Doğu Türkistan'dan 1939 yılında başlayan ve zorlu coğrafyalardan geçerek Türkiye'ye ulaşan Kazak Türkleri'nin göç hikayesi Niğde'de noktalandı.
Ulukışla ilçesinde yerleştikleri yerleşim yerini Altay'a benzettikleri için Altay adını veren Kazak Türklerinin geleneksel otağ çadırları, atlı sporları, okçuluk faaliyetleri, yöresel lezzetleri ile yerel kültürlerini yaşattığı köy, Türkiye'nin dört bir yanından ziyaretçileri ağırlıyor.
Doğu Türkistan'dan göç ederek Anadolu'ya ulaşan aileler, geldikleri coğrafyanın hatırasını yaşatmak amacıyla yeni yerleşim yerlerine Altay'a benzettikleri için Altay adını verdi. 1955 yılında Kazak Türklerinin yerleşmesiyle yeni bir kimlik kazanan köy, bugün geleneksel otağ çadırları, atlı sporları, okçuluk faaliyetleri, yöresel lezzetleri ve köklü kültürel mirasıyla Türkiye'nin dört bir yanından ziyaretçileri ağırlıyor. Geçmişin izlerini geleceğe taşıyan Altay köyü, yalnızca bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda nesiller boyunca korunan bir kültürün yaşayan temsilcisi olarak dikkat çekiyor.
Altay Köyü Dernek Başkanı Mustafa Özdemir, büyüklerinin Doğu Türkistan'dan başlayan yolculukta ağır şartlarla mücadele ettiğini söyledi. Özdemir, 'Çok zorlu bir yolculuk. Bizim şu anda teknolojik aletlerle bile yapamayacağımız yolculuğu onlar atlarla, develerle ve yayan olarak yapmışlar. Pakistan'a ulaşmışlar ve 12 sene orada kalmışlar' dedi.
Ailelerin daha sonra Türkiye'ye kabul edildiğini anlatan Özdemir, 'O dönemde Türkiye'ye başvuruda bulunmuşlar. Adnan Menderes hükümeti döneminde iskanlı göçmen olarak kabulleri gerçekleşmiş. 1952 yılında Türkiye'ye gelip, 1955 yılında da Altay köyüne yerleşmişler' ifadelerini kullandı.
Köyün adı Altay Dağları'ndan geliyor
Yerleşim yerinin seçilmesinde bölgenin geldikleri coğrafyaya benzemesinin etkili olduğunu aktaran Özdemir, şöyle konuştu:
'Burada daha önce bir köy, bir yerleşim alanı yokmuş. Büyüklerimiz burayı Altaylara benzettikleri için uygun görmüş ve buraya yerleşmek istemişler. Altay Dağları'ndan geldiğimiz için köyün adını da Altay koymuşlar.'
'Büyüklerimizden öğrendiklerimizi çocuklarımıza aktarıyoruz'
Göçü yaşayan ilk kuşakla birlikte büyüdüklerini dile getiren Özdemir, kültürel mirasın korunması için çaba gösterdiklerini söyledi. Özdemir, 'Biz birinci nesli birebir gördük. Büyüklerimiz Kazakça konuşurdu. Biz de onlardan Kazakçayı, örf ve adetlerimizi öğrendik. Şimdi mümkün olduğunca yeni nesillere öğretmeye çalışıyoruz. Dedelerimizden gördüklerimizi çocuklarımıza aktarıyoruz. Oturma düzenlerindeki hiyerarşiye kadar geleneklerimizi yaşatmaya gayret ediyoruz' diye konuştu.





