Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalından Doç. Dr. Yasemin Özkale, yeni eğitim döneminde çok sayıda çocuğun aynı ortamda bulunmasının ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artmasının solunum yolu enfeksiyonlarının yayılımını kolaylaştırabildiğine dikkat çekerek, ''İnfluenza, RSV, COVID-19 ve diğer viral enfeksiyonlar özellikle kreş, anaokulu ve ilkokulun ilk yıllarında daha sık görülebilir' dedi.
Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalından Doç. Dr. Yasemin Özkale, yeni eğitim-öğretim dönemi öncesinde çocukların fiziksel ve ruhsal sağlığına ilişkin ailelere önerilerde bulundu.
Doç. Dr. Yasemin Özkale, okula hazırlığın yalnızca çanta ve kırtasiye hazırlığından ibaret olmadığını belirterek, 'Sağlıklı bir okul dönemi için uyku düzeni, beslenme, fiziksel aktivite, ekran kullanımı, aşılar ve çocuğun duygusal hazırlığı birlikte ele alınmalı' diye konuştu.
Çocukların okula sağlıklı bir başlangıç yapabilmesi için uyku düzeninin okul açılmadan önce kademeli olarak yeniden oluşturulması gerektiğini vurgulayan Özkale, 'Beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi, günlük hareketin artırılması, ekran kullanımına sağlıklı sınırlar getirilmesi ve sağlık kontrollerinin değerlendirilmesi de önem taşımaktadır. Ayrıca çocuğun okulla ilgili kaygılarını dinlemek ve onu duygusal olarak da yeni döneme hazırlamak, fiziksel hazırlık kadar değerlidir' ifadelerini kullandı.
Okulların açılmasıyla enfeksiyonlar artabilir
Yeni eğitim döneminde çok sayıda çocuğun aynı ortamda bulunmasının ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artmasının solunum yolu enfeksiyonlarının yayılımını kolaylaştırabildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Özkale, ''İnfluenza, RSV, COVID-19 ve diğer viral enfeksiyonlar özellikle kreş, anaokulu ve ilkokulun ilk yıllarında daha sık görülebilir. Tekrarlayan viral enfeksiyonlar her zaman bağışıklık sisteminin zayıf olduğu anlamına gelmez. Aileler çoğu zaman 'Çocuğum sürekli hasta oluyor' diye endişeleniyor. Burada yalnızca enfeksiyon sayısına değil; hastalıkların şiddetine, süresine, oluşturduğu komplikasyonlara ve çocuğun büyüme-gelişmesi üzerindeki etkisine birlikte bakmak gerekir. Sağlıklı çocuklarda rutin multivitamin kullanımı gerekli değil. Yeterli uyku, dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, doğru el yıkama alışkanlığı, aşıların zamanında yapılması ve çocuğun sigara dumanından uzak tutulması temel koruyucu adımlardır. Vitamin ve mineral desteği yalnızca eksiklik ya da özel bir ihtiyacı bulunması halinde çocuğun bireysel ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirilmelidir '' dedi.
Yeterli ve kaliteli uykunun çocukların okul başarısını doğrudan etkileyen başlıklardan biri olduğunu belirten Doç. Dr. Özkale, 'Yetersiz uyku dikkat sorunları, sabah uyanma güçlüğü, gün içinde yorgunluk, davranış problemleri ve akademik performansta düşüşe neden olabilir. Uyku saatleri bir gecede değiştirilmemeli yatış ve kalkış saatleri okul başlamadan önce kademeli biçimde düzenlenmelidir. Hafta içi ve hafta sonu arasındaki fark çok açılmamalı. Yatmadan önce sakin bir rutin oluşturulmalı; telefon ve tablet gibi elektronik cihazlar mümkünse yatak odasının dışında bırakılmalıdır' şeklinde konuştu.
Ekranı tamamen yasaklamak yerine sağlıklı sınırlar koyun
Özellikle gece saatlerindeki ekran kullanımının uyku süresini azaltabildiğini ve uykuya dalmayı zorlaştırabildiğini kaydeden Doç. Dr. Özkale, ailelerin ekran kullanımını değerlendirirken 'Ne izliyor?', 'Ne kadar süre kullanıyor?' ve 'Ekran neyin yerine geçiyor?' sorularını sormasının önemli olduğunu söyledi.
Ekranın uyku, fiziksel aktivite, ders, arkadaşlık ilişkileri veya aileyle geçirilen zamanın önüne geçmesi halinde sınırların yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirten Özkale, 'Amaç ekranı bütünüyle yasaklamak değil, çocuğun günlük yaşamındaki yerini sağlıklı biçimde sınırlamaktır' dedi.
'Çocukların temel içeceği su olmalıdır'
Okul döneminde beslenme çantasının karmaşık olmak zorunda olmadığını ifade eden Özkale, ''Protein kaynakları, meyve veya sebze, süt-yoğurt ya da uygun alternatifler ve suya yer verilmeli, çocuğun yaşına ve sağlık durumuna uygunsa kuruyemişler de beslenmeye eklenmelidir. Paketli ürünler ile meyve suyu ise her gün tüketilmemeli çocukların temel içeceği su olmalıdır. Meyvenin kendisi lif içerdiği için meyve suyuna göre daha uygun bir seçenektir'' ifadelerini kullandı.
Okul başlangıcının çocukların aşı durumunu yeniden değerlendirmek için önemli bir fırsat olduğunu belirten Doç. Dr. Özkale, eksik aşıların bulunup bulunmadığının, yaşa uygun rapel dozların tamamlanıp tamamlanmadığının, özel risk durumlarının ve mevsimsel grip aşısı uygunluğunun hekimle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Ateşle birlikte genel durum bozukluğu veya bulaşıcı hastalık bulguları olan çocukların evde dinlenmesi gerektiğini kaydeden Özkale, 'Ateş düşürücü vererek çocuğu okula göndermek hem iyileşme sürecini olumsuz etkileyebilir hem de diğer çocuklara bulaş riskini artırabilir' dedi.
Her enfeksiyonda antibiyotik kullanılmamalı
Çocukluk çağındaki enfeksiyonların önemli bir bölümünün viral olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Özkale, 'Her ateş, öksürük, boğaz ağrısı ya da sarı-yeşil burun akıntısı antibiyotik kullanımını gerektirmez. Antibiyotik kullanımı hekim değerlendirmesiyle planlanmalıdır. Uzayan ya da tekrarlayan ateş, solunum sıkıntısı, belirgin halsizlik, yeterli sıvı alamama, bilinç değişikliği, tekrarlayan ciddi enfeksiyonlar, kilo kaybı, büyüme geriliği veya uzun süren öksürük gibi durumlarda hekime başvurulmalı' diye konuştu.
Okul başarısı sadece notlardan ibaret değil
Çocukların okul başarısının yalnızca ders çalışma süresi ve sınav notlarıyla değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Özkale, 'Uyku, sağlıklı beslenme, hareket, ruh sağlığı ve dengeli ekran kullanımı okul performansını birlikte etkiler. Çocuğun okula gitmek istememesi tek başına 'isteksizlik' olarak görülmemelidir. Sabah yorgunluğu, ayrılık kaygısı, akademik baskı, arkadaş sorunları, akran zorbalığı, öğretmenle yaşanan problemler, uyku bozuklukları, kaygı veya depresif belirtiler bu durumun arkasında olabilir. İçe kapanma, uyku veya iştahta belirgin değişiklik, sık karın ya da baş ağrısı, okula gitmek istememe, ders başarısında belirgin düşüş, arkadaşlardan uzaklaşma veya aşırı sinirlilik gibi değişiklikler aileler tarafından önemsenmeli gerektiğinde profesyonel değerlendirme alınmalıdır' şeklinde konuştu.
Okul, ödev ve ekran arasında fiziksel aktiviteye ayrılan zamanın kaybolmaması gerektiğini belirten Doç. Dr. Özkale, Dünya Sağlık Örgütü önerileri doğrultusunda 5-17 yaş grubundaki çocuk ve ergenlerde günlük ortalama en az 60 dakika orta-yüksek yoğunlukta fiziksel aktivitenin hedeflenmesi gerektiğini söyledi.
Doç. Dr. Yasemin Özkale, ailelere yeni eğitim dönemi için şu önerilerde bulundu:
'Çocuğun uyku düzenini okul başlamadan önce oluşturun. Her gün hareket etmesini sağlayın. Dengeli beslenme ve yeterli su tüketimini önemseyin. Özellikle gece saatlerinde ekran kullanımını sınırlayın. Aşılarını kontrol edin. Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçının. Ateşli ve genel durumu bozuk çocuğu okula göndermeyin. Çocuğun kaygılarını dinleyin. Akran zorbalığını ve okul reddini önemseyin. Çocuğun sağlığını yalnızca hastalandığında değil, sağlıklıyken de koruyun.'
'Çocukların sağlık durumunu değerlendirmek için önemli bir fırsat'
Çocuk sağlığının tek bir vitamin, takviye veya ürünle korunamayacağını vurgulayan Doç. Dr. Özkale, 'Sağlıklı çocuk; iyi uyuyan, iyi beslenen, hareket eden, aşıları tamam olan, güvenli ilişkiler içinde yaşayan ve gerektiğinde sağlık hizmetine ulaşabilen çocuktur. Okul başlangıcı çocukların genel sağlık durumunu değerlendirmek için de önemli bir fırsattır. Çocuk hekimi kontrolünde boy ve kilo gelişimi, beslenme alışkanlıkları, uyku düzeni, aşılar, görme ve işitmeyle ilgili sorunlar, kronik hastalıklar ve kullanılan ilaçlar gözden geçirilmeli ve gerektiğinde anemi, vitamin-mineral eksiklikleri veya çocuğun yakınmalarına yönelik ilave tetkikler planlanmalıdır' diye konuştu.





