Antalya'nın 6 bin 142 yabancı sermayeli şirketiyle uluslararası bir ticaret merkezi haline geldiğini belirten ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, 'Toplam sermayenin yüzde 23-24'ü yabancı şirketlerden geliyor. Sadece turistik ziyaretçi değil, ekonomik olarak da uluslararası bir kent olma özelliğini yakalıyoruz. Bu da yabancı sermayenin iştahını tetikliyor' dedi.

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ATSO Yönetim Kurulu Üyeleri Hakan Pakalın, Hatice Öz ve Murat Totoş, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) Antalya Şubesi üyelerini konuk etti. Hacısüleyman, Antalya'nın mevcut ekonomik durumu, 2025 değerlendirmesi, 2026 beklentileri, küresel ve jeopolitik riskler, Expo alanı, yabancı sermaye yapısı, 2050 vizyon çalışmaları, ATSO'nun bu yıl yapılacak seçimleri ve adaylığı ile ilgi konuştu.

'Üretim için gerekli kaynağı 2025'te sağlayamadık'

ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, iş dünyasının 2025 yılına girerken olumlu bir tabloya hazırlandığını ancak bu beklentinin gerçekleşmediğini belirterek, '2025'e girerken daha iyi rakamlarla 2025'i kapatabileceğimize inanarak girdik. Ancak istediğimiz gelişmeleri yakalayamadık. Hem enflasyon rakamları Merkez Bankası'nın gördüğü gibi gerçekleşmedi hem de Merkez Bankası, maliye politikaları doğrultusunda faiz oranlarını bir an önce düşürmeye çalıştı. Fakat onda da bazı aksaklıklar yaşadık. Şu anda istediğimiz yerde gözükmüyoruz. Üretim için gerekli kaynağı 2025'te sağlayamadık' dedi.

En büyük sorunlardan birini 'finansa erişim' olarak tanımladıklarını vurgulayan Hacısüleyman, meclis konuşmalarında enflasyonla mücadelenin ana alanlarından biri olması gerektiğini sürekli dile getirdiklerini, ihracatçı için de Türk lirasının değerli oluşu nedeniyle kurların istenilen seviyeye gelememesinden yakındıklarını aktardı. Hacısüleyman, 'Tabii ki biz Türk liramızın çok değerli olmasını arzu ediyoruz. Fakat bu değerlilik, kurlarla ilgili de daha uygun rakamlara gelinilmesini engellememesi lazım diyoruz' ifadelerini kullandı.

'Antalya'nın turizm, tarım ve sanayiden 37 milyar dolara yakın katkısı var'

Antalya ekonomisinin genel fotoğrafını paylaşan Hacısüleyman, kentin ihracatta öncelikle bir 'hizmet ihracatı' kenti olduğunu vurguladı. Kişi başı turizm gelirinin 972 dolar olduğunu belirten Hacısüleyman, '2025 verileri çıkmadı ama 2024 verileriyle hareket edersek, bu verilerin çıkması biraz süre alıyor. Ama kişi başı turizm gelirini 972 dolar olarak aldığımızda 17 milyon civarında diye de rakamı belirtelim. Bunun 16 milyon kısmı yabancı ziyaretçi, geri kalan kısmı da vatandaş ziyaretçi dediğimiz, yurt dışında yaşayanların geldiği bir kesimden elde ettiğimiz paranın kabataslak 17 milyar dolar olacağını hesaplayabiliyoruz' dedi.

'Şehir olarak 6'ncı büyük ekonomi sayılıyoruz'

Tarım ve sanayi kaynaklı ihracat gelirleriyle birlikte Antalya'nın Türkiye ekonomisine toplam katkısının 20 milyar dolar civarına ulaştığını ifade eden Hacısüleyman, 'Tarım ve sanayi kısmından gelen ihracat gelirlerimizde 20 milyar dolar civarında Antalya'nın katkısı var ülkemize. Biz bu rakamlarla şehir olarak 6'ncı büyük ekonomi sayılıyoruz' diye konuştu.

'2025'te 177 milyar Türk lirası vergi tahakkuk edildi'

Vergi tahakkuk ve tahsilat oranlarına da değinen Hacısüleyman, 'Bu 6'ncı büyük ekonominin önemli bir kıstası da aslında toplanan vergiler. Ekonomiye baktığımız zaman sonuçta cirosal, maddi bir kıstastan bahsediyoruz. 2025'te 177 milyar Türk lirası vergi tahakkuk etmiş, bunun da yüzde 80'in üzerindeki bir payı tahsil edilmiş durumda. O bakımdan da iyiyiz, çek gibi veya geri ödeme güçlüğü içerisinde değiliz. Ama zorluklar yaşıyor muyuz? Zorluklar yaşıyoruz' dedi.

'Uluslararası bir kent olma hürriyetini yakalıyoruz'

Antalya'da 2025 yılında kurulan şirket sayısının 5 bin 500 civarında olduğunu, kapanan şirket sayısının ise 2 bin 600 düzeyinde seyrettiğini aktaran Hacısüleyman, ATSO'ya kayıtlı 67 bin şirket bulunduğunu, bunların 6 bin 142'sinin yabancı sermayeli olduğunu belirtti. Hacısüleyman, rakamların kentin uluslararası karakterini güçlendirdiğini söyleyerek, şu ifadelere yer verdi:

'Türkiye çapında baktığımız zaman 2 buçuk milyonun biraz üzerinde şirketimiz var. Bunun 67 bini Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'na kayıtlı. Bu 67 binin de 6 bin 142 tanesi yabancı sermayeli kurulmuş olan şirket. Bu da bize farklı bir bakış açısı veriyor. Bu şirketlerin sermaye gücü, güç olarak bizim şirketlerimizden daha fazla gözüküyor. Toplamda 67 binin belki yüzde 8'ine tekabül eden, yüzde 9'una tekabül eden bir oran varken sermayede baktığımız zaman yabancı şirketlerin sermayesi bizim toplam sermayemiz içerisinde yüzde 23'ünü, yüzde 24'ünü teşkil ediyor. Bu da yabancı sermaye şirketlerin güçlü olarak buraya geldiğini gösteriyor. İlerisi için güzel bir şey, buradaki yatırım miktarını arttırabileceğini gösteriyor. Uluslararası bir kent olma hürriyetini yakalıyoruz. Sadece turistik ziyaretçi değil, ekonomik olarak da uluslararası bir kent olma özelliğini yakalıyoruz. Dolayısıyla ticaret açısından da hukuk kurallarının işlediği, hukuki sözleşmelerin çalıştığı bir şehir durumundayız. Bu da yabancı sermayenin iştahını tetikliyor.'

'Turizm kenti olmamızdan dolayı enflasyonumuz daha yüksek olabilir'

Antalya'da kent enflasyonunu yerel düzeyde hesaplayacak bir sistemlerinin olmadığını ancak turizm kenti olmanın etkisiyle fiyat artışlarının Türkiye ortalamasının üzerinde hissedilebildiğini vurgulayan Hacısüleyman, 'Turizm kenti olmamızdan dolayı enflasyonumuz daha yüksek olabilir. Çünkü talep oluştuğu zaman fiyat artışları mümkün. Turizmde de bunu görüyoruz. Eskiden 'Türkiye'nin ucuz ülke olması' ifadesini hiç sevmiyorduk. Aslında oradaki ucuzluk ülkenin ucuz olması değil, tatil yapma yeri olarak ekonomik olması anlamına geliyordu. Fakat artan maliyetlerle baktık ki turizmde de yavaş yavaş fiyatlarımız Avrupa standartlarındaki tatil yerleriyle eşitlenmeye başladı. Bu da çok kazandığımızdan dolayı değil, maliyet artışlarının yüksekliğinden dolayı meydana geldi. Mecburen fiyatlarımızı artırmak zorunda kaldık' diyerek, fiyatlardaki artışın temelinde maliyet baskısı bulunduğunu vurguladı.

'2026'da beklentimiz aynı sayıları yakalamak yönünde'

Turist sayısına ilişkin değerlendirmesinde ise Hacısüleyman, 2024 ve 2025 sayılarının birbirine çok yakın seyrettiğine dikkat çekerek, '2024'te gelen sayı ile 2025'te gelen sayı birbirine eşitleyebileceğimiz kadar, çok küçük bir fark var. Bunu rekor olarak ifade edenler var ama biz öyle düşünmüyoruz. Sonuçta 60-70 bin kişinin bir fark olması çok da önemli değil. 2 yıl üst üste bir yerde kalmış olmamız bizi 2026'da çok da mutlu etmiyor. 2026'da beklentimiz aynı sayıları yakalamak yönünde' dedi.

'Moral düşükse seyahatlerde azalma görüyoruz'

'Küresel ekonomideki ve jeopolitik alandaki risklere vurgu yapan Hacısüleyman, Rusya-Ukrayna savaşı, İsrail-Gazze hattındaki çatışma, İran gerilimi, Grönland ve Venezuela gibi başlıkların hem ekonomik hem moral açıdan etkiler oluşturduğunu söyledi. Hacısüleyman, tatilin çoğu insan için 'moral tazeleme' işlevi gördüğünü, moral bozukluğunun ise seyahat ve harcama kararlarını geciktirdiğini dile getirerek, şöyle devam etti:

'Bizim için özellikle seyahatlerde moral bulmak için aslında o seyahati yapıyorsun veya bir tatile çıkıyorsun. Bu kadar süredir çalışıyorum, bir tatili hak ettim duygusunu tatmin etmek için seyahat ediyoruz. Fakat dünyada moral eğer düşükse bu seyahatlerde azalma görüyoruz. Bu sadece bizim için geçerli değil birçok ülke için geçerli. 2026'da aynı turist sayısı derken bu karamsar bir yaklaşım değil. Bunun gerçekçi bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum.'

Antalya için rezervasyonların şimdilik geçen yıl ile aynı seviyede gittiğini, erken rezervasyon döneminin 31 Mart'ta tamamlanacağını hatırlatan Hacısüleyman, esas eğilimin bu tarihten sonra netleşeceğini söyledi. Hacısüleyman, erken rezervasyonların bazen çok erken, bazen son günlere sıkışabildiğini, bu nedenle şu an için kesin bir artış ya da azalış öngörmek için erken olduğunu söyleyerek, 'O yüzden karamsar değilim. Ama 'şu kadar artış olacak' demem için de bir sebep göremiyorum. 2026'da 17 milyonu yakalarız diye düşünüyorum. Üstünün olması hepimizi mutlu eder' diye konuştu.

'Almanya ve Rusya'nın Antalya üzerindeki toplam payı yüzde 45'

Ana pazarlar itibarıyla Antalya'nın Almanya ve Rusya'ya yüksek derecede bağımlı olduğuna dikkat çeken Hacısüleyman, iki ülkenin toplam payının yüzde 45'e ulaştığını hatırlattı. Hacısüleyman, 'Bizim iki ana pazarımız var. Maalesef diyorum. İkisinin toplamı yüzde 45, Almanya ve Rusya. İki ana oyuncu var. Almanya 4 milyonla kapattı, Rusya 3,5 milyonla kapattı. Yüzde 45 iki ülkeden alıyoruz. Bir tanesi savaşta. Jeopolitik olarak baktığın zaman bu cereyan eden konularla doğrudan ilgili. Almanya'da da otomotiv sektörü hiç iyi değil. Bu da istihdam ve gelir üzerinde baskıya neden oluyor' ifadelerini kullandı.

'Ayağınızı yorganınıza göre uzatın, üretimi durdurmayın, ihracata yönelin'

NATO ülkeleri üzerinden yürüyen tartışmaların da Türkiye ve Antalya'yı dolaylı etkileyebilecek konular arasında olduğuna işaret eden Hacısüleyman, tüm bu başlıklar nedeniyle iş dünyasının 'ihtiyatlı olmasının' önem taşıdığını vurguladı. Belirsizlikler nedeniyle iş dünyasına 'temkinli büyüme' tavsiyesinde bulunan Hacısüleyman, 'Meclis gündemlerimizde de üyelerimize her zaman ayağımızı yorganımıza göre uzatmamız, ihtiyatlı davranmamız, üretimi güçlü şekilde sürdürmemiz ancak yeni açılımlara bir süre daha mesafe koymamız gerektiğini tavsiye ediyoruz. Büyüme ve genişleme planlarımızı, üretimi artırmamız lazım. Tüketimi enflasyon veya faiz politikalarıyla baskıladık ama bu baskılama üretimi olumsuz yönde etkiledi. Üretilmediği için tüketilmiyor gibi bir durum oluştu. Halbuki biz üretimi devam ettirip tüketimi azaltabiliriz ama üretimi ihracata doğru yönlendirmemiz gerekiyor, fabrikalarımızın tam kapasite ile çalışabilmesi gerekiyor. Bunu muhakkak ayakta tutmak zorundayız. Bu fabrikalarda herhangi bir çalışılmayan dönem, kapasite düşürme, atıl bir döneme girersek bunları tekrar harekete geçirmek çok zor oluyor' dedi.

Expo alanı için çağrı

Eğitimle üretimin birleştiği okul 12 milyon ciroya ulaştı
Eğitimle üretimin birleştiği okul 12 milyon ciroya ulaştı
İçeriği Görüntüle

ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, 2016'dan bu yana büyük ölçüde atıl durumda kalan 1 milyon metrekarelik Expo alanının mutlaka kente kazandırılması gerektiğini vurguladı. Hacısüleyman, Antalya'nın 330 şehirden doğrudan uçuş alabildiğini, geniş yatak kapasitesine sahip olduğunu, ancak modern ve büyük ölçekli bir fuar-kongre alanı eksikliğinin devam ettiğini söyledi. Şu anda görünen en güçlü ihtiyacın şehre ait daha büyük ve nitelikli bir fuar merkezi olduğunu vurgulayan Hacısüleyman, 'Kongre açısından 5 bin kişilik bir salonumuz var. Yeterli mi? Hayır. Bazen 10 bin kişilik toplantıya, dünya toplantısı aldığın zaman 10 bin kişi geliyor. Bununla ilgili orayı değerlendirilebilir diye görüşümüzü söyledik. İster açık hava fuarcılık olur. Ama oranın çok düzgün bir fuar merkezine dönüşmesinin bence öncelikli olması lazım. COP31 vesile olabilir. Bizim 100 bin, 150 bin metrekarelik alanlara ihtiyacımız var' şeklinde konuştu.

'657 bin yatak yeterli'

Mevcut 657 bin yatak kapasitesinin Antalya için yeterli olduğunu belirten ATSO Başkanı, yeni otel yatırımlarının teşviklerle daha da hızlanmasının arz-talep dengesini bozabileceği uyarısında bulunarak, 'Yeni yatırımlar devam etmemeli, bizim 657 bin yatağımız var. Büyük oranda doğrudur bu yatak kapasitemiz. Bazen ufak tefek sayılmayan veya gözden kaçan yataklar olabiliyor ama büyük ölçüde doğru diyebiliriz. Bu yatak kapasitesi bize yeter. Hazineden aldığımız teşvik belgeleri var. KDV muafiyeti anlamını taşıyor. Bunlar üç yılda bir verilsin. Yoksa biz arzı birdenbire arttırdık bugüne kadar 50 bin yatak, 100 bin yatak, 80 bin yatak. Yeterince ziyaretçi gelmeyince fiyatları düşürdük. Bu duruma gelmeyelim. Biz artık tecrübesiz bir ülke değiliz' dedi.

ATSO'nun 2026 vizyonu

ATSO'nun 2026'da sürdüreceği faaliyetlere değinen Hacısüleyman, şehirde 'fikir üretme ve bu fikirlere ışık tutma' hedefiyle hareket ettiklerini söyledi. Hacısüleyman, 10 Şubat'ta 'Dijital İnsan' başlığıyla sosyal medya ve dijital kimlik konusunu ele alan bir etkinlik planladıklarını anlatarak, ATSO'nun yurt dışına açılma çabalarının devam ettiğini belirtti. ATSO seçimlerinin 2026 yılı sonbaharında yapılacağını da söyleyen Hacısüleyman, mevcut görev süresinin son 10-11 ayını seçim kampanyası değil, şehre hizmet odaklı geçirmek istediğini söyledi. Ali Bahar'ın vefatı sonrası yönetim kurulu üyelerinin teveccühüyle başkanlık görevini devraldığını hatırlatan Hacısüleyman, Antalya iş dünyasında bu görevi yapabilecek çok sayıda isim bulunduğunu belirterek, 'Bu göreve ben Antalya'da, iş dünyasında çokça kişinin bu görevi yapabileceğini düşünüyorum. Binlerce kişi bu görevi yapabilir. Burada önemli olan konsensus sağlamak, yani ortak adaylar üzerinde konuşabilmek' dedi.

Hacısüleyman, seçim takvimi için 1 Ekim-30 Kasım aralığında iki tarih bandı bulunduğunu, konunun henüz yönetim kurulunda konuşulmadığını, bu nedenle net tarih vermenin doğru olmayacağını ifade etti.

Toplantıda söz alan ATSO Başkan Yardımcısı Hakan Pakalın ise, Antalya'nın su yönetimi konusundaki durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye geneline kıyasla Antalya'nın su yönetimi açısından iyi bir noktada olduğunu belirten Pakalın, mevcut tüketim alışkanlıkları ve yağış-su kaynağı eğilimleri dikkate alındığında 3-5 yıl içinde sıkıntılı senaryoların gündeme gelebileceği uyarısını yaptı.

Kaynak: İHA