Rize’de ziraat denildiğinde akla ilk gelen çaydır. Çünkü çay, yalnızca bir tarım ürünü değil; tarladan fabrikaya, sanayiden ticarete, pazardan bölge ekonomisine uzanan büyük bir ekosistemin merkezidir.
Ancak unutulmaması gereken temel bir gerçek var: Tarım yoksa sanayi de yoktur, pazar da yoktur.
Çay ekonomisinin geleceği, öncelikle çay üreticisinin ve çay tarımının geleceğine bağlıdır.
Yüzyıla yaklaşan Türk çaycılığı, önemli bir birikim oluşturdu. Fakat geçen zaman içinde üretim yapımız, tarımsal uygulamalarımız ve sanayi-üretici ilişkilerimiz çeşitli deformasyonlara uğramış olması bir gerçektir.
Asıl mesele ise üreticinin temsilidir.
Üreticiyi temsil etmek, yalnızca sorunlarını dile getirmek değildir. Üreticinin yarınını düşünmek, yeni fikirler üretmek ve geleceğin tarımını bugünden planlamaktır.
Bu nedenle sivil toplum kuruluşlarına, üretici örgütlerine ve bölge ziraatını temsil eden tüm yapılara büyük görev düşüyor.
Artık aynı sorunları tekrar tekrar konuşmak yerine yeni sorular sormalıyız:
Çay tarımını nasıl daha verimli ve sürdürülebilir hale getirebiliriz? Üreticinin emeğinin karşılığını nasıl artırabiliriz? Gençleri tarıma nasıl yeniden kazandırabiliriz?
Ve en önemlisi, Rize ziraatını gelecek nesillere nasıl daha güçlü aktarabiliriz?
Bunun için yeni bir bakış açısına, yeni fikirlere ve yenilikçi bir temsil anlayışına ihtiyaç var.
Çünkü mesele yalnızca çay değildir.
Mesele üreticidir, emektir, topraktır, sanayidir ve Rize’nin geleceğidir.
Güçlü çay sanayisinin yolu güçlü tarımdan; güçlü tarımın yolu ise güçlü, etkin ve yenilikçi üretici temsilinden geçer.
Artık yeni bir perdeyi aralamanın zamanı geldi.
Emin Kanbur / Araştırmacı Yazar