Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, 'Haklarımız için mücadele edeceğiz. Kadınları sendikal mücadelenin öznesi haline getirmek için çaba sarf edeceğiz. Kadınların sendikalarda daha güçlü yer almalarını sağlayacağız' dedi.

HAK-İŞ ile Ürdün İşçi Sendikaları Federasyonu (GFJTU) tarafından 'Kadın Sendikacılar Arasında İş Birliğinin Güçlendirilmesi Eğitim Programı' düzenlendi. Kadın sendikacılar arasındaki iletişim ve iş birliğinin güçlendirmesi amaçlanan programda, kadınların sendikal çalışmalardaki etkinliğinin artırılması ele alındı. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, yaptığı konuşmada GFJTU Kadın Komitesi üyelerini HAK-İŞ'te ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, iki konfederasyon arasındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Arslan, karşılıklı tecrübe paylaşımının yanı sıra ikili ve uluslararası alanda ortak çalışmalar yürütülebileceğini ifade etti. HAK-İŞ olarak uluslararası sendikal harekette farkındalıklarını ortaya koymaya ve kardeş ülkelerle ilişkileri daha da derinleştirmeye devam ettiklerini belirten Arslan, sendikal sorunlara yalnızca uluslararası sendikal hareketin bakış açısıyla değil, kendi değerlerinden hareketle çözüm aradıklarını ifade etti. Kopenhag'da düzenlenen ITUC Kongresi'ne de değinen Arslan, HAK-İŞ'in uzun süren çalışmalar sonucunda geliştirdiği bir yaklaşımın kongre kararlarına dahil edilmesini sağladıklarını söyledi. Arslan, özellikle İslam ve kadın konusunda Batılı oryantalist yaklaşımlara karşı doğru bir duruş sergilemenin ve gerçeği ortaya koymanın sorumlulukları olduğunu vurguladı.

'Kadınları sendikal mücadelenin öznesi haline getirmek için çaba sarf edeceğiz'

Kadınların sendikal mücadelede daha güçlü şekilde yer alması gerektiğini belirten Arslan, kadın emekçilerin haklarının savunulmasının yanı sıra kadınların sendikal mücadelenin öznesi haline getirilmesi için de çalışacaklarını belirterek, 'Tarihimizi, inancımızı, İslam'ın gerçek anlamda kadına yönelik ortaya koyduğu çözümleri, hakları doğru dürüst ortaya koyamazsak, Batılıların bizim üzerimize giydirdiği bu iftiralara karşılık veremezsek gerçekten büyük bir vebal ile karşı karşıyayız. Hem haklarımızı sonuna kadar kullanacağız, haklarımız için mücadele edeceğiz. Kadınları sendikal mücadelenin öznesi haline getirmek için çaba sarf edeceğiz. Kadınların sendikalarda daha güçlü yer almalarını sağlayacağız. Bütün bunları yapmak durumundayız. Ama aynı zamanda bize iftira atan bizim inançlarımızı, kültürümüzü, değerlerimizi yok sayan ve aşağılayan bu Batılı oryantalist bakış açılarına karşı da kendimizi savunmak zorundayız' açıklamasında bulundu.

Arslan, Türkiye'de 2002 yılı öncesinde kadınların kıyafetleri nedeniyle çeşitli hak kısıtlamalarıyla karşılaştığını ifade ederek, başörtülü kadınların üniversitelere alınmadığını, kamu görevlerinde çalışmalarının engellendiğini ve bazı temel işlemlerde dahi sorun yaşadıklarını ifade etti.

'Mücadeleyi ne ki kadınlar üzerinden yapan bir çağ dışı anlayışla karşı karşıyayız'

Kadınların yaşamlarına müdahale etmek isteyen zihniyetlerin bugün de fırsat kolladığını dile getiren Arslan, 'Benim ülkemde olduğu gibi bu ülkede benzer sorunları kadınlar yaşayarak elde ediyor. Erkeklerle kadınları eşit sayan zihniyetin hiç de eşit davranmadığını gördük. Erkekler üniversite kapılarından rahatlıkla girerken, kadınlar kıyafetinden dolayı üniversite kapılarından sokulmadılar. Bu, ülkenin ne yazık ki karanlık geçmişinden bir kısmından bahsediyor. Yarın benzer şeylerin olmayacağının hiç garantisi yok. Çünkü mücadeleyi ne ki kadınlar üzerinden yapan bir çağ dışı anlayışla karşı karşıyayız' ifadelerine yer verdi.

Müslüman kadınların hem kadın olmaktan hem de inançlarından kaynaklanan sorunlarla karşı karşıya kaldığını vurgulayan Arslan, yaşadıkları zorlukların diğer kadınlara kıyasla en az iki kat daha fazla olduğunu söyledi. Arslan, kadınların eş, anne ve çalışan olarak üstlendikleri sorumlulukların yanı sıra inançları nedeniyle aşağılanma, dışlanma ve yok sayılma sorunlarıyla da karşılaştığını ifade etti.

KUDAKA'dan 68 projeye 147 milyon destek
KUDAKA'dan 68 projeye 147 milyon destek
İçeriği Görüntüle

'Kadınların sendikal hareketteki rolünü ve yerini daha da sağlamlaştırmamız gerekiyor'

HAK-İŞ'in 1 milyona yaklaşan üyesiyle Türkiye'nin en güçlü hareketlerinden biri olduğunun altını çizen Arslan, HAK-İŞ'teki kadın üye sayısına da değinerek, şu ifadelere yer verdi:

'2002 yılında yüzde 3 civarında olan kadın üye sayımız, bugün Allah'a çok şükür ev işçilerini de sayarsak yüzde 40'a yaklaştı. Elbette ki yeterli değil, daha fazlasına ihtiyacımız var. Ülkemizin yarısı kadın, yarısı erkek ama çalışma hayatında kadınlarla erkekler arasında yüzde 70-30 arasında büyük bir fark var. Bu oran önceden daha da düşüktü. Bugün yüzde 30'lara ulaşmış olmamız önemli ama hala yetersiz. HAK-İŞ'in toplam üye sayısı içerisindeki kadın üye sayımızın oranı yüzde 27 civarında. Ama ev işçilerinde 146 bin ev işçisini buraya dahil ettiğimiz zaman bu rakamı yüzde 40'a çıkarabiliyoruz. Bu zaten bizim için büyük bir onur. Ev işçisiyle beraber yaklaşık 1 milyon civarında üyemizin 374 bini kadın emekçilerden oluşuyor. Büyük bir oran var gerçekten. Bunu daha da büyütmek mümkün ama bütün bunları yaparken kadınların sendikal hareketteki rolünü ve yerini daha da sağlamlaştırmamız gerekiyor.'

Arslan, HAK-İŞ'in kadınların sendikal hayatta daha güçlü temsil edilmesi konusunda önemli çalışmalar yaptığını ancak hala yapılması gerekenler bulunduğunu dile getirdi. Sendikaların yönetim kademelerinde kadınların üye sayıları oranında temsil edilemediğini ifade eden Arslan, bu konuda erkek egemen anlayışın yanı sıra yapısal sorunların da bulunduğunu söyledi. Kadınların yalnızca kotalarla değil, iş yerlerinde mücadele ederek sendikal hareket içerisinde daha fazla yer alması gerektiğini vurgulayan Arslan, 'Bir erkek düşmanlığından bahsetmiyorum. Eşit haklardan bahsediyorum' dedi.

Kadınların bazı sektörlerde üye çoğunluğunu oluşturmasına rağmen yönetimlerde aynı oranda temsil edilemediğini belirten Arslan, sorumluluğun yalnızca erkeklere yüklenmesinin de doğru olmadığını ifade etti. Filistin'de yaşananlara da değinin Arslan, dünyadaki sorunların değerlerden ve inançlardan uzaklaşmanın sonucu olduğunu ifade etti. Arslan, Filistin'de yaşananlara karşı İslam ülkeleri ve uluslararası kuruluşların sessiz kalmasını eleştirerek, Filistin'deki acıların sona ermesi için İslam ülkelerinin ve uluslararası kuruluşların somut çözümler üretmesi gerektiğini söyledi. Arslan, Filistin'de yaşananlar karşısında diplomasi, hukuk ve finansal imkanların yetersiz kaldığını belirterek, uluslararası toplumun somut adımlar atması gerektiğini söyledi. Bu noktada Sumud Filosu'nun önemine işaret eden Arslan, Gazze yürüyüşünün ve benzeri girişimlerin güçlendirilerek sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.

Konuşmasının ardından Arslan, Ürdün İşçi Sendikaları Federasyonu Genel Başkanı Khaled Al-Fanatsah'a hediye takdiminde bulundu.

Kaynak: İHA