KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Taşkent Katliamının yıl dönümünde düzenlenen törende Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acıların yok sayılmasına ve görmezden gelinmesine sessiz kalmayacaklarını belirterek, 'Kıbrıs Türk halkının haklarını her platformda anlatmaya ve savunmaya devam edeceğiz' dedi.

Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin en acı olaylarından biri olarak tarihe geçen ve Ağustos 1974'te Taşkent, Terazi, Tatlısu köylerinden alıkonularak katledilen Taşkent Şehitleri, düzenlenen törenle anıldı. Taşkent Şehitler Anıtı'nda düzenlenen törene KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel, Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ, 5'inci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Sebahattin Kılınç, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral İlker Görgülü, Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, bazı bakanlar ve milletvekilleri, kurum, dernek ve siyasi parti temsilcileri, askeri erkan ile şehit aileleri katıldı. Tören, protokol sırasına göre çelenklerin Taşkent Şehitler Anıtı'na sunulmasıyla başladı. Ardından saygı duruşunda bulunuldu, saygı atışı yapıldı ve İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekildi. Törende Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Başkanı Gürsel Benan ile Taşkent Şehit Aileleri Derneği Başkanı Erdinç Erdağlı konuşma yaptı.

'Avrupa Parlamentosu'nda alınan skandal bir kararla adeta Kıbrıslı Türk kayıplar yok sayılmıştır'

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, konuşmasında Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acıların yok sayılmasına ve görmezden gelinmesine sessiz kalmayacaklarını belirterek, 'Kıbrıs Türk halkının haklarını her platformda anlatmaya ve savunmaya devam edeceğiz' dedi. Erhürman, Avrupa Parlamentosu'nda Kıbrıslı Rum kayıplarla ilgili anıt kararı alınırken, Kıbrıslı Türk kayıpların ve Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acıların aynı hassasiyetle ele alınmamasını eleştirdi. Bunun 'kabul edilemez bir çifte standardı' ortaya koyduğunu ifade eden Erhürman, 'Avrupa Parlamentosu'nda alınan skandal bir kararla adeta Kıbrıslı Türk kayıplar yok sayılmıştır' dedi. Yıllar içerisinde yapılan açıklamalar, ortaya çıkan itiraflar ve tanıklıkların Taşkent'te yaşananları açık şekilde ortaya koyduğunu kaydeden Erhürman, Kayıp Şahıslar Komitesi tarafından yıllardır yürütülen çalışmaların kayıpların araştırılması ve ailelerin acılarının bir nebze olsun dindirilmesi amacıyla sürdürüldüğünü belirtti. Erhürman, buna rağmen Avrupa Parlamentosu'nda alınan kararın söz konusu çalışmaların ortaya koyduğu gerçekleri yeterince dikkate almamasının, Kıbrıs'taki gerçekliğin 'eksik, yanlı ve tarafgir' bir biçimde değerlendirildiğini gösterdiğini söyledi.

Taşkent, Terazi ve Tatlısu şehitlerini andı

Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesi tarihinin acı dolu sayfalarından biri olan Taşkent şehitlerini saygı ve minnetle andıklarını ifade eden Erhürman, Taşkent, Terazi ve Tatlısu köylerinden toplanan masum insanların esir alındığını ve ardından kurşuna dizilerek katledildiğini söyledi. 'Burada yatan her bir şehidimiz Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinde yaşadığı acıların ve ödediği ağır bedellerin en somut göstergesidir' diyen Erhürman, Taşkent'te yaşananların üzerinden yıllar geçmesine rağmen Kıbrıs Türk halkının uğradığı katliamların uluslararası alanda hak ettiği şekilde ele alınması konusunda halen ciddi eksiklikler bulunduğunu kaydetti. Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin güvenlik içerisinde ve onurlu bir şekilde bu topraklarda yaşayabilmek için verildiğini belirten Erhürman, Taşkent'te hayatını kaybeden şehitlerin de bu mücadelenin en ağır bedellerinden birini ödediğini ifade etti.

'Torunlarımıza güvenle yaşayabilecekleri bir ülke bırakacağız'

Kıbrıs Türk halkının tarih boyunca varlığını, kimliğini, özgürlüğünü ve geleceğini korumak için büyük mücadeleler verdiğini ve ağır bedeller ödediğini dile getiren Erhürman, 'Bugün onların huzurunda bizlere düşen görev çok çalışarak çocuklarımıza ve gelecek nesillere adil, güzel, huzurlu ve güvenli bir ülke bırakmaktır. Gelecek kuşakların aynı acıları yaşamaması için çok çalışacak ve çocuklarımıza, torunlarımıza güvenle yaşayabilecekleri bir ülke bırakacağız' dedi. Bu sorumluluğun farkında olduklarını vurgulayan Erhürman, 'Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acıların yok sayılmasına, görmezden gelinmesine sessiz kalmayacak, izin vermeyeceğiz. Şehitlerimizi asla unutmayacak, unutturmayacağız' dedi. Erhürman başta Taşkent, Terazi ve Tatlısu şehitleri olmak üzere Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinde hayatını kaybeden tüm şehitleri rahmet, minnet ve saygıyla andı; hayatta olan gazilere sağlık, huzur ve uzun ömür diledi.

Benan: 'Bu acı KKTC'nin ortak acısıdır'

Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Başkanı Gürsel Benan da Taşkent, Terazi ve Tatlısu köylerinde 15 Ağustos 1974'te yaşananların Kıbrıs Türk halkının hafızasında derin izler bıraktığını belirterek, 'Bu acı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ortak acısıdır' dedi. Benan, 83 kişinin esir kampına götürülecekleri söylenerek evlerinden çıkarıldığını, otobüslere bindirildikten sonra kurşuna dizilerek katledildiğini ve toplu mezarlara gömüldüğünü anlattı. Yaşananların sıradan bir savaş veya çatışma olmadığını söyleyen Benan, 'Bu yaşananlar insanlık vicdanını derinden yaralayan bir katliamdır' ifadelerini kullandı. Taşkent, Terazi ve Tatlısu'da yaşananların unutulmaması ve gelecek nesillere aktarılması gerektiğini belirten Benan, o gün yalnızca insanların öldürülmediğini, bir köyün hafızasının susturulmak ve bir halkın geleceğinin karartılmak istendiğini ifade etti. Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acılara rağmen teslim olmadığını ve mücadelesini sürdürdüğünü kaydeden Benan, şehitlerin isimlerinin ve fedakarlıklarının hiçbir zaman unutulmayacağını vurguladı; geçmişin unutulmaması, birlik ve beraberliğin korunması ve vatana sahip çıkılması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin Kıbrıs Türk halkına verdiği desteğin önemine de değinen Benan, şehitlere olan en büyük borcun, uğruna can verdikleri vatana, bayrağa, devlete ve bağımsızlığa sahip çıkmak olduğunu belirtti. Benan, 'Onurlu, adil ve kalıcı bir barıştan yana olmaya devam edecektir. Ancak bu barış eşitliğe, karşılıklı saygıya ve adalete dayanmalıdır' dedi.

Erdağlı: 'Bu, onları son görüşümüz oldu'

Taşkent Şehit Aileleri Derneği Başkanı Erdinç Erdağlı ise 1974'ün ülke tarihinde ve toplumsal hafızada bir dönüm noktası olduğunu belirterek özgürlüğe kavuşmanın sevincinin yanında kaybedilenlerin acısının da halen yüreklerde yaşadığını söyledi. Erdağlı, 15 Ağustos 1974'te Taşkent, Terazi ve Tatlısu köylerinden silah zoruyla toplanan 83 kişinin Limasol'daki esir kampına götürülecekleri söylenerek iki grup halinde köyden çıkarıldığını anlattı. İlk olarak 45, daha sonra 38 kişinin otobüslere bindirilerek ailelerinin çaresiz bakışları arasında götürüldüğünü kaydeden Erdağlı, 'Bu, onları son görüşümüz oldu' ifadelerini kullandı. Erdağlı, sonrasında yaşananların, götürülen ilk grupta yer alan ve saldırıdan sağ kurtulan Suat Kafadar'dan öğrenildiğini belirterek,katliamı araştırmak üzere bölgeye gitmek isteyen Birleşmiş Milletler yetkililerinin Rum otoriteler tarafından bölgeye alınmadığını söyledi. Rum yönetiminin katliamlarla ilgili sorumluluk üstlenmediğini söyleyen Erdağlı, uzun süren 'karartma ve inkar döneminin' ardından şehitlerin kalıntılarına yıllar sonra ulaşılabildiğini, ancak 2 şehidin kalıntılarının halen bulunamadığını ifade etti. Kayıp şehitlerin bulunması için girişimlerini sürdüreceklerini belirten Erdağlı, şehitler ve aileleri için yıllardır adalet arayışı içinde olduklarını söyledi. 'Adalet arayışı intikam arayışı değildir' diyen Erdağlı, amaçlarının hakikatin ortaya çıkarılması ve sorumluların hesap vermesi olduğunu kaydetti. Anma törenlerinin geçmişi hatırlamanın yanı sıra benzer acıların bir daha yaşanmaması yönündeki ortak sorumluluğu da hatırlattığını ifade eden Erdağlı, konuşmasının sonunda tüm şehit ve gazileri minnetle andı.

Tören, şehitliğin ziyaret edilmesiyle sona erdi.

MHP İl Başkanı Uygun güven tazeledi
MHP İl Başkanı Uygun güven tazeledi
İçeriği Görüntüle

Taşkent, Tatlısı ve Terazi Şehitleri

Taşkent, Tatlısu ve Terazi köylerinde yaşayan ve aralarında çocukların da bulunduğu 83 Kıbrıslı Türk, evlerinden alınarak bir gece köydeki Rum ilkokulunda tutulmuş, ertesi gün Limasol'daki esir kampına götürülecekleri belirtilerek otobüslerle köyden çıkarılmıştı. Köylüler daha sonra iki ayrı noktada Rum silahlı grupları ve EOKA-B militanları tarafından kurşuna dizilmiş, olaydan yalnızca Suat Kafadar sağ kurtulmuştu. Kayıp olarak aranan şehitlerin kalıntılarına 2007 yılında, 33 yıl sonra ulaşılmış, kimlik tespitlerinin tamamlanmasının ardından şehitler 2014 ve 2016 yıllarında düzenlenen törenlerle Taşkent Şehitliği'ne defnedilmişti.

Kaynak: İHA