“50 gram Amerikan tütününün 150 TL olduğu bir senaryoda, bir tiryakinin 5 günlük sigara harcamasıyla, 4 kişiden oluşan bir ailenin bir aylık çay tüketimi karşılaştırıldığında önemli bir soru ortaya çıkıyor:
Kaliteli siyah çayın bir kilogramı 750 TL olsa, bu bir aylık çay harcaması tüketici için gerçekten karşılanamaz bir yük mü olur”?
Türk çaycılığının kurtuluşu bir kalite dönüşümünden geçiyor.
Türk çaycılığının geleceği açısından artık görmezden gelemeyeceğimiz bir gerçekle karşı karşıyayız. Kaliteli yaprak, kaliteli siyah çay ve kaliteli taban fiyat üçgeninde bir dönüşüm gerçekleştiremezsek çok uzun sayılmayacak bir vade içerisinde çay bahçelerimizin terk edilmesiyle karşı karşıya kalabiliriz.
Bugün düşük yaş çay fiyatları, kalitesiz üretim ve emeğin karşılığını alamayan üretici gerçeği, Türk çaycılığının geleceğini tehdit ediyor. Özellikle gençler, elde edilen maddi gelirle çay tarımına ilgi duymuyor; kendisine ait olan bahçelerine girmekten bile uzaklaşıyor.
Peki, bu gidişata dur diyemezsek ne olacak?
Ürünümüzü kendi ellerimizle değersizleştireceğiz. Çay bahçelerimiz bakımsız kalacak, üretim alanlarımız zamanla ormana dönüşecek. Bir zamanlar binlerce ailenin geçim kaynağı olan çay tarımı, ekonomik geliri az olduğu için gelecek nesillerin sürdürmek istemediği bir uğraş hâline gelecek.
Peki, bu kötü gidişatı değiştirecek bir çözümümüz yok mu?
Çözüm: Devlet destekli kalite dönüşümü ve kademeli taban fiyat sistemi
Öncelikle devletin, Türk çaycılığında gerçekleştirilecek bu dönüşümü bütün yönleriyle desteklemesi gerekiyor. Ancak burada üreticinin yalnızca daha kaliteli çay üretmesi istenmemeli; bu dönüşümün getireceği maliyetler de karşılanmalıdır.
Kalite dönüşümüne genel bahçelerde yapılması imkansıza yakın coğrafı konumu vs. uygun çay bahçeleri belirlenmeli, bu bahçelerde verim ve kaliteyi artıracak çalışmalar yapılmalıdır. Dönüşüm sürecinde yaşanabilecek ürün kayıpları ve bahçelerin yenilenmesinden kaynaklanan maliyetler, devlet tarafından verilecek desteklerle teşvik edilerek maliyetler ve ürün kaybı bedeli telafi edilmelidir.
Elbette bütün bahçelerin dönüşüme tabi tutulması mümkün olmayabilir. Bu nedenle uygun bahçeler belirlenerek % 5 veya aşamalı bir dönüşüm programı uygulanmalıdır.
Hedeflenen sonuca varıldığında, kaliteli yaprağı teşvik eden kademeli bir taban fiyat sistemine kesinlikle geçilmelidir. Üreticiye, daha kaliteli yaprak ürettiğinde daha yüksek gelir elde edeceği açık ve güvenilir bir sistem sunulmalıdır.
Böylece üretici kaliteye yönelirken sanayi de daha nitelikli ham maddeye kavuşacak; Türk siyah çayı hem iç piyasada hem de uluslararası pazarlarda kalite bakımından mesafe alabilecektir.
30 TL'lik yaş Çay yaprak yerine 75 TL'lik kaliteli yaş çay yapragı neden olmasın?
Bugün 30 TL civarında yaş yaprak alıp 300 TL civarında siyah çay satmayı esas alan bir anlayış yerine, neden 75 TL'ye kaliteli yaş yaprak alıp mesela 750 TL'ye kaliteli siyah çay satabileceğimiz bir sistem sektör olarak neden kurulmasın?
Elbette bu rakamlar bir piyasa tahmini değil, Türk çaycılığında kalite ve değer ilişkisini anlatmak için ortaya koyduğumuz örneklerdir.
Ancak şu gerçeği de görmeliyiz: Kaliteli siyah çayın değerini yükseltmeden kaliteli yaş yaprağın değerini kalıcı biçimde yükseltmek kolay değildir.
Bir aylık çay harcaması mı, bir günlük tütün harcaması mı?
Tüketim alışkanlıklarına da farklı bir pencereden bakmalıyız.
Örneğin, 50 gram Amerikan tütününün 750 TL olduğu bir senaryoda, bir tiryakinin 5 günlük harcamasıyla, bir ailenin bir aylık çay tüketimi karşılaştırıldığında önemli bir soru ortaya çıkıyor:
Kaliteli siyah çayın bir kilogramı 750 TL olsa, bu bir aylık çay harcaması tüketici için gerçekten karşılanamaz bir yük mü olur?
Bu sorunun cevabı, fiyatı artırmak değil; tüketiciye gerçekten kaliteli, güvenilir ve değerini hak eden bir ürün sunmaktır.
Çünkü kaliteli bir ürünün karşılığı olan fiyat, yalnızca sanayicinin kazancını değil, o ürünü yetiştiren çiftçinin geleceğini de belirler.
Siyah çayın değeri yükselirse yaş yaprağın değeri de yükselir!
Unutmayalım: Kaliteli siyah çayın ekonomik değeri arttıkça, bu değeri oluşturan kaliteli yaş yaprağın da değer kazanması için güçlü bir zemin oluşur.
Üretici, bahçesinden elde ettiği ürünün karşılığını aldığında bahçesine sahip çıkar. Gençler, çay tarımında bir gelecek ve geçim imkânı gördüğünde ailelerinin üretim geleneğini sürdürmeye daha istekli olur.
Türk çaycılığının geleceği, daha fazla yaş yaprak üretmekten önce, daha kaliteli yaprak üretmek ve bu kaliteyi hak ettiği ekonomik değere dönüştürmekten geçiyor.
Devlet, ÇAYKUR, özel sektör ve üreticiler bu dönüşümün sorumluluğunu birlikte üstlenmelidir.
Çay bahçelerini yalnızca bugünün üretim alanları olarak görmeyelim. Onlar, bölgemizin ekonomik geleceği, ailelerimizin geçim kaynağı ve gelecek nesillere bırakacağımız tarımsal mirastır. Unutmayalım bu bölgede Çayın alternatifi maalesef Çay dır.
Kurtuluşun reçetesi, Kaliteli yaprak, kaliteli siyah çay ve kaliteli taban fiyat…
Bu üçlü arasında doğru dengeyi kurabilirsek Türk çaycılığında yeni bir dönem başlatabiliriz. Kuramazsak kaybedeceğimiz yalnızca çayımızın kalitesi değil, çay tarımının geleceği olacaktır.
Emin Kanbur
Rize Ziraat odası Bşk. Ad.