Adı Zeliha, olarak başladı hayatın ilk evrelerine, sonra yaşar mı yaşamaz mı derken Yaşar, eklendi adına...
Bir ara Nezihe oldu, Yaşar Nezihe. Sonrasında da ‘Bükülmez’ soyadını aldı, yaşadığı gibi.
Nereden geldi önümüze derseniz; ilk 1 Mayıs şiirini yazan oydu.
Tam anlamıyla da haramilerin düzenine kafa tutan bir kadın, olarak anmak yerinde olur.
Evet, adı Zeliha'ydı. Beş çocuklu yoksul bir ailenin kızı olarak, İstanbul Silivrikapı’da, 14 Ocak 1882’de dünyaya geldi. Ailesi ile o dönem herkeste olduğu gibi hayatları çok zordu.
Bir yandan açlık, bir yandan hastalık. Hastalıklar kardeşlerini birer birer yanından aldı. Ailenin tek çocuğu kaldı.
Yaşasın diye adına ad eklediler ve adı, Yaşar Zeliha oldu.
Nitekim hayat başladı derken 6 yaşında annesini kaybetti. Yatalak bir teyze ile sarhoş bir babanın himayesinde tek başına kaldı. Kendini sokaklara attı, yaşamı adımları.

Küçük yaşta, emeği, sömürüyü, haksızlıkları gördü... Okumaya karar verdi. Ama babası izin vermedi.
Babasından gizli okula gitti... Babasına rağmen öğretmenine, "Ben öksüzüm hoca efendi, beni okutunuz" dedi, direndi.
Sonuçta okula kayıt oldu. Bunu duyan babası evden kovdu. Yine pes etmedi, komşuları sahip çıktı.
Bütün bunlara karşın sadece bir yıl okulda kalabildi. Sonra kendi kendine, hocası olmadan kendi başına okudu. Okudu, büyüdü...
Çalıştı, kazandı, kitap aldı, okuyordu. Kur’an-ı hatim etti. Annesinin yadigarı başörtüsünü hiç çıkarmadı.
Osmanlıcayı da iyi kullanıyordu. Şiire merak sardı.
Cumhuriyet ile birlikte yeni alfabeye de uyum sağladı.
Şiirler, kitaplar yazdı. Eğitimsiz olmasına rağmen yazıları büyük ilgi gördü.
Dönemindeki birçok eğitimli yazardan daha etkiliydi.
Hep yazdı.
Halkı yazdı.
Emeği yazdı.
Muhalif dergilerde, emekteki sömürüyü yazdı. Yazdıkça başı derde girdi.
Yazdıkları sayesinde 1925-1927 yılları arasında defalarca tutuklandı.
Bu tutuklamalarında, Nazım Hikmet Ran gibi dönemin ünlü sosyalistleriyle aynı şekilde sorgulandı.
Amele Derneği'ne üye oldu.
Grevleri destekledi.
Nerede haksızlık var, yüreği de kalemi de oradaydı.
Hiç eğilmedi, hiç bükülmedi.
O yüzden de soyadı kanunu ile ‘Bükülmez’ soyadını aldı.
**

İşte bakın, 1 Mayıs geldi yine. İşçi Bayramı, Emekçinin Bayramı, Dayanışmanın Bayramı... Yine yasaklar, yine engellemeler.
Yaşar Zeliha, Türkiye'de 1 Mayıs'ın İşçi Bayramı olarak kutlanması için çok mücadele etti. Özellikle Cumhuriyet döneminde 1 Mayıs'ın yasaklanmasına çok büyük tepki gösterdi.
1 Mayıs'ın İşçi Bayramı isminin, ‘Bahar ve Çiçek Bayramı’ olarak değiştirilmesine isyan etti. Yine yazdı, hep yazdı.
Türkiye'de 1 Mayıs için şiir yazan ilk şair oldu. 1923 yılında kaleme aldığı o şiirin mısraları şöyleydi:
“Ey işçi...
Bugün hür yaşamak hakkı seninken,
Patronlar o hakkı senin almışlar elinden...
Sa’yınla edersin de ‘tufeyli’leri zengin,
Kalbinde niçin yok ona karşı yine bir kin?
Rahat yaşıyor, işçi onun emrine münkâd;
Lakin seni fakr etmede günden güne berbâd.
Zenginlere pay verme, yazıktır emeğinden.
Azm et de esaret bağı kopsun bileğinden.
Sen boynunu kaldır ki onun boynu bükülsün.
Bir parça da evlatlarının çehresi gülsün.
Ey işçi,
Mayıs birde, bu birleşme gününde şüphe bugün kalmadı bir mani önünde.
Baştanbaşa işte koca dünya hareketsiz;
Yıllarca bu birlikte devam eyleyiniz siz.
Patron da fakir işçilerin kadrini bilsin
Ta’zim ile, hürmetle sana başlar eğilsin.
Dün sen çalışırken bu cihan böyle değildi.
Bak fabrikalar uykuya dalmış gibi şimdi.
Herkes yaya kaldı, ne tren var, ne tramvay,
Sen bunları hep kendin için şan-ü şeref say.
Bir gün bırakınca işi halk şaşkına döndü.
Ses kalmadı, her velvele bir mum gibi söndü.
Sayende saadetlere mazhar beşeriyet;
Sen olmasan etmezdi teali medeniyet.
Boynundan esaret bağını parçala, kes, at!
Kuvvettedir hak, hakkını haksızlara anlat.”
*
Hayatı yaşamaya çalışırken üç kez evlendi.
İlk eşi, ‘Yaşar Zeliha’ ismini beğenmedi. ‘Yaşar Nezihe’ oldu... İlk eşini kaybetti, diğerlerinden boşandı.
Hem sosyalist, hem başörtülüydü. İlkelerinden hiç taviz vermedi. Ama bu tavizsizliğin bedeli de ağır oldu.
Hayatının son günlerinde çok geçim sıkıntısı çekti. Geliri sadece babasından kalan 42.5 Kuruşluk emekli maaşıydı.
Aç kaldı...
Sonunda dayanamadı Ankara'ya bir isyan mektup yazdı:
"Rahmetli pederimden emanet kağıt para olarak 42.5 kuruş, kırk on beş de para veriyor. Bu para ile bu hayatı sürüklemek mümkün değil. İhtiyar bir kadınım, evvelki gibi çalışamıyorum. Gözlerim görmüyor. Yağsız en kuvvetli makineler bile işlemez. Hayatım daima açlık ve acılar içinde geçiyor. Açlık alçaklık değildir. Uzun müddet bu hale tahammül mümkün değil. Bir gün haber-i vefatım işitilirse açlıktan öldüğüme herkesin vicdanı emin olsun."
Ankara'dan ses çıkmayınca, bu mektubu gazetelere yolladı. Bir kaç muhalif gazete yayınladı. Olay oldu. Ankara çok kızdı.
Hakkında soruşturmalar açıldı ve bu durumdayken 5 Kasım 1971’de sefalet içinde öldü.
Sessiz sedasız, İstanbul’da Küçükyalı Altıntepe Mezarlığı’nda gömüldü. Hala orada, sonsuz istirahatinde.
*
Yaşar Zeliha/Nezihe Bükülmez, tarihi tespit edilemeyen Akşam ve Tanin Gazetelerinde yayınlanan yaşamöyküsünde şöyle anlatıyordu kendini:
“Silivrikapı’da, Baruthane Yokuşu üzerindeki Hünkâr İmamı Sokağı’ndaydı evimiz. Evimizin yakınındaki dere kenarlarından papatya, ısırgan otu, deve dikeni, ebegümeci tohumları toplayarak aktarlara satıp, kazandığımın kırk parasını mahalle mektebinin hocasına, kırk parasını da kalfaya vererek bir süre okuma isteğimi doyurmak için çabaladım. Fakat bu şekilde ancak bir yıl mahalle mektebine devam edebildim. Aldığım eğitim bu kadardır. Yaşamım süresince geçimimi sağlamamda büyük ölçüde yardımcı olacak dikiş, nakış bilgisini de yine bu dönemde komşu kızlarından edindim. Edebiyatı, aruzla şiir yazmayı da kendi kendime öğrendim.
1896 yılında 14 yaşındayken Ahmet Rasim’in çıkardığı “Hanımlara Mahsus Malûmat” adlı kadın gazetesinde Leyla Feride imzasıyla yazılmış bir şiiri okudum, çok beğendim. Ben de öyle şiirler yazmak istedim. Ve şiir yazmaya böyle başladım.
İlk şiirlerimi Mazlume veya Mahmure takma adlarıyla yayımladım. 1901 yılında Terakki gazetesinde yazmaya başladım. ‘Hanımlara Mahsus Gazete’nin adeta daimi yazarı oldum. ‘Sabah’, ‘Menekşe’, ‘Kadın Yolu’ ve ‘Kadınlar Dünyası’ gibi dergilerde de yıllarca şiirlerim yayımlandı. 1923 yılı Mayıs ayında Bir Mayıs adlı şiirimi yazdım. Aydınlık dergisinde yayımlandı. Dört dosya dolusu şiirlerim var.”
*
Uğruna mücadele verdiği milyonlar adını bile duymadı... Ve elbet ki özellikle duyurulmadı. Kimse anmadı...
Adı hiç anılmadı... Yaşar Zeliha Bükülmez, sanki hiç yaşamadı.
Emeğin, emekçinin hakkına el uzatmadan da adını anmadan durmamak, durmadıkça duyurmak gerek...
Bu diyarlardan yaşanmışlığıyla gelip geçen, Zeliha adıyla başlayıp, Yaşar Zeliha/Nezihe Bükülmez olarak sonsuzluğa uzanan o eğilmez, bükülmez yürekli kadının anısına saygıyla...
Ey işçi... Bayramın şen olsun, emeğin kut dolsun. Yaşasın 1 Mayıs...
(Kaynak ve derleme notları: Sedat Kaya, Seren Güneş, Teşekkürler.)
Zeliha ve 1 Mayıs
Ömer ŞAN/Gazeteci/Yazar