Mart’ın hüzünlü vedasının ardından kapımızı çalan Nisan, özellikle de ilk günüyle, yüzyıllardır anlamı tartışılan, farklı yorumlara konu olmuş özel bir zamandır.

Ni̇san 1 Foto

Dünya genelinde “şaka günü” olarak bilinen 1 Nisan; bireylerden medyaya, hatta büyük şirketlere kadar uzanan geniş bir sahnede, türlü oyunların sergilendiği bir güne dönüşmüştür.

Çocukluğumuzun o saf ve neşeyle dolu günlerinde, 1 Nisan yaklaşırken içimizi tatlı bir heyecan sarardı. Arkadaşlarımıza yapacağımız şakaların planlarını kurar, o gün geldiğinde ise fırsat kollayan birer küçük oyunbaz gibi harekete geçerdik. Kimi zaman yüzlerde masum bir tebessüm bırakan bu şakalar, kimi zaman ölçüyü aşar, “eşek şakası” diye anılan kırıcı hâllere bürünürdü. Şakaya maruz kalan kişi, gerçeği öğreninceye dek ya büyük bir sevince kapılır ya da derin bir üzüntü yaşardı. Hakikat ortaya çıktığında ise duygular yer değiştirir; sevinç yerini kırgınlığa, hatta zaman zaman öfkeye bırakırdı.

Belki de bunun temelinde, yeterince sorgulamayan bir toplum yapısına sahip oluşumuz yatıyordu. İletişimin sınırlı olduğu dönemlerde bilgiye ulaşmak zordu; kulaktan dolma bilgiler, çoğu zaman sorgulanmadan kabul edilirdi. Bugün ise teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişti, iletişim araçları çoğaldı. Peki, her şey gerçekten düzeldi mi? Ne yazık ki hayır. Bu kez de bilinçsiz kullanılan teknolojinin sonucu olarak bilgi kirliliğiyle yüz yüze geldik. Bilgiye ulaşmak kolaylaştıkça, yanlış bilgiye inanmak da bir o kadar yaygınlaştı.

İşte “1 Nisan şakası” da, belki de sorgulanmadan kabullenilen bu ritüellerden biridir. Yıllar boyunca şaka üstüne şaka yaptık. Ancak hiç durup düşündük mü: Bu günün kökeni nedir, nasıl ortaya çıkmıştır?

Bu sorunun izini sürmeyi kendime bir sorumluluk bildim. Araştırmalarım sonucunda karşıma çıkan en yaygın görüş, 16. yüzyıl Avrupa’sına uzanmaktadır. Rivayete göre Fransa’da Kral IX. Charles, 1564 yılında yılbaşını 1 Nisan’dan 1 Ocak’a almıştır. Gregoryen Takvimi’nin kabulüyle bu değişiklik zamanla yayılmıştır. Ancak iletişimin yavaş olduğu o dönemde, bu değişiklikten haberdar olmayanlar yeni yılı hâlâ Nisan başında kutlamaya devam etmiştir. Bunun üzerine bazı kişiler, bu insanları alaya almak amacıyla sahte hediyeler gönderip çeşitli şakalar yapmaya başlamış; böylece “Nisan Aptalları” kavramı doğmuştur.

Bir başka rivayet ise daha da eskiye, antik çağlara uzanır. Baharın gelişini kutlayan festivallerde insanlar kılık değiştirir, birbirlerini taklit eder ve çeşitli şakalarla eğlenirdi. Antik Roma’daki Hilaria şenlikleri ve Hindistan’daki bahar festivalleri de bu geleneğin örnekleri arasında gösterilir. Zamanla bu eğlenceli ritüellerin ‘1 Nisan’ şakalarına dönüştüğü ifade edilir.

Sonuç olarak, 1 Nisan sadece masum bir eğlence günü değil; aynı zamanda geçmişten günümüze taşınan bir kültürün, bir alışkanlığın ve belki de sorgulamadan kabullenişin yansımasıdır. Gerçek ile yanılsama arasındaki ince çizgide yürüdüğümüz bu günde, belki de en büyük şaka, hakikati göz ardı etmektir.

Bu hakikati ortaya koymak adına aşağıdaki bilgileri paylaşmak istedim.

1 NİSAN’IN GERÇEK YÜZÜ

15. yy’ın sonlarında Endülüs topraklarında Müslümanların son kalelerinden biri Haçlı ordusu tarafından kuşatılır. Kış şartlarına rağmen uzun süre direnen kale halkı, zamanla zor duruma düşer. Bunun üzerine Haçlı komutanı, farklı bir yöntem dener.

31 Mart gecesi kalenin önüne gelir. Bir elinde Kur’an, diğer elinde İncil olduğu hâlde, her iki kutsal kitap üzerine yemin ederek şöyle der: “Teslim olursanız, bu gece size dokunulmayacaktır.”

Bu sözlere güvenen kale halkı, canlarının bağışlanacağı umuduyla teslim olur. Ancak ertesi sabah, yani ‘1 Nisan’da, komutan verdiği sözden geri döner ve katliam emri verir. Dehşet içindeki Müslümanlar, verilen sözün hatırlatılması üzerine şu cevabı alır: “Benim sözüm dün gece içindi, bugün için değil.”

Haçlı kumandanının sözüne itimat eden Müslümanlar, ihanete uğradıklarını öğrendiğinde artık çok geçtir. Ve tüm Müslümanlar hemen orada şehit edilir.

Bugün geldiğimiz nokta ise son derece vahim. ‘Hile günü’ olan ‘1 Nisan’ı hâlâ “şaka günü” olarak kutlamaya devam ediyoruz.

Acaba biz gerçekten sadece bir şaka mı yapıyoruz, yoksa farkında olmadan bir geleneği mi yaşatıyoruz?

Belki de asıl mesele, ‘1 Nisan’ı kutlayıp kutlamamak değil; duyduğumuz, öğrendiğimiz ve alışkanlık hâline getirdiğimiz her şeyi sorgulayıp sorgulamadığımızdır. Peki, sorarım sana: “Bu bilgileri öğrendikten sonra yine 1 Nisan şakasına devam edecek misin?”

Ve bu makale Nisan 1 şakası değil gerçeğin ta kendisidir.