İnsanın hayatını kabaca üç ana bölüm belirler: iş hayatı, özel hayat ve sosyal hayat.

İş ve özel hayatımızı ne kadar dengeli yürütürsek yürütelim, bir süre sonra hayatın içinde tekrarlar başlar. Aynı işler, aynı sorumluluklar, aynı mekânlar…

İşte tam bu noktada sosyal hayat devreye girer.

Çünkü sosyal hayat, hayatımızdaki tekrarları kıran, bize yeni insanlar, yeni mekânlar, yeni heyecanlar ve unutulmayacak anlar kazandıran alandır.

Ama burada çok önemli bir ayrım var:

Ya sosyal hayat seni kontrol eder ya da sen sosyal hayatını kontrol edersin.

Eğer sosyal hayat seni kontrol etmeye başlarsa, insan farkında olmadan bir girdabın içine sürüklenebilir. Zamanını, enerjisini ve yaşam biçimini başkalarının belirlediği bir düzenin parçası hâline getirebilir.

Ama sosyal hayatını sen kontrol ediyorsan, işte o zaman mesele değişir.

Kendine iyi gelen, seni geliştiren, sağlığını ve ruhunu besleyen bir yaşam alanı oluşturursun.

Ben yaklaşık otuz beş kırk yıldır doğa sporlarının, zirve tırmanışlarının, doğa fotoğrafçılığının ve fotoğraf eğitimlerinin içerisindeyim. Son yıllarda buna yüzme seanslarını da ekledim.

Geriye dönüp baktığımda şunu çok net görüyorum:

Sosyal hayat sadece zaman geçirmek değildir. Sosyal hayat, hayatı zenginleştirmektir.

Doğada yürümek, bir zirveye ulaşmak, fotoğraf çekmek, yüzmek, yeni insanlarla tanışmak, yeni bir yer keşfetmek… Bunların her biri insanın hayatına yeni bir pencere açıyor.

Üstelik bunların çoğu birbirinin tekrarı değil.

Bu nedenle yıllardır eğitim verdiğim arkadaşlarıma şunu söylüyorum:

Sosyal alanınızı boş bırakmayın.

Çünkü insan hayatında oluşan boşluk, er ya da geç başka şeylerle dolar.

Mesele sadece uzun yaşamak değil.

Sağlıklı, üretken, hareketli ve güzel anılar biriktirerek yaşamak.

Benim Kırk yıllık doğa sporları ve fotoğrafçılık serüvenimden çıkardığım en önemli derslerden biri budur:

Hayatınızı sadece çalışarak ve sorumluluklarınızı yerine getirerek tüketmeyin. Kendinize yaşayacak alan da bırakın.

Çünkü hayat, tekrar eden günlerin toplamından değil; biriktirdiğimiz güzel ve eşsiz anlardan oluşur.

Emin Kanbur / Araştırmacı Yazar