Van

Van Gölü'nün mikrobiyalitleri Guinness için ön elemeyi geçti

Dışişleri Bakanlığı Van Temsilcisi Büyükelçi Emre Zeki Karagöl, Van Gölü'nde bulunan ve 'su altı peribacaları' olarak adlandırılan dünyanın en büyük mikrobiyalitlerinin Guinness Dünya Rekorlar Kitabı'na girmesi için resmi sürecin başladığını duyurdu.

Abone Ol

Dışişleri Bakanlığı Van Temsilcisi Büyükelçi Emre Zeki Karagöl, Van Gölü'nde bulunan ve 'su altı peribacaları' olarak adlandırılan dünyanın en büyük mikrobiyalitlerinin Guinness Dünya Rekorlar Kitabı'na girmesi için resmi sürecin başladığını duyurdu.

Dünyanın en büyük sodalı gölü olmasının yanı sıra 3 bin 712 kilometrekarelik yüzey alanıyla Türkiye'nin en büyük gölü unvanını elinde bulunduran Van Gölü, derinliklerinde sakladığı binlerce yıllık doğal mirasla dünya gündemine oturmaya hazırlanıyor. Gölün ekosisteminde hayati bir öneme sahip olan ve halk arasında 'su altı peribacaları' olarak nitelendirilen dev mikrobiyalitlerin tescillenmesi için diplomatik ve bilimsel bir atak başlatıldı.

Dışişleri Bakanlığı Van Temsilcisi Büyükelçi Emre Zeki Karagöl, Van Gölü'nün bu eşsiz jeolojik yapılarını küresel ölçekte tanıtmak amacıyla Guinness Dünya Rekorlar Kitabı'na resmi başvuruda bulunduklarını ve dosyanın ön eleme aşamasını başarıyla tamamladığını açıkladı. Bugüne kadar keşfedilen yaklaşık 40 metrelik dev mikrobiyalitler rekor iddiasını güçlendiriyor.

'Mikrobiyolit denizlerdeki mercana eş değer'

İHA muhabirine konuşan Dışişleri Bakanlığı Van Temsilcisi Büyükelçi Emre Zeki Karagöl, Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı'nı (DAKA) ziyareti sırasında mikrobiyalitlerle ilgili çalışmalardan etkilendiğini belirtti. Büyükelçi Karagöl, 'Van'a atanmamın akabinde, Dışişleri Bakanlığı temsilcisi olarak ilk ziyaret ettiğim kurumlardan biri Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı'ydı. Burada gördüğüm bir kitapta Van Gölü'ne ilişkin çok güzel fotoğraflar vardı ve bunlardan bir tanesi de mikrobiyolitlerle alakalıydı. Biliyorsunuz mikrobiyolit, denizlerdeki mercana eş değer. Dünyanın en uzun ve en büyük mikrobiyolitlerinin, 40 metreye yakın boylarıyla Adilcevaz-Tatvan bölgesinde, Van Gölü'nde olduğu bilgisini aldım. Sonra Van Gölü konusundaki uzmanlarımızdan Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı ve İstanbul Teknik Üniversitesi'nden emekli Prof. Dr. M. Namık Çağatay ile görüştüm. Onlar beni bilimsel akademik dergilere yönlendirdiler. Orada da 1990 yılından itibaren yapılan yayınlarda bu dev mikrobiyalitlerden bahsediliyordu' dedi.

'Ön elemeyi geçtik'

40 farklı ülkede basılan Dünya Rekorlar Kitabı ile yapılan görüşme süreciyle ilgili bilgi veren Karagöl, 'Bu yayınlarla dev mikrobiyolitlerin varlığı kesinleştikten sonra, kişisel tarihimde önemli bir yeri olan, 1978 yılından beri bildiğim ve babamın bana zamanında doğum günü hediyesi olarak verdiği, 40 farklı ülkede basılan Dünya Rekorlar Kitabı ile temasa geçtim. Bana yaklaşık 8-9 sayfalık bir başvuru formu gönderdiler; formu doldurup kendilerine ilettim. Ön elemeyi geçtik; yani yaptığımız başvurunun incelemeye değer olduğu bilgisini bize yazdılar. Akabinde Dünya Rekorlar Kitabı, bilimsel olarak iddiamızın gerçekliğini araştırmaya başladı' diye konuştu.

'Van kahvaltısından sonra ikinci rekor hedefi'

Van'ın tanıtımı için bu girişimin büyük önem taşıdığını vurgulayan Karagöl, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Bana verilen bilgiye göre 3-4 aylık bir araştırma süreci olacak. Ondan sonra da bize 'kitaba girmeye değer' veya 'hayır' cevabını verecekler. Umarım kitaba gireceğiz. Eğer girebilirsek, Van'dan ikinci bir unsurun Rekorlar Kitabı'na dahil olmasından dolayı hep beraber mutlu olacağız. Biliyorsunuz, ilk unsur Van kahvaltısı idi. Başvurumun ve bütün girişimimin amacı; Van ve bölge kültürüne özgü bir unsurun dünya tarafından tanınması ve bilinmesidir.'