Metin Külünk, Doğu Karadeniz’de yeni sezon için hazırlıkların devam ettiği çay tarımını değerlendirdi. Çay sektörünü tüm boyutları ile kaleme alan Külünk “Rize’de çay, tamisinden daha büyüktür. Yağmur hiç durmaz ama çayda 7/24 hayatımızda durmaz. Vakit geldi Rize’de her söz çay fiyatı “ne olacak bakalıma” çıkar” diyerek çayın önemine dikkat çekti.
Külünk çayın stratejik öneminden, sosyolojik dönüşümüne, fiyat beklentisinden üretici tüketici durumuna kadar tüm önemli tespitlerde bulundu.
ÇAYIN STRATEJİK VE TOPLUMSAL ÖNEMİ
Çay, Türkiye’de sadece bir tarım ürünü değildir. Ekonomi, siyaset, kültür ve günlük yaşamın buluştuğu çok katmanlı bir meseledir. Dünyada en çok çay tüketen ülkelerden biri olan Türkiye’de hayatın neredeyse hiçbir aşaması çaysız düşünülemez. Çay, kültürümüzün vazgeçilmez bir parçasıdır. Üretimin yaklaşık %85’i Rize, Trabzon ve Artvin’de gerçekleşmekte; yıllık üretim 1.200.000 ila 1.500.000 ton arasında değişmektedir.
ÇAYIN GÜNLÜK HAYATTAKİ YERİ
Çaysız bir sohbet ortamı, çaysız bir ziyaret ya da yemek sonrası düşünmek neredeyse imkânsızdır. Çay, sadece bir içecek değil; sosyal hayatın merkezinde yer alan bir bağ kurma aracıdır. Rize başta olmak üzere bölgede çay, adeta hayatın kendisiyle eşdeğer bir anlam taşımaktadır.
TARIMSAL VE SOSYOLOJİK DÖNÜŞÜM
Çay, zamanla öyle bir noktaya gelmiştir ki geçmişte değerli olan portakal, limon ve mandalina gibi ürünleri geri plana itmiş; hatta bazı bölgelerde hayvancılığı bile hayatın dışına çıkarmıştır. Rize’de köyden ilçeye, ilçeden şehirlere doğru yaşanan göç, çay üretiminin sosyolojik yapısını da değiştirmiştir.
ÇAY SEZONU VE FİYAT BEKLENTİSİ
Mayıs ayı, çayın ilk sürgününün gerçekleştiği ve üretici için en kritik dönemin başladığı aydır. Bu dönemde üreticinin gözü ve kulağı çay fiyatlarına çevrilir. Nisan ayından itibaren çay fiyatları evlerde, lokantalarda, kahvehanelerde ve iş yerlerinde konuşulmaya başlanır. Üretici kendi beklentisini oluşturur ve açıklanacak fiyatı bekler.
FİYAT AÇIKLAMALARI VE TOPLUMSAL TEPKİ
Çay fiyatları açıklandığında, bu durum ya üreticiyi memnun eder ya da ciddi tepkilere yol açar. Karadeniz insanının doğası gereği, memnuniyetsizlik durumunda tepkiler açık ve hızlı bir şekilde ortaya konur. Beklentinin altında kalan fiyatlar, üreticinin sisteme olan güvenini zedelemektedir ve zedeler.
MALİYET ARTIŞI VE ÜRETİCİNİN DURUMU
Günümüzde üretici; işçilik, gübre ve nakliye maliyetlerinin hızla arttığını ifade etmektedir. Ancak fiyat artışlarının enflasyonun gerisinde kaldığı düşünülmektedir. Bu nedenle çay fiyatları belirlenirken gerçek üretim maliyetlerinin dikkate alınması büyük önem taşımaktadır
TÜKETİCİ CEPHESİNDEKİ DURUM
Çay fiyatlarındaki artış tüketiciyi de doğrudan etkilemektedir. 2023 yılında 80–120 TL seviyesinde olan kuru çay fiyatları, 2025–2026 döneminde 200–350 TL aralığına yükselmiştir. Bu tablo, hem üreticinin hem de tüketicinin memnun olmadığı bir dengeyi ortaya çıkarmaktadır.
ÜRETİCİNİN TEMEL TALEPLERİ
Üretici; daha yüksek taban fiyat, ödemelerin hızlı yapılması ve kota ile kontenjan uygulamalarının kaldırılmasını ya da vatandaşı özel sektörün kontrolüne bırakılmayacak bir model talep etmektedir. Ayrıca çayın stratejik bir ürün olarak korunması gerektiğini savunmaktadır. Hem çay stratejik ürün olarak korunmalıdır hem de Çaykur korunmalıdır.
MALİYET KRİZİ VE ÜRETİM RİSKİ
Çay sektöründe ciddi bir maliyet krizi yaşanmaktadır. Gübre fiyatlarının artması ve özellikle yabancı işçilik maliyetlerinin yükselmesi küçük üreticiyi zor durumda bırakmaktadır. Hatta bazı üreticiler için “çayı toplamak mı, toplamamak mı daha kârlı?” sorusu gündeme gelmiştir ki bu son derece tehlikeli bir gelişmedir.
KOTA VE KONTENJAN SORUNU
Kota ve kontenjan uygulamaları çay sektörünün en önemli sorunlarından biridir. ÇAYKUR’un sınırlı alım yapması, üreticiyi özel sektöre yönlendirmektedir. Özellikle şehir dışından gelip ürününü hızlıca teslim etmek isteyen üreticiler, kontenjan nedeniyle mağdur olmaktadır.
ÇAY ÜRETİCİSİ ÖZEL SEKTÖRÜN FIRSATÇILIĞINA VE DE TEFECİ ANLAYIŞINA BIRAKILAMAZ
ÖZEL SEKTÖR VE FIRSATÇILIK
Kontenjan nedeniyle özel sektöre yönelen üreticiler, çoğu zaman taban fiyatın altında satış yapmak zorunda kalmaktadır. Bu durum, bazı firmalar için fırsatçılığa dönüşmekte ve üretici mağdur edilmektedir. Ayrıca bu uygulamalar kalite ve standart sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Siyasi otorite ve kamu yönetimi eşgüdüm içerisinde özel sektörün açıklanan taban fiyatın altında üreticiden çay almasına hiçbir şekilde izin vermemelidir. Efendim serbest piyasa bu diyerek çay taban fiyatının altında parasal güçlerini vatandaşın akıl teri ve alın teri üzerinden istismar ederek kendine fırsata dönüştürmek isteyen anlayışa izin verilmemelidir
KAÇAK ÇAY ŞÜPHESİ VE RİZE’DE DERİN YARA
Rize’de çay üreticisinin içinde büyüyen bir yara var: Sokakta da sıkça konuşulan, yasa dışı olmasına rağmen gündemden düşmeyen kaçak kuru çay tartışması ve bu konudaki derin şüpheler. Bu belirsizlik ve güvensizlik ortamı, Rize’deki vatandaşlarımızı ciddi anlamda yormakta ve öfkelendirmektedir. Bu nedenle kamu yönetiminin, söz konusu şüpheleri ortadan kaldıracak güçlü bir irade ortaya koyması büyük önem taşımaktadır. Eğer ortada yasa dışı faaliyetler varsa, gerekli operasyonların kararlılıkla yürütülmesi ve sorumluların kim olduğuna bakılmaksızın adalete teslim edilmesi gerekmektedir. Adil, hakkaniyetli ve kararlı bir kamu yönetimi tavrı, hem kamuoyunu rahatlatacak hem de toplumsal güveni yeniden tesis edecektir.
ÇAYKUR’UN ROLÜ VE ÖNEMİ ÇAYKUR
Üreticiyi piyasanın olumsuz şartlarına karşı koruyan önemli bir kurumdur. Taban fiyat uygulamasıyla güvence sağlar ve bölge ekonomisinin ayakta kalmasında kritik rol oynar. Ancak kurumun daha etkin ve daha iyi yönetilmesi gerektiği de açıktır.
ÖZELLEŞTİRME ENDİŞESİ VE STRATEJİK RİSK
ÇAYKUR’un zayıflatılması veya özelleştirilmesi yönündeki olası girişimler, üreticinin tamamen özel sektörün insafına bırakılması riskini doğurabilir. Bu durum, üreticinin kendi toprağında işçi konumuna düşmesine kadar varabilecek sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle kamuoyunun bu konuda bilinçli olması önemlidir.
GELECEKTEKİ RİSKLER VE İHTİYAÇLAR
Mevcut durum devam ederse üretici sayısında azalma, kalite düşüşü, ithal çayın artışı ve çayın pahalı bir ürün hâline gelmesi gibi riskler ortaya çıkacaktır. Bu nedenle köklü bir üretim modeli değişikliğine ihtiyaç vardır.
FIRSATLAR VE YENİ STRATEJİLER
Organik çay üretimi, güçlü markalaşma stratejileri ve çay turizmi önemli fırsatlar sunmaktadır. Rize’de çay temalı etkinlikler, çay demleme yarışmaları ve özel çay mekânları oluşturulabilir. Bu tür projeler hem ekonomik hem de kültürel katkı sağlayacaktır.
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Çay sektörünün sürdürülebilirliği için şu adımlar atılmalıdır:
* Yaş çay fiyatı; gübre, işçilik, nakliye ve makul kâr dikkate alınarak belirlenmelidir.
* Kota ve kontenjan sistemi yeniden düzenlenmelidir.
* Özel sektör için taban fiyat denetimi artırılmalıdır.
* ÇAYKUR liyakat esaslı yönetilmelidir.
* Kuru çayda kalite sınıflandırması şeffaf hâle getirilmelidir.
* Kaçak çayla mücadele güçlendirilmelidir.
* Organik ve ihracata yönelik Türk çayı markası oluşturulmalıdır.
* Çay turizmi ve yerel markalar desteklenmelidir.
SONUÇ
Çay meselesi sadece bir fiyat meselesi değildir. Bu mesele; Karadeniz’in geçimi, Türkiye’nin tarımsal bağımsızlığı ve halkın ortak yaşam kültürüdür. Doğru yönetildiğinde çay, hem üreticiyi kalkındıran hem tüketiciyi koruyan hem de Türkiye’ye güçlü bir marka değeri kazandıran stratejik bir unsur olmaya devam edecektir.




