Bir yılın sonunda eşi ve kızı için yürüdü

İŞ için gittiği Ukrayna'da şiddetli baş ağrısı sonucu aniden rahatsızlanan ve geçirdiği felç ile yürüme-konuşma yetisini kaybeden Mustafa Yılmazoğlu, bir yıllık nörorehabilitasyon sürecinin ardından sağlığına kavuştu. Kırklareli'nde...

Bir yılın sonunda eşi ve kızı için yürüdü

İŞ için gittiği Ukrayna'da şiddetli baş ağrısı sonucu aniden rahatsızlanan ve geçirdiği felç ile yürüme-konuşma yetisini kaybeden Mustafa Yılmazoğlu, bir yıllık nörorehabilitasyon sürecinin ardından sağlığına kavuştu. Kırklareli'nde...

16 Mart 2019 Cumartesi 10:25
Bir yılın sonunda eşi ve kızı için yürüdü
İŞ için gittiği Ukrayna'da şiddetli baş ağrısı sonucu aniden rahatsızlanan ve geçirdiği felç ile yürüme-konuşma yetisini kaybeden Mustafa Yılmazoğlu, bir yıllık nörorehabilitasyon sürecinin ardından sağlığına kavuştu.

Kırklareli'nde yaşayan 56 yaşındaki evli ve bir çocuk babası Mustafa Yılmazoğlu, bundan bir yıl önce iş için gittiği Ukrayna'da aniden rahatsızlandı. Şiddetli baş ağrısı sonucu hastaneye kaldırılan ve beyin kanaması teşhisi ile yoğun bakıma alınan Yılmazoğlu, 3 günlük tedavinin ardından İstanbul'a getirildi. Yılmazoğlu'nun İstanbul'da yoğun bakım süreci başladı. Kolunu, bacağını oynatamayan ve konuşamayan Mustafa Yılmazoğlu, tedavisinin ardından nörorehabilitasyon sürecine girdi. Memorial Şişli Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Engin Çakar ve ekibi tarafından bir yıl süreyle tedavi edilen Yılmazoğlu, yüremeye başladı.

"HİÇBİR ZAMAN UMUTSUZLUĞA KAPILMADIK"

Hastalığı boyunca devamlı eşinin yanında olan Nur Yılmazoğlu,  zor günler geçirdiklerini belirterek, "Yatağa bağımlı haldeydi, ayağa bile kalkamıyor, yürüyemiyor, yemeğini yiyemiyordu. En azından konuşup bir derdini bize anlatamıyordu. Tedavi sonrası büyük bir aşama kaydettik. Artık yürüyebiliyor, en azından kendini anlatabiliyor. Tabi ki ailecek bizim için de çok zor bir süreçti. Çok zor günler yaşadık. Eşim ve kızım hep birlikte bu süreci atlatmaya çalıştık. Ancak hiç umutsuzluğa kapılmadık. Eşimin her zaman iyileşeceğini düşündüm. O şekilde her zaman ona karşı özenle davrandık. Kızım, eşim veben üçlü sacayağı gibi olduk" dedi.

"BABASI İÇİN İŞİNDEN AYRILDI"

Yılmazoğlu'nun kızı İrem Yılmazoğlu ise babasıyla ilgilenebilmek için işinden ayrıldığını belirterek tedavide sevginin önemine dikkat çekti. Genç kız, "Ailecek zor bir süreç yaşadık. Babamla ilgilenmek istediğimden işten ayrıldım. Hiç konuşamıyor, sağ tarafını hareket ettiremiyordu. Biz doğru tedavi sayesinde her şeyin atlatılacağını öğrendik. Burada sevgi faktörü de çok önemliydi. Birbirimize bu süreçte çok destek olduk. Bu tür hastalıklarla mücadele edenler asla denemekten vazgeçmesin ve hep pozitif olsunlar" ifadelerini kullandı.

BEYİN KANAMASINA KARŞI HANGİ ÖNLEMLER ALINMALI?

Mustafa Yılmazoğlu'nun tipik bir beyin kanaması örneği olduğunu ifade eden Prof. Dr. Engin Çakar ise "Geldiğinde şuuru kapalıydı ve sağ tarafında da kas gücü yoktu. Kolunu, elini ve bacağını hiç oynatamıyordu. Biz hızlıca nörorehabilitasyon programını başlattık. Dolayısıyla beyinde hasarlı dokunun ve etrafında bulunan sağlam dokunun atıl hale gelip fonksiyonlarını kalıcı olarak kaybetme sürecini yaşamadık. Böyle bir tablonun olmaması için yaşam tarzı düzenlenmeli, hastalıklar kontrol altında tutulmalı, hareketsiz yaşamdan uzak durulmalı, sigara içilmemeli, obeziteyle mücadele edilmeli ve sağlıklı beslenmeli" değerlendirmesinde bulundu.

ERKEN MÜDAHALEDE SAKATLIK RİSKİNİ KALDIRIYOR

Beyin kanaması tablosunda erken müdahalenin önemini vurgulayan Prof. Dr. Çakar, "Erken yapılan tıbbi ve cerrahi müdahaleler bazen hiçbir şey olmadan hastalığın erken dönemde atlatılmasını sağlıyor. Erken dönemde hastaneye ulaşamamak sakatlık oranlarını artırıyor. Erken dönemde müdahale edilemeyen durumlarda ise hastalar,  medikal durumlarıstabil olur olmaz hızlıca fizik tedavive rehabilitasyon hekimi tarafından muayene edilip kapsamlı rehabilitasyon kliniğine nakledilmeli" uyarısında bulundu.

YÜZDE 30 İLA 35'İ GENÇ YAŞLARDA

İnme ve buna bağlı felç tablolarının günümüzde artış gösterdiğini de hatırlatan Prof. Dr. Çakar, "Hastaların oransal olarak önemli bir kısmı ileri yaşta görülüyor. Yüzde 30 ila 35'i ise genç yaşta görülüyor. Dolayısıyla da hareketsizlik, spor yapmama, kötü beslenme, şeker veya kalp ritim bozukluğunun kontrol altında tutulmaması bu olayların artmasına sebep oldu. Özellikle de gençlerde son yıllarda fazlaca fazla görüyoruz" dedi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.