Ege Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÇEVMER) Müdür Yardımcısı Doç. Dr. İnci Tüney Kızılkaya, giderek derinleşen küresel su krizine ve Türkiye'nin karşı karşıya olduğu tehlikeye dikkat çekerek, üniversitenin sürdürülebilir su yönetimi stratejisi olan 'Mavi Kampüs' projesinin detaylarını anlattı.

Doç. Dr. Kızılkaya, 'Ülkemizin su stresi yaşayan, su kıtlığına yakın bir ülke olduğunu görüyoruz. Türkiye'de kişi başına düşen yıllık kullanılabilir tatlı su miktarı yaklaşık bin 300 metreküptür. Bu rakam bin metreküpün altına düştüğünde 'su fakiri' bir ülke konumuna geleceğiz' dedi.

Küresel su rezervlerinin kritik seviyelere gerilediğine ve Türkiye'nin 'su stresi çeken ülke' konumunda bulunduğuna dair açıklamalarda bulunan Ege Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÇEVMER) Müdür Yardımcısı Doç. Dr. İnci Tüney Kızılkaya, bireysel ve kurumsal su yönetiminin artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurguladı. Doç. Dr. Kızılkaya, Ege Üniversitesi kampüs genelinde başarıyla hayata geçirilen 'Mavi Kampüs' vizyonunun sürdürülebilir geleceğe sağladığı katkıları anlattı.

Dünyadaki su durumunun ciddiyetine değinen Doç. Dr. İnci Tüney Kızılkaya, yeryüzünün büyük bir kısmının sularla kaplı olmasına rağmen erişilebilir su miktarının çok kısıtlı olduğunu vurguladı. Doç. Dr. Kızılkaya, 'Yeryüzünün yüzde 70'i sularla kaplıdır. Ancak bu miktarın sadece yüzde 2,5'i tatlı sudur ve bu tatlı suyun da yüzde 1'inden daha azı insanların erişebileceği içme suyu niteliğindedir. Geri kalan kısım ise buzullarda veya yerin çok derinlerinde bulunmaktadır. Dünya nüfusuna baktığımızda, her dört kişiden biri sağlıklı suya erişememektedir. Özellikle Afrika gibi bölgelerde bu durum çok daha kritiktir' dedi.

'Türkiye su stresi yaşayan bir ülke konumunda'

Minibüste taciz iddiası bıçaklı gerginliğe dönüştü
Minibüste taciz iddiası bıçaklı gerginliğe dönüştü
İçeriği Görüntüle

Türkiye'nin su zengini bir ülke olduğu yönündeki yanlış algıya da açıklık getiren Doç. Dr. Kızılkaya, 'Ülkemizin su stresi yaşayan, su kıtlığına yakın bir ülke olduğunu görüyoruz. Türkiye'de kişi başına düşen yıllık kullanılabilir tatlı su miktarı yaklaşık bin 300 metreküptür. Bu rakam bin metreküpün altına düştüğünde 'su fakiri' bir ülke konumuna geleceğiz. Türkiye'de suyun yaklaşık yüzde 80'i tarımda kullanılmaktadır. Bu nedenle en çok dikkat etmemiz gereken konu, tarımdaki sulama verimliliğini artırmaktır' diye konuştu.

Ege Üniversitesinden 'Mavi Kampüs' hamlesi

Su yönetiminde çözüm önerilerini sıralayan Doç. Dr. Kızılkaya, Ege Üniversitesi bünyesinde yürütülen çalışmalardan bahsetti. Yağmur suyu hasadının önemine değinen Doç. Dr. Kızılkaya, 'Ege Üniversitesi olarak 'Mavi Kampüs' hedefi doğrultusunda yağmur suyu hasadını tüm kampüse yaygınlaştırmayı planlıyoruz. Ayrıca sensörlü muslukların kullanımı, su kaçaklarının düzenli tamiri ve gri su sistemlerinin, yani el yıkanan suyun sifonlarda kullanılması gibi sistemlerin hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Kampüs peyzajında ise çim yerine kuraklığa dayanıklı, az su isteyen bitkilerin tercih edilmesi su tasarrufu açısından kritik bir adımdır' diye konuştu.

Dijital ayak izinden tekstile: gizli su tüketimi

Su tüketiminin sadece fiziksel değil, dijital ve endüstriyel boyutları olduğuna da dikkat çeken Doç. Dr. Kızılkaya, 'Dijital tüketimimizin de bir su ayak izi vardır. Yapay zekâ kullanımı veya gönderdiğimiz bir fotoğraf bile dolaylı olarak su tüketimine neden olmaktadır. Bu yüzden 'yeşil yazılım' gibi daha az kaynak tüketen teknolojilere yönelmek bir zorunluluk haline gelmelidir. Tekstil sektörü de ciddi bir su tüketicisidir. Kaliteli ve uzun ömürlü kıyafetler tercih etmek, üretim aşamasındaki su israfını azaltacaktır' dedi.

Bireysel farkındalığın suyun korunmasındaki en temel basamak olduğunu hatırlatan Doç. Dr. İnci Tüney Kızılkaya, 'Suyun bir lüks olduğunun bilincine varmalıyız. Bir fincan kahvenin soframıza gelene kadar yaklaşık 140 litre su tükettiğini bilmek, yerli malı kullanımının ve bilinçli tüketimin önemini ortaya koymaktadır. Sıfır atık prensibiyle hareket etmek suyun korunmasına dolaylı ama güçlü bir destek sağlar. Sonuç olarak, her adımımızda çevreye verdiğimiz zararın farkında olmalı ve tüketimi ihtiyacımız kadarla sınırlamalıyız' diye konuştu.

Kaynak: İHA