Biliyorum klasik bir konu, ama önemli olan neyi nasıl algılayıp, onu nasıl yorumlayabildiğinizdir. 

Size göre bu konu yani SAYGI DUYMAK, SAYGILI OLMAK klasik bakış açısı mı, yoksa modern - çağdaş düşünce tarzı mı, yoksa örf ve adetlerle, kültürel farklılıklarla yorumlanabilecek bir davranış biçimi mi..? Mutlaka bu basit ama önemli duygu ve davranış  biçimi hakkında hepimizin hem fikir olduğu yorumlar vardır. Sonuçta öğretileneni öğrenir ve öğretiriz. 

Var olmakla başlayan ve hareket, kişilik ve sözlerle beslenen bir düşüncedir saygı. 

Toplumun düzenini sağlayan bir sistem uygulama bütünlüğü oluşturan etik bir duygudur. Felsefi yönden de çok yönlü açıklamamız mümkündür. Edebi yönden saygıyı hürmet olarakta biliriz. 

SAYGININ İŞLEVSELİĞİ

Bu işlevselliği ne kadar kullanıyoruz?

Örneğin, nefes alıp veren tüm  canlılara saygı duymak zorundayız. Bitki, hayvan dahil, onların yaşam sürme haklarına karşı saygılı olmalı, ve bu işlevselliği kullanmalıyız. Ve onları koruyup kollamalıyız. Saygının türleri ve çeşitleri olduğunu unutmamalıyız. 

*****

Rizeyi ele alırsak insanların birbirine saygısı pek yok diyebiliirim. En basit örneği, kaldırımda yürümeyi bilmemek, bütün yolu işgal etmek, üçerli beşerli yürümek, arkadan gelen insanların geçiş hakkını önemsememek, birbirimize olan saygısızlığımızın bir göstergesi değil midir? Kaldırımları işgal etmek, engelli sürücülere ayrılan yerlere park etmek, yayalara ait olan yerlere, kaldırımlara tezgah açmak da bir nevi saygısızlık ve yaşam alanlarını işgal etmek, birbirimize olan tahammülsüzlüğümüzdür. Peki, diğer bir bakış açısıyla da bakarsak kaldırımlara sergi açan tezgah kuran yolları işgal eden kişiler, bunu neden yapmaktadırlar. Hiç düşündük mü? Acaba biz mi onlara geçinme hak ve hürriyetlerine saygısızlık yapıyoruz? Kimbilir belki de onlar haklıdır.

Başka bir örnek vermem gerekirse bildiğiniz üzere köşe yazısı bir yazarın herhangi bir konu veya günlük olaylar hakkındaki görüşlerini ve düşüncelerini ayrıntılara inmeden anlattığı gazete ve dergilerde yayımlanan kısa fikir yazılarıdır. 

Köşe yazarlarına karşı sizce ne kadar saygılıyız? 

Hele de sizlere düşünmeye teşvik eden ve hayata dair birşeyler katmaya çaba sarfeden niteliklerde olanlara karşı? 

Bu sebeple de fikrini paylaşan her yazar, 

neden böyle düşünüyorsunuz, neden böyle yazıyorsunuz? diye yerden yere vuracak kadar eleştirilmemelidir. Herkesin fikri, hayat görüşü, düşüncesi, bilgi birikimi, kültürel donanımı ve yeterliliği faklıdır. Ben kırmızıyı seviyorum diye neden kırmızıyı seviyorsun, domates kırmızı yaratıldı diye neden domates kırmızı yaratıldı demek abesle iştigal eder. Yani siz sevmiyorsunuz diye domatesin rengini eleştiremezsiniz.

Felsefe ve mantıkta olduğu gibi herkes herkesi ve herşeyi sevmek zorunda değildir.

Ama şöyle de bir gerçek vardır. Sevmek ve sevmemek ayrı bir konu. Sevmesekte SAYGI DUYMAK zorundayız.

Din, dil, ırk, renk, mezhep, cins, kültür farkı, seküler yaşam tercihlerine vb. her türlü farklılıklarımıza başkalarının hayat felsefesine saygı duymak zorundayız. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.