, israf, aşırı tüketim, gurur- kibir, gösteriş hastalığına tutulmaktadırlar. Nefislerini frenlemesini becerememektedirler. İş, görev, ödev ve sorumlulukları yerine getirmede, İslam dininin kurallarına uymamaktadırlar. “Devletin dini olmaz. Devlet laiktir. Sekülerdir, deyip; dinsiz, imansız, ilkesiz, iffetsiz, akılsız, ilimsiz; devlet, millet yönetimi oluşturmaktadırlar.” Müslümanları çok farklı yol ve yöntemlerle bozmaktadırlar. Bozulan Müslümanlar rezil, rüsva, felaket, fecaat, perişan olmalarına rağmen; sonlarının niçin böyle olduğunu anlayamamaktadır. Zira akıl gidince, zekâda işe yaramamakta, doğru karar verememektedirler! Hikmet, ahlak, edep, fazilet değerleri yok edilmektedir!

                 Şu anda dünya Müslümanlarının etkin, yetkin anlamda samimi âlimleri, rehberleri, mürşitleri pek yoktur. Müslüman, denilenler; bir şarlatan, şaklabanın ardına takılırlar! Âlimleri dinlemez, okumazlar. Devletin adamları da, bir kaçığa milyarlarca lira verir. Halkı eğlendirsin, oynatsın, zevklendirsin, keyiflendirsin, uyutsun diye! Ama bir âlime bir kuruş verip, halka dinlettirmezler! Çünkü gerçek, samimi âlim doğruyu söyler. Zalim yönetici işi; hile ve sahtecilikle yapar!”

                Halkımız, kapitalist anlayışla soyulmaktadır. Aç göz, doymaz, kanaat getirmez, duruma sokulmaktadır. Ramazan Bayramı üç gündür. Kurban Bayramı 4 gündür. Ama bu iki bayram tatilini de 9 gün yapmaktadırlar. Tatil olsun ki, 10 milyon kadar insan tatil yapsın. Tatil yaptıranlar; soyarak, kazansın. Halk kredi kartları ile borçlansın. Üretim dursun. Pis deniz kıyılarında yüzülsün.” Bankalara 500 milyar dolar borcu olan halk, her bir tatilde 50 milyar lira daha borçlansın! Böylece halk fakirleşmektedir. Bankalarda bu yılın ilk 10 ayında milyon lira parası olanların sayısı 33 bin kişi artarak, 240 bin kişiye ulaşmıştır.”

                   İnsan olumlu, iyi, güzel, doğru, gerçekçi düşünmeli. Olumsuz düşünmemeli. Aklı, zekâyı, beyini bozmamalı. Başarısızlıktan ötürü yılgınlığa, umutsuzluğa, kötümserliğe düşmemeli. “Başarısızlık kader değildir. Yaşamın bir çabasının sonucudur. Başarılı olmak için hazırlanmalı. Gerektiğinde çevreden yardım almalı.” Olumlu bir şey, olumsuzdan çok daha yararlı ve olumludur. Olumsuzluğa, çirkinliğe, kötülüğe, yanlışa düşmemeli. Düşsek de, kalkmasını becermeli. Dürdüğümüz yerde kalmamalı. Şans diye bir olay yok! Şanslı olmak için var güçle çalışmalı. Planlı, programlı, tasarımlı, projeli, ekip halinde deneyimli uzman kişilerle çalışanlar kazanır, başarır. Umutsuz olmamalı. Ümitsizliğe düşmemeli. Ümitsiz olma haramdır. İnsan mutlaka ekip halinde çalışmalı. Tek başına çalışmamalı. İnsan kendini bile gıdıklayamaz,

                   İnsan, kendini her yönü ile geliştirip, yararlı, iş becerebilen, yetkin, etkin hale getirmeli. “Bakıyorum da, açım, susuzum, diyen, insanlar, annelerinden doğdukları gibi kalmışlar. Eğitim, öğretim, bilgi, yetenek, beceri, sanat, meslek, kültür edinme yok! Sadece çocuk yapmaya başlamış ve de devam etmektedirler! Çocukları da kendileri gibi yetişmemiş, gelişmemiş durumdadır. Devlet ve halk yöneticileri de; keyiflerinde, zevklerinde, âlemlerindedir! Organizasyona katılmalı.”

                  “İnsan, gelişmiş bir ailede dünyaya gelmeli. Gelişme ailecek devam etmeli. Stratejik toplam kalitede planlı, programlı, projeli, tasarımlı, en ideal ölçütlerde gelişimini sürekli sürdürmeli. Kalite ve verim olmalı. Yüksek bilim, ilim, ahlak, edep, hayâ, hak, hukuk, hakkaniyet, adalet, doğruluk, dürüstlük içinde yüksek bilim üretme ile yaşamına devam etmeli. İleri teknoloji üretmeli. Her organizasyona katılmalı. Sürdürebilirliği olan etkinliklerde aktif yer almalı. Başkalarından üstün ve farklı olmalı. Sıradan, basit bir insan olmamalı. Ülkesini, vatanını, milletini, devleti, insanlığı, insanları, doğayı, doğadaki canlıları sevip, korumalı. Üretmeli. Üretimden herkes hak ettiği payı almalı. “Beleş, haybeden geçinen asalak, parazitlerin önü mutlaka kesilmeli.” İnsanları huzurlu ve mutlu etmeli. Farklı, kaliteli, verimli, katma değeri yüksek, stratejik üretimler yapmalı. Ülke güvenliği için üretimde bulunmalı. Hainlere, kalleşlere, kahpelere, alçaklara, ikiyüzlülere, adilere, düşmanlara, düşüklere fırsat, olanak tanımamalı. “Demokrasi, hürriyet, özgürlük, insan hakları deyip; hainlik yapanlara gevşek davranmamalı. İnsanlıklı olana insan gibi davranılır. Hoş görülür. Hoşgörülü bakılır. Alçak, düşmanlara hak ettiği adalet uygulanır. Disiplin, adalet, hukuk vazgeçilmezdir.

                Ülkemiz, batılılaşalı, modernleşeli, özgürlük, serbestlik diyeli, beri; hep anarşi, şiddet, terör, öldürme, çalma, çırpma, hak, hukuk, adalet dinlememe, yoğun olmamaktadır! İnsana, kadına sevgi, saygı, itibar kalmadı. Bir taraftan terör insanımızı öldürürken, diğer yandan şiddet sonucu erkek ve kadınlar öldürülmektedir. “İnsanımız, insanlığını yitirmektedir!” Şiddet sonucu erkeklerin öldürülmesi pek ses getirmemektedir! “Bunun yanında kadınlarımızda öldürülmektedir! 2019 yılının ilk 11 ayında 430 kadınımız öldürüldü! Katledildi! 2019 yılı Eylül ayında 53 kadın, Ekim’de 36 kadın, Kasım’da 39 kadın şiddetle daha çok kocası tarafından öldürüldü!” Soralım! Bu rezillik, kepazelik, rüsvalık, vahşilik, ahlaksızlık, edepsizlik; niye, niçin, neden, nasıl, nereden, kimler tarafından, niçin, neden yapılmaktadır? Sorunu bulup, giderelim.

                “Aynı şekilde terör ve olumsuzlukların sebeplerini de bulup, giderelim.”

                “Tüm bu olumsuzlukların başında yanlış öğretim, yanlış eğitim, adaletsizlik, yanlışlıklar vardır. Bunları birey, aile, toplum, devlet olarak giderelim.”

                “Ekonomi son 200 yıldır hep kötü gitmektedir! Ülkem hiçbir dönem iyi bir ekonomiye sahip olmamıştır. 94 yıllık Cumhuriyet dönemini yıl, yıl inceledim. İhracat hep az oldu. İthalat- dış alım hep fazla oldu. Tek bir yıl bile ihracat, ithalatı geçmemiştir. Hemen her yıl %70’e varan cari açık verilmiştir. Böyle işler doğru, dürüst, düzgün gitmez!”

                Halk, bilgili, bilinçli, vatansever olmalı. Hukuk çerçevesinde hareket etmeli. Yöneticilerde yetkin davranmalı. Etkili olmalı. Bilim, ilim, din merkezli yönetim yapmalı. Hukuk ve adaletten asla şaşmamalı. Eşitlik ilkesinden ayrılmamalı. Lider yönetici özellikli olmayanlar, devlet ve halk yönetiminde bulunmamalı. Halk ömür boyu öğretime alınmalı. Çağın koşullarına göre her yönü ile eğitilmeli.

                “Türkiye’miz, 2019 yılı itibarıyla gelişmiş ülkelerin arsına girmeye ramak kalmış. 170 milyar dolara yaklaşan ihracatının %75’i sanayi ürünleridir. %25’i tarım ürünlerinden oluşmaktadır. Ama katma değeri yüksek sanayi ürünü üretmesi %1 civarındadır. Birde ücretlerde çok büyük dengesizlikler vardır. Gelir dağılımında “adaletin,” “a” harfi bile bulunmamaktadır.

Bir örnek verelim: “ Ülkemizde bilinen kadarı ile 7 milyon insan asgari ücretle çalışmaktadır. Asgari ücret 2019 yılı itibarıyla 2,020 liradır. Açlık sınırı da 2,150 liradır. Yanı asgari ücretliler ve asgari ücretlinin altında kayıtsız çalışanlar ve de emeklilerin %80’i açlık sınırı altında aylık, ücret almaktadır! Yoksulluk sınırı da 2,600 liradır. Ama bu ülkede kamu görevi yapanlar, 75 bin lira aylık alabilmektedir! Adalet bunun neresindedir? Eşitlik bunun neresindedir? Hak, hukuk, adalet, doğruluk, dürüstlük,  güzel ahlak, İslam bunun neresindedir?

                “Aylıklara önce tahmin ile zam yapılmaktadır. 2018 yılında asgari ücret %14,2 oranında artırıldı. Ama 2018 yılının Ağustos ayında itibaren gerçek zamlar %200’ü buldu. Devlet bu zamları, enflasyonu %26,5 olarak açıkladı! Yılsonunda %22,8 dedi. Ama asgari ücretliye aradaki fark verilmedi.”

 Şu anda sendika, işveren, devlet arsında 15 kişilik ekip asgari ücreti belirleme çalışması yapmaktadır. Yine yoksulluk sınırı üzerine çıkılmayacağı kanısındayım. Çünkü kapitalizmin dini, imanı, ahlakı, acıması yok! Sömürme, sömürü üzerinde kurulmuş, sapkın bir rejimdir.

                Devlet ve millet yönetiminden haberdar olmalı. Neyin, niçin, neden, nasıl, kim tarafından; nasıl yapılması gerektiğini bilmeli. Bugün, dünyanın 40 kadar yerinde anarşi, şiddet, terör, çatışma, savaş, darbe varsa, bunun başlıca sebebi; kötü rejim ve yönetimlerdir! Hep dış ve iç düşmana olayları bağlamamalı. İnsan, toplum; akıllı, bilgili, bilinçli olursa, düşman fitne, bozgunculuk, anarşi, terör pek çıkaramaz. “Düşman açık yerden vurur. Sende açıklarını kapatırsın. Düşmanın topu zarar veremez.”

                “Ülkemizde üretici değil, aracı kazanmaktadır. Bu sanayi, tarım, hayvancılıkta da böyledir. Birileri üretiyor. Ama yevmiyesi, masrafı, gideri bile çıkmıyor! Zarar ediyor! Diğerleri alıp, satıyor. Eli değiyor.%500- 600-1,000 oranında kâr ediyor!”

 Dün bankaların para alma ve satma kazançları, kârları açıklandı. “Sadece para alma ve kredi vermede, %95 oranında kâr ettiler. Yanı halk soyuldu. Haramiler köşeyi döndü!” Devletin maddi olanakları topluma adil ve eşitlikçi anlayış ile yayılmalı. Yapılan işe, göreve göre belli bir ölçüye, dengeye göre ücret verilmeli. “Emek ve ürün, hizmet hedeflenmeli.” Herkes mesai saatini olanakları ölçüsünde kullanmaktadır. Bir kişi bir lira alıyorsa, diğeri 50 lira almamalı. Herkes ülkemizde birbirine yakın olanakları kullanarak yaşamaktadır. Herkes ekmeği, suyu, elektriği, ısınmayı, şekeri, yağı, tuzu aynı fiyatta almaktadır. Ücretlerde belli bir ölçü, denge, benzerlik olmalı. Eğer olmazsa, birileri bunu istismar eder. Olumluda kullandığı gibi yıkıcılıkta da kullanır, kullanmaktadırlar!”       

İnsanlar, devlet; “kişilere, toplumlara kolaylık tanımalı. Kolaylık tanıma dinimizin ilkesidir.” Peygamberimiz buyuruyor: “ İslam dini, kolaylık dinidir.” “Allah cc. Da; Bakara süresi 280. Ayette; insanlara kolaylık gösterilmesini istiyor.”  İslam dininde; ibadette, muamelatta, işlerde kolaylık gösterilmektedir.

Allah cc. Güzel olanı, güzeli sever. İnsanlarda böyle yapmalıdır. Müslüman kişi, estetik olmalıdır. Kötü, çirkin, zararlı, olumsuz, perişan, zayıf, tembel, miskin olmamalı. Fıtrata ve İslam dinine uygunsuz durum göstermemeli. Müslüman beden, vücut, anatomi, fizik, madde, mana, ruh olarak çok güzel olmalı. Temiz, tertemiz olmalı. Üst- baş, ev, bark, bahçe, kent, şehir, dünya olarak temiz olmalıdır. Ruh olarak da temiz, arı- duru olmalı. Çevreyi kirleten, akılsız mankut olmamalı. 

Birey, kendi ile barışık olmalı. Şiddet değil; sevgi, saygı, hoşgörü, şefkat, merhamet, müşfiklik göstermeli. Bir beyefendi, hanımefendi olmalı. Hiçbir kimse ile tartışmamalı. Kavga etmemeli. Dövüşmemeli. Hayvanlaşmamalı. “İslam dini barış dinidir.” Allah cc. İyi, güzel, doğru, dürüst, ahlaklı olanları sever. Aile içinde kavga olmaz, olmamalı. Komşular kavga, tartışma etmemeli. Akrabalar çıkar kavgasına düşmemeli. “Kadına el kalkmamalı.” Kadın, incedir, naziktir, narindir, nezaketlidir. Zarafetlidir. Hanımefendidir. Böyle olmalıdır. Erkek de böylesi İslam özelliği göstermelidir. Eksik yanlarımız varsa, zaman içinde, zamanı en iyi şekilde değerlendirerek, eksikliklerimizi gidermeliyiz. “Bendeniz, 2 hafta önce, 21 Kasım günü, 65 yaşıma girdim.” Hala eksikliklerimi gideremedim. İnsan zaman içinde eksikliklerini giderir. Kendini zaman içinde daha geliştirip, olgunlaştırır.

İnsanların en hayırlısı; Kur’ân, ilim, bilim öğrenip, yaşayandır. İlmi, dini yaşamayandan; olgun insan olmaz, olmamaktadır.

Lütfen her günü değerlendirelim. Hiçbir günü en iyi şekilde değerlendirmeden geçirmeyelim. İlim, meslek, sanat, kültür, insanlık öğrenerek, yaşayalım. Allah cc. Peygamberlerimiz ve bizler bunu öneriyoruz.

Bendeniz, hep yazıyorum, söylüyorum: “ Müslüman, kendisi ile ürettiği ile yaptığı ile stratejik kaliteli, verimli, sağlıklı, helal üretim yapmalıdır. Ama Ticaret Bakanlığı, ülkemizdeki 48 binden fazla sanayi ürünlerini denetledi. 15 binden fazlası kalitesiz, sağlığa zararlı çıktı! İşte bizde bunun için hastalanıyoruz! Tarım ve hayvancılık ürünleri de zaten sağlığa zararlıdır! Ispanak, nar yiyenler, bile hastanelik olmaktadır. Hatta ölmektedir! Çünkü zararlı kimyasal zirai ilaç kullanmakta, yapay gübre kullanmakta, kimyasallı pis ırmak sularından sulamaktadır.

Bugün yine bir rapor yayınlandı. Şöyle ki; “ Balık çeşitlerinden her birinin içinde 10 farklı çeşit mikro plastik bulunmaktadır. %65 oranında Kefal Balığı’nda bulunurken, en az mikro plastik bulunan balıkta da %25 oranında bulunmaktadır. Bunlar besinlerle insanların midelerine, bağırsaklarına, karaciğerlerine geçmektedir! Yanı insan pisliği içinde yok olacaktır!

Çevre kirliliği yüzünden, iklim değişikliği ile deniz, okyanus suları her yıl 4 santimetre yükselmektedir!

Ülkemizde, Termik enerji üreten kömür santralleri vardır. 15 tanesinin hiç baca filtresi yoktur. Yaktığı çok kalitesiz, toz kömürlerin dumanını, zehirli gazini direk çevreye, havaya yaymaktadır! “TBMM’de yasa onandı. 2,5 yıl içinde bunlar baca filtresi takacak, dendi. 2,5 yıl daha milleti zehirleyecek. Varlıklara zarar verecek, dendi.” Cumhurbaşkanı yasanın bu maddesini iptal edip, tekrar görülmesi için TBMM’ye iade etti. 6 aylık süre verilmeli, dendi.

Devlet, fakirlere her yıl çok kalitesiz kömürü bedava vermektedir. Öyle ki, hiç yanmadığı bile olmaktadır. Bu gibi çevreci olmayan uygulamalar tamamen yanlıştır. Aklı başa toplamalı. Dosdoğru, ilmi, akıllı davranmalı.

2019 yılında dünyada ve ülkemizde çok fazla orman yangını oldu. Ülkemizde her yıl 1,500 – 2,000 arası orman yangını çıkarılıyor. “Bunun bazılarını PKK ve diğer hayvanlaşmış terör örgütleri çıkarıyor. Bazılarını da aklı kendini taşımayan, hayvan altı yaratıklar çıkarmaktadır.” 24 Ağustos 2019 gün ki, resmi açıklamaya göre; ülkemizde 1,500 orman yangını çıktı. Bu yangınlarda 3,192 hektar= 31,920 dekar= dönüm orman alanı yandı! Bu tarihte verilen bilgilere göre; Rusya, Asya, Afrika, Avustralya, Amazonlarda da yangın çıktı. Bilerek, kastı orman yangınları çıkarıldı. 16 milyon defa orman yangın çıkarıldığı bildirildi! Üç aydan fazla süren orman yangınları oldu! Orman gitti! Orman içindeki canlılar yok oldu! Hava, çevre kirletildi. İnsanların bu akılsız davranışları ilahi cezasını mutlaka bulacaktır. Ben, haksızlık edenlere hakkımı, hukukumu helal etmiyorum.

Ülkemizde ilk defa 11 Kasım 2019 da 11 milyon fidan dikildi. Bu dünyada bir rekordur. Ama 11 milyon fidan dikildi. Hepsi ağaç olacak, diye bir garanti yok! Fidan dikmek, çok iyi de, daha iyisi; dikilen fidanları korumak, kollamak, geliştirmek, verimli kullanmaktır.

2019 yılı çok kurak geçmektedir. Göl suları 2 metre azaldı. Barajlara 04.12.2019 tarihi itibarıyla %20 su kaldı! Bu mankutlukla, akılsızlıkla, vurdumduymazlıkla, insanlar yol alırsa; çöldeki sürüngenlerin güneşten- sıcaktan korunmak için, çöl kumları içine saklandıkları gibi saklanacaktır!

“Müslüman kaliteli insandır. Kaliteli, verimli, doğru işler yapmalıdır.”

Sizlere hep nesir- düz yazı yazıyorum. Şimdide Şair, Veli Yunus Emre’nin bir şiirini yazmak istiyorum:

İlim, ilim bilmektir.

İlim, kendin bilmektir.

Sen, kendini bilmezsin.

Ya nice okumaktır?

Okumaktan murat ne?

Kişi, Hakk’ı bilmektir.

Çün okudun, bilmezsin.

Ha bir kuru ekmektir.

Okudum, bildim, deme.

Çok taat kıldım, deme.

Eğer Hak bilmez isen,

Abes yere gelmektir.

Dört kitabın manası,

Bellidir, bir elifte.

Sen, elifi bilmezsin.

Bu nice okumaktır.

Yiğirmi dokuz hece,

Okursun, uçtan uca.

Sen, elif dersin, hoca.

Manası ne demektir.

Yunus Emre der, hoca,

Gerekse bin var hacca,

Hepsinden iyice,

Bir gönüle girmektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner534

banner533

site sağ üst köşeye bayrak ekle