EKONOMİ

Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tezmen'den 'uluslararası yatırımcılara Türkiye' çağrısı

Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Türkiye'nin risklerinin uluslararası sermaye tarafından sistematik biçimde gizlenen yapısal fırsatlarına kıyasla sürekli olarak aşırı fiyatlandığını belirterek, 'Şu an Türkiye, makroekonomik koşullar, politika yönelimi ve yasal düzenlemelerin bir araya geldiği, fırsatın alışılmadık biçimde net göründüğü bir konjonktürü temsil ediyor' dedi.

Abone Ol

Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Türkiye'nin risklerinin uluslararası sermaye tarafından sistematik biçimde gizlenen yapısal fırsatlarına kıyasla sürekli olarak aşırı fiyatlandığını belirterek, 'Şu an Türkiye, makroekonomik koşullar, politika yönelimi ve yasal düzenlemelerin bir araya geldiği, fırsatın alışılmadık biçimde net göründüğü bir konjonktürü temsil ediyor' dedi.

Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'ye yirmi yılı aşkın süredir yatırım yaptığını kaydederek, bu süre zarfında döviz krizini, küresel finansal dalgalanmayı, kredi notu indirimlerini, darbe girişimini, Kovid-19'u ve tarihinin en yıkıcı depremlerinden birini gördüğünü, ülkenin bu sıkıntıları nasıl göğüslediğini yakından izlediğini anlattı.

Konuya ilişkin makalesi Reuters'ta da yer alan Tezmen, bu olumsuzluklar karşısında uluslararası sermaye piyasalarında her zaman 'Türkiye'nin çok oynak ve öngörülemez bir piyasaya sahip olduğuna dair' söylemin gündeme geldiğini, ancak her seferinde o türbülans boyunca pozisyonunu koruyan yatırımcıların konsensüse sığınanlardan çok daha iyi sonuçlar elde ettiğini vurguladı.

Tezmen, Türkiye'nin elbette riskler barındırdığını kaydederek, şu açıklamalarda bulundu: 'Burada yatırım yapan her ciddi yatırımcı Türkiye'nin yapısını biliyor. Döviz dinamikleri, kurumsal gelişim hızı, regülatif ortam. Asıl söylemek istediğim şu: Türkiye'nin riskleri, uluslararası sermaye tarafından sistematik biçimde gizlenen yapısal fırsatlarına kıyasla sürekli olarak aşırı fiyatlanıyor. Şu an Türkiye, makroekonomik koşullar, politika yönelimi ve yasal düzenlemelerin bir araya geldiği, fırsatın alışılmadık biçimde net göründüğü bir konjonktürü temsil ediyor. Sermaye tahsisinin güçleştiği bu ortamda yatırımcılar artık salt büyüme aramıyor, gerçek üretim kapasitesine ve güvenilir kurumsal çerçevelere sahip ekonomilerde yapısal temelli büyüme arıyor. Türkiye'nin tam da bu çerçeveden değerlendirilmesi gerekiyor.'

Yabancı yatırımcılar ve nitelikli iş gücüne yönelik önemli teşvikler getirildi

Emre Tezmen, Türkiye'nin 'gerçek anlamda köklü bir para politikası düzeltmesinden geçtiğini' belirterek, Mayıs 2023'te yüzde 8,5 olan politika faizinin Mart 2024'te yüzde 50'ye yükseltilmesinin, Türk sermaye piyasalarını uzun yıllar etkileyen negatif reel faiz ortamını sona erdirdiğini ifade etti.

Bu adımın 'Ortodoks makroekonomiye yapısal bir bağlılık beyanı' niteliğinde olduğunu kaydeden Tezmen, para politikalarındaki dönüşümü yabancı yatırımı teşvik etmeye yönelik yasal düzenlemelerin izlediğini anlattı.

TBMM'de kabul edilen düzenlemelerle yabancı yatırımcılar ve nitelikli iş gücüne yönelik önemli teşvikler getirildiğini belirten Tezmen, son üç yılda Türkiye'de ikamet etmeyen kişilerin yurt dışı kaynaklı gelirlerine 20 yıllık vergi muafiyeti sağlanacağını, İstanbul Finans Merkezi'nde faaliyet gösteren şirketler ile çalışanlara çeşitli vergi avantajları sunulacağını aktardı.

Ürettiklerini ihraç eden imalatçılar için kurumlar vergisinin yüzde 12,5'e düşürülmesine ilişkin Tezmen, 'Bu küçük bir ayarlama değil. Türkiye'nin sanayi sermayesinin rekabetçi maliyetini yeniden konumlandıran yapısal bir adım' değerlendirmesinde bulundu.

Tezmen, Türkiye'nin hareketli sermaye ve nitelikli insan kaynağını çekebilmek için kurumsal ve mali altyapısını güçlendirdiğini belirterek, bunun uluslararası yatırımcıların geçmişte değerlendirdiğinden farklı bir Türkiye tablosu ortaya koyduğunu vurguladı.

'Coğrafi avantaj daha görünür hale geldi'

Türkiye'nin coğrafi konumunun uzun yıllardır önemli bir avantaj sunduğunu ancak küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği mevcut dönemde bu avantajın daha görünür hale geldiğini kaydeden Tezmen, ülkenin Avrupa, Körfez ve Orta Asya'nın kesişim noktasında yer aldığını belirtti.

Türkiye'nin güvenilir üretim tabanı, derin bankacılık sistemi ve kurumsal ölçeğe sahip sermaye piyasalarıyla bölgesel yatırım merkezi konumunu güçlendirdiğinin altını çizen Tezmen, İstanbul Finans Merkezi'nin de bu yaklaşımın kurumsal yansıması olarak tasarlandığını bildirdi.

Mart ayında BlackRock Üst Yöneticisi Larry Fink'in İstanbul'da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekonomi yönetimiyle gerçekleştirdiği görüşmenin Türkiye'ye yönelik uluslararası yatırım ilgisinin göstergelerinden biri olduğunu belirten Tezmen, bu temasların uzun vadeli yatırım perspektifi açısından önemli sinyaller verdiğini kaydetti.

Tezmen, Körfez ülkelerindeki fonların yatırım tercihlerinde son yıllarda önemli değişim yaşandığını kaydederek, bu fonların artık yalnızca finansal getiri değil, üretim kapasitesi, güçlü iç pazar ve güvenilir kurumsal çerçeveye sahip ekonomiler aradığını ifade etti.

Türkiye'nin bu üç kriteri aynı anda karşılayan az sayıdaki ekonomilerden birisi olduğunu vurgulayan Tezmen, yurt dışında tutulan Türk sermayesinin ülkeye dönüşünü kolaylaştıran düzenlemelerin de sermaye piyasalarının derinliği ve likiditesi üzerinde önemli etkiler oluşturabileceğini dile getirdi.

'Türkiye önemli yatırım fırsatları sunuyor'

Emre Tezmen, 'Sermayenin yurda dönüşüne ilişkin hükümler salt mali bir düzenleme değil. Türk devleti ile Türk özel sermayesi arasındaki ilişkinin gidişatına dair bir beyan' ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin uzun vadeli görünümüne ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Tezmen, genç ve eğitimli nüfus, ihracat rekabetçiliğine sahip sanayi altyapısı, finansal sistemin kurumsal derinliği ve stratejik coğrafi konumun ülkenin temel avantajları arasında yer aldığını belirtti.

Tezmen, 'Bu, riskleri görmezden gelmek için bir çağrı değil. Onları doğru fiyatlamak için bir çağrı' değerlendirmesinde bulunarak, küresel sermayenin yeniden konumlandığı mevcut dönemde Türkiye'nin önemli yatırım fırsatları sunduğunu ifade etti.