DEVA Partisi Rize İl Başkanı Mehmet Engin Korkmaz, ÇAYKUR’da yaşanan nakliye ve yükleme krizine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Korkmaz, yaşanan sürecin yalnızca kurumsal bir problem olmadığını belirterek, Türkiye’deki yönetim anlayışına dair önemli mesajlar verdi,

ÇAYKUR'un bölge için taşıdığı değere dikkat çeken DEVA Partisi Rize İl Başkanı Mehmet Engin Korkmaz, sahada yaşanan kaosun plansızlıktan kaynaklandığını belirtti. Sektör paydaşlarıyla istişare edilmeden adımlar atıldığını ifade eden Korkmaz, şu sözlerle tepki gösterdi: "ÇAYKUR’da yaşanan nakliye ve yükleme krizi, altyapısı hazırlanmadan alınan kararların bir sonucudur. Bugün üretici, nakliyeci ve çalışan karşı karşıya bırakılmıştır. Mesele artık yalnızca bir ihale meselesi değildir; mesele devlet yönetim anlayışının kendisidir."

"ÇAYKUR Kendi Aklıyla Hareket Edemiyor"

Rize’den yükselen Çaykur krizi, aslında yalnızca bir kurumun yönetim zaafını değil; bugün Türkiye’de devlet yapısının içine sürüklendiği daha büyük bir anlayış problemini de gözler önüne sermektedir diyen Başkan Korkmaz: "Bir ülkenin kurumları; liyakatle, akılla, istişareyle ve şeffaflıkla ayakta durur. Eğer devlet yönetimi ehil kadrolar yerine yalnızca koşulsuz biat eden, sorgulamayan ve her kararı alkışlayan isimlerle şekillendirilirse; o kurumların tabelası kalır ama itibarı, güvenilirliği ve etkinliği zamanla yok olur.

ÇAYKUR’da yaşanan nakliye ve yükleme krizi tam da bunun küçük ama çarpıcı bir örneğidir. Sektörün tüm paydaşlarıyla sağlıklı bir istişare yapılmadan, altyapısı hazırlanmadan alınan kararlar bugün üreticiyi, nakliyeciyi ve çalışanı karşı karşıya bırakmıştır. Çünkü mesele artık yalnızca bir ihale meselesi değildir; mesele devlet yönetim anlayışının kendisidir.

Aslında ÇAYKUR, yılların birikimine sahip köklü bir kurumdur. Kendi kurumsal hafızası, tecrübesi ve sahayı tanıyan uzman kadrolarıyla bırakıldığında bu tür süreçleri çözebilecek kapasiteye de sahiptir. Ancak bugün yaşanan sorunların temelinde, kurumların kendi aklıyla hareket etmesine izin verilmemesi yatmaktadır.

Yılmaz Katmer ‘Şahsi menfaat’ iddialarına cevap verdi
Yılmaz Katmer ‘Şahsi menfaat’ iddialarına cevap verdi
İçeriği Görüntüle

İktidarın siyasi aklı, neredeyse her alanda olduğu gibi burada da kurumların üzerine baskı kurmakta; ortaya çıkabilecek her olumlu sonucu siyasi puana dönüştürme çabasıyla hareket etmektedir. Fakat ne yazık ki plansız, programsız ve altyapısı hazırlanmadan yapılan müdahaleler bir kez daha acemice yönetilmiş; çözüm üretmek yerine yeni bir kaos ortamı ortaya çıkarmıştır.

Bugün Türkiye’de birçok kurumda benzer bir tablo yaşanmaktadır. Tecrübe, birikim ve ehliyet yerine sadakat öncelenmekte; kurumlar, toplumun tamamına eşit mesafede duran devlet anlayışından uzaklaştırılmaktadır. Bu durum yalnızca muhalif kesimlerde değil, iktidara oy veren vatandaşlarımızda da ciddi bir güven erozyonuna yol açmaktadır.

Vatandaş artık birçok konuda şu soruyu sormaktadır:
“Bu karar gerçekten kamu yararı için mi alındı, yoksa belli çevrelerin çıkarı ve siyasi hesapları için mi?”

İşte bir devlet açısından en tehlikeli eşik de budur. Çünkü devletin gücü yalnızca kanunlardan değil, milletin ona duyduğu güvenden gelir. Güven zedelendiğinde kurumlar işlemeye devam ediyor gibi görünse de toplumdaki aidiyet duygusu, adalet inancı ve ortak gelecek umudu yara alır.

Oysa devlet; partilerin değil milletindir.
Kurumlar; belirli çevrelerin değil, 85 milyon vatandaşın ortak değeridir.

Bugün Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla propaganda değil; yeniden liyakati esas alan, hesap verebilir, şeffaf ve hukuk zemininde işleyen bir devlet düzenidir. İnsanların soyadına, siyasi görüşüne ya da yakınlığına göre değil; bilgisine, ehliyetine ve hakkaniyetine göre değerlendirildiği bir yönetim anlayışıdır.

Çünkü bir ülkede kurumlar güçsüzleşirse, yalnız ekonomi değil; toplumsal huzur da zayıflar.
Ve unutulmamalıdır ki devletin itibarı, onu yönetenlerin değil; milletin ortak emanetidir."